HABER

BİFO Leyla Gencer'i Bu Yıl Salome ile Andı

02.04.2013


Paylaş:

Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası (BİFO) ‘Leyla Gencer Anısına' verdiği geleneksel konser için bu yıl Richard Strauss'un Salome operasını seçti. İlk sahnelendiği günden itibaren opera tarihinin kült yaratılarından birine dönüşen Salome'nin -Salome isminin geçmediği- İncillere dayanan öyküsünü Gustav Flaubert üzerinden işlemiş İrlandalı yazar Oscar Wilde. Geç Romantik ve erken modern çağların usta bestecisi Richard Strauss ise Wilde'ın trajedisinden Salome adlı tek perdelik ‘acayip' operasını ortaya çıkarmış. Opera, üvey kızı Salome'nin meşhur Yedi Tül Dansı'yla oyuna gelen Yahudiye Kralı Herod'un kızı ve karısının baskılarına dayanamayıp Vaftizci Yahya'nın kellesini alması öyküsüne dayanıyor. İncillerde Salome'nin adı geçmediği gibi yapılan dansın Yedi Tül Dansı olduğu bilgisi de yer almıyor; bu ‘fantezi', Hıristiyan mitolojisinin katkısı. Strauss'un operayı yazdığı 1905 yılından itibaren öyle meşhur olur ki bu dans, operanın dışına taşıp Mata Hari'den Rita Hayworth'a kadar pek çok ünlü dansçı ve aktrisin kariyerine de damga vurur.  


‘Leyla Gencer Anısına' konserinde Salome'yi yorumlamak kanımca cesur bir seçimdi. Sonundaki o meşhur sforzando akoruyla disonansın zirvesine ulaşan, içinde pek çok uyumsuz akor barındıran partisyonuna rağmen Salome, baştan çıkarıcı ezgilerle yüklü, son tahlilde dinlemesi nispeten rahat 20. yüzyıl operalarından biri olarak görülebilir ama o akşam konsertant icra edildiği düşünülecek olursa bu çağın eserlerine genellikle mesafeli davranan izleyicimiz için yine de çetin ceviz hükmünde bir eserdir. Nitekim Lütfi Kırdar'da o akşam, diğer konserlerdekinden daha çok sayıda boş koltuk göze çarpıyordu. Konserin normal saatte bitmesine rağmen ilk alkıştan sonra akın akın gidenler de cabası...  

O akşam elbette tüm gözler, Salome rolünü seslendiren Alman soprano Nadja Michael üzerindeydi. Michael, bu eserin yakın dönemdeki en çarpıcı prodüksiyonlarından birine imza atan rejisör David McVicar'ın Covent Garden Operası'ndaki Salome'siydi. İzleyicinin kanını donduran bu bol kanlı Salome ile Michael 2010 yılında epeyi sükse yapmıştı. Michael, McVicar rejisinde başarıyla ete kemiğe büründürdüğü ‘ruh hastası psikopat' tarzındaki okumasını İstanbul'daki konsertant icraya da sahne koşulları elverdiğince taşıdı. Üzerindeki kırmızı tuvaleti, onu ilk izlediğim bu kanlı rejiyi aklıma mütemadiyen getirmedi değil. Olağanüstü genişlikteki sesini Lütfi Kırdar'ın en kuytu köşelerine kadar saldı. O incecik bedenden bu volümün nasıl çıktığını, tüm gücüyle forte yapan orkestranın üzerinden nasıl süzüldüğünü, boşlukların gözeneklerin nasıl da bu kadar açıldığını anlayabilmem mümkün olmadı. Michael her ne kadar bu rolün geçmişteki dudak uçuklatan yorumcuları Birgit Nilsson veya Teresa Stratas'ın yanına hiçbir surette yaklaşamazsa da günümüzde bu rolü en iyi yorumlayan şancıların başında geldiği muhakkak. Herodes rolündeki tenor Thomas Moser de tıpkı Michael gibi McVicar rejisinde rol almış deneyimli bir şancı. Vokal performansı yeterliydi Moser'in, partisini sadelikle yorumladı. Maryinski solisti mezzosoprano Larissa Diadkova ise tam tersine, rolün de gerektirdiği tarzda abartılı nüanslarla, yaşını ele veren düşüşe geçmiş sesiyle yorumladı partisini. Trajik figür Narraboth ise tenor Peter Sonn tarafından müthiş yorumlandı; gecenin sürpriz yıldızıydı desek yeridir Sonn için. Sonn gecenin yıldızlarındansa Yahya'yı seslendiren bariton Morten Frank Larsen de gecenin hayal kırıklığıydı besbelli. Karnına kaçmış izlenimi veren kısık ve sürekli detone olan sesiyle adeta kayboldu Larsen. Mahzenden geliyor hissi uyandırması için kulis kapısına yakın konumlandırılan Larsen, çukurda değil sahne üzerindeki orkestranın sesini bastırmasıyla iyice duyulmaz oldu. Belki de rahatsızdı o akşam Larsen çünkü iyi bir kariyere sahip bir şancı ama bıraktığı izlenim hiç de iyi değildi. Öte yandan, Yahudiler ve Nasıralıların 10 dakikayı bulmayan partileri için Türkiye'den şancı bulunamamış mı ki bu kadar insan yurtdışından getirilmek zorunda kalınmış acaba diye sormadan edemedim.   

