NOTACİNİ AYIN GENÇ MÜZİSYENİNİ SUNAR

Fahrettin Arda

06.09.2011


Paylaş:

 
Genç kemancı Fahrettin Arda eğitimini Mimar Sinan Konservatuvarı'nda sürdürmenin yanısıra orkestralar eşliğinde konçertolar çalıyor ve Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası'nın konserlerinde keman grubu üyesi olarak görev yapıyor. Hayalleri büyük ama elindeki yetersiz çalgısı önünü çok fena tıkıyor. Fahrettin Arda şimdilerde hem büyük bir şevkle çalışıyor hem de iyi bir kemana kavuşabilmenin hayalini kuruyor… 
 
Söyleşi: Serhan Bali 
 
Fahrettin, 1988 yılında Bulgaristan'ın Kırcaali şehrinde doğdun. Çocukluğundan zihninde kalan enstantaneler arasında hangileri öne çıkıyor? 
 
Aslında zihnimdeki şeylerin neredeyse hepsi Türkiye'de yaşadıklarım. Ailem ve ben buraya göç ettiğimizde henüz altı aylıktım. Arada bir Kırcaali'ye teyzemleri ziyarete giderdim. Kaç yaşındaydım hatırlamıyorum ama bir Türk köyünde küçük bir dinleti bile yapmıştım ve insanların beni alkışlaması çok hoşuma gitmişti. 
 
Müzikle ve çalgılarla dostluğun ne zaman başladı? Kemancı olan babanın bu çalgıya ilgi duymanda etkisi olmuştur herhalde öyle değil mi? 
 
Doğduğum günden itibaren evimizde sürekli klasik müzik dinlenirdi. Babamı keman çalışırken çok iyi hatırlıyorum. 2-3 yaşlarındaydım muhtemelen. O yaşlarda hiç sıkılmadan saatlerce müzik setinin önünde oturup müzik dinlediğimi anlatır. Daha sonraları babam VHS oynatıcı satın almış. Ve ilk aldığı kaset Metropolitan Opera'nın Sihirli Flüt prodüksiyonu olmuş. Ben her gün en az bir kez baştan sona izlermişim onu. 
 
İstanbul Devlet Konservatuvarı'nda 1994 ve 2000 yılları arasında altı yıl boyunca Venyamin Varşavski ile çalıştın. Varşavski hem kemanı çok iyi bilen hem de öğrencilerine karşı müşfikliğiyle tanınan iyi bir hocadır. Onunla geçirdiğin yıllardan bahseder misin? 
 
Babam bir gün eve küçücük bir kemanla gelivermişti. 'Bugün başlıyoruz' deyip noktayı koydu. Hemen tutuşları ve yay çekmeyi öğretti. Birkaç gün sonra soluğu İstanbul Üniversitesi'nde Venyamin Hoca'nın yanında aldık. Her şey çok hızlı gelişti. Bana 'sınıfın küçük yıldızı' gözüyle bakıyorlardı. Birkaç yıl sonra Mozart'tan Sol Majör Konçerto'yu ve Vivaldi'nin Mevsimler'inden İlkbahar'ı çalıştık hocayla. Birçok konser yaptım o yıllarda. Babamla günde en az altı saat çalışıyorduk. Benim yaşımdakiler okuldan gelince sokağa koşarken ben evde keman çalışmak zorunda kalıyordum. Tek eğlencem haftada birkaç akşam operaya gitmekti. Ama halimden memnundum. 
 
Keman öğrenciliğinin ilk yıllarında birçok kez sahneye çıktın ki bu her küçük soliste nasip olmaz. İçlerinde en ses getireni herhalde 1999 yılında, 9 yaşındayken İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası eşliğinde Haydn'ın Rondo'sunu çaldığın konser olmalı. Nasıl gerçekleşti bu konser ve neler hissettin o gün?
 
Eseri orkestra ile çalmadan önce iki farklı konserde piyano ile çalmıştım. Fakat orkestra ile çalmak bambaşka bir deneyim ve heyecandı. Cuma akşamı daha sahneye çıkmadan bile heyecanım hayli fazlaydı. Neyse ki sahnede bir aksilik yaşamadan konseri bitirdim. Konserden sonra büyük bir rahatlama içinde eve gidip uyudum. Ertesi sabah babam 'Hadi oğlum kalk konsere geç kalacağız' dediğinde dehşete kapıldım çünkü İDSO'nun aynı programı bir de cumartesi sabahı çaldığını bilmiyordum. Hiç unutmam, ağlaya ağlaya gitmiştim o konsere! (Gülüşmeler) 2000 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuvarı'nın tam zamanlı bölümünü kazanarak rahmetli Nuri İyicil'in öğrencisi oldun. Nuri Bey de eğitim hayatımızın artı efsaneleşmiş isimlerinden biridir. Onu beş yıl önce bu ay kaybetmiştik. 
 
