SÖYLEŞİ

Susannah Haberfeld'le Opera Projeleri Üzerine

29.07.2021


Paylaş:

Günümüzün efsanevi Gallerli sopranosu Dame Gwyneth Jones (d.1936)’un kızı mezzosoprano Susannah Haberfeld çok yönlü çalışmalarla dolu ve okurlarımıza yeni ilhamlar katacağına inandığımız renkli dünyasının perdelerini onu yakından tanıyan yazarımız Yiğit Günsoy’a açtı.
 
Sevgili Susannah Haberfeld, sizinle sohbet etmek harika! Sanata karşı olan enerjiniz ve tutkunuz telefondan bile belli oluyor. Çok yönlü bir sanatçısınız ve opera dünyasının çeşitli alanlarında büyük başarılarınız var. Mezzosopranosunuz, prodüksiyon sorumlususunuz, araştırmacısınız, özellikle küçük çocuklar için projeler geliştirip uyguluyorsunuz ve çello çalıyorsunuz. Bütün bu alanlardaki çalışmalarınızı tek tek konuşmadan önce benim “kutsal virüs” dediğim opera virüsü nasıl sizi etkisi altına aldı? Siz, opera tarihinde en önemli kariyerlerden birini yapan, özellikle alman ve İtalyan operalarında eşsizleşmiş ve çok değişik eserlerin repertuarını oluşturduğu olağan üstü soprano Dame Gwyneth Jones’un kızısınız. Lütfen bize operaya nasıl bağlandığınızı ve kulis anılarınızdan bahseder misiniz? 
Sanırım operayla ilk tanışmam dört yaşındayken New York Metropolitan Operası’nda izlediğim Hansel ve Gretel operası ile başladı. Uvertürdeki melodiler opera içinde tekrar ettikçe onları hatırladığımı söylerler. Ayrıca aynı yıl muhteşem bir Fındıkkıran prodüksiyonuna da gitmiştik. Annem o zamanlar sıklıkla Metropolitan’da söylediği için biz de kulise çok sık gidiyorduk.
 
Ayrıca ilk 10 yazımı Bayreuth’ta geçirdim. Annem orada bütün büyük Wagner rollerini söylüyordu. Patrice Chéreau’nun meşhur Der Ring des Nibelungen prodüksiyonundaki çocuk bendim. Yıllar sonra Patrice Chéreau çok çarpıcı prodüksiyonunu gerçekleştirdiğinde Janacek’in From the House of Deadoperasında çalışma şansına eriştim. Prodüksiyon, prömiyerini Aix-en-Provence’da yaptı. Sonra Milano’daki Teatro Alla Scala’ya, Amsterdam, Berlin ve diğer şehirlere turneye gitti. 2017 yılında, prömiyerinden 10 yıl sonra Bastille’de yeniden sahnelendi. Bu alışılmadık bir şey fakat ne yazık ki o tarihte Patrice aramızda değildi ve yokluğu herkes tarafından hissedildi.
 
Ayrıca bir temsilin sonunda annemin soyunma odasına gittiğimi, peruğunu çıkardıktan sonra saçından tokaları çıkardığımı hatırlıyorum. Makyaj malzemesi, pudra ve tutkal kokusunun ağırlıklı olduğu kulis kokusunu çok seviyorum.
 
Annemle bugün de çalışıyorum
 
Nasıl ve ne zaman şarkıcı olmaya karar verdiniz? Hocalarınız kimlerdi? Dame Gwyneth Jones ile de çalıştınız mı yoksa ebeveynlerle çalışmanın güç olduğunu mu düşünüyorsunuz?
Hep sağlam bir sesim oldu. Genç kızlık zamanlarımda Suzie And The Scruffy Spinach isimli bir grubum vardı fakat bu tarz gruplarla ciddi bir iş çıkartabileceğimi hissetmedim. Çok fazla zaman harcıyormuşum düşüncesine kapıldım. Rejisör olmak istediğim için her şeyden önce şan çalışmaya karar verdim. Böylelikle bir rejisör olarak şarkı söylemenin nasıl bir şey olduğunu anlayabilecektim. Manchester’daki Royal Music College’a gittim ve orada Barbara Robothem’le çalıştım. Çok da kolay olduğunu söyleyemem.
 
Annemle de çalıştım, bugün bile hala çalışıyorum fakat 20li ve 30lu yaşlarımda her ikimiz açısından da zor bir süreçti. Bence bir ebeveynle çalışmak aradaki ilişkiye bağlı.



Çello çaldığınızı biliyorum. Başka bir enstrüman da çalıyor musunuz? Sizce bir şancının enstrüman çalması önemli mi? Bu, bir şarkıcıyı ne yönde geliştirir?
Çocukken piyano ve flüt çalıyordum. Her ikisinin de faydalarını şimdi çok fazla görüyorum. Özel ders verirken veya çocuklarla çalışırken piyano çalıyor olmak çok önemli. Çelloya sadece bir yıl önce başladım, salgın döneminde evlere kapandığımız sırada. Bu güzel enstrümanı çalmayı hep istemiştim fakat hiç zamanım olmamıştı. Bu benim en derin tutkularımdan biri, zaman geçtikçe diğer müzisyenlerle beraber yaylı kuartetler çalabilmeyi ümit ediyorum. Şu anda yeni başlayanlarla birlikte oluşturulmuş bir orkestrada Leopold Mozart’ın Oyuncak Senfonisi’ni (Kindersinfonie) çalıyorum ve kesinlikle çok seviyorum. Bence bir şancının diğer enstrümanları da anlaması çok önemli.

