SÖYLEŞİ

Banu Selin Aşan ve Gözde Yaşar'dan Ravel & Schulhoff

05.12.2023


Paylaş:

Mehmet Gökhan Bağcı, Banu Selin Aşan (keman) ve Gözde Yaşar (viyolonsel) ile Ravel & Schulhoff albümleri üzerine samimi bir söyleşi yaptı.

Albümde yer alan besteci E. Schulhoff ve M. Ravel'in müziği hakkında neler söylemek istersiniz?
Banu Selin Aşan: Erwin Schulhoff II. Dünya Savaşı sırasında gönderildiği toplama kampında elverişsiz sağlığı sebebiyle hayatını çok genç yaşta kaybetmiş bir besteci olmasına rağmen yaşadığı dönemde besteciliği ve piyanistliği ile sanat çevresinde çokça duyulmuş bir sanatçı. Prag doğumlu bestecinin eğitimini tamamladığı Avusturya’da yaşadığı süre boyunca birbirinden farklı sanat akımlarıyla tanışması müziğini de fazlasıyla etkilemiş. II. Viyana Okulu’na duyduğu ilgi müziğinde atonal ve serial yaklaşımlar sergilemesine sebep olmuş olsa da sonrasında caz müziğine olan ilgisinin de etkisiyle pek çok farklı yaklaşımı bir araya getirerek eserler üretmeye devam etmiş. Albümde seslendirdiğimiz eser deempresyonizm ve modernizm etkiler gözlemlediğimiz gibi, daha ritmik ve Avrupa halk dans biçimlerini de ele aldığını görebiliyoruz. 
 
Ravel de esasında Schulhoff’un besteciliğe başladığı ilk dönemlerde etkisi altında kaldığı bir besteci. Aslında iki eserin bestelenme tarihleri de oldukça yakın. (Ravel 1922-Schulhoff 1925). Form olarak da benzerlikler taşıdıklarını söylemek yanlış olmaz. İki eserin de kendine göre teknik zorlukları zaman zaman çalgıcıyı fazlasıyla meşgul edebiliyor. Bestecinin istediği tempo ve nüans değişimleri bazen o kadar hızlı oluyor ki çalgıcının girdiği dünyadan hızlıca uyanmasını gerektiriyor. Ravel’in müziğinin armonik yalınlığı yorumlanmasını güçleştiren en büyük unsurlardan diye düşünüyorum.

Gözde Yaşar: Maurice Ravel’in Keman ve Viyolonsel Sonatı’na dünya repertuvarında ne kadar yer verildiğini görüyoruz. İki enstrumancının da performanslarını üst seviyede ve dengeli bir şekilde birleştirerek seslendirmeleri gereken pastel tonlarda bir eser, bu bakımdan severek albüme taşıdık. Bunun yanı sıra yine bu dönemde etkileyici bulduğumuz Zoltan Kodaly duo, dünyada kaydedilmiş albümlerde Ravel ile eşleştirilmiş çok önemli bir eser. En başta bizim de amacımız Kodaly’e albümde yer vermekti ama maalesef telif haklarıyla ilgili problem yaşadık ve alternatif başka eser arayışına girdik. Schulhoff’u aslında bu noktada tanıma fırsatı bulduk ve her çalışmada daha da önemsedik çünkü çok ciddi bir eserle karşılaştığımızı detaylarını incelerken anladık. Çek müzisyen bir aileden gelmesi, müthiş bir caz piyanisti olması, doğaçlama yeteneğini geleneklerinden gelen müzik karakteriyle birleştirmesi Schulhof’u önemli bir yere koyuyor. Ravel’den etkilenerek yola çıkan Schulhoff, müziği üzerine çokça makale yazdıktan sonra tanışma fırsatı da bulduğu ünlü Çek besteci Leos Janacek’e bu duoyu derin bir saygıyla ithaf ediyor. Dolayısıyla Ravel’in ünlü sonatının yanında Schulhoff’a yer vermek repertuvarımıza özel bir katkı sağlamış oldu.

Keman ve viyolonsel için bestelenmiş oda müziği repertuvarı çok sıklıkla seslendirilmiyor. Banu Selin Aşan ve Gözde Yaşar ikilisi nasıl bir araya geldi? 
Banu Selin Aşan: 2017 yılında Çeşme Müzik Festivali’nde kapsamında düzenlenen bir oda müziği konserinde Ravel’in Keman ve Viyolonsel için Sonat’ını seslendirdik. Eseri öğrenme ve performans sürecimiz çok keyifli geçti. Bu konser sonrası yapacağımız başka oda müziği performanslarının yanı sıra aslında tarihte kalıcı bir üretim fikrinin bizi ne kadar mutlu edeceğini düşündük. İki eserinde kayıtları Türkiye’de daha önce yapılmamıştı. Schulhoff’un duo’sunun dünyada da çok az örneği olduğunu görünce bu fikrimizin ne kadar doğru olduğunu hissettik ve hazırlıklara başladık.

Gözde Yaşar: Herhangi iki enstrumancının solistik çalmak dışında oda müziği gruplarındaki doyurucu tınıyı yakalaması kolay değil, bu yüzden fazla tercih edilmemesi doğal. Bizi bir araya getiren Çeşme Müzik Festivali’yle başladığımız birlikte çalma projesi, pandemi sürecinde bu albümle sonuçlanmış oldu. Bazen eserlerle o kadar zaman geçirdikten sonra bir konserde bitirmek insanın içine sinmiyor, yorumumuzun kalıcılığını sağlamak ve enstrümancılığımızı geliştirmek adına kayıt yapmak çok mutlu etti bizi. 

