SÖYLEŞİ

Gücünü Yaşadığı Zorluklardan Alan Mezzosopranomuz: Deniz Uzun

25.12.2021


Paylaş:

Opera kariyerine Bavyera Devlet Operası’nın ardından Zürih Operası’nda devam eden mezzosoprano Deniz Uzun, başarılarıyla göğsümüzü kabartmaya devam ediyor. Son olarak Éva Marton Yarışması’nda kazandığı ödül ve Komische Oper Berlin’le yaptığı solist sözleşmesiyle adından söz ettiren Uzun’la, kariyerinin bu hareketli döneminin detaylarını konuştuk.
 
Öncelikle Éva Marton Yarışması’nda aldığın ödülün öyküsünü dinlemek istiyorum senden…
Geçen sene salgından ötürü yapılamayan Éva Marton Yarışması bu sene yapıldı. Açıkçası bu yarışma, hayatımda pek çok şeyin değiştiği güzel bir döneme denk geldi. Yarışmada Éva Marton Özel Ödülü’nü kazanmış olmamın meyvelerinin neler olacağını aslında henüz kestiremiyorum. Jüride Royal Opera House’un kast direktörü Peter Mario Katona vardı mesela… Gelecek aylarda bunlar daha çok netleşecektir.
 
Éva Marton Yarışması’ndan önce, Ocak ayında katıldığım Viñas Yarışması’nda da St. Petersburg’daki Elena Obraztsova Akademisi’nde bir senelik eğitim ödülü kazanmıştım. Ancak angajmanlarım olduğu için bu ödül anlamsız oldu. O yarışmada birincilik ve ikincilik ödülünü kazanan mezzosopranolar benimle birlikte Komische Oper Berlin’de bir dinletiye girdiler ama kurumla solist anlaşmasını ben yaptım. Böyle tuhaf bir olay yaşadıktan sonra Éva Marton Yarışması’nda, kimseyi tanımadan, sadece performansımla kazandığım bu ödülü kazanmam beni çok mutlu etti.
 
Bu arada, Viñas deneyimi biraz tatsız olsa da Palermo’daki Dido ve Aeneas teklifi, yarışmadan sekiz ay sonra, orada beni dinleyen Alessandro Di Gloria aracılığıyla geldi.



Yarışmada başarıya giden yolda yaşadıklarından bahseder misin?
Öncelikle, bana iyi bir piyanist eşlik etmeseydi finale kalmazdım sanırım. Bu konuda açık olmalıyım. Şimdiye kadar yaptığım dinletilerde ve katıldığım yarışmalarda kazandığım deneyimlerden sonra, piyanistin ne kadar önemli olduğunu artık anladım. Éva Marton Yarışması’nda bana eşlik eden Tamás Kéry’e minnet borçluyum.
 
İlk elemede hepimizden bir Franz Liszt parçası ve bir arya istendi. Ben de Die Drei Zigeuner’i ve Maça Kadını’ndan Polina’nın aryasını söyledim. Normalde herkes iki eser söyleyip çıkıyor. Ama Marton benden bir de Der Rosenkavalier’den Octavian’ın aryasını da dinlemek istedi. Bu benim için çok güzel bir sürpriz oldu. Çok sevinerek ve severek yorumladım o aryayı. Sonra yarı finalde Händel’in Alcina’sından Ruggerio’nun aryasını ve Çaykovski’nin The Maid of Orleans’ından Joan’ın aryasını söyledim ve finale geçerek piyano eşliğiyle işimi tamamladım.
 
Orkestra provasının olduğu gün ise Paris Opera Competition’a çevrimiçi olarak katıldım ve finale kaldım. Aslında Éva Marton bunu öğrense hiç sevinmez. Çünkü yarışmaya katılmadan önce bize o yarışmaya da katılıp katılmadığımız sorulduğunda “Evet ama Éva Marton Yarışması’ndan sonra katılacağım” demiştim.
 
Bayağı hareketli bir gün olmuş senin için anlaşılan…
Aslında olaylı bir gün oldu. O gün bana eşlik etmesi gereken piyanist gelemeyince son anda başka bir piyanist bulmak zorunda kaldım. Berlin’den Budapeşte’ye düğün için gelen bir piyanist sağ olsun eşlik etti bana o gün.
 
Éva Marton Yarışması’nın finalinde ilk olarak “Cruda sorte!” söyledim ve büyük bir alkış aldım seyirciden. Bu deneyim bana inanılmaz bir moral verdi ve daha sonra La Favorita’dan Leonora’nın aryasını söylemek büyük zevk verdi.



Ödül açıklanınca neler hissettin?
Ben ödüllerin hemen o gece açıklanacağını zannetmiştim ama öyle değilmiş. Ertesi gün biz prova yaparken bile kimin hangi ödülü kazandığını bilmiyorduk. Gece yarısı bir konser listesi aldık ve sadece konserde söyleyecek olan katılımcıların hepsinin birer ödül aldığını söylediler. Benim için “Cruda sorte!”yi seçmişlerdi. Gala gecesinde Éva Marton Özel Ödülü’nü Marton’un elinden aldım. Aryamı söyledikten sonra yine büyük bir alkış aldım ve sahneye iki kez tekrar çağırıldım. Çok güzel, çok farklı bir deneyimdi.
 
Éva Marton Özel Ödülü’nün özelliği ne peki?
Éva Marton, bu ödülün verileceği kişiyi jüriden bağımsız olarak kendisi seçiyor. Marton’un beni seçmiş olması elbette benim için büyük bir gurur kaynağı. Bana uzaktan “canavar” diye seslendi. Ben Marton’un bu iltifatını severek kabul ediyorum. Bunun dışında, Zürih’teki kadromu bıraktığım bu dönemde, Macar Sanat Vakfı tarafından verilecek olan 10 bin avro da çok önemli bir destek olacak.



