SÖYLEŞİ

Piyanist ve Besteci Güldiyar Tanrıdağlı ile Son Albümü Mülhem'i Konuştuk

11.12.2021


Paylaş:

Yaptığı sıra dışı düzenlemeler ve bugüne dek çıkartmış olduğu iki albümüyle Doğu ve Batı’yı buluşturan piyanistimiz Güldiyar Tanrıdağlı işine tutkuyla bağlı bir sanatçımız. Kendisiyle yapmış olduğumuz röportajı Andante’nin değerli okurları için keyifle kaleme aldık, Mülhem adıyla dijital platformlarda yayınlanan albümünü de henüz dinlememiş olan okurlarımıza hatırlatmadan geçmeyelim istedik.
 
Sevgili Güldiyar, pek çok şeyi konuşacağız elbette. Ancak dilersen eğitiminden başlayalım sohbetimize.
Ben Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Piyano bölümü mezunuyum. Buradan mezun olduktan sonra Avusturya Mozarteum Müzik Üniversitesi’ne Konser Piyanistliği eğitimi almak üzere gittim. Sekiz yılımı orada geçirdim. Yüksek lisans ve sanatta yeterliliğimi orada tamamladım. Yüksek lisans programını tamamlarken aynı zamanda film müzikleri üzerine de eğitim aldım.
 
İlk albümün Rahmaninov Anatolian Project hakkında konuşalım istersen. Dinleyen herkesi etkileyen hatta büyüleyen bir albüm. Ben de pek çok kez radyo programlarımda çaldım. Sanırım bestecinin solo piyano dışında vokal ve orkestra eserlerini tanımak seni daha da yakınlaştırmış besteciye. Aynı zamanda duduk, perdesiz gitar ve yaylı tanbur çalgıları yer alıyor bu albümde. Rahmaninov’un müzikleriyle bizim çalgılar büyük bir uyum içinde. Sanki Doğu ve Batı’nın bir sentezi gibi…
Bu albüm ben Avusturya’dayken ortaya çıktı. Ancak elbette bir günde karar verilip ortaya çıkan bir çalışma olmadı. Oraya gelene kadar üzerinde çok çalışıldı. Rahmaninov çok sevilen bir besteci. Özellikle biz piyanistler tarafından çok sevilen, repertuvarlarının vazgeçilmez bestecilerinden biridir. Müziği çok güzeldir. Kendimi Rahmaninov’a hep yakın hissetmişimdir. Müziğindeki makamsal ve duyumsal tınılar biz müzisyenleri çok etkiliyor. Aslında herkesi etkiliyor…
 
Bir Uygur Türkü olman seni Rahmaninov’a daha çok yakınlaştırmış olabilir mi?
Evet, ailem Uygur Türklerinden. Ben beş yaşındayken Türkiye’ye geldik. Rahmaninov, Rahmanoğlu demek. Annem ve babam Türkolog. Dolayısıyla, onların da yardımını alarak bu konuyu daha derinlemesine araştırdım. Yazılı kaynaklarda çok geçmiyor aslında ama Rahmaninov’un babası büyük bir olasılıkla Kırım Tatarı. Kırım Tatarları uzun yıllar Osmanlı topraklarında yaşadıkları için makamsal müziğe çok hâkimler. Dolayısıyla Rahmaninov’un eserlerinde de o etkiyi duyuyoruz.
 
Rahmaninov’un müziğini Doğu çalgılarıyla birleştirdiğin bu güzel albümün ardından, gelelim Mülhem adını taşıyan albümüne…
Bu albüm kendi şirketim olan Tanrıdağlı Müzik’ten çıktı. Salgın döneminde kendi şirketimi kurdum. İlk albümüm gibi bu albüm de büyük bir birikim ve çalışma sonucu ortaya çıktı. Fikir olarak bahsedecek olursak, Rahmaninov albümümde yaptığımın tam tersi olarak düşünebiliriz. Bu kez müzik bizden, enstrümanlar Batıdan.



