SÖYLEŞİ

Klasik Müzik Dünyası Risk Almaktan Kaçınıyor

20.02.2012


Paylaş:


İlk konserini 5 yaşındayken veren Venezüella doğumlu piyanist Gabriela Montero bu akşam Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda. Doğaçlama yorumlarıyla dikkat çeken Montero, müzik serüvenini anlattı.    
 
Piyanoya çok erken yaşta başladınız. Venezüella'da aldığınız ilk müzik eğitiminden sonra Miami'ye gittiniz. Orada yaşadığınız ve sizi piyanodan uzaklaştıran deneyim neydi?  
 
Henüz 18 aylıkken, annemden öğrendiğim şarkıları piyanoyla çalarmışım. Yeteneğimi o sırada fark edip Caracas'ta benim için en iyi hocayı araştırmışlar. Fazla uzağa gitmelerine gerek kalmamış çünkü o hocayla meğer aynı apartmanda oturuyormuşuz! 4-8 yaş arası onunla çalıştım. Sonra ailecek Miami'ye yerleştiğimizde, hoca arama faaliyeti orada da sürdü. Orta sınıf bir aile olduğumuz için iyi bir piyano eğitimi alabilmem, onlar açısından önemli bir fedakârlık anlamına geliyordu. Ne yazık ki, Miami'de uzun süre piyano dersleri aldığım hocamın üzerimdeki tesiri kötü oldu. Onunla geçirdiğim süre boyunca, doğaçlama yeteneğime ket vurmaya gayret etti. O hocayla geçirdiğim 10 yılın ardından Miami'den ayrıldım, müziğe olan inancım sarsılmıştı, kafam karmakarışıktı; piyanoya 2 yıl ara vermek zorunda kaldım.     
 
Miami'nin ardından sizi Londra'daki Kraliyet Müzik Akademisi'nde görüyoruz. Orada kimle çalıştınız?  
 
Akademide ünlü İngiliz piyanist Hamish Milne'den dersler aldım. Mükemmel bir yorumcu ve hocadır. Milne, sanatçı kişiliğime ilham vermekle birlikte tını aracılığıyla öyküler anlatabilme ve piyanodan nasıl pek çok renk elde edebileceğim konusunda gözlerimi açtı.     
 
Varşova Fryderyk Chopin Yarışması'nda bronz madalya kazanarak önemli bir başarı elde etmenizin ardından yine piyanoyu bırakarak bir kez daha kendi deyişinizle 'yolunuzu kaybettiniz'. Sanırım siz, 'yüreğinin götürdüğü yere git' tarzı bir kişiliksiniz, yanılıyor muyum?  
 
Evet, öyleyimdir. Benim için o sırada anlam ifade eden ne varsa onunla uğraşmak isterim. Kendimi bir komple sanatçı olarak ifade edemediğimin farkına vardığım dönemlerde piyanodan uzaklaştım. Aslında gerçek şu ki, piyano başında, hiç kimseden korkmadan, gönlümce doğaçlamalar yapamadığım o dönemler, sanki doğama aykırı işler yapıyormuşum hissine sürüklüyordu beni.     
 
Martha Argerich… Sanırım sadece kariyeriniz değil tüm yaşamınız üzerinde etkili olmuş bir kişilik, öyle değil mi?  
 
Martha bana o kadar büyük bir inançla sarıldı ki; kurtarıcı meleğimdir o. 31 yaşımda Martha'nın önünde ilk kez çaldığımda bana şunları söyledi: 'Gabriela, dünyaya neler yapabileceğini göstermelisin. Doğaçlama yeteneğin o kadar özel ki; bugüne kadar bu yeteneğe sahip olduğunu düşündüğüm yegâne insan Friedrich Gulda idi.' Martha o günden sonra gittiği her yere beni de yanında götürmeye başladı ve pek çok yere tavsiye etti. Bana olan inancı, sanatçı kişiliğime ve kariyerime o kadar müthiş bir güç kattı ki, anlatamam.     
 
