SÖYLEŞİ

James Galway'in Bayrağını Taşıyor: Aslıhan And

04.10.2021


Paylaş:

Dünyaca ünlü flüt virtüozu James Galway’in isminin ülkemizde Bülent Evcil’in yanı sıra birlikte anıldığı bir isim daha var ki o da Aslıhan And. Can Özükan, çok yönlü bir sanatçı ve eğitimci olan And ile eğitim hayatı, kariyeri ve sanata bakışı üzerine konuştu.

Kıymetli Andante okurları... Sizlerle bu ay flüt sanatçımız, akademisyen, Arş. Gör. Aslıhan And ile çok keyifli ve verimli geçen sohbetimizi paylaşmak istedim. Aslıhan And ile sohbetimizden, eğitim sürecinde ailenin rolü, Avrupa’da eğitim, orkestracılık kariyeri ve genç müzisyenler için kariyer planlaması alanlarında çok şey öğrenebilirsiniz. Şimdiden keyifli okumalar dilerim.

1998 yılında, İstanbul’da başlıyor sanat hayatınız. Bizlere kariyerinizin ilk yıllarını anlatır misiniz?
Aslında bu yolculuk 1998 yılından önceye uzanıyor. Sanatla olan bağım İstanbul Şehir Tiyatroları oyuncusu olan babam Emin And’ın bana kattığı vizyon ve annemin sanata olan ilgime gösterdiği duyarlılık ve teşvikle başladı. Kendimi ifade etmenin sihir dolu başka yolları olduğunu tiyatroda gözlemliyor ve müzikle günlük hayatımda yaşatıyordum. Farkında olmadan duygusal dünyamı yansıtmanın bir oyununu bulmuştum. Daha sonra ilkokuldaki öğretmenlerimin yönlendirmesiyle şiir okumaya başladım, yarışmalara katılıp başarılar elde ettim. Ben, her çocuğun parladığına inanıyorum. Özellikle çocukların doğru yönlendirildikleri zaman, içlerindeki ışığın ortaya çıktığını ve onlara verilecek en güzel hediyenin bu olduğuna inanıyorum. Bu noktada başta ailem ve öğretmenlerim bana en güzel hediyeyi verdiler diyebilirim.

Sevgili hocam, çocukluk çağından itibaren başlayan konservatuvar eğitiminde aileler çocuklarına nasıl destek verebilirler ve sizce bu desteğin önemi nedir?
Aile, sevgi ve güven hislerinin çocukla ilk bağını kuran olduğu gibi, konservatuvardaki öğretmen de çocuktaki enstrüman ve müzik sevgisinin bağını ilk kurandır. Ben ailemde sevgiyi hissettim ve konservatuvarda da öğretmenlerimi sevdim. Devamında ise enstrümanıma yine sevgi bağıyla sımsıkı sarıldım. Bu bağ halen yıllar sonra “Neden bu işi yapıyorum?” sorumun cevabıdır. Günümüzde dış dünyadan kolayca beslenme ve emek vermeden tüketmeye yönelik yaşamak çocukların potansiyelini dışarı çıkarmalarını engelliyor. Bunun tersine çocukların hayal güçlerini ve yaratıcılıklarını kullanmaları, çocuğun iç dünyası ile temasını artırır ve kendisi ile bağ kurmayı öğretir. Çocuğun kendisi ile kurduğu bağ, öğrencilik hayatında enstrümanı ile kurduğu bağı doğrudan etkiler. Bu noktada çocuklara en büyük örnek, öncelikle hayal kuran yetişkinler olabilmemizdir. Çocuğu zamanımızın tuzaklarından mümkün olduğunca koruyup onu hayal kurmaya teşvik etmek ve yaratıcılığını ortaya çıkarması için ona zemin hazırlamak, bence bir ailenin çocuğuna verebileceği en güzel destek olma biçimidir. Böylece müzik eğitiminde karşılaştığımız öğretileri ezbere ve zoraki yapmaktan çocuklarımızı korur, onlara sanatlarıyla kendilerini yaşatacak özgür birer ruh vermiş oluruz.

