03.08.2023

Ünlü piyanist ve orkestra şefi Tamás Vásáry tarafından "piyano şairi" olarak tanımlanan, kendi jenerasyonunun en iyi piyanistleri arasında bulunan, uluslararası seçkin salonlarda konserler veren Steinway sanatçısı Gábor Farkas’ın 5 Ağustos 2023 akşamı Antik Taş Ocağı sahnesinde vereceği konser bu yazın en heyecan verici piyano etkinliği…
Uluslararası Gümüşlük Festivali’nin 20. yılı, Türkiye’nin festival çevresi için çok önemli bir dönüm noktası. Son 20 yılda ülkemizin ne kadar çok ve ne yönde değiştiğini düşününce, 20 yıl önce büyük umutlarla başlamış bir festivalin hâlâ umut verebilmesinin kıymetini bilmek lazım…
Bu umut, 20. yılın tüm içeriğine de yansımış. Kariyerinin geç bir aşamasında tanıdığım piyanist Gábor Farkas, tıpkı Uluslararası Gümüşlük Festivali gibi, umut veren bir piyanist. Tam şu noktada: Çağın değişmesi, kapitalist dengelerin üretim ve ilham süreçlerine ve hatta festival programlamalarına verdiği olumsuz etkiler ve eserlerin özüne inmeye vakti olmayan yorumcuların çokluğunu düşününce, Gábor Farkas farklı bir parıltı!
Yazının başlığında bir ironi var. En sevmediğim şeylerden birisi, bir piyanistin bir başka ve genelde de geçmişten gelen efsane ile kıyaslanması ve bunun kişiliğini tanımlayan kısıtlayıcı bir tarife dönüşmesi. Fakat dinler dinlemez kendimce Arrau ile bir bağ kurabildiğim Farkas’ın bu efsaneye benzetildiğine dair hiçbir ipucu bulamayınca bu sevmediğim tarza bir gönderme yapmak istedim. Farkas şüphesiz ki henüz bir Arrau değil, ama ona benzettiğim yan, 21. yüzyılın vasat müzik üreticilerinden farkını vurgulamak için kullandığım cüretkâr bir ifade.
Zira Farkas’ı dinleyince iki unsur çarpıcı. Birincisi, tıpkı Arrau gibi süratli tempolar ve teknik bir gösteriyle hiç ilgilenmemesi ve bunu Liszt’in eserlerinde bile uygulaması. Farkas’ın tempoları asla Arrau gibi “yavaş” tarafta değil; ama bir cümleyi, paragrafı ifade etmek için kendisine gerekli olan vakti hep veriyor ve bunu bir öncelik olarak yaşıyor. İkincisi de bu tavrın bir devamı, kazandığı bu vakit ve zamanın akışını farklı yaşayıp yaşatabilmesi sebebiyle, renklere odaklanıyor, ki burada tam Arrau oluyor işte. Farkas’ın yorumlarında yapı inşası ve bir fikrin etrafındaki gelişme, daha ikinci planda, sofistike veya didaktik bir yorum tercihi değil, ama renk arayışı ve farklı duygularda sahneler çizilmesi çok ön planda.

Gábor Farkas
Bu tavır, tam da Gümüşlük Festivali’ndeki programının aradığı tavır. Gerçekten de Farkas, Liszt’in eserleriyle birleştirdiği programda, Liszt’in daha izlenimci, gezgin yanıyla Debussy ve Ravel’in su seslerini, bir yandan Viyana ezgilerini birleştiriyor. İlk bakışta çok farklılıklar içeren besteciler gibi gelse de, Farkas’ın renk arayışı empresyonist bestecilere çok iyi gideceği ve Liszt’e getireceği yorum kişisel ve tarihi köklerine dair olacağından, bir noktada kesişen sesler, tonlar, renklere ulaşacağına şüphemiz yok. Hatta bu program, standart bir resital repertuvarından daha bile heyecanlı ve tam bir festival coşkusu içeriyor. Bu haliyle Gabor Farkas konseri kaçırılmamalı….
Gábor Farkas bu konserinde Chopin çalmıyor, ama vatandaşı ve tüm zamanların en önemli Chopin yorumcularından biri olan Tamas Vasary ile birlikte kaydettiği Chopin konçertoları dinleyince, beslendiği kültür, piyanistler ve bunun şiirselliğine katkısının size etkilememesi mümkün değil.
Gábor Farkas’ın Gümüşlük konseri bu yazın en heyecan verici piyano etkinliği…