SÖYLEŞİ

Konser Salonlarında Yeni Bir Soluk: İzmir Klarinet Quartet

25.06.2022


Paylaş:

Klasik dönemden Romantik döneme, film müziklerinden tangoya ve türkülere uzanan heyecan verici repertuvarları ve çağdaş düzenlemeleriyle dinleyicinin büyük ilgi ve beğeniyle takip ettiği İzmir Klarinet Quartet’in solistleri; Özlem Tanrıkulu, Kerem Özgür Erdem, Tuğer Doruk ve Onur Yıldız ile Andante okurları için söyleştik.

 

Sohbetimize, yurt içinde ve dışında, birçok şehirde solo ve oda müziği konserleri veren, İzmir Devlet Opera ve Balesi’nde klarnet grup şefliği görevine devam eden Özlem Tanrıkulu ile başladık.

 

Topluluğunuzu konuşmadan önce, dinleyicilerimizle klarnete başlama öykülerinizi ve eğitimlerinizi kısaca paylaşır mısınız?

Ö.T. Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Devlet Konservatuvarı sınavlarına klarneti bilerek girmemiştim. Parmak, diş ve dudak yapınıza bakarak sizi çalgıya yönlendiriyorlar. Enstrümanımın klarnet olduğunu duyan ailem ve komşularımız biraz şaşırdılar. Bir kadının klarnet çalmasını yadırgadılar. Hatta çevremde “Şimdi Balkan düğünlerinde bol bol klarnet çalarsın” ya da “Bizlere bir Adana havası çalarsın artık” gibi söylemler çok duydum. Tabi yıl 1989’du. İnsanların bu çalgıyı bir klasik müzik repertuvarı içinde tanıması zaman aldı. 1994 yılında İzmir Devlet Senfoni Orkestrası’nın açtığı Genç Solistler yarışmasını kazanarak Carl Maria von Weber’in 1. Klarnet Konçertosu’nu seslendirdim. Ayrıca R. Strauss, G. Bottesini, A. Copland’ın eserlerini de solist olarak pek çok kez seslendirdim.

K.Ö.E. 1993 yılında İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda (İÜDK) Ayhan Yokuş’un öğrencisi oldum. Daha sonra eğitimime DEÜ Devlet Konservatuvarı’nda Atıf Peynirci ile devam ettim. 2005 yılından bu yana İZDOB’da bas klarnet çalıyorum.

Biraz çalgımdan söz etmek isterim. Basklarnet, klarnete göre daha koyu bir tona sahip. Genel olarak müzik armonisinde bas klarnet sesleri duyuruyor. Ancak bütün çalan partileri, notaları birbirine bağlayan bir çalgı. Ben de topluluğumuzdaki arkadaşlarımı birbirimize daha çok bağlıyormuşum gibi hissediyorum. Türk-Alman Gençlik Senfoni Orkestrası ile bugüne kadar dört konser verdim. 

T.D. Ben de DEÜ Devlet Konservatuvarı’ndan mezun oldum. Alain Damiens ve Nilas Baldeyrou’nun ustalık sınıflarına katıldım. İzmir Devlet Senfoni Orkestrası Genç Solistler ve Yaşar Üniversitesi’nin Oda Müziği yarışmalarını kazanarak, solist olarak pek çok konser verdim. Selman Ada’nın benim için yazmış olduğu Klarnet Rapsodisi’nin dünya prömiyerini Mersin Devlet Opera ve Balesi Orkestrası eşliğinde sanatseverlerin beğenisine sundum. 

O.Y. Eğitimime Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda başladım. 2000 yılında DEÜ Devlet Konservatuvarı’na geçiş yaparak tamamladım. Klarnet sanatçısı Ender Gülenler ile çalıştım. Klarnet virtüozlarından Sara Elbaz, Alain Damiens ve Nicolas Baldeyrou ile ustalık sınıflarına katıldım. Şu anda İZDOB’da klarnet sanatçısı olarak görev yapıyorum. Ancak diğer orkestralarında pek çok etkinliklerine katılıyorum.

 

İzmir Klarinet Quartet’in kuruluş öyküsü nedir? Sanırım Tuğer Doruk’un önayak olmasıyla kuruldu topluluğunuz. Dilersen senden dinleyelim Tuğer…

T.D. İzmir Klarinet Quartet bizim çok emek verdiğimiz, büyük hayallerle kurduğumuz bir grup. Hepimiz operada çalışıyoruz. Opera her anlamda büyük ve büyüleyici bir tür. Ancak opera çukurunda çalıştığımız için hepimizde sahne üzerinde çalma ve seyirciyle bütünleşme isteği var. Topluluk olarak bu arzumuzu gerçekleştirmiş oluyoruz. Diğer bir hedefimiz ise klarneti insanlara daha iyi tanıtabilmek. Köylere, kasabalara gidebilmek. Çünkü klarnet denilince genellikle insanların aklına alaturka müzikler geliyor. Biz bu görüşü kırmak istiyoruz. Klarnetin bir klasik Batı müziği çalgısı da olduğunu insanlara gösterebilmek için çabalıyoruz.

 

Grubunuzu oluşturan dinamikler neler?

