HABER

Gümüşlük'te bir efsane sanatçı

27.08.2017


Paylaş:

Brezilyalı gitarist, piyanist ve kompozitör Egberto Gismonti, DenizBank ana sponsorluğunda devam eden 14. Uluslararası Gümüşlük Klasik Müzik Festivali kapsamında iki konser vermek için Bodrum’a geliyor.

Uludağ Premium sponsorluğunda Türkiye’ye davet edilen Egberto Gismonti, 27 Ağustos Pazar akşamı saat 20.30’da, festival merkezindeki Toprak Ev’de bir gitar resitali verecek. Sanatçı, bir sonraki gün 28 Ağustos Pazartesi akşamı ise saat 21.15’te antik taş ocağında izleyicinin karşısına piyanoyla çıkacak.  

Hem gitar hem de piyanoda bir virtüöz olan Egberto Gismonti, Brezilya yerli halkının geleneksel müziği ve klasik müzik dünyasında, öncüsü Heitor Villa-Lobos'un açtığı yolda eserler veren bir sanatçı olmakla birlikte usta bir doğaçlamacı olarak döneminin sayısız müzisyenine ilham kaynağı olmuş. Müzik serüveni beş dönemle ifade edilen Gismonti, Gümüşlük’te vereceği her iki konserde de klasikleşmiş eserlerinden oluşan bir seçkiyle hayranlarının karşısında olacak.  

Gismonti’nin müzik serüveni altı yaşındayken başlıyor Sicilyalı anneden, Lübnanlı babadan Brezilya’nın Rio de Janeiro kentinin yakınlarındaki Carmo kasabasında 1947 yılında dünyaya gelen Gismonti, müzisyen bir ailede büyüdü. Altı yaşındayken Conservatório Brasileiro de Musica'da piyano eğitimi almaya başladı. On beş yıl boyunca Brezilya klasik repertuvarı üzerine çalıştıktan sonra, modern müziği keşfetmek için Paris'e gitti. Anton Webern ve Schoenberg’in öğrencisi besteci Jean Barraqué tarafından öğrenci olarak kabul edildikten sonra Nadia Boulanger ile beste, orkestrasyon ve analiz çalışmalarını sürdürdü. Çello, flüt, Kalimba, klarnet gibi çalgıları da gençliğinden itibaren çalmaya başlayan Gismonti bir multi-instrumentalist olmasına karşın ilk önce piyano ve çok daha sonra da gitara yöneldi. Gismonti’nin, gitar klavyesini, piyano klavyesi kullanır gibi kullanması, birden fazla kişinin aynı anda çaldığı izlenimi yaratır. Sanatçının, çarpıcı tekniği neredeyse bir orkestranın tüm renklerini içinde barındırır.  

Brezilya kültürü, benim müziğimin temel kaynağı ve pınarıdır 

Nadia Boulanger, Gismonti'yi Brezilyalılığından gelen kolektif tecrübesini müziğiyle sentezlemesi için teşvik etti. Boulanger, Gismonti’ye kuralları yıkmasını, daha cesur olmasını ve ihtiyacı olan tüm ilhamın kendi ülkesinde Amazon’da olduğunu öğütledi. Bu öğütle ülkesine dönen sanatçının, Amazon yağmur ormanlarının yerli halkları ve müzikleri ile karşılaşması, gelişimindeki kritik bir aşama oldu. Araştırmaları ve bu dönemde tanıştığı yerli halktan şaman ve müzisyenler, müzik dili ile ilgili ifade imkanları konusundaki düşüncelerini değiştirdi ve çalışmalarını günümüze değin etkilemeye devam etti. Diğer yandan tam da bu dönemde Gismonti, gitarda kendi kendini yetiştirmiş bir sanatçı olarak, Paris’ten Brezilya'ya dönüşünde, altı telli gitarla yetinmeyerek, 10 telli hatta 14 telli gitarlar tasarlar ve enstrümanın olanaklarını genişletir.  

Gismonti'nin Amazon havzasının Xingu bölgesinde geçirdiği süreç, onda kalıcı bir izlenim bıraktı. Bu dönem, müzikal olarak "Yualapeti" ve "Sapain" gibi çalışmalarıyla belgelenmiş ve Naná Vasconcelos ile birlikte çıkardıkları Danças das Cabeças (1977), Sol de Meio Dia (1978) gibi Xingu insanlarına adadığı kayıtlarla ve Duas Vozes (1984) gibi çalışmalarda kendini göstermiştir.  

70 yıla 70 albüm sığdırdı

The Cambridge Companion to the Guitar, Gismonti’nin 1977'de perküsyoncu Nana Vasconcelos işbirliği ile ECM'den çıkan ilk albümü "Dança das Cabeças"dan övgüyle bahseder: "Dokusu ve stillerindeki ham yoğunlukla yerli Brezilya müzikleri, popüler samba ve bossa icralarından oldukça farklı ve daha çeşitli olduğunu ortaya koyar." Gismonti’nin, Vasconcelos ile yaptığı çalışmalara ek olarak, ECM ile ilgili diğer önemli işbirliği, Magico, Folk Songs ve Magico: Carta de Amor adlı albümlerde birlikte yer aldığı Jan Garbarek (saksafon) ve Charlie Haden (bas) ile trio çalışmalarını içerir.  

Gismonti'nin bugüne kadar yayınlanan 70 civarındaki albümü arasından yer alan 2009 tarihli Saudacoes adlı çift CD’li albümdeki Sertoes Veredas isimli ilk CD’ye biçilen alt başlık neredeyse sanatçının bugüne kadar ki tüm sanat çalışmalarının bir mottosu gibidir: “Tribute to miscegenation” (Irkların kaynaşmasına övgü). Bu çalışma, Villa-Lobos'a, Stravinsky'ye, Bach'a, Xingu Kızılderililerinin dans ritüellerine ve benzerlerine atıfta bulunan Gismonti'nin müzikal dili hakkında indikatör niteliğindedir. 

BENZER HABERLER

    YORUMLAR


    Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1 Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0216 325 27 13 | F: 0216 326 39 20