Neler söylemek istersin hocanla ilgili? 
 
Nuri İyicil Türkiye'de keman tekniğinin çok önemli bir mimarıydı. Çok disiplinli, işini son derece önemseyen, öğrencilerinden hep en iyisini isteyen müthiş bir pedagogdu. Her türlü teknik-müzikal sorunun cevabını onda bulmuşumdur. Zorlandığım bir pasaj olduğunda bana onlarca çalışma yöntemi gösterirdi. Nuri Hoca'nın kendine has çalışma tekniklerini hâlâ uyguluyorum. Ülkemizin en değerli keman hocalarından birini çok erken kaybettik. Onu çok özlüyorum. 
 
Şimdi de Nuri İyicil'in öğrencilerinden Pelin Halkacı ile çalışıyorsun. Hoca olarak Pelin Halkacı'yı da senin sözcüklerinle tanıyalım mı? 
 
Pelin Hanım'la aslında okula ilk girdiğim dönemden beri çalışıyoruz. Haftada bir gün Nuri Bey ile bir gün de Pelin Hanım ile ders yapardık. En başından beri sanatçı kişiliğine, müzik bilgisine, hocalığına ve en çok da çalışına hayranlık duyduğum muhteşem bir insan, hoca ve sanatçıdır Pelin Halkacı. Benim için hayatımda ailemden sonra gelen en önemli insandır. Öyle sanıyorum ki ne kadar büyürsem büyüyeyim, Pelin Hoca benim her zaman hocam kalacak. 
 
Türk hocaların dışında Vadim Gluzman, Mintcho Mintchev, Dora Schwarzberg gibi ünlü yabancı hocalarla da çalışma fırsatı buldun. Bu ustalardan neler öğrendin? 
 
Her biriyle farklı konular üzerinde durduk. Mesela Gluzman ile Mozart'ın Urtext notalarındaki ipuçları ve bestecinin stili üzerinde çalışmalar yaptık. Mintchev ile Çaykovski'nin Konçertosunu çalıştık. Konçertonun yorumlanışında bestecinin 'bale müziği tarzı'nı daha fazla ortaya koyabilmenin yolları üzerinde durduk. Schwarzberg ile de Sibelius'un Konçertosunu çalıştık. Ondan öğrendiğim en güzel şey sahnede daha rahat olabilme becerisiydi. 
 
Yine genç yaşına rağmen az sayılmayacak bir orkestra müzisyenliği deneyimine sahipsin. Orkestrada çalmak ne kazandırdı sana? 
 
Her şeyden önce, 'birlikte çalma' olgusunu çok geliştirdi bende. Oda müziğine başlamadan önce güzel bir adım oldu bu. Çok uzun süreli deneyim gerektiren bir iş. Fakat tehlikeli yanları da var. Orkestra içinde kişi kendini zor duyar hale geliyor ve bu da zamanla çalışta entonasyon sorunları yaratabiliyor. Bu yüzden orkestradan çıkar çıkmaz mutlaka gam-arpej çalışmaları yapmak gerekiyor. 
 
Gürer Aykal gibi usta ama aynı zamanda müzisyenlerini her açıdan zorlamasıyla bilinen bir şefin yönetimi altında şimdiden çalmak fırsatına eriştin. Nasıl değerlendiriyorsun bu deneyimi?  
 
Gürer Hoca ile okulumuzda orkestra derslerine girmesi sayesinde tanışmıştım. Çok titiz ve disiplinli bir şef. Bilhassa entonasyon konusunda son derece hassas ki bu da orkestrayı bambaşka bir kaliteye çıkarıyor. Dersimize gireceği gün okulda herkesin partisini ezberlercesine çalıştığını çok net hatırlıyorum. Daha sonra Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası'nın konserlerinde çaldığımda kendisinin tam anlamıyla bir hayranı oldum. Her bir prova çok yararlı birer ders gibiydi benim için. Çok şey katmıştır bana. Yakın zamanda Türk Diyabet Vakfı yararına düzenlenen bir konserde şefimizdi. O konserde başkemancı olarak görev almış olmam benim için çok büyük bir şans ve deneyim oldu. 
 
