SÖYLEŞİ

Kanada opera sahnelerinin yükselen Türk yıldızı

28.08.2017


Paylaş:

Beste Kalender, her mezzosopranonun hayallerini süsleyen Carmen rolünü bugün Kanada’nın önde gelen opera kurumlarında başarıyla icra eden genç bir Türk opera şarkıcısı. Kalender ile bugüne dek kat ettiği yolun uğrak noktaları, Amerikalı efsanevi mezzosoprano Marilyn Horne ile aralarındaki hoca-öğrenci ilişkisi ve projeleri üzerine söyleştik.
 
Kariyerinizi Türkiye dışında sürdürdüğünüz için, sizi henüz tanımayan okurlarımız için kendinizden biraz bahseder misiniz?

Kanada’nın Toronto şehrinde yaşayan bir Türk mezzo-sopranoyum. Son birkaç yıldır dünyanın pek çok köşesinde sahneye çıkarak ülkemi temsil etmeye çalışıyorum. Yakın zamanda değerli şef ve hocam Warren Jones ile New York’taki Carnegie Hall’da bir resital verdim. Bunun yanı sıra, Choregies d’Orange, Teatro Comunale di Bologna, Jeounju Sori Festival gibi kurumlarla da sahneye çıktım. Şan çalışmalarımı halen Washington Ulusal Operası’nın ses eğitmenlerinden Laura Broks Rice ve idolüm Marilyn Horne ile sürdürüyorum.
 
Tüm opera şarkıcılarının operaya yönelmelerine dair, kendilerine özgü hikâyeleri vardır. Sizinkini öğrenebilir miyiz?

Operaya, operanın ne demek olduğunu bilmediğim yaşlarda, ilk görüşte âşık olmuşum; o günlerimi hayal meyal hatırlıyorum. Altı yaşındayken, ailemin Hikmet Şimşek’in sunduğu Pazar Konserleri programını izlediği sırada odaya girmişim ve ekranda kırmızı bir elbisenin içinde kraliçe gibi bir kadının, daha önce duymadığım güzellikle sesler çıkardığını görmüşüm ve parmağımı ekrana doğrultup “Ben o olacağım” demişim. O günden beri, çocukluk hayallerimdeki kırmızı elbiseli kadın olmaya çalışıyorum.

Babam gündüzleri bankacı geceleri müzisyendi
 
Web sitenizdeki biyografinizde “Babam ailemizin orkestra şefidir” dediğinizi okudum. Neden?

Evimizde bütün kederler, sıkıntılar hep babamın gitarını eline almasıyla biter. Ciddi bir müzik eğitimi görmemiş aslında babam ama lise yıllarında harçlıklarını enstrümanlara yatırıp bir çoğunu kendi kendine çalmayı öğrenmiş. Sonra bankacı olmuş; yıllar boyu gündüzleri bankada çalışmış, geceleri ise orkestralarda çalmış. Arkadaşları onu Kayahan’a benzetirmiş. Kayahan kızına Beste ismini verince, benim de adım Beste olmuş.
 
Türkiye’den Kanada’ya uzanan yolculuğunuzun uğrak noktalarından bahseder misiniz?

Opera eğitimine ciddi anlamda İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda Ayşe Sezerman ile başladım. Daha sonra Boğaziçi Üniversitesi’ni de kazandığımı öğrendim fakat kararım değişmedi, opera sanatçısı olmak istiyordum. Zeynep Oral’ın yazdığı Leyla Gencer biyografisi Tutkunun Romanı, uluslararası kariyer hayallerime ilham kaynağı oldu.
 
Ailem çok zengin değildi, o yüzden beni yurt dışına yollaması söz konusu olamazdı. Bu noktada Ayşe Sezerman’ın yol göstericiliği bana büyük güç verdi. Boğaziçi’nde iyi bir öğrenci olursam bana yurt dışı kapılarının açılabileceğini söyledi. Hocamı dinleyip, Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nü birincilikle bitirdim. Boğaziçi diplomamı kullanıp Toronto Üniversitesi’nde doktoraya başladım. Şan eğitimine ise Jean MacPhail ile üç sene kadar devam ettim. MacPhail, Toronto’da tanınmama çok yardımcı oldu; beni birçok yönetmen ve şefle tanıştırdı. Toronto’ya vardıktan birkaç ay sonra küçük tiyatrolar ve festivallerde sahneye çıkmaya ve Kanada’nın klasik müzik dünyasında tanınmaya başladım. Çok sonraları beni Marilyn Horne’a dinleti yapmaya ikna eden de yine MacPhail oldu.
 