Yarışma başarıları dışında kariyer yolculuğun nasıl gidiyor peki? Önümüzdeki süreçte yer alacağın projelerden biraz bahseder misin?
İki hafta önce Palermo’dan Dido ve Aeneas’ta başrol söyleme teklifi aldım. Aylar önce zaten Salzburger Landestheater’dan Carmen teklifi gelmişti. Aslında başka teklifler de geldi ama Zürih Operası’nın kadrosunda kaldığım için reddetmek zorunda kaldım. Onlardan her defasında, “Buna bir çare bulalım lütfen, bakın burada ikinci kastlarım da var” diyerek izin istedim ve sonunda onları yıldırdım. Ağustos’un sonuna doğru “Sen sürekli bizden izin istiyorsun, artık bir karar ver, kalacak mısın yoksa gidecek misin?” dediler. Birkaç gün düşünmek için izin istedim ve ayrılmaya karar verdim. Açıkçası bana bunu sundukları için çok mutluyum çünkü kendiliğimden kadroyu bırakmak isteseydim herhâlde bir ceza ödemek zorunda kalırdım.
 
Komische Oper’deki solist sözleşmesine giden yolu anlatır mısın?
O sıralar eski ajansımla yollarımı ayırmıştım. Yeni iletişime geçtiğim bir ajans bana Komische Oper’de bir mezzosoprano aradıklarını söyledi ve bir dinleti ayarladı. Neticede sözleşme yapmaya hak kazandım. Komische Oper bana bu “gür” sesimle söyleyebileceğim çok güzel lirik roller sunuyor.
 
Bu arada, Komische Oper’de 2022-2023 sezonunda yeni bir müdürlük sistemine geçiliyor. Kurumu bir kadın ve bir erkek birlikte işletecek. Luigi Nono’nun Intolleranza adlı eseriyle bu yeni sistemin ilk temsilini yapacak olmak da benim için ayrı bir gurur kaynağı.
 
Ve daha şimdiden başka opera evlerinden teklif geldiğinde bana izin veriyorlar. Mesela Fabio Luisi, Genova’da Yarasa’da Orlofsky söylememi teklif etti ve buna hemen izin verdiler. Sonra Zürih’te Viva la Mamma! adlı Donizetti eserinde bir rol söyleyeceğim, buna da izin verdiler.
 
Bir de 2023-2024 sezonu için Dallas Senfoni ile Das Rheingold ve Die Walküre’de Fricka söyleme teklifi aldım. Ancak Komische Oper’in 2023-2024 sezon programı belli olmadığından henüz bu teklifi değerlendiremedim. Bir kurumla solist sözleşmesi yaptığınızda önceliğiniz orası oluyor ve mutlaka izin almanız gerekiyor.



Önümüzde müjdeli sezonların var gibi duruyor…
Evet. Önümüzdeki sezon Kasım ayında Palermo’da Dido ve Aeneas’la başlayacak. Sonra Şubat sonu gibi Zürih’te özel bir prodüksiyonda Zanetto adlı bir Mascagni operasında başrol söyleyeceğim. Nisan’da ise Dallas Senfoni ile Yevgeni Onegin’de Olga’yı söyleyeceğim. Mayıs’ta da Salzburg Landestheater’de yer alacağım Carmen’in provaları başlıyor. Performanslar ise Mayıs sonu-Haziran başı gibi başlayacak. Daha sonra yaz geliyor ve Berlin’e taşınıyorum.
 
Şan çalışmaları nasıl gidiyor peki? Oylun Erdayı ile çalışmaya devam ediyor musun?
Oylun Hoca ile hâlâ çalışıyorum, onun etkisi çok büyük üstümde. Onun dışında, Treviso’da yaşayan Sherman Lowe diye çok iyi bir İtalyan-Amerikalı koçla çalışıyorum. Onunla da güzel gelişmeler kaydettim. Yulia Levin ve Carrie-Ann Mattheson da bana fraz, stil ve müzikalitemle ilgili çok yardım etti. Yakın zamanda başladığım Alexander Teknik de bana nefes kontrolüyle ilgili çok yardımcı oldu. Bunların dışında, yılda bir kez filan Carol Vaness’le bir araya gelerek oyunculuk çalışıyoruz.
 
Ben bu salgın sürecinde çok çalıştım ve repertuvarımı genişlettim. Bugün bu çalışmaların meyvelerini topluyor olmama çok seviniyorum. Bir de biliyorsun, ben Almanya’da doğup büyümüş bir Türk olarak, Almanya’da da Türkiye’de de “yabancı” gibi görülüyorum. Bu özel durumumla bu camiada ayakta kalmak hiç kolay değil.
 
Tüm bu zorluklarla karşılaşmak üzere olan, senden sonraki jenerasyona bir mesajın var mı?
Bir yerlerde kadro kazanmakla, solist olmakla bu iş bitmiyor. Sporculuk gibi bir meslek bu. Profesyonelliğinizi göstereceğiniz yanı ise olumsuzlukları olumluya çevirebilmek. Asıl profesyonellik, olumsuz olaylarla nasıl başa çıktığınla ilgili yani.
 
Ancak ne kadar profesyonel olursan ol, gelecekle ilgili tedirginlik yaşamamak için iyi bir ajansla çalışmak çok önemli. İstediğin kadar çalış, iyi performans göster, seni güvenle “pazarlayabilen” bir ajansın olması çok önemli.

Fotoğraflar: László Mudra

BENZER HABERLER

    YORUMLAR


    Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1A Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0532 343 9328 | F: 0216 326 39 20