MAKALE

Altın Çağın Son Prenslerinden Franco Corelli

17.04.2021


Paylaş:

1921, operanın iki yıldızının doğumuna; bir devinin de ölümüne tanıklık etmiş bir yıl. Mario Lanza ve Franco Corelli o yıl doğmuş; Enrico Caruso ise dünyaya veda etmiştir. 2021’de her üçünü de kulaklarımızda muhteşem sesleriyle anıyoruz.
 
Başlangıç
Tenor Franco Corelli 8 Nisan 1921 yılında İtalya’nın Ancona şehrinde doğar. Ebeveyninin müzikle ilgisi yoktur; baba Corelli oğlunun kendisi gibi, gemi mühendisi olmasını arzu eder. Dario olan asıl adının yerine Franco adını alan genç tenor, boş zamanlarında şarkı söylese de tercihleri farklıdır. Bununla beraber, sıklıkla Enrico Caruso, Beniamino Gigli ve Aureliano Pertile’nin kayıtlarını dinlemenin verdiği ilham ve arkadaşlarının da teşvikiyle, 30 yaşlarına yaklaşırken şan dersleri almaya başlar; ardından Pesaro Konservatuvarı'na kaydolur. Lakin buradaki deneyimi tam bir fiyasko olur. Sesinin daraldığını, tizlerini kaybettiğini, baritonal söylemeye başladığını fark eder. Sonuçta konservatuvardan ayrılarak, kendi kendine çalışmaya karar verir. 1948-1949 yılları arasında Mario del Monaco’nun eğitimcisi, rehberi, Melocchi Metodunun yaratıcısı Arturo Melocchi ile temasta olduğu bilinmekle beraber, ondan ders mi aldığı, derslerine dinleyici olarak mı katıldığı açıklığa kavuşmamıştır. Ama kaynaklarda Melocchi metodunu kısmen de olsa benimsediği belirtilmektedir.

Corelli artık kesinlikle opera sanatçısı olmaya karar vermiştir. 1949 yılında Milano’ya gider. Mükemmeliyetçi bir insandır, kendini çalışmaya öylesine verir ki, kusursuzluk takıntı hâline gelir. Mario Lanza’nın aksine, sesi tam oturmamıştır; onu yerine oturtması için altı yıl çalışması gerekecek; ince do’ya çıkışı ise üç yılını daha alacaktır. Çabaları boşuna çıkmaz; koyu sayılabilir sesi hafifler, böylelikle belcanto repertuvarının en parlak rollerine yanaşır. Bu uzun çalışma dönemi nedeniyledir ki Franco Corelli şan dünyasına geç, 30 yaşlarına yakın girmiştir.



1951 yılında Floransa’da Maggio Musicale Fiorentino yarışmasının şan dalını kazanması Spoleto Festivali’nde, 26 Ağustos’ta Don Jose rolüyle sahneye çıkmasını sağlar. Sesinin gürlüğü ve genişliği ona büyük başarı kazandırır. 1952 yılında Roma Operası’na ilk adımını atar. Carmen, Norma ve Don Carlo söyler. Ravenna’da Aida’da yer alır. 1953 yılında opera evinin daimi üyesi olur ve burada 1958 yılına kadar 30 farklı rolü seslendirir. Corelli sıklıkla sahnelenen eserlerin dışında Prokofiyev’in Savaş ve Barış; Gluck’un İfigenya Aulis’te; Zandonai’nin Jülyet ve Romeo; Spontini’nin Agnese di Hohenstaufen eseri gibi az bilinen operalarda söylemeyi seçer. Başarısı çok sayıda opera evinin kapılarını kendisine açmasını sağlar. Henüz ünlü değildir ama İtalya’nın çeşitli şehirlerinde çok önemli seslerle sahneyi paylaşır: Adriana Lecouvreur’de Maria Caniglia; Carmen’de Giulietta Simionato ve Pia Tassinari; Boris Godunov ve Enea’da Boris Christoff ve Miriam Pirazzini.

Mart 1953’de prömiyeri yapılan, Guido Guerrini’nin Enea operasının başarısı Corelli’ye Norma operasında Maria Meneghini Callas ile birlikte söyleme fırsatını yaratır. Callas’la bir sonraki buluşması La Scala’da, Spontini’nin La Vestale (Vesta Rahibesi) operasında olacaktır (1954). La Vestale’nin başarısı Avrupa sahnelerine davet edilmesinin yolunu açar. Aynı zamanda Arena di Verona’nın,Terme di Caracalla’nın da kapıları açılır. Arena’da Carmen ve Aida’yi söyler.