Okuldan arkadaşların olan çellist Nil Kocamangil ve piyanist Can Okan ile piyanolu üçlü konserleri verdiniz. Neler çaldınız bugüne değin? 
 
Okula girdiğimizden beri üçümüz de birlikte bir şeyler çalmayı ister dururduk. Benim için altın yıllardı onlar. Hocamız Çiğdem İyicil'di. Smetana'nın Üçlüsü, Mendelssohn'un İkinci Üçlüsü ve Brahms'ın Birinci Üçlüsü'nü çaldık. Smetana'yı en az 15 kez çalmışızdır konserlerimizde. İleride bu grubun tekrar birleşmesine yönelik bazı projelerimiz var. Beethoven'in Üçlü Konçertosu'nu çalmayı da çok istiyoruz. Beni en fazla heyecanlandıran ise Nil ile Brahms'ın İkili Konçertosu'nu çalmak. Bunda kesin kararlıyız. 
 
Oda müziği repertuvarında derinleşmeyi düşünüyor musun? Bu alanda yapmak istediklerin var mı? 
 
Tabii var. Öncelikle Piyanolu Üçlü grubumuzun devam etmesini çok istiyorum. Çünkü çalış karakterlerimiz çok benziyor birbirine. Öte yandan bir de yaylı çalgılar dörtlüsü grubu oluşturmak istiyorum. Ancak çalışacağım insanların kimler olacakları çok önemli. Disiplinli, sabırlı ve oda müziği kavramını bilen birileriyle çalışmak istiyorum. 
 
Oda müziğinin Türk konservatuvarlarında özendirilen bir tür olmadığını biliyoruz. Sana da sorayım. Oda müziği söz konusu olduğunda hocalarınız teşvik edici yaklaşırlar mıydı sen ve arkadaşlarına? 
 
Ben oda müziği türünün okullarda özendirilmediğine kesinlikle katılmıyorum. Tam aksine bu konuda son derece teşvik edici ve akademik içerikli bir eğitim sunuluyor bizlere. Geçen yıl birlikte çalıştığımız hocamız, piyanist İris Şentürker'in oda müziği dersleri örneğin müthiş keyifli ve öğretici olmuştu. Brahms'ın Piyanolu Beşlisi'ni çalmıştık o derste. Oda müziğini bu tür üzerinde yoğunlaşmış bir müzisyenden öğrenmek bambaşka bir boyuta taşıdı bizleri. Bunun dışında piyanist Hülya Tarcan ile Frank'ın Sonatını da çalışmak ayrı bir keyifti.  
 
Seni ilk kez 2006 yılında Mersin'deki Gülden Turalı Ulusal Keman Yarışması'nda izlediğimde hırslı ve kendini geliştirmeye çalışan bir genç keman öğrencisiydin. O yarışmada mansiyon ödülünü kazandın. Sonraki yıllarda çok yol aldın. Sence iyi bir kemancı olmanın ne kadarı yetenek ve ne kadarı çalışmakta yatıyor? 
 
Maalesef yaptığımız işe dışarıdan bakıldığında 'yetenek' başroldeymiş gibi algılanıyor. Ancak o performanslar için ne çok zaman ve emek harcandığını ancak çalan kişi bilebilir. Elbette yetenek olmadan bir yerlere gelmenin çok zor olduğu da bir gerçek ancak ben çalışmanın gücüne her zaman çok inanmışımdır. Heifetz'in bile hayatı boyunca günde 10 saat çalıştığını biliyorum. Yetenekli olmak elbette sanatta önemlidir ama yeteneği çalışma ile birleştirebilmenin daha da önemli olduğunu düşünüyorum. Bu da işin en zor kısmı çünkü o zaman yaşamınızda pek şeyden feragat etmeniz gerekiyor. 
 
Hocan Nuri İyicil'in adını taşıyan yarışmanın 2008 yapılan birincisine kendini hazır hissetmediğin için mi katılmamıştın? 
 
