MAKALE

LP! Yok, yok long play değil…

16.02.2017


Paylaş:

İsmi Laura Pergolizzi ancak sahne adı LP, yani ad ve soyadının baş harfleri. Bir müzisyen için dahiyane sayılabilecek bir sahne adı seçimi. Çünkü “long play”e güzel bir gönderme yapıyor. Yaşı kırkın altında olanlar muhtemelen “long play”in ne olduğunu bilmeyecektir. Türkçe adı “uzun çalar”a karşılık gelen “long play”ler 33 1/3 ve 45 devirde kaydedilen analog albümler. Şimdilerde yeniden boy göstermeye başlayan, kıymete binen plakları ifade ediyor.

 

Bir şarkıcının adı ve soyadının baş harflerinin birleşmesiyle böyle bir anlam çıkıyor olması ne kadar manidar değil mi? Sanki müzisyen olacağı doğuştan belliymiş de zamanı geldiğinde baş harflerini sahne ismi olarak kullanabilmesi için evren bu ismin konulmasını sağlamış. Belki de bizler farkında değiliz ama gerçekten evrenin hepimiz hakkında bir planı var. Ve bu plan da tıkır tıkır işliyor gibi görünüyor. Neyse, konumuz bu değil…

 

LP, 1982 doğumlu. Daha 35 yaşında. Amerikalı bir rock şarkıcısı/bestecisi/söz yazarı. Hayatının baharında diyebiliriz. 16 yaşında bir başka rock şarkıcısı tarafından New York’da sahnede keşfediliyor ve yeni albümlerinde LP’ye de yer vererek müzik dünyasına takdim ediyorlar. LP’nin müzik dünyasındaki yükselişi diğer sanatçılar için besteler yaparak devam ediyor. Bunlar arasında kimler yok ki? Rihanna, Christina Aguilera, Backstreet Boys sayabileceklerimizden sadece bazıları. Ne kadar kariyerli isimler olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda herhalde LP’nin yetenek seviyesi hakkında da bir öngörüye sahip olabiliriz. Sonra ise yavaş yavaş kendi sesi ile ön plana çıkmaya başladığını görüyoruz. 2011 yılında Into The Wild isimli şarkısı Citibank’ın reklam müziği oluyor ve o andan itibaren de hızlı bir yükseliş başlıyor.

 

2012 yılında dünyanın en saygın gitar üreticilerinden birisi olan Martin’in “ambassador”larından birisi oluyor. Martin’in ambassadors sayfasında LP için yazılanlar ilginç: “Çok basit: LP’yi bir kere görüp duyduğunuzda, hep hatırlarsınız. Genç Bob Dylan ile Marc Bolan karışımı görünüme sahip büyüleyici bir icracı, kıvırcık saçlı bir doğal güç… İnsanı sallayan, dinamik, çok yönlü bir orkestranın önündeki bir ukulele icracısı, hepsi bu. Sesi de kulağınızı anında yakalayan cinsten, gücün ve cazibenin doğal bir enstrümanı.” Şu ana kadar 3 albüm ve bir EP çıkartmış. EP bir single ile bir albüm arasında uzunluğa sahip çalışma anlamına geliyor. Yani, oldukça üretken bir sanatçı olduğunu söyleyebiliriz. Besteleriyle müzik piyasasına damgasını vurmaya başladığı görülüyor. Şu ana kadar yapmış olduğu çalışmalar da, takiben çağlayarak gelecek olan yeni "hit"lerin habercisi gibi. Adeta karizmatik ve özel bir yetenek bahşedilmiş olan bir sanatçının gümbür gümbür geldiğini müjdeliyor. Belki tüm bu özelliklere bir tane daha ilave etmek lazım. Aynı zamanda, kesinlikle “farklı” bir sanatçı. Bununla, magazin sayfalarında sıklıkla yer bulan, özel hayatına ilişkin tercihlerini kastetmiyorum. Zaten bunların ne beni ne de kendisi dışındaki insanları zerre kadar ilgilendirdiğini düşünmüyorum. Islığı, şarkılarında bir enstrüman gibi, diğer enstrümanlara eşlik edecek şekilde ustalıkla kullanması, sahnedeki duruşu, göğsündeki kocaman dövme, şarkı söylerken kendinden geçercesine konsantre oluşu, yüzüne yerleşen mimikler farklılığını ortaya çıkaran özelliklerin yalnızca bir kısmı. Sanki sessizce haykırıyor “Ben buyum, böyleyim, ya kabul edin ya da dinlemeyin!” der gibi...

 

Kendi adıma, erken dönemlerinde yapmış olduğu bestelerde aradığım farklı tarzı, geniş vokal aralığını ve benzersizliği bulamadım. Bu anlamda baktığımda, son bestelerinin nitelikleri daha üstün, verdiği mesajlar çok daha doyurucu ve zengin. Bir müzisyeni kelimeler ile anlatmak son derece zor. Kendi kulaklarınıza güvenmeniz gerekiyor. Akşam işinizden yorgun argın geldiyseniz, kendinize güzel bir bardak kahve yapın, sırtınızı güzelce yaslayıp ayaklarınızı uzatın ve internetinizi açıp LP’nin şarkılarını bizzat dinleyin. Bu noktada size önerim; Lost on You, Muddy Waters ve Into the Wild’ı mutlaka dinlemeniz. Martin’in web sitesinde yazan her şeyin doğru olduğunu kulaklarınızla teyit edeceksiniz.

 

Bu arada, “cover”larının yani diğer sanatçıların eserlerini yeniden yorumladığı performanslarının da besteleri kadar iyi olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Onlara da mutlaka göz atın. Kulaklarınızın pası gidecek. Ve bu yazıyı iyi ki okudum diye geçireceksiniz içinizden.

 

Son söz: Ülkemizde neden uluslararası alanda söz sahibi rock/pop sanatçıları yetişemiyor? Seksen milyona yakın bir nüfus içinde bu yetenekte kimse yok mu? Yoksa ülke koşulları ve sistem bu yetenekleri ortaya çıkartmak yerine istemli ya da istemsiz olarak köreltmeye mi çalışıyor? Soruyu sorarak cevabı verdik sanırım.

 

Sevgiyle ve müzikle kalın.

 

Özgün Çınar
 

BENZER HABERLER

    YORUMLAR


    Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1 Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0216 325 27 13 | F: 0216 326 39 20
    sohbet hatları mersin escort beylikdüzü escort ataköy escort mersin escort canlı bahis dert köşesi sohbet numaraları canlı bahis mersin escort tesettur kap kadıköy escort pendik escort bostancı escort kartal escort kartal escort eryaman escort instagram takipçi hilesi instagram takipçi hilesi instagram takipçi hilesi instagram takipçi hilesi telefon no sorgulama Müzik indir free instagram followers istanbul escort sisli escort istanbul escort www.halkaliescortbayanlari.com Youjizz alanya escort kızılay escort şirinevler escort ankara temizlik astropay astropay bozum sohbet mersin escort instagram begeni hilesi instagram takipci hilesi