Tüm mezzo-sopranoların hayalindeki rol Carmen'dir diye düşünüyorum. Sizin için de özel bir yeri var mı bu rolün?

Bizet’nin Carmen operasına ve bu eserde tasvir ettiği İspanyol kültürüne o kadar hayranım ki, Toronto’da iki yıl Flamenko grubunda dans ettim ve kastanyet çalmayı öğrendim. Kanada’daki ilk profesyonel başrol kontratımı, Carmen rolünü söylemek üzere, Pellegrini Opera ile yaptım. Benim için çok özel bir yapımdı, dans koreografilerini bile kendim hazırlamıştım. Bu sayede Ottawa’da bir hayran kitlem oluştu ve sık sık bu şehre gitmeye başladım. Durum MacPhail’in de dikkatini çekti. Benim akademik çalışmalarıma ara verip Kraliyet Müzik Konservatuvarı Glenn Gould Okulu’nda burslu öğrencisi olmamı istedi. Bu sayede Kanada ve Amerika’daki birçok ünlü isimle tanışma ve çalışma fırsatım oldu. O tarihten sonra Amerika’daki festivallere de kabul almaya başladım.


Beste Kalender Calgary Operası sahnesinde Carmen rolünde.
 

Toronto’da Nazım Hikmet’in şiirini seslendirdi
 
Türk bestecilerin eserlerini dünya salonlarında seslendirme gibi bir idealiniz var mı? Daha evvel bu konuda bir adım attınız mı?

Kesinlikle evet! Şu ana kadar bazı uluslararası festivallerde Turgay Erdener, Selman Ada gibi Türk bestecilerin eserlerini seslendirdim. Birkaç sene önce siparişim üzerine genç bestecilerimizden Murat Ömür Tuncer, Nazım Hikmet’in “Nereden geldik, nereye gidiyoruz?” şiiri üzerine güzel bir oda müziği eseri yazdı. Gülsin Onay, Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Turkish Society of Canada’nın destekleriyle, eserin dünya prömiyerini Toronto’da yaptık. Bunların dışında, önümüzdeki sezon Kanada’nın birçok şehrini kapsayan, bir bölümü bazı Türk eserlerinin Kanada prömiyerlerinden oluşan bir resital turu projem de var.
 
Musical America dergisinin Şubat 2017 sayısında “Ayın yükselen (yeni) yeteneği” olarak gösterildiniz. Marilyn Horne ile sizin üzerinize geçen bir diyalogdan bahsediliyor o yazıda…
 
Ocak ayında Warren Jones ile Carnegie Hall’da vereceğimiz konser için hazırlanıyorduk. Genel prova sırasında programımızı küçük bir dinleyici kitlesine sunduk. Dinleyiciler arasında Musical America Worldwide dergisinin editörü Susan Elliott da vardı. Dinleti sonrası kendisi sesimle ve hikâyemle çok ilgilendi. Daha sonra dergiden bana röportaj teklifi geldi. Zannediyorum ki Susan Elliott, Marilyn Horne’a benden bahsetmek ve hakkımdaki düşüncelerini duymak istemiş. Daha o ismimi söylemeden Horne “Beste Kalender” demiş ve kendisine benim La Cenerantola (Music Academy of The West Festivali) prodüksiyonunda olağanüstü bir performans sergilediğimi söylemiş.


Bir Music Academy of West prodüksiyonu olan Külkedisi operasında.
 

Peki, Marilyn Horne ile karşılaşmanızdan bahseder misiniz? İdolünüz olduğunu söylediniz…

Horne benim küçük yaşlarımdan bu yana hayran olduğum, idol olarak gördüğüm isimlerden biriydi. Music Academy of The West’in finallerine ilk kez çağrılmıştım. O sene Carmen için seçmeler yapılıyordu. Odaya girdiğimde ilk gözüme çarpan sarı spot ışıkların altında beyaz saçları güneş gibi parlayan Horne oldu. Hayatımda bu kadar heyecanlandığımı hiç hatırlamıyorum. Carmen’in aryalarını kendisi için birkaç defa tekrar ettim. Odadan çıktıktan sonra mutluluktan ağladım. Yüzümü yıkamak için lavaboya gittiğimde Horne oradaydı. Bana “Carmen için doğru sese ve görünüşe sahipsin ama neden benden korkuyorsun?” diye sordu.
 