Giderek artan ünü meslektaşı Mario del Monaco’nun oklarını üzerine çekmekte gecikmese de Corelli yoluna devam eder ve 1956 yılında La Scala’da Batı’nın Kızı (Puccini), Floransa’da da Callas’la Fedora (Giordano) operalarıyla kendini artık iyice kabul ettirmiştir (Corelli ile Del Monaco daha sonra iyi dost olmuşlar; Corelli Del Monaco’nun sanatından her zaman için saygıyla söz etmiştir). La Scala ile iş birliği, 1955 yılından 1965 yılına kadar sürer. Ünlü şefler Gian Andrea Gavazzeni ve Antonino Votto’nun da itelemesiyle Corelli romantik yapımlara yönelir: Korsan (Bellini) ve Poliuto (Donizetti) (Corelli bu eseri hem Callas, hem de Gencer ile söylemiştir); Legnano Savaşı (Verdi) ve Les Huguenots (Meyerbeer) operalarında büyük başarı elde eder. 1958 yılında İtalya’nın en yüksek ücretli tenorudur artık.

Sesinin potansiyelinin farkında olan Corelli bunun semeresini almak; vibratosundan tamamıyla kurtulmak; elmas gibi pırıl pırıl parıldayan tizlere sahip olmak; sesini legato söyleme daha yatkın hâle getirmek gibi nedenlerle ünlü tenor Giacomo Lauri-Volpi’ye danışmak ihtiyacını duyar. Lauri-Volpi, Corelli’nin yüce dediği bir ekolün (Grande Scuola) temsilcisi olmuştur. Bu ekol geçmişteki bestecilerden, şan veya koro hocalarından edindikleri öğretileri nesilden nesile aktaran şarkıcıları tanımlamaktaydı. Bunlar Verdi’nin elini sıkmış, Puccini ile aynı sofraya oturmuş kişilerdi. 1963 yılından itibaren İspanya’da yaşayan Lauri-Volpi’nin yanına düzenli olarak giden Corelli için aldığı dersler çok büyük önem taşımıştır: teknik açıdan değil; disiplin ve opera kültürü bakımından.
 
Amerika Deneyimi
Franco Corelli artık kendini kabul ettirmiştir; dünya sahnelerine açılmaya karar verir. 1961 yılı Ocak ayında Metropolitan Operası’nın direktörü Sir Rudolf Bing’in davetini kabul eder. New York’a hareket etmeden bir gün önce ünlü bas Umberto di Lelio’nun kızı, soprano Loretta di Lelio ile evlenir ve 10 gün sonra 26 Ocak 1961’de kendisi gibi MET’de ilk kez sahneye çıkacak olan Leontyne Price ile Il Trovatore operasında sahneyi paylaşır. Aynı sezon Birgit Nilsson ile Turandot operasında söyleyecek, operayı MET’in repertuvarına katmış olacaklardır. Yapım öylesine ün getirir ki Corelli 1975 yılına kadar 365 temsilde, 15 rolü canlandıracaktır. Böylece Caruso, Martinelli, Gigli, Lauri-Volpi, Schipa, Di Stefano, Del Monaco (ve daha sonra Bergonzi ve Pavarotti) gibi MET’in başarılarla dolu İtalyan tenorları listesinde yerini alır.

MET dönemi Corelli’nin romantik repertuvarını derinleştirmesine biraz engel olur; lirik eserleri tercih etmeye başlar. Yine bu dönemde yoğun ve yorucu turneler nedeniyle, Avrupa temsillerini seyrekleştirir. Ama arada gittiği Avrupa’daki temsilleri unutulmazlar arasına girmiştir: San Carlo’da Turandot; Fenice’de Carmen; Viyana ve Salzburg’da, Karajan yönetiminde Il Trovatore. Corelli 1973-1974 yıllarında soprano Renata Tebaldi ile bir dizi konser verir.

