HABER

Sezai Kocabıyık: Orkestra müzisyenlerini korumamız gerekir

13.07.2017


Paylaş:

Arkadaşımız Onur Aydın, İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası’nın müdür-sanat yönetmeni ve obua grup şefi Sezai Kocabıyık’a, piyanist-besteci Fazıl Say’ın sosyal medyada geçtiğimiz günlerde yoğun biçimde tartışılan devlet orkestralarına yönelik suçlamaları hakkında ne düşündüğünü sordu. İşte Kocabıyık'ın konuyla ilgili Andante okurlarıyla paylaştığı düşünceleri...

Fazıl Say’ın neden böyle bir şey söylediğini gerçekten bilmiyorum ve aslında kendisiyle polemiğe girmem doğru olmaz diye düşünüyorum fakat öte yandan, okuyucularımızın zihinlerinde bu konuda bir fikir oluşturmak için Türkiye’de müzisyen olmakla ilgili birkaç noktaya ışık tutmak istiyorum. Zira bir insanın herhangi bir konuda fikir sahibi olmak ve bir sonuca varmak için gerçekleri tüm boyutlarıyla bilmesinde fayda var. Bu sebeple, kafamda belirlediğim birkaç noktayı kısaca anlatmak istiyorum.

Konservatuvarlarda okumak isteyen ve bu yolda ilerlemek isteyen bütün gençler arasından sınavlarla yetenekli olanlar ayırt edilir. Bana kalırsa, konservatuvarlarda okuyan tüm gençlerimiz özel insanlardır. Sınavlara binlerce genç girer ve içlerinden 30 kişi alınır. Bunlardan en fazla 10'u mezun olabilir. Mezun olabilen sanatçılarımızın hepsi olağanüstü yeteneklere sahip olmalarına karşın, ülkemizdeki çalışma şartları çok da iyi değildir. Bugün ülke çapında yaklaşık olarak 600 orkestra sanatçısı var, bu sayıyı tüm ülke nüfusuna bölüştürünce ortalama 130 bin kişiye bir orkestra sanatçısı düşüyor. Ayrıca, kanunen 120 kişi olması gereken orkestralarımız şu anda 60-70 kişiyle çalışıyor. Bunların hepsi büyük yıpranma sebepleri. Bunların dışında, prova ve konser mekanlarının yetersizliği, enstrüman alımının zorluğu, envanter eksikliği, emekli olanların yerine kadro açılmaması gibi sorunlarımız da mevcut.
 
Başka bir boyut daha var: Konservatuvara girip mezun olan genç sanatçılarımızın çoğu 30 yaşlarına kadar kadro alamıyorlar. Benim jenerasyonumda da bu böyleydi. Ben 30 yaşımda kadroya girdim. 30 yaşıma kadar pek çok orkestrada çok küçük ücretlerle, maaşsız görev yaptım. Yani yaklaşık 10 yıl maaşsız çalıştım. Bugün kadro bekleyen 30-35 yaş arası çok yetenekli sanatçılarımız var. Bu insanlar gelecek planı yapamıyorlar, evlenemiyorlar, önlerini göremiyorlar. Bu yaşa kadar kadrosuz yaşayan bir insana bundan sonra ne kadar para verirseniz verin, o 10 yılın yerini katiyen doldurmaz. Biz dünyanın geri kalanındaki sanatçılardan kat be kat daha az maaş alıyoruz. Özel yetenek ve yüksek zekayla yapılan işleri ve bu işleri yapan insanları korumak lazım. Aksi halde beyin göçü yaşanır. Bizim en büyük sorunlarımızdan biri de budur zaten. Bu insanlara iyi yaşam koşulları sağlamazsanız burada durmazlar. Avrupa’da çalışan çok fazla genç müzisyenimiz var, okuyucularımız bu gençleri çok iyi biliyorlar.

Orkestra ve opera sanatçılarına neden ''teşvik'' ödeniyor? 

Gelelim teşvik meselesine… Biliyorsunuz, biz 657’ye tabi çalıştığımızdan, maaşlarımızın tüm 657’lilerle beraber hesaplanması gibi bir zorunluluk var. Bu durumda, bize bir zam yapılması düşünüldüğünde tüm memurları kapsaması gerekiyor. Bu da devlete çok büyük bir yük getiriyor. Bunun önüne geçmek için yıllar önce, yılda iki kez teşvik ödenmesi gibi bir çözüm düşünüldü ve bu yüzden böyle bir uygulamaya gidildi. Bugün adına ''teşvik'' denilen şey devlet sanatçılarının durumlarını iyileştirmek için düşünülmüş bir uygulamaydı. Bunu özel bir durum gibi değerlendirmek ve başka yerlere çekmek doğru olmaz. Okuyucularımız bu bilgiler ışığında kendi fikirlerini oluşturabilirler diye düşünüyorum.

BENZER HABERLER

    YORUMLAR


    Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1 Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0216 325 27 13 | F: 0216 326 39 20