20. yüzyıl sonlarında egemen olan anlayış gereği, yorumcuların notaya birebir sadık kalmaları zorunlu hale geldi. Doğaçlamayı bu kadar öne çıkaran bir yorumcu olarak bu anlayışa yönelik yaklaşımınız nasıl?  
 
Yorumda her açıdan mükemmelliği yakalamanın esas olması yönünde kabul gören anlayış, müziğin yapılışındaki esas elementlerden biri olan spontanlık duygusuna zarar vermekten başka bir anlam ifade etmiyor. Bir sanatçı olarak benim amacım, icralarım aracılığıyla konuşmak, iletişim kurmak; müziğin güzelliği, derinliği ve bazen de karanlığı yoluyla, kendimi ve dinleyicilerimi dönüşüme uğratıp onlara bambaşka ruh halleri yaşatmak.     
 
Doğaçlama sanatının günümüz klasik müzik icrasından tamamen kaybolması fenomenine nasıl bakıyorsunuz?    
 
Geçen yüzyılın başında bile, Albeniz gibi bazı besteci-piyanistler hâlâ sahnede doğaçlama yapıyorlardı. Klasik müzik dünyası ilerici olmak yerine daha eskiye bağlı ve risk almaktan kaçınır hale dönüştü. Bugün sahnede doğaçlama yapmanın risklerine katlanabilecek çok az sanatçı var. Geçmişin yorumcuları, çaldıkları her eseri o anda yaşarlardı; yüzeysel bir mükemmeliyet peşinde koşmaya gerek duymazlardı; spontanlığa inanırlardı. Amaçları, yorumda teknik kusursuzluğu yakalamak değildi. Bugün ise 'teknik' konusunda adeta saplantılı bir düşünce hâkim; müziğin taşıdığı mesajı iletme gayesi ikinci plana düştü.     
 
İzleyicilerinizden 'doğaçlama yapmamalısınız, bu yaptığınız geleneklere aykırı' türünde uyarılar aldığınız oluyor mu?  
 
Hiçbir zaman almadım. Her kültürden izleyicim her stilde yaptığım doğaçlamaları çok seviyor çünkü sahnede sadece doğaçlama yapmadığımı, gerçekten o esnada bir şeyler bestelediğimin farkındalar.     
 
Uluslararası çapta bir bir sanatçı olarak konserler dışında kalan zamanınızı nasıl geçiriyorsunuz? Günlük rutin çalışmanız ne kadar sürüyor? Ya iki kızınız? Onlara zaman ayırabiliyor musunuz?  
 
'Kızlarıma keşke daha fazla zaman ayırabilseydim' dediğim çok oluyor. Turnelerin dışındaki tüm zamanımı onlarla birlikte geçiriyorum. Boş zaman mı? O ne demek? Öte yandan, her gün saatlerce egzersiz yapmak gerektiğine inanmıyorum. Egzersize her gün çok az zaman ayırırım. Ama o kısıtlı süre içinde mükemmel biçimde konsantre olurum; her dakikasını eserin en ince detayları üzerinde düşünmek ve karar vermekle geçiririm. İşte bu sayede, kızlarıma gereken zamanı ayırabiliyorum.   
 
Serhan Bali / Radikal Gazetesi

YORUMLAR


Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1 Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0216 325 27 13 | F: 0216 326 39 20
sohbet hatları mersin escort beylikdüzü escort ataköy escort mersin escort canlı bahis dert köşesi sohbet numaraları canlı bahis mersin escort tesettur kap kadıköy escort pendik escort bostancı escort kartal escort kartal escort eryaman escort instagram takipçi hilesi instagram takipçi hilesi instagram takipçi hilesi instagram takipçi hilesi telefon no sorgulama Müzik indir free instagram followers hacklink istanbul escort sisli escort istanbul escort www.halkaliescortbayanlari.com Youjizz alanya escort kızılay escort şirinevler escort ankara temizlik