O yaz Horne beni festivale yardımcı mezzo rolü Mercedes için yedek olarak davet etti. Fakat Carmen’e tavırlarım ve görünüşümle o kadar çok benziyordum ki koro içinde sahneye çıktığımda bile seyirciler beni başrol zannediyordu. Bu nedenle kostüm departmanı defalarca elbiselerimi ve makyajımı değiştirip, üzerimdeki ilgiyi dağıtmaya çalıştı.


Beste Kalender idolü olan efsanevi mezzosoprano Marilyn Horne ile birlikte.
 

Bir sonraki sene bu sefer La Cenerantola için finallere çağırıldığımda, Horne bu sefer “Artık başrole hazırsın” dedi. Bir Rossini rolüne gelmiş geçmiş en iyi Rossini yorumcusu olan Horne ile hazırlandığım için çok şanslıyım. Horne ile çalışmak disiplin, çalışkanlık ve kıvrak zeka gerektiriyor. Bir kelimesi ya da mimiğiyle sesinizi çok farklı bir odak noktasına taşıyabiliyor. La Cenerentola kariyerime ve sektörün önde gelen bazı isimleriyle tanışmama inanılmaz bir katkı sağladı. Hakkımda yazılan birçok olumlu yazının yanında, ilk Opera News eleştirilerimi de bu performansımla aldım.
 
Önümüzdeki sezon için kesinleşmiş performanslarınız var mı?
 
Şu an önümde iki ayrı Carmen prodüksiyonu, bir konser ve Jake Heggie’nin Dead Man Walking operası var. Carmen’lerden biri Mississauga Senfoni Orkestrası’nın ilk opera prodüksiyonu olacak. Bu prodüksiyon için ciddi bir yatırım yapıldı, bütün kostüm ve dekor Amerika’dan getirilecek. Temsilin başarılı geçmesi halinde Kanada’nın eski tiyatrosu Opera Mississauga yeniden kazanılacak. Diğer Carmen prodüksiyonunda dünyaca ünlü şef Boris Brott ile çalışma imkanı bulacağım. Eser, Brott Opera Festivali bünyesinde seyircilerle buluşacak.
 
Jake Heggie’nin Dead Man Walking operası ise benim için yeni bir eser. Jade Boucher rolünü canlandıracak ve aynı zamanda Metropolitan Operası’nın daimi seslerinden Margaret Lattimore’un yedeği olarak çalışacağım. Eser Opera On The Avalon Music Festival bünyesinde sahnelenecek. Sanırım festivalde operanın esinlenildiği, aynı isimli romanın yazarı Siter Helen Prejan ile de tanışma şansı yakalayacağım. Heyecan verici bir deneyim olacağına inanıyorum.
 
Kanada’da barlarda opera geceleri yapılıyor
 
Amerika kıtasında ve özellikle Kanada’da operaya olan ilgi nasıl? Kanada bu sanata destek olmak bağlamında, Avrupa’nın “musluğu” kısmayan ülkeleri Almanya, Avusturya ve Fransa’ya benziyor mu?

Benim gözlemlediğim kadarıyla, Kanada’da operaya gösterilen ilgi her geçen gün artıyor. Devletten gelen desteğin yanında, Kanada’da opera kurumları ve senfoni orkestralarını ayakta tutan şey opera ve sanat aşığı sponsorlar. Bu kişi ve kurumlar, Kanada opera kurumlarını ve sanatçılarını kendi ailelerindenmiş gibi benimsiyorlar. Son zamanlarda birkaç opera kurumuyla orkestranın kapanmasına şahit olduk. Fakat aynı zamanda birçok yerel opera ve tiyatro kurumu da güç kazandı ve devletten ek ödenek aldı. Şu anda Kanada’da hızla gelişen ve kendini yenileyen bir opera kültürü var. Sadece klasik eserler sahnelenmiyor, aynı zamanda her sene yeni operalar ve müzikaller sipariş edilip sahneleniyor. Okullarda, sağlık merkezlerinde gezici opera grupları eserler sergiliyor. Bazı barlarda her ayın belirli günlerinde opera geceleri yapılıyor. Kanada’da opera günlük hayatın vazgeçilmez bir parçası olma yolunda ilerliyor.

Söyleşi: Onur Aydın


Bu söyleşi Andante Dergisi'nin Ağustos 2017 tarihli sayısında yayımlanmıştır. 




Beste Kalender'den Brahms'ın Op. 91 şarkıları:

 

BENZER HABERLER

    YORUMLAR


    Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1 Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0216 325 27 13 | F: 0216 326 39 20