HABER

Orhan Öner Özcan'dan Her 10 Kasım

06.11.2021


Paylaş:

Değerli okurlarımız, on dokuzuncu yaşımızı bitirip yirminciden gün aldığımız sayımıza hoşgeldiniz. Bu sayının bizim için bir başka önemi daha var. Büyük Atatürk’ü kapak yaptığımız ilk sayı oldu elinizde tuttuğunuz Kasım sayımız. Bestecimiz Orhan Öner Özcan’ın Her 10 Kasım adlı mersiyesinden daha uygun bir seçim yapamayacağımızı düşündük bu sayının kapağını tespit ederken. Çok yönlü müzisyen kimliğiyle öne çıkan çalışkan besteci ve şefimizi son yıllarda Devlet Opera ve Balelerimizde oldukça yoğun bir mesai içinde görüyoruz. Sadece şefliğiyle değil besteciliğiyle de önemli işlere imza atan Özcan, Atatürk’ün ölümü üzerine bestelenmiş tek eser olma sıfatını taşıyan Her 10 Kasım’ın sahibi. Andante, onu yakından tanıyanların bildiği üzere, ‘daha çok görünürde olanlar’ ile ‘daha çok görünmeyi hak edenler’ arasında daima denge tutturan bir yayın olmayı amaçlamıştır. Orhan Öner Özcan’ın da, başarıları, çalışkanlığı ve yüksek etik değerleriyle kendisinden daha genç müzisyenlerimizin örnek alması gereken müzisyenlerimizin başında geldiği kanaatindeyim. Özcan’la, Her 10 Kasım adını verdiği bu Atatürk mersiyesi üzerine başlayıp farklı alanlara doğru genişleyen sohbetimizi ilgiyle okuyacağınızı ümit ediyorum. 
 
AKM’ye yeniden kavuşmak 
 
İstanbul’un en önemli sanat mabedi olan Atatürk Kültür Merkezi 13 yıl sonra yenilenmiş biçimde kapılarını açmaya hazırlanıyor. 13 yıl boyunca şehrin ana sanat mekânından mahrum kalmak İstanbullu sanatseverleri derinden üzen bir konuydu. Bu kadar geciktirilmemesi gerekiyordu zira 13 yıl bir insanın yaşamında çok uzun bir zaman dilimi. Bu uzun süre boyunca büyük opera yapımlarına hasret kalmak, İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası’nın evsiz barksız bir halde o sahneden bu sahneye konan bir göçebe orkestraya dönüşmesi, Avrupa yakasında oturup da opera-bale için Kadıköy’deki Süreyya Operası’na gidemeyenlerin mağduriyeti, bale temsillerinin kayıttan müzik eşliğinde yapılması, özellikle İDOB’un dekor-kostüm birimlerinin İstanbul’daki değişik binalara dağılması gibi olumsuzluklarla geçen koca bir 13 yıl… 
 
Tabii burada Süreyya Operası’nın ve onu bu mağduriyet yıllarında İstanbullu sanatseverlerin hizmetine sunan Kadıköy Belediyesi’nin hakkını bir kez daha teslim etmeliyiz. Ya Süreyya Operası da olmasaydı? AKM açıldıktan sonra İDOB’un Süreyya Operası’ndaki temsillerini de sürdürmesi en büyük dileğimiz. Sürprizlere her zaman açık olan memleketimizde umarız ki, AKM’nin açılmasını gerekçe gösterip, ‘şehre bir opera-bale salonu yeter’ türünden bir zihniyete kapılan yöneticiler çıkmaz. İstanbul gibi, kültürlerin kesişim noktasında bulunan devasa bir metropolün birbirine uzak konumda bulunan iki opera binasına sahip olmasında hiçbir garip yan yoktur. Arzumuz, İstanbul’dan sonra Ankara’nın da başkentli sanatseverlere yaraşır bir opera-bale binasına sahip olmasıdır. Ankara’nın da yeni kavuştuğu CSO binasından sonra tıpkı AKM gibi modern bir opera-bale kompleksine sahip olmasının zamanı geldi de geçiyor bile. 
 
AKM’nin açılış eseri olarak T.C. Cumhurbaşkanlığı tarafından sipariş edilen Sinan operasının bestecisi Hasan Uçarsu ve librettisti Bertan Rona ile yaptığım sohbeti yakında Andante’de okuyabilirsiniz. Basılı derginin yanı sıra www.andante.com.tr adresli portalımızı takip etmeyi de ihmal etmeyin. Orada klasik müziğe dair sıcağı sıcağına hazırlanmış yazı ve röportajları bulmanız mümkün. Bu vesileyle Andante’nin sosyal medya hesaplarının da çok aktif olduğunu ve oralardan da sürekli paylaşımlar yapıldığını hatırlatayım.

BENZER HABERLER

    YORUMLAR


    Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1A Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0532 343 9328 | F: 0216 326 39 20