Saadet İkesus Altan ve Ulvi Cemal Erkin'in libretto çevirisi ne kadar da anlamlı ve güzeldi. Salome'nin ‘Bu kadın benim anamdır' cümlesinde olduğu gibi, bugünkü çevirilerde rastlanmayacak birtakım otantik ifadeler hoştu. Akıcı üstyazı sistemi sayesinde dinleyiciler hiçbir sıkıntı duymadan bu kompleks eseri takip edebildiler. Sascha Goetzel yönetimindeki BİFO her türlü takdiri hak ettiğini ispatlayan bir performans sundu. Yine çok iyi çalışılmış ve üstün motivasyonla çalınmış bir icraydı o akşam dinlediğimiz. Zirve anları gayet net ve etkileyici biçimde vurgulandı. Goetzel solistleri bastırmamaya (Kaldı ki, eser boyunca Michael'i bastırmak imkansız, Larsen'i öne çıkarmak ise üstün gayret istiyordu) özen gösteren duyarlı bir yönetim sergiledi. Yedi Tül Dansı, oryantal etkilerin öne çıkarıldığı, baştaki ve sondaki tempoların kontrastının iyi vurgulandığı bir gösteriye dönüştü.  

Sascha Goetzel yönetimindeki BİFO 20 Mart 2014 tarihinde vereceği bir sonraki Leyla Gencer anma konserinde Puccini'nin Tosca operasını konsertant olarak sahneleyecek.    

BİFO'nun Leyla Gencer'i neden, onun kariyeri boyunca imzasını attığı operalardan biriyle anmayı tercih etmediği yolundaki sorulara sıklıkla muhatap oluyorum. Borusan Kültür Sanat Genel Müdürü Ahmet Erenli'nin program kitapçığının başındaki satırları, bu eleştirileri yanıtlar nitelikte: ‘Leyla Gencer'e adadığımız ilk konseri yapmadan önce, onu nasıl anacağımızı çok tartıştık aramızda. Aslında sorunun cevabı çok da zor değildi. Onu büyük bir tutku ile bağlı olduğu opera ile anmalıydık. Ama hangi operalarla? Onun üne kavuşturduğu operaları mı seçmeli, yoksa tüm operalara açık mı olmalıydık? Biz ikinci yolu tercih ettik. Bu yolu seçerken de yine Leyla Gencer'in sözlerinden yola çıktık: ‘Asla tekdüze olmayın. Sadece opera dinlemeyin, her tür müziğe açık olun. Klasik müzik, çağdaş müzik, caz, halk müziği, pop... Her müziğin iyisi ve kalitelisi olur, kendinizi kısıtlamayın.' Biz de onun bu sözlerinden güç alarak repertuvarda herhangi bir sınırlamaya gitmeden, ama sadece ‘opera' ile anmaya karar verdik onu.'   

Bu, kendi içinde bir mantık taşıyan gerekçe karşısında itiraz etmenin anlamı olmadığını düşünüyorum. Ama bence BİFO'nun bu tavrının arkasında bir gerekçe daha yatıyor. Orkestramız doğaldır ki Leyla Gencer'i anarken kendisini de en etkileyici biçimde ifade etmek istiyor, veya şöyle diyelim, şancıların bütünüyle gölgesinde kalmak istemiyor. Şunu  iyi biliyoruz ki, Gencer'in ismiyle özdeşleşen pek çok İtalyan operasında -Verdi'nin geç dönem eserleri hariç- orkestra sahnedekilere basitçe eşlik etmekten öteye geçmez (Almanların vakti zamanında ‘gitar eşliği' diye dalga geçtiği durum). BİFO gibi ‘virtüöz orkestra' mertebesine doğru yol almakta olan bir orkestranın da başrolde olma isteği bence anlaşılabilir bir durum.   

Burada bana kalırsa asıl görev Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü'ne düşüyor. ‘Leyla Gencer'i Anma Konseri' teması altında, Gencer'in 1970'li ve 80'li yıllarda gündeme getirdiği ve yıllar sonra yani günümüzde yeniden ‘keşfedilip' sahnelenmekte olan Lucia di Lammermoor, Norma, Maria Stuarda operalarını La Diva Turca'yı kaybettiğimiz Mayıs ayında konsertant biçimde İstanbul'da veya Ankara'da icra edebilir iki devlet operamızdan biri. Türk opera izleyicisi de normal şartlarda izlemesinin pek de mümkün görünmediği bu bel canto eserlerinin konsertant biçimde dahi olsa lezzetini almış olur. Bizden söylemesi...

Serhan Bali

YORUMLAR


Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1 Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0216 325 27 13 | F: 0216 326 39 20
sohbet hatları mersin escort beylikdüzü escort ataköy escort mersin escort canlı bahis dert köşesi sohbet numaraları canlı bahis mersin escort tesettur kap kadıköy escort pendik escort bostancı escort kartal escort kartal escort eryaman escort instagram takipçi hilesi instagram takipçi hilesi instagram takipçi hilesi instagram takipçi hilesi telefon no sorgulama Müzik indir free instagram followers hacklink istanbul escort sisli escort istanbul escort www.halkaliescortbayanlari.com Youjizz alanya escort kızılay escort şirinevler escort ankara temizlik astropay astropay bozum sohbet mersin escort