Pandemi döneminde kaydettiğiniz albümün yapım süreci nasıl geçti? 
Gözde Yaşar: Pandemi sürecinde biz de herkes gibi bir süre kapalı kaldık ama konuşmalarımızda oda müziği projelerimizi ve çalma özlemimizi hep gündemimizde tutuyorduk. Dünyada birçok müzisyen evlerinden kısa kayıtlar paylaşarak aslında motivasyonlarını kaybetmemek için iletişime geçmeye başladı ve bu yayılarak daha büyük projelere dönüştü. Mükemmel bir üretkenlik sürecine girildiğini söyleyebilirim ve aslında evlerimizde ne kadar izoleysek bir o kadar yakınlaştık; daha çok dinledik, daha çok konuştuk, daha çok düşündük sanki. İşte böyle bir noktada biz de harekete geçmek istedik ve sakin bir stüdyo ortamında güzel bir çalışma yaptık, çok iyi hissettirdi. Sonucun hem bizi hem çevremizdekileri motive ettiğini düşünüyorum çünkü çok samimi destek mesajları aldık.

Banu Selin Aşan: Kendi iç dünyamıza döndüğümüz ve kendimize ayırdığımız bireysel zamanın çoğaldığı bir dönem olması pandemi döneminin tüm dünya üzerinde olumlu denebilecek tek etkisi olduğunu düşünüyorum. Ancak birden fazla kişinin katılımıyla yapılmak istenilen işlerde elbette pek çok zorlukla karşılaşılabiliyordu. Fakat esasında birlikte çalmayı en çok özlediğimiz bu yalnızlaşma döneminden çıkışın başladığı bir dönemde yaptığımız için albüm bizi oldukça motive etti. 

Akademik alanda öğrencilerinizle paylaştığınız oda müziği çalışmalarından sonra genç sanatçı adaylarımıza oda müziği konser imkânları yaratılıyor mu? Birlikte müzik yapma düşünceleri için tavsiyeleriniz nedir? 
Banu Selin Aşan: Türkiye’de geçtiğimiz yıllar maalesef bu anlamda çok verimli değildi diyebilirim. Konservatuvarlarda verilen eğitimler ve öğrencilerimizin üniversiteleri bünyelerinde yararlandıkları salonlarda konser verebilmeleri elbette ki değerli. Ancak kendimde yurt dışında tamamladığım oda müziği yüksek lisans eğitimim öncesi ve sonrasında gördüğüm Türkiye’de sanatçının oda müziği performanslarını birinci plana koyması Avrupa ya da Amerika’da olduğundan çok daha zor. Dolayısıyla bu yönden hevesli genç sanatçı adayları belki de yüksek idealizmle başladıkları bu performansları uzun süre sürdüremiyor. Ancak son birkaç yıldır sanata gönül vermiş destekçileri olan derneklerle ülkemiz ve yurt dışından davet edilen yabancı sanatçıların gönülden desteğiyle oda müziği hem eğitim hem de performans anlamında gelişen bir alan olmaya başladı. Yıl içinde düzenlenen çeşitli festivaller ve kurslar bu anlamda çok önem taşıyor. Kendi öğrencilerime de tavsiyem her zaman çoğalmakta olan imkânları farkına varmaları ve bireysel performanslarını yukarı taşımak için mutlaka oda müziğinin herhangi bir formunu hayatlarında tutmaları yönünde. Çünkü iyi bir orkestracı olmanın yolunun da oda müziğinden geçtiği kanaatindeyim.

Gözde Yaşar: Gerek konservatuvardaki öğrencilerimizi gerek dışarıdaki genç müzisyenleri gözlemlediğim kadarıyla, öğrencilere performans alanları tanınarak hatta öncelik verilerek çok daha fazla destek sağlanmalı. Okullarımızda zaten alanlarımız kısıtlı, üzerine çokça düşünülmesi gereken bir konu bu. Dolayısıyla müzikseverlerin ve sanat yönetmenlerinin imkânlar yaratması ve sezon konserlerinde gençlere yer vermesi ne kadar önemli aslında. Çok iyi genç müzisyenler sahnede başarılarını paylaşmalı ki başarıları yerini bulsun. Seyirci buna şahit olmayı çok seviyor ve destekliyor. Festivallerdeki ve ustalık sınıflarındaki oda müziği atmosferini sağlamak yine diğer önemli bir konu. Oda müziği geliştirir çünkü çalgıcının tekniği ve müzikalitesi birlikte müzik yaparken seviye atlar, ilerlemek için olmazsa olmazımızdır. Bir müzisyeni tamamlayan ve eğitimin en önemli parçası olduğunu düşündüğüm bir konu. Dünyada her solist oda müziğini hayatında tutar, tutması gerektiğini çok iyi bilir.

Keman ve viyolonsel ikilisi olarak gelecek kayıt planlarınız var mı?
Banu Selin Aşan ve Gözde Yaşar: Bu ikili için repertuvar çok geniş. Özellikle klasik dönem eserlerinden kaydı olması dışında belki de hiç seslendirilmemiş olanlar bile olabilir. Biz öncelikli olarak repertuvarın yapı taşlarından olan iki eseri kaydettik. Umuyorum önümüzdeki zamanda bu kaydımıza yenilerini de ekleyeceğiz. 

BENZER HABERLER

    YORUMLAR


    Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1A Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0532 343 9328 | F: 0216 326 39 20