SÖYLEŞİ

Orhun Orhon ile Çocuk Şarkıları Üzerine

22.12.2025


Paylaş:

Çok seslilik, yalnızca armoni değil; birlikte var olmanın, birbirini dinlemenin en zarif biçimidir. Değerli şeflerimizden Orhun Orhon ile Ankara Gençlik Senfoni Orkestrası’nın Çocuk Şarkıları albümüne dair keyifli bir söyleşi yaptık.

Çocuk Şarkıları albüm fikri kimlerle, nasıl ve nerede