Aslında başvurumu yaptım ve son ana kadar girmeye niyetliydim. Ancak birkaç ay içinde çıkarttığım eserleri daha fazla sindirmem gerektiğini düşündüğüm ve konserlerde çalmadığım eserlerle yarışmaya girmek konusunda emin olamadığımdan dolayı başvurumu son anda iptal ettim. 
 
Yarışmalar konusunda ne düşünüyorsun? Önümüzdeki yıllarda girmeyi düşündüklerin var mı? 
 
Yarışmaya girmek hazırlık gerektiren bir süreç, çalınacak eserlerin daha önce defalarca konserlerde çalınması gerekiyor. 'Şansımı deneyeyim' deyip herhangi bir iddia taşımadan yarışmaya girmenin çok yanlış olacağını düşünüyorum. Yarışma işine önümüzdeki yıl ağırlık vermeyi planlıyorum. 
 
Büyük keman yorumcularımızdan Suna Kan ve Ayla Erduran'a duyduğun derin saygının şahidiyim. Sanatları hakkında neler söylemek istersin? Kayıtlarını toplamaya devam mı? Son keşiflerin neler? 
 
Bütün Türk yorumcuların kayıtlarını toplama gibi bir huyum var. Bu çok keyif aldığım bir konu. Ayla Erduran ve Suna Kan'a olan hayranlığımı beni tanıyan herkes bilir. Yıllardır aradığım iki tane plak vardı. Biri, Suna Kan'ın Münih Senfoni Orkestrası ile Hikmet Şimşek yönetiminde çaldığı Ulvi Cemal Erkin'in Konçertosunun kaydıydı. İnternetten tesadüfen buldum. Plağa daha iğne bile değmemişti. İkinci aradığım ise Ayla Erduran'ın Londra Filarmoni Orkestrası ile çaldığı Brahms Konçerto plağıydı. Bu plağı da Hong Kong'daki bir müzik firmasından getirttim. Şimdi de Suna Kan'ın Los Angeles Filarmoni Orkestrası ile Zubin Mehta yönetiminde çaldığı Brahms Konçertonun kaydını arıyorum. Ve tabii Ayla Erduran'ın radyoda çalınan ve piyasada bulunmayan kayıtlarını da aramaya devam… 
 
Ülkemizde yaylı çalgılar öğrencilerinin bir numaralı sorunu iyi bir çalgıdan çoğunlukla yoksun oluşlarıdır. Sen de iyi bir kemana sahip olmamanın sıkıntısını yaşıyorsun bildiğim kadarıyla. Ne var elinde şu anda? 
 
Şu anda elimde fabrikasyon bir keman var. Çalgım maalesef birçok bakımdan beni sınırlıyor. 
 
Elindeki keman seni ne yönde ve nasıl sınırlıyor? Daha iyi bir çalgıyla neler yapabileceğini düşünüyorsun? 
 
Elimdeki kemanla en iyisini yapmaya çalışıyorum aslında. Ancak bir yere kadar idare ediyor. Geçen aylarda İstanbul'a gelen Maksim Vengerov'a çalma olanağı buldum. Kendisinden çok olumlu yorumlar aldım ancak acilen kemanımı değiştirmem gerektiğini de söyledi. Çalgımda çok fazla renk, kontrast ve farklı tınılar arayan bir kemancıyım. Ancak elimdeki kemanda renk ve karakter eksikliği var. Üst pozisyonlarda parlak bir tınıyı yakalamak mümkün değil. Beni çok daha farklı sahnelere taşıyıp solistik kariyerimde bana yardımcı olacak iyi bir kemana ihtiyaç duyuyorum. Ancak böyle iyi bir kemanın fiyatı karşılayamayacağım kadar yüksek.  
 
Daha iyi bir kemana sahip olmak için gayret sarfediyor musun peki? Neler yapıyorsun mesela? 
 
Şu ana kadar katıldığım bütün kursları, katıldığım yarışmaları, yaptığım konserleri bir dosyada topladım. Başta Vengerov'tan olmak üzere birlikte çalıştığım hocalardan referans mektupları aldım. Bazı holdinglere ve varlıklı, sanatsever insanlara yollamak istiyorum dosyamı. Bu konuda maddi destek bulabileceğimi ümit ediyorum. 
 
Ülkemizde yetenekli gençlere çalgı temin eden fonlar, kurumlar ne yazık ki yok. Olsaydı ne iyi olurdu öyle değil mi?  
 
