Konser-Opera

Yunus Emre'yi Bestecisinin İsmini Taşıyan Salonda İzledik

18.09.2021


Paylaş:

Sevgili Andante okurları, İzmir Ahmed Adnan Saygun Konser Salonu’nda 11 Eylül Cumartesi akşamı çok özel ve anlamlı bir konser yapıldı. Cumhuriyet dönemimizin Türk Beşleri olarak adlandırılan grubunun seçkin bestecisi Ahmed Adnan Saygun’un Yunus Emre Oratoryosu şef Rengim Gökmen yönetimindeki El Ele Senfoni Orkestrası, koro şefleri Orhan Öner Özcan ve Gulmira Kuttıbadamova yönetimindeki İzmir Devlet Opera ve Balesi Korosu ve TÜRKSOY Gençlik Korosu tarafından seslendirildi.
 
İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından pandemi döneminde genç müzisyenlere destek olmak amacıyla kurulan El Ele Senfoni Orkestrası, yine genç müzisyen kadrosuyla İzmir Devlet Opera ve Balesi Korosu, TÜRKSOY Gençlik Korosu ve solistler mezzosoprano Çınara Şirinova (Azerbaycan), soprano Gulzat Daurbayeva (Kazakistan), tenor Aydın Uştuk (Türkiye) ve bas Baktıbek Ibıkeev (Kırgızistan) İzmir seyircisinin coşkulu alkışlarıyla taçlandırıldı.
 
Konser ayrıca UCLG İzmir Kültür Zirvesi’nin kapanış konseri olması açısından da anlamlıydı. 2021 yılı Türk Edebiyatının en önemli şair ve filozoflarından Yunus Emre’nin vefatının 700. Yılı olarak kutlanıyor ve bu yıldönümü UNESCO tarafından da anma ve kutlama yıldönümleri arasına alındı. Yunus Emre Oratoryosu ise bir bestecimiz tarafından bestelenen ilk oratoryo olması açısından büyük önem taşıyor.
 
TÜRKSOY GENÇLİK KOROSU
 
Türk müziğinin dünyaya tanıtılması amacı doğrultusunda, Türk cumhuriyetlerinin önde gelen konservatuvarlarından seçilen başarılı genç müzisyenlerin bir araya getirilmesiyle kurulan TÜRKSOY Uluslararası Gençlik Oda Korosu günümüze kadar verdiği konserler ve aldığı ödüllerle Türk dünyasının gururu oldu. Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkiye ve Tataristan’dan katılan öğrencilerden kurulu koro ilk kez Ankara’da bir araya gelerek 15 Haziran 2015 tarihinde çalışmalarına başladı. Aynı yıl içinde Almanya’da düzenlenen Avrupa Koro Olimpiyatları’nda üç farklı dalda ödül kazandı.

Orkestra şefi Rengim Gökmen, İzmir Devlet Opera ve Balesi Müdürü Aydın Uştuk, koro şefi Orhan Öner Özcan ve TÜRKSOY Sanat Yönetmeni Arman Nurmakhamatuly ile kısa söyleşiler yaptık.


 
ESERİ YÖNETEN ORKESTRA ŞEFİ RENGİM GÖKMEN
 
Yunus Emre, Türk kültürü, Türk şiiri, Türk düşüncesi için en büyük önem taşıyan isimlerden biridir. 700 yıl önce yaşamış, ancak felsefesi, dizeleri, söylemleriyle hâlâ bize ışık tutan büyük bir şair ve filozoftur. Adnan Saygun’un kafasında bu eserin yıllar içinde oluştuğunu ve Yunus Emre’yi yalnız bu eseri yazmakla ilintili olarak değil de kendi yaşantısı için de bir idol olarak gördüğünü, onu yakından tanımış biri olarak her zaman gözlemlemişimdir.
 
Adnan Saygun ise Anadolu topraklarının yetiştirdiği müzik alanındaki 20. yüzyılın en büyük isimlerinden biridir. Bu bakımdan Türk kültürünün şiir ve müzik alanlarında yarattığı dev ve anıtsal bir eseri seslendirmek elbette bize büyük heyecan veriyor. Ben bu eseri bugüne dek pek çok kez yönettim. Ancak ilk kez bu kadar genç bir orkestrayla yönetiyorum. Orkestramızın yüzde doksan beşi eseri ilk kez seslendiriyor. AASSM içinde Adnan Saygun’un eserini Yunus Emre dizeleriyle seslendirmek heyecan verici bir deneyim. Daha önce ABD, Almanya ve Rusya’da yönettim bu dev eseri. Aynı zamanda bu salonun açıldığı 2008 yılında da İzmir Devlet Senfoni Orkestrası ve İzmir Devlet Opera ve Balesi Korosu’yla seslendirmiştik.

Yunus Emre Oratoryosu'nun benim için diğer bir anlamı da 1946 yılında eserin Adnan Saygun yönetiminde Ankara Dil-Tarih ve Coğrafya Fakültesi salonundaki ilk seslendirilişinde annem Muazzez Ünal’ın soprano olarak eseri seslendirmiş olmasıdır. Çok genç yaşta yitirdiğim annemin sesini eseri her seslendirdiğimde duyar gibi olurum. Bu tarihi olaya tanıklık eden annemi ve hocam Adnan Saygun’u saygıyla anıyorum. İzmir Kültür Zirvesi’nin kapanışı için bu eserin seçilmesi kararını da kutluyorum. İzmir Büyükşehir Belediyesi ve AASSM yönetimine teşekkürlerimi sunuyorum.


