SÖYLEŞİ

Beste Tıknaz Modiri ile Turkish Music for Viola Albümü Üzerine

10.12.2021


Paylaş:

Heyecan verici repertuvarıyla, yeni bir albüm, tüm müzik marketlerde ve dijital platformlarda yerini aldı. Viyola sanatçısı ve akademisyen Beste Tıknaz Modiri ve piyanist Andres Anazco’nun birlikte yer aldıkları Turkish Music for Viola adlı albümü Musical Concepts etiketiyle müzikseverlerle buluştu. Albümde, Ekrem Zeki Ün, Yalçın Tura, Betin Güneş, Kaptanzade Ali Rıza Bey ile genç bestecilerimiz Ayça Özturhan Kocatürk ve Melisa Uzunarslan’ın eserleri ve düzenlemeleri yer alıyor. Beste Tıknaz Modiri ile yaptığımız bu söyleşiyi sizlerle paylaşmanın Andante dergisi olarak bize ayrı bir mutluluk verdiğini söylemeden geçemem.
 
Yeni çıkan albümünüzü elbette konuşacağız. Ancak okuyucularımızın sizi daha iyi tanıyabilmeleri için biraz başlara giderek, müziğe başlama öykünüzü dinlemek istiyorum sizden. Sanırım müzisyen bir aileye doğanlardansınız ve müzik yüklü bir ailenin içinde büyüdünüz…
Evet, müzisyen bir aileden geliyorum. Babam Atilla Tıknaz opera sanatçısı, annem Günseli Tıknaz ise müzik öğretmeni. Dayılarım, teyzelerim, amcalarım, hepsi konservatuvar mezunu. Dolayısıyla müzik doğduğum günden beri hep yaşamımın içindeydi.
 
Klasik müzikle tanıştığınızda, ileride mesleğiniz olacak bu müzik sizde nasıl bir izlenim uyandırmıştı? 
Klasik müzikle çok erken yaşta tanıştım. İlkokula başladığımda arkadaşlarıma “Siz Vivaldi’yi, Mozart’ı bilmiyor musunuz?” ya da “Carmina Burana’yı hiç dinlemediniz mi?” gibi sorular sorardım. Şaşırırlardı. Ben bilmemelerine daha çok şaşırırdım. Ne de olsa çocuğuz…
 
Elbette müzik yolunuz ailenizden aldığınız ilk birikimle başlamıştır. Konservatuvar yıllarınıza başlangıcınız nasıl oldu? Viyolayı siz mi seçtiniz?
Babam beni bir gün operaya götürdü. “Kızım keman mı yoksa viyola mı?” diye sordu. Sesi bana daha tok geldiği için viyolayı seçtim. Konservatuvara viyola çalmayı isteyerek girdim. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda önce yarı zamanlı, daha sonra da tam zamanlı olarak sevgili hocam Aliye İnci ile eğitime başladım. Konservatuvarda orta ve lise öğrenimimi tamamladıktan sonra üniversitede lisans bölümünün en başarılı öğrencisi seçildim. Yine İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda yüksek lisansımı tamamladım. Bu süreçte beni araştırma görevlisi olarak aldılar. Böylece akademik hayatım başlamış oldu. Yüksek lisansın ardından ise doktoraya başladım.



Ülkemizde eğitiminiz devam ederken yurt dışında da kimi ustalık sınıflarına katıldınız. Bu eğitimlerde kimlerle çalıştınız? Bu çalışmalar sizin meslek yaşamınızı nasıl şekillendirdi?
Boston Konservatuvarı’ndan tamamen performans üzerine bir yüksek lisans diploması aldım. Leonard Maçinsky’le çalıştım. Kendisi de genç bir yetenek olarak keşfedilmiş ve çok büyük viyolacılarla çalışmış. Yapmış olduğumuz her çalışmayla büyük bir gelişme sağladım. Solo performans ve oda müziği üzerine odaklandık. Her hafta konser veriyorduk ve bu sayede büyük bir repertuvar kazanımım oldu.



Kazanmış olduğunuz ulusal ve uluslararası ödüllerinizi dinleyelim sizden…
İlk ödülümü 18 yaşındayken duayen hocamız Ruşen Güneş’in düzenlediği Viyola Yarışması’nda kazandım. İngiltere ve ABD’den jüri üyeleri gelmişti. Uluslararası bir yarışmaydı ve yaş sınırı 30’du. Benim hiçbir deneyimim yoktu. Sadece tecrübe kazanmak için bu sınava girdim. Ancak yarışmayı kazanmam bana başka kapılar açtı. Akbank Oda Orkestrası’na davet edildim. Boston’da yüksek lisans yaptığım okulun bir oda müziği topluluğu vardı. Okulu temsil ediyordu ve sınavla giriliyordu. Bu toplulukla Carnegie Hall’de vermiş olduğumuz konserle birincilik ve altın madalya ödülü aldık. Arkadaşlarımın hepsi dünyada önemli müzik merkezlerinde görev yapıyor şu an. Aynı zamanda Boston Konservatuvarı’nda Konçerto Yarışması’nı kazandım. Bu yarışmayla da Harvard Üniversitesi’nde Sanders Theatar’da solist olarak çalma hakkını kazandım. Bir Türk müzisyen olarak hep yurt dışında olumlu karşılandım.
 
Türkiye’nin en genç profesörüsünüz. Verdiğiniz emeğin karşılığını genç yaşta görüyor olmak size neler hissettiriyor?
Benim için en güzel şey, öğrencilerimle olan iletişimim ve onlara örnek olmam. Müzisyen arkadaşlarım bana “Sen ne yapıyorsun da öğrencilerin bu kadar çok çalışıyor?” diye soruyorlar. Ben okula öğrencilerimden önce geliyorum. Beni çalışırken görüyorlar.
 