K.Ö.E. Salgın öncesi dönemi, kuruluşumuz için çok doğru bir zamandı. Kendimizi tanıttık, oda müziği topluluğunu, daha önce yapılmamış bir dörtlü ile gösterdik seyircilerimize. Ve daha sonra, kısıtlamalar ve yasakların başlamasıyla da biz de kendi içimizde grubumuz için yeni hazırlıklara başladık. Çok çalıştık. Hepimiz operada çalışıyoruz. Dolayısıyla birbirimizi çok iyi tanıyoruz. Dokudaşlık çok önemli. Sadece doğru müzik yapmanız değil önemli olan, doğru zamanda, doğru hâl ve tavırları alabilmek de grubumuzu oluşturan dinamikler arasında.

Ö.T. Güzel salonlarda güzel konserler vermek dışında sosyal sorumluluk projelerinde yer alıyoruz. Eğitim konserleri veriyoruz. Köylere gidiyoruz, dünyaca bilinen klasik müzik eserlerinin düzenlemelerini yapıyor ve yaptırıyoruz. Yurt dışından da pek çok nota satın alıyoruz.

 

Grubunuzun âdeta beşinci üyesi diyebileceğimiz Ahmet Sait Karabulut da sanıyorum türkü düzenlemelerinizi yapıyor. Şimdi sözü Sait’e verelim. Okuyucularımız dilersen seni tanısınlar

A.S.K. Müziğe iki-üç yaşlarımda başladım ve bu tutkum her gün biraz daha artarak büyüyor. DEÜ Devlet Konservatuvarı’ndan Seçil Akdil’in öğrencisi olarak mezun oldum. Piyano yorumculuğu çok kıymetli bir alan. Bununla birlikte, kompozisyona da ilgi duymaya başladım. Çaldığım müziklerin dışında yeni müzikler yaratabilmek, kendi iç dünyamı, hayal gücümü müzikle ifade edebilmek benim için büyük bir fırsat oldu. Etnik müziğe de büyük ilgim var. Bu nedenle, Batı müziğiyle türkülerimizi harmanlayarak yeni düzenlemeler yapıyorum. İzmir Klarinet Quartet benden düzenlemeler istediğinde çok heyecanlandım. Bestecilere bu şekilde taleplerin gelmesi her zaman destekleyici ve motive edici oluyor.
 


 

Bodrum’da verdiğiniz, iki bölümden oluşan konseri izledim. İlk bölümde dünya müzikleri, ikinci bölümde ise bizden türküler seslendirdiniz. Piyanonun gruba farklı bir ruh kattığını düşünüyorum. Özellikle İzmir’in Kavakları türküsünü dinlediğimde, yenilikçi, geleneksel çizgiden farklı bir bakış açısı getirirken, türkünün özüne de bağlı kaldığınızı düşündüm. Siz kendinizi nasıl değerlendiriyorsunuz?

S.K. Özelikle türkülerin orijinalini bozmadan ve insanları, dinlendiğinde içine alabilecek düzenlemeler yapmak zaman alan bir süreç oldu. Düşünsel süreç çok önemli. Gerçekleştirmek ise daha basit. Beş türkü düzenledik. Solist şarkıcılar ve piyanoda ben birlikte seslendirdik. Olumlu geri dönüşler beni motive etti. Her türkünün bir hikâyesi var. Ben de hikâyeleri müzikle resmetmek, hikâyenin kurgusunu ve duygusunu vermek istedim. A-B şeklindeki şarkı formatının dışında bir giriş yaptım. Eser başka bir formatta başlıyor ve daha sonra tema giriyor. Kendi içimde başarmış olduğum bir yenilikti bu.

Ö.E. Ben bu konuya bir ekleme yapmak istiyorum. Ah Bir Ateş Ver türküsünün acıklı öyküsünü hepimiz biliriz. Denizaltı dibe giderken ve otururken korku vardır, belki de kurtulabiliriz ümidiyle biraz da heyecan. Sait bu türküde dalgaları, köpükleri ve hava kabarcıklarını anlatmaya çalıştı. Ben bu eseri çalarken bunu yaşadım. Çok etkilendim, bu sahneyi gerçekten yaşadım.

 

Yakın dönemde verdiğiniz konserlerden bahsedebilir misiniz?

Ö.T. Torba’da, Dağkızılca köyünde çalışan arkeologlara ve köylülere bir konser verdik. Unutulmaz bir sahneydi. Traktörün üzerinde kurulan bir platformda verdik konseri. Halk bayıldı ve “Bir daha ne zaman gelirsiniz?” diye sordular. Çok duygulandık.

T.D. Biz klarneti bu şekilde tanıtmak ve dinletmek istiyoruz. Her yere, her şeyi götürmek istiyoruz. Manisa Celal Bayar Üniversitesi’nde vermiş olduğumuz konserde de “Biz klarneti bu şeklide hiçbir zaman dinlememiştik” dediler. Biz para kazanmak için değil, sanatsal değerler taşıyan eserleri halkla buluşturmak için konser veriyoruz.

Ö.E. Her konser bizim için kendimizi geliştirmemiz için yeni bir fırsat. Ancak unutulmaması gereken bir konu daha var. Biz bu işe yıllarımızı verdik. 20 dakikalık bir konserde 20 yıl artı 20 dakikadır. Bunu da unutmamak gerekiyor. Gittiğimiz konserlerde harcanan emeğin elbette bir bedeli de olması gerekiyor. Sponsorların desteğine de ihtiyacımız var.

Ö.T. Dinleyicilerimiz yeni konserlerimiz için bizi takip etmeye devam etsinler…

 

BENZER HABERLER

    YORUMLAR


    Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1A Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0532 343 9328 | F: 0216 326 39 20