 
TÜRKSOY SANAT YÖNETMENİ DR. ARMAN NURMAKHAMATULY

TÜRKSOY, 1993 yılında kurulmuş, Türk dünyasının kalbi olarak nitelendirebileceğimiz diplomatik uluslararası bir kurumdur. Amacımız Türk soylu halkların kültürünü, sanatını, kültürel mirasını tanıtmak ve dünyaya yaymak. İlk amacımız ve üstlendiğimiz görev budur. 2021 yılı Türkiye’nin düşünürü, şairi, Türkçenin temelini atan Yunus Emre yılı olarak ilan edilmiştir. Bu kapsamda biz de TÜRKSOY teşkilatı olarak birçok projeye imza attık ve atmaya da devam ediyoruz. Yıl sonuna kadar etkinliklerimiz devam edecek. Ayrıca Yunus Emre Oratoryosu’nun seslendirilişinden önce bir Yunus Emre Sergisi yaptık. Etkinliklerimiz sadece kulağa değil göze de hitap etsin diye düşündük. Kasım ayında Ankara’da Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, Devlet Opera ve Balesi Solistleri ve halk türküleri söyleyen solistlerle klasik müziğe uyarlanmış yeni eserlerin prömiyerini yapmayı hedefliyoruz.

Yunus Emre Oratoryosu’nu TÜRKSOY ile birlikte yaparak bir ilke imza attık. Türk ve TÜRKSOY opera solistlerimizle birlikte burada olmaktan dolayı büyük mutluluk duyuyoruz. 2012 yılında da Yunus Emre projemizi ABD’de New York ve Washington’da Türk solistler ve eseri Türkçe söyleyen bir Amerikalı koroyla seslendirmiş ve büyük beğeni almıştık.

İZMİR DEVLET OPERA VE BALESİ MÜDÜRÜ TENOR AYDIN UŞTUK

Yunus Emre Oratoryosu bence Türk yapıtlarının en iyilerinden biri. Ben pek çok kez seslendirdim. Almanya Bremen’de Türk solistler ve bir Alman korosuyla birlikte kilisede önce söyledik, sonra kaydını yaptık. Eserin inanılmaz bir armonisi ve huzur veren tınısı var. Eserdeki ney partisi özellikle çok önemli. Başka turneler de düzenlenecekmiş. Gençlerimizle birlikte bu eseri seslendirmek ayrıca heyecan verici bir olay. Renk kattılar orkestra ve koroya.



İZMİR DEVLET OPERA VE BALESİ KOROSU ŞEFİ ORHAN ÖNER ÖZCAN

Ben bu eserin, Yunus Emre’nin diliyle evrenin, tanrının tekliğini tasavvuf yoluyla anlatmak gayesinde olduğunu düşünüyorum. Eser, müzikal anlamda sanki evrenin bütün karmaşasını büyük patlamadan önceki tekillik olan karadelik gibi içinde barındıran bir bütünlüğe sahip. Bu tekilliğin dualiteye müsaade etmeden işlenmesi gerektiğinden, koronun sesi düz bir çizgi şeklinde olmalı, genel olarak vibratoya izin verilmemeli. Zira tüm din/tanrı temalı klasik eserler ve hatta ezan ya da mantra okumaları tüm zamanlarda hep düz sesle non-vibrato icra edilmektedir. Benim inanışıma göre bu, tanrının, evrenin tekliğini imgelemektedir. Bununla birlikte Yunus şiirleri, zamanın en saf Türkçesi olması özelliğiyle de bu saflığı koruyarak icra edilmelidir diye düşünüyorum.

Oratoryonun genç sesler tarafından seslendirilmesi konusuna gelecek olursak, hem eserin büyük performans isteyen dinamik yapısının -evrenin kaosu-tamperamanlı ve entonasyon problemi yaşamadan non-vibrato icra edilmesi açısından, hem de hafif nüanslarda kurulan uzun müzikal bağların -evrenin tekilliği-bozulmaması için gerekli nefes rezervinin büyük olması gerekliliğinden dolayı bu konu çok önemlidir. Yunus Türkçesi, Türkçe şiirin en yalın ve öz ilk örneklerinden biri olması sebebiyle Shakespeare İngilizcesi gibi zamanının en anlaşılır saf Türkçesiydi. Tabii dil yaşıyor ve evrimleşiyor. Provalarımızda yabancı gelen her kelimeyi günümüz diline çevirerek korodaki dostlarımla paylaşıyorum. Ancak günümüzde ‘gala konser’, ‘bayan koro’ gibi vahim hataların İngilizceleşmenin, eksizleşmenin, ‘kadın’ yerine ‘bayan’ kullanılması gibi ilginç alışkanlıkların önüne geçmenin yolunun Yunus Emre gibi öncüleri iyi anlamak ve okumaktan geçtiğini düşünüyorum.

Ayşe Yavaş
İzmir

BENZER HABERLER

    YORUMLAR


    Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1A Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0532 343 9328 | F: 0216 326 39 20