Züricher Kammeroper’de prodüksiyon müdürü olmanızdan bahsedecek olursak… Bu görevi üstlenmeyi nasıl kabul ettiniz? Sorumluluklarınız neler?
Züricher Kammeroper bana bu görevi üstlenmemi teklif etti. Universität Zürich’den 2013 yılında Sanat Yönetimi diploması aldığım için teklifleriyle ilgileneceğimi düşündüler. Aynı zamanda şarkı da söylediğim için prodüksiyonlardaki bir rolü de söylüyorum. Umarım 2021 Aralık ayında bu gerçekleşecek. Kontratlardan, prova düzenlemelerinden, mekânlardan ve biletlerden sorumluyum. Kısaca mali yön hariç her şey. Mali yön benim en iyi tarafım olmayabilir. (Kahkahalar…)
 
Kadın besteci Martha von Castelberg’e adanan CD
 
Aynı zamanda bir araştırmacısınız. Ve sizin de içinde bulunduğunuz Martha von Castelberg’in eserlerinden oluşan CD büyük yankı uyandırdı. Castelberg’le yollarınız nasıl kesişti? Onun eserlerinde sizi cezbeden şeyler neler?
Guido von Castelberg Zürih’te yaşayan bir avukat ve müzikseverdi. Aynı zamanda da babamın arkadaşıydı. Bana hep annesi Martha von Castelberg’in müziğinden bahseder ve benden onun parçalarını söylememi isterdi. Zürih’te oldukça popüler olan Odeon Cafe’de buluşurduk. Ne yazık ki planlarımızı hiçbir zaman gerçekleştiremedik. Çok hastayken, kaldığı yaşlılar için olan bakım evine gittim ve annesinin birkaç şarkısını söyledim. Kısa zaman sonra yaşamını yitirdiğinde bu şarkılardan bazılarını onun cenazesinde de söyledim. Daha sonra yeğeni kurulmuş olan vakfa katılmamı istedi. Bu teklife çok sevindim. Yeni bir kayıt yapmamızı teklif ettim ve bu iş için gerekli bütün organizasyonu üstlendim. Daha önce sadece Lisa della Casa tarafından yapılan bir kayıt vardı. İsviçre Radyosu’na gidip onlardan ortak yapımcı olmalarını istedim. 2019 yılında kaydı gerçekleştirdik ve geçen yıl piyasaya sürdük. Bu yıl Martha von Castelberg’in 50. ölüm yıl dönümü. Bu sebeple Zürih’de Ekim ayında onun müziklerinden oluşan bir festival düzenliyorum. Umarım gerçekleştirebiliriz. Çok güzel bestelenmiş motetleri var.
 
Aynı zamanda çocuklar için değişik etkinlikler gerçekleştiriyorsunuz. Bu çalışmalardan ve amacından bahseder misiniz biraz?
2013 yılında kızım doğduğunda benim için her şey değişti ve hayatımdaki en önemli şey o oldu. Opera ve şarkıcılık bir adım geriye düştü. Her yıl sadece bir opera prodüksiyonu gerçekleştirdim. Okula gitmediği sure boyunca da onu her yere yanımda götürdüm. Özellikle çok küçükken her gece onu yatağına yatıramıyor olma düşüncesi hiç de katlanacağım bir şey değildi. Ne yazık ki opera ve tiyatro, aile hayatıyla büyük bir uyum içinde olamıyor.
 
Bu sebeple başka işlere yöneldim. Biel Operası’nın Müdürü arkadaşım Dieter Kaegi’ye bebek ve çocuklarla ilgili bir dizi program yapmayı teklif ettim. Bana bu konserleri gerçekleştirme olanağı sağladı. Amacımız bebeklerin ve çocukların klasik müziği en yüksek profesyonel seviyede duymaları. Genellikle beş ile 10 parça çalan iki enstrüman oluyor. Bir hikaye anlatıyorum ve yerde emekleyen veya dans eden küçük çocuklar oluyor. Bu sayede enstrümanları da tanıma imkanları oluyor. Yedi yıl içinde hem Zürih’te hem de başka şehirlerde bu tarz 500’den fazla konser yaptım. Çocukların yüzlerindeki mutluluğu görmek o kadar güzel ki…
 
Ayrıca İsviçre’de bir çeşit kukla tiyatrosuyla da gezdim. Üç ila altı yaş arası çocuklar bizimle şarkı söylediler. Buna ek olarak Hansel ve GretelSihirli Flüt ve Das Rheingold’u okullara sunduğum bir kurs programı geliştirdim. Bu kurs altı ile 12 yaş arası çocukları kapsıyor. Çocuklar müzikleri dinliyor, değişik enstrümanları çalmayı deniyor ve istedikleri rolü canlandırıyorlar. Bence küçük çocuklara opera ve klasik müziğin sıkıcı değil eğlenceli olduğunu göstermek çok önemli. Kursumuzun adı Opera is Fun! (Opera eğlencelidir!)
 
Sevgili Susannah, zaman ayırıp sorularımı cevapladığınız bu güzel sohbet için çok teşekkür ederim. Çok keyifli bir sohbet oldu. Başarılarınızı ve ilginç projelerinizi ilgiyle takip ediyor olacağız.

BENZER HABERLER

    YORUMLAR


    Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1A Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0532 343 9328 | F: 0216 326 39 20