1975 yılında arkadaşı ünlü tenor Richard Tucker’ın ölümü onu derinden etkiler. Domingo ve Pavarotti gibi güçlü rakiplerin de ortaya çıkması, kendini evrensel açıdan düşüşte hissetmesine neden olur. O yıl MET’de Norma operasının provalarını terk eder. Sekiz aylık sessizlikten sonra, 1976 Ağustos ayında İtalya’da Torre del Lago Puccini Açıkhava Tiyatrosunda, La Bohème operasından aryalar söylediği iki resitalden; 1981 yılında verdiği bir iki konserden sonra sahneden çekilir. Ustalık sınıflarına katılır. 29 Ekim 2003’de 82 yaşında hayata veda eder.



Divo
Franco Corelli sahneden zamansız olarak el çekinceye kadar dünyanın en büyük opera evlerinde, spinto tenor rollerin en önemlilerini, kayda değer en küçük bir zafiyet göstermeden seslendirmişti. Her sahneye çıkışında ruhsal olarak karşılaştığı gerginliğe; sahne heyecanına dayanamadığına; rollerini en gerçekçi biçimde canlandırma çabasında sinirlerinin yıprandığına dair söylentiler, 55 yaşında zirvedeyken çekilmesinin nedenleri olarak gösterilmiştir. Sahnedeki etkileyici, çekici, gösterişli (1.80 metre boyundadır), vakur görünüşüne rağmen, sahneye çıkmadan önceki korkusuna ait çok sayıda anekdot bulunmakta. 
Renata Scotto “Onu sahneye itmek zorunda kaldığımız olurdu” diyerek anlatmış korkusunu. MET’de, bir Cavalleria Rusticana temsilinin perde arasında, şef Leonard Bernstein’ın odasına gelerek, kendini iyi hissetmediği bahanesiyle, sahneye çıkmamak için Maestro’ya yalvardığı, yine anlatılanlar arasında. Seyircinin çılgın alkışlarına karşın, o alkışların hakkını vermediğini düşünmesinin derinliklerinde nelerin yattığını bilmek zor. Bazı eleştirmenler onu değerli ama az güvenilir, her an temsilden vazgeçme eğiliminde bir yorumcu olarak tanımlamışlarsa da, “O denli karizmatikti ki, kimse ona kızamazdı” diyor, ünlü müzik yazarı ve eleştirmen André Tubeuf.

Franco Corelli 2. Dünya Savaşı sonrasının en büyük tenorlarından biri olarak opera tarihine geçmiştir. Canlı dinleyen hemen herkes, insanı hayran bırakan güçlü, zengin, sıcak, kaliteli, dramatik bir sese; tükenmeyen bir nefes hâkimiyetine sahip olduğu konusunda hemfikirdir. “Geniş bir ses aralığına sahipti; üst notalara aniden çıkar, ses gücünden hiçbir şey kaybetmezdi” Morendo’ları (sesin azalarak, ölür gibi kaybolması) sadece teknik açıdan değil, ifade yoğunluğu bakımından da kusursuzdu.
Kayıtlarının ise büyük tenorun müziksel niteliklerini ancak kısmen yansıttığı belirtilir. Corelli’nin hatırı sayılır sayıda ses kaydı vardır. İtalyan opera repertuvarından seslendirdiği rollerin çoğunun kaydı mevcuttur: Cavaradossi, Calaf ve Radames; Polione; Chénier; Manrico; Turiddu ve Canio. Fransız operalarındaki rollerinden çok başarılı olduğu Don Jose, Faust ve Romeo (Gounod) kayıtlarını hatırlatmalı. Napoliten şarkılarını derleyen kaydı da önemlidir.

Franco Corelli’nin yabana atılmayacak sayıda görüntülü kaydı da vardır. İtalyan radyo kurumu RAI, 1954 yılında Pagliacci, 1956’da da Carmen opera temsilinde kayıt yapmıştır. Sonraları Tosca (1955), Turandot (1958) ve Andrea Chénier (1973) operaları kayda geçmiştir. Bu filmler Franco Corelli’nin ününe ün katarak, onu operayla pek de ilgili olmayan iki filmde oynamaya sevk etmiştir: La Spada dell’Islam (Islam Kılıcı) (1956) ve Büyük İtiraf (Suprema Confessione) (1973).

2008 yılında piyasaya çıkan yazar René Seghers’in kaleme aldığı Tenorların Prensi (Prince of Tenors) ünlü tenorun hakkında yazılmış kapsamlı bir biyografi kitabıdır.

BENZER HABERLER

    1 YORUMLAR


    Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1A Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0532 343 9328 | F: 0216 326 39 20