Flüt eğitimine Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuvarı sınavlarını kazanarak başladıktan sonra Almanya’nın Hamburg şehrinde Prof. Juergen Franz’la devam ettiniz. 
Özlem Noyan, flütle beni tanıştıran ve sevdiren ilk hocamdı. Ardından Vieri Bottazzini ile çalışmalarıma devam ettim ve onun sınıfından mezun oldum. Bana potansiyelimi gösteren, yurtdışı vizyonumu kazandıran, benimle çalarak öğreten, idealist yapısıyla örnek olan, solistliği ve kariyeriyle ufkumu açan bir öğretmendi. Juergen Franz ise bana oda müziği ve orkestracılığı enine boyuna öğreten, aynı rahlede çalarak orkestracılığı sahada deneyimletecek seviyeye getiren, asistanlığını yaptığım, engin bilgisiyle beni çok yönlü olmam konusunda yetiştiren bir hocamdı. Sanatta Yeterliğimi ise akademisyenliği ile bana örnek olan, yaklaşımı ile daha iyisini yapmaya beni teşvik eden, disiplini ile yol gösteren hocam Prof. Ayla Uludere ile bitirdim. Şimdilerde onlarla aynı kurum altında çalışmak benim için gurur verici. Öğretmenin, öğrenci için en büyük şans olduğuna inanıyorum. Tüm hocalarım ayrı ayrı benim için bir şans oldu. Yurtiçi ve yurtdışında çalıştığım hocaların solist, oda müziği sanatçısı, orkestracı ve akademisyen olmaları bana vizyon kattı. Bu sayede çok yönlülüğü öğrenirken, tüm bu alanlarda görev alabildim.



Galway’in festivalinde ‘yükselen yıldız’ seçildi

Kariyeriniz boyunca çok sayıda önemli usta ile çalışma şansı bulmuşsunuz. Bu ustalardan biri de Sir James Galway. Galway’in 2013 yılında İsviçre’de düzenlediği festivalde ‘Yükselen Yıldız’ olarak seçilmenizle birlikte İsviçre ve Almanya’da çok sayıda konser verdiniz. Bu festivali okurlarımıza tanıtabilir misiniz?
Sir James Galway flüt eğitimime başladığım ilk günden beri posterlerine bakıp çalıştığım, bir gün tanışmayı hayal ettiğim ve onu dinleyerek büyüdüğüm bir flütistti. Otuz yılı aşkın süredir devam eden Galway Flüt Festivali’ne Vieri Bottazzini hocamın vesilesi ile ilk kez katıldığımda 16 yaşımdaydım. Festivali sadece bir flüt festivali olarak adlandırmak yeterli olmaz. Galway gibi bir efsanenin bilgilerini bizzat kendisinden öğrenmek, onun tecrübelerini dinleyebilmek, muazzam gözlemler yapabilmek ve aynı atmosferi paylaşabilmek çok büyük bir şans… Bu festivalde dünyanın dört bir yanından seçilerek kabul edilen öğrenciler katılımcıları oluşturuyor. Festivalin çok güzel bir yanı, dünyanın en önemli orkestralarının solo flütistlerinin davet edildiği bir organizasyon olması. Bu flütistlerin masterclasslarına tek tek katılmak çok zor olabilecekken festivalde bu değerli isimlerle tanışabiliyor ve konserlerini dinleyebiliyorsunuz. Festivalde yapılan oylama ve Galway’in seçimi sonucunda ödüller veriliyor. 2011 yılında neredeyse tüm festival katılımcılarının oyunu alarak kazandığım ‘Altın Ağızlık’ ödülü ve 2012 yılında ‘Yükselen Yıldız’ sıfatını alan ilk Türk flütist olarak seçilmem benim için onur vericiydi. Ardından İsviçre ve Almanya’da önüme birçok konser kapısı açıldı. Sir James Galway ve eşi Lady Jeanne Galway tanıştığım ilk andan beri bana sahip çıktılar, yol gösterici oldular, beni ileriye taşımak için hep teşvik ettiler. “Sen Galway bayrağının taşıyıcısısın” sözleri ile beni onurlandırdılar.

Önemli orkestralar ile çok sayıda deneyim yaşadınız. 2017 yılından bu yana ise Tekfen Filarmoni Orkestrası’nın flüt grup şefliği görevindesiniz. Orkestracılık alanında yaptığınız çalışmalardan da bahsedebilir misiniz?
2015-2016 yıllarında Almanya’nın NDR Senfoni Orkestrası’nda, 2016-2020 yılları arasında ise İstanbul Devlet Opera ve Balesi Orkestrası’nda görev aldım. 2017 yılında, parçası olmaktan mutluluk duyduğum Tekfen Filarmoni Orkestrası’nın seçmelerini kazandım. Akademisyen olarak çalışmalarımı orkestracılık alanında da ilerletmek ve bu konuda öğrendiğim ve deneyimlediklerimin kalıcı olabilmesi fikri beni heyecanlandırdı. Orkestra soloları üzerine olan sanatta yeterlik metnimin amacı değerli kaynaklardan oluşturulan bilgilerle harmanlanmış içerikle flüt orkestra sololarının yapısal, müzikal incelenmesi ve çalışma tekniklerini sunmaktı. Tezimin ardından bu konularla ilgili çeşitli makaleler yazmaya başladım. Flüt, her ne kadar solistik bir enstrüman olsa da, orkestra enstrümanı olarak rolü büyüktür. Bir iş sahibi olmak istediğimizde, günümüzde orkestracılık ve oda müziği alanında ne kadar donanımlı olursak o kadar şansımız olduğuna inanıyorum. Ben de bu konu ile ilgili bilgiye ulaşmak isteyenlere, diğer yabancı dildeki kitapların yanı sıra Türkçe bir kaynak oluşturmayı amaçladım. İleriki zamanlarda yayımlanacak kitabım için çalışmalarıma devam ediyorum.