Eğitimciliğiniz ve ilkeleriniz nelerdir? Öğrencilerinize ne tavsiyelerde bulunuyorsunuz?
Benim için eğitimde iki nokta var. Birincisi çalgılarını ve müziği çok sevmeleri, ikincisi ise disiplin ve çok çalışmak.



Gelelim albüme… Bu güzel albümün ortaya çıkma serüvenini dinleyelim sizden.
Türk bestecilerinin viyola eserlerini yorumlamak, benim uzun süreli hayalim olan, gerçekleştirmek istediğim bir projeydi. Ancak şartların uygun olmasını bekledim. Öncelikle bunu yapmak için iyi bir piyaniste ihtiyacım vardı. Benimle aynı ruhu hissedebilecek, oda müziği yanı kuvvetli olacak bir piyanist… Viyana Üniversitesi’nde oda müziği çalışmaları yaptığım sırada Andres Anazco ile tanışmıştık. Bir ikili olarak çok güzel bir dokudaşlık yakaladık. Ve bu albümde birlikte çalışma kararı aldık.
 
Albümde, Köln’de yaşayan orkestra şefi, besteci ve trombonist Betin Güneş’in iki eseri, Ekrem Zeki Ün’ün yine iki eseri, Yalçın Tura hocamızın Viyola Sonatı ve sizin de arkadaşlarınız olan Ayça Kocatürk ile Melisa Uzunarslan’ın sizin için yazmış olduğu eserler yer alıyor. Bu eserlerhakkındaki açıklamaları yine sizden dinleyelim.
Bu kayıttaki eserlerin bir kısmı bizim çalmamız için bestelendi. Kaptanzade Ali Rıza Bey’in Efem Türküsü’nü babam bizim için düzenledi. Piyanist arkadaşım Ayça Kocatürk’ün iki kızı var: Damla ve Yasemin. Bu nedenle Bir Damla Yasemin adlı eseri ilk kez birlikte seslendirdik. Betin Güneş Camoglibaşlıklı eserini İtalya’da adlı bir sahil kasabasında denize bakarak ve özlemle Karadeniz kıyılarını hatırlayarak yazmış. Denizin çalkantıları ve güzelliği ona Türkiye’yi hatırlatmış. Bir yurt özlemiyle yazılan eseri seslendirmek bize ayrı bir mutluluk verdi. Hatta bu eseri Betin Bey’le çalma fırsatım bile oldu. Melisa Uzunarslan çok yönlü bir sanatçı. Onun eserlerinden oluşan bir oda müziği konseri gerçekleştirdik. Melisa’nın sonatını seslendirdiğini duydum ve duyduğum anda bu eseri mutlaka çalmalıyım dedim. Melisa eserin viyola ve piyano için transkripsiyonunu gerçekleştirdi. Yalçın Tura, klasik Türk müziğinde marka bir isim. Viyola Sonatı’nı Ruşen Güneş için yazmış. Bu projede yerini aldı elbette. Yalçın Hoca bu esere bir bölüm daha eklemiş. Kendisine söz verdiki, bu bölümü de seslendireceğiz. Ekrem Zeki Ün’ün Sözsüz Türkü’sü çok bilinen bir eseri değil. Okulumuzda gitar eğitmeni olan Cem Küçümen, Ekrem Zeki Ün’ün de öğrencisi olmuş. Ekrem Hoca’nın fikirlerini ve ruhunu tamamen yansıtan bu eser ilginizi çekecektir tavsiyesinde bulundu. Orjinali çello için, biz viyola ve piyano için tekrar düzenledik. Diğer eser, orjinali flüt ve piyano için olan Yunus’un Mezarında adlı eserin transkripsiyonunu, Ekrem Zeki Ün’ün kızı Nevin Ün’den izin alarak ve orjinaline sadık kalarak Ayça Kocatürk’le yaptık. Eseri hangi enstürmanın çaldığı değil, sizin duyguyu nasıl verdiğiniz önemli. Andres Anazco ile “Hadi bir çalalım, bakalım nasıl tınlayacak” dedik ve nihayetinde “Tamam, işte budur” dedik. Performansımızı da kaydettik. Eseri stüdyoda tekrar kayda almadık. Kaydı çok beğendik. Bu nedenle, albüme canlı kaydını koyduk diyebiliriz.
 
Sanatçıların genellikle fiziksel olarak albüm çıkartmadıkları bir dönemdeyiz. Albümler artık dijital platformlarda çıkarılıyor. Siz albümünüzü hem fiziksel hem de dijital platformda çıkarttınız. Ne düşündünüz?
Kalıcı olsun, bir anı olsun istedik. Arşiv niteliği olsun ve müzikseverlerin müzik raflarında yerini alsın istedik. Herkese ulaşabilsin diye uluslararası bir firma olan Musical Concepts’ten çıkarttık. İngiltere’de de bir klasik müziksever dinleyici, müzik dükkanına girdiğinde bizi görsün ve tanısın istedik. Albümü MİAM Stüdyoları’nda kaydettik. Can Karadoğan ve Laçin Modiri’ye sabırlı ve titiz çalışmalarından dolayı çok teşekkür ediyoruz.
 
Bu güzel sohbet için çok teşekkür ediyorum. Andante okurlarına son söz olarak ne söylemek istersiniz?
Okurlarınız albümümüze tüm müzik marketlerden ve dijital platformlardan ulaşabilirler. Buradan ayrıca tüm bestecilerimize sesleniyorum: viyola için eserler yazın, bizler de seslendirelim. Bir araya gelelim ve çoğalalım…

BENZER HABERLER

    YORUMLAR


    Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1A Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0532 343 9328 | F: 0216 326 39 20