Âdeta ilk albüm de ikinciye göz kırpar gibi… Rahmaninov albümünde Batı müziği ve tekniği Doğu çalgılarıyla, bu albümde ise bizim müziklerimiz Batı çalgılarıyla sentezlenmiş.
Evet yine bir Doğu-Batı sentezi kullandım. Albümün ismi bence tam içeriğini yansıtıyor. Mülhelm, ilham alan anlamına geliyor. Halk müziğine her zaman ilgi duydum. Ancak enstrümanım piyano. Batı müzik sistemini çaldığımız için komaları veremiyoruz. O zaman ne oluyor? Biz bize çalıyoruz ve dinliyoruz. Ama ben yurt dışında da türkülerimizi seslendirmeyi seviyorum. Yurt dışında yaşayan insanlar bizim müziğimizi hep merak ediyor ve ilgi duyuyorlar. Bir anlamda kültür elçisisiniz; kendinizi, ülkenizi tanıtmak zorundasınız. Piyano evrensel bir çalgı olduğu için halk müziğini en iyi yansıtan çalgı olabileceğini düşündüm. Ve türkülerimizi Batı çalgılarıyla birleştirerek düzenlemelerini yaptım.
 
Eserin özgünlüğünü bozmamak da önemli elbette. Özüne sadık kalarak düzenleme yapmak gerekiyor, değil mi?
Eser seçimi çok önemli. Dikkatli ve çok özenli bir çalışma yapmak gerekiyor. Her eseri aktaramazsınız elbette. Ama dediğiniz gibi, özüne sadık kalmak temel ilke olmalı. Yedi türkü düzenlemesi yaptım. Haydar HaydarBülbülüm Altın KafesteBu Dağlar KömürdendirBu Dünya Bir PencereFırat Kenarının İnce DumanıGül KuruttumEvlerinin Önü Mersin.
 
Türkülerimizi Batı tekniğiyle işlediğin, düzenlemelerini yaptığın bu albümde hangi isimlerle çalıştın?
Davulda Volkan Öktem, bas gitarda Eylem Pelit, flütte Ayşen Bulut, viyolonselde Selin Nardemir, perdesiz gitarda Onur Özçelik, gitarda Caner Özkan, kayıtlar ve mixing’de ise Can Aykal ve Sinan Sakızlı ile çalıştım.



Dizi ve film müzikleri üzerine de çalışmalar yapıyor, müzikler yazıyorsun. Bu da ilgi duyduğun bir başka alan. Görüntüye müzik yapmak daha farklı bir çalışma. Aldığın eğitim sonrası mı oluştu bu fikir?
Bu işin eğitimini Avusturya’da aldım. Armoni ve kompozisyon derslerinin dışında Film Müziği derslerine girdim. İki derse girdikten sonra bu işin büyüsüne kapıldım. Aldığım her eğitimi bir donanım olarak görüyorum. Türkiye dizi filmler ve belgeseller açısından oldukça başarılı. Açıkçası dizi ve film müziği benim için bir tutku. Yılmaz Erdoğan’ın Ekşi ElmalarBabam ve Kadir İnanır’ın başrol oynadığı Kapı filmlerinin (Şu anda Netflix’te mevcut) müziklerini yaptım. Nebil Özgentürk’ün Kadınımızın Hatıra Defteri adlı 11 bölümlü, salgın döneminde yayınlanan belgeselinin tüm özgün müziklerini ben besteledim. İçimize çok sinen bir çalışma oldu. Son olarak, Özcan Deniz’in başrolünü oynadığı ve yapımcısı olduğu Seni Çok Bekledim adlı dizinin müziklerini yaptım. Şimdiyse Nazımbelgesel/filmine hazırlanıyoruz. Bunun dışında ikisi yerli, biri yabancı yapım olan üç adet film hazırlığım var. Çalışmalarıma devam ediyorum. İnsanın yaptığı işe tutkuyla bağlanması ya da içindeki tutkuyu müzikle çıkarmak olağanüstü bir duygu. Çok şanslıyım ki bu tutkuyu yaşayabilen bir müzisyenim. “Zor dönemlerde sanat hep kârlı çıkar” demişti bir aile dostumuz. İlk duyduğumda çok anlayamamıştım. Şimdi şu zor dönemlerde ne anlama geldiğini çok iyi biliyorum artık. İnsanlar sıkıntılı dönemlerde, zorluklarda daha çok üretiyorlar, yaratıyorlar. Evet bu sıkıntıların üretime dönüştüğü, yansıdığı oluyor ama bu yansımanın olumlu yönde olabilmesi için de ayrıca mücadele verilmesi gerekiyor.
 
Bu güzel sohbet için çok teşekkür ederim. Okuyucularımıza son olarak neler söylemek istersin?
Söyleyeceklerim aslında tüm konuştuklarımızın bir özeti gibi. Sanat baş tacıdır. Sanatı ve sanatçıyı desteklemeyi bırakmayınız…

BENZER HABERLER

    YORUMLAR


    Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1A Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0532 343 9328 | F: 0216 326 39 20