Akademik kariyerinize Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda araştırma görevlisi kadrosunda eğitim vererek devam ediyorsunuz. Salgın süreci size ve öğrencilerinize neler öğretti?
Bu dönemde herkesin deneyimlediği gibi zorluklarla yüzleşip, öğrenip, mevcut durumun avantajlarına odaklanarak yaratıcı olmaya çalıştım. Sınıfça yapmaya çalıştığım etkinliklerden bazıları, online çalışma günlükleri, günlük teknik çalışma videoları hazırlamak ve yurtiçi ve yurtdışından değerli hocalarla online ustalık sınıfları düzenlemekti. Toplu dersler düzenleyerek ise uzakta da olsak bir arada hissetmeye çalıştık. Bu süreçten olabilecek en olumlu şekilde çıkmaya çalıştık. Öğrencilerimle tekrar bir arada olmayı dört gözle bekliyorum.

Sevgili hocam, yurtiçi ve yurtdışında aldığınız eğitimlerle uzmanlaştığınız bir diğer alan ise müzik alanında mesleki danışmanlık. Bize bu konu hakkında bilgi verebilir misiniz? 
Yeditepe Üniversitesi Associate Certified Coach (ACC), International Coaching Federation (ICF) sertifikalı eğitimler ve danışmanlık üzerine eğitimler aldım. Bu eğitimleri kendi alanımda mesleki danışmanlık yaparak sunuyorum. Bu danışmanlık; öğrencinin istek ve hedefleri doğrultusunda farkındalık yaratarak kişisel başarı ve gelişimlerini desteklemek, gelişimi sürecinde rehberlik yapmak, alternatifler üretmek, çalışma verimi arttırmak, mesleki anlamda kariyer planlama sürecini yönetip, yol arkadaşı olmayı hedefliyor. Danışmanlık tavsiyede bulunmayı veya öğretmenlik ilişkisini içermiyor. Bu zamana kadar çalıştığım danışanlarımın gösterdikleri gelişim ve mesleki yolculuklarındaki ilerleme bu rehberliği yapmakta en büyük motivasyon kaynağım. Zihinsel hazırlığın başarıda fiziksel hazırlık kadar rol oynadığına inanıyorum.

Sohbetimizi bitirirken, değerli okurlarımıza, gençlere ve klasik müzikseverlere son olarak neler söylemek istersiniz?
Hayallerimizi gerçekleştirme yolunda hedeflediğimiz A planına ilerlerken kendimizi çok iyi tanımamız gerektiğine inanıyorum. A planının yanı sıra B, C ve D planlarının olmasını ve bu planların ayrı ayrı donanımlarına sahip olmanın, karşımıza çıkan beklenmedik fırsatlara dahi hazır olmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Ne olursa olsun hiçbir şeyin odağımızı severek yaptığımız işimizden alıkoymasına izin vermemek ve süreklilik gerektiren müzikal yolculuğumuzda adanmışıkla çok çalışmanın işin en büyük sırrı olduğuna inanıyorum. Sonrasında biz zihinsel ve fiziksel hazırlığımızı yaptığımıza şartlar ne olursa olsun zaten fırsatlar ayağımıza geliyor. 

Değerli Andante okurları, söyleşimin sonunda, Instagram hesabım canozukan üzerinden sohbetin tamamına ulaşabileceğinizi, diğer konuklarımla yaptığım sohbetleri de izleyebileceğinizi hatırlatmak isterim. Bir sonraki söyleşide buluşabilmek dileğiyle, sağlıklı, mutlu günlerde sevgiyle, sanatla hoş kalın. Derin sevgilerimle...

Can Özükan

BENZER HABERLER

    YORUMLAR


    Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1A Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0532 343 9328 | F: 0216 326 39 20