Böyle kurumların olabileceğine inanıyorum. Öğrendiğime göre devlet kültür sanat adına yaptıkları çalışmalarda kurumlara vergi muafiyetleri tanıyormuş. Kültür sanat yatırımları yapan firmalarımızın artık işin bu yönüne de eğilmeleri gerekir diye düşünüyorum. 
 
Sevgili Fahrettin, gelecek planlarının içerisinde neler var? 
 
Mezun olduktan sonra Avrupa'da yüksek lisans yapmak istiyorum. Hayatım boyunca merak ettiğim Barok-Klasik dönemlerin çalış stillerini öğrenmek ve yurda döndükten sonra bu konuyla ilgili projelerimi hayata geçirmek istiyorum. İyi bir konser kemancısı olmanın yanı sıra hocalık yapmayı da çok istiyorum. Çünkü bana göre bir insanı yetiştirip, onu bir yerlere taşımak, bir ülkenin geleceğine yapılmış en muhteşem katkıdır.  
 
Sibelius'un Keman Konçertosu'nu MSGSÜ Devlet Konservatuvarı Senfoni Orkestrası ile mayısta çalacaksın. Nerede olacak bu konser? 
 
Maçka'daki İTÜ Maden Fakültesi Mustafa Kemal Amfisi'nde çalacağım. Bütün müzikseverler davetlidir. 
 
Repertuvarın en zor konçertolarından biridir. Sen mi seçtin bu eseri? 
 
Evet, ben seçtim. Sibelius'u daha önce birkaç kez çalmıştım. En son Salzburg'da çaldım. İyi çaldığımı düşündüğüm için seçtim. 
 
Eseri çalışırken en çok nerelerde zorlanıyorsun? 
 
Sibelius Konçerto genel olarak elime çok oturuyor. İlk dinlediğimden beri yanıp tutuşuyorum bu esere. Birinci bölümün coda'sı eserin en güç yeri, tam bir oktav fırtınası! Oturtmak zaman alıyor. Bunun dışında zorlandığım bir yer olmadı. 
 
Okulun Mimar Sinan'ın en hoşuna giden ve en eksik gördüğün tarafları nelerdir? Okulumu çok seviyorum. En hoşuma giden tarafı çok değerli hocaları bünyesinde barındırması. Eksik gördüğüm tarafı da iyi bir prova ve konser salonuna sahip olmamamız. 
 
Mezun olduğunda en çok neleri özleyeceksin? 
 
Sanırım hocamı ve her daim yanımda olan dostlarımı. 
 
 
 
Maksim Vengerov'dan Fahrettin Arda için referans mektubu 
 
Sayın İlgili, 
 
Fahrettin Arda'yı ilk kez, birinci keman grubu üyesi olduğu Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası'yla yaptığım bir provadan sonra, bana gelip çalmak istediğinde dinledim. 
 
Fahrettin çok yetenekli bir müzisyen ve kemancı. Her yönüyle doğal ve duyarlı bir icracı. 
 
Kararlı bir kişiliğe sahip olduğundan dolayı çok iyi bir kemancı olma yolunda büyük bir potansiyel taşıyor. Doğru bir rehber ve iyi bir destekle yeteneğinin hakkını vereceğine eminim. 
 
Fahrettin'i tüm üst düzeydeki ustalık sınıflarına ve işinin ehli profesörlere kuvvetle tavsiye ederim. Eminim hepsi de kendisiyle çalışmaktan mutluluk duyacaklardır. 
 
Ayrıca Fahrettin çalmaktan tat alması ve yüksek kalitede tınılar üretebilmesi için çok iyi bir kemana ihtiyaç duymaktadır. 
 
Maksim Vengerov

YORUMLAR


Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1 Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0216 325 27 13 | F: 0216 326 39 20
sohbet hatları mersin escort beylikdüzü escort ataköy escort mersin escort canlı bahis dert köşesi sohbet numaraları canlı bahis mersin escort tesettur kap kadıköy escort pendik escort bostancı escort kartal escort kartal escort eryaman escort instagram takipçi hilesi instagram takipçi hilesi instagram takipçi hilesi instagram takipçi hilesi telefon no sorgulama Müzik indir free instagram followers istanbul escort sisli escort istanbul escort www.halkaliescortbayanlari.com Youjizz alanya escort kızılay escort şirinevler escort ankara temizlik astropay astropay bozum sohbet mersin escort instagram begeni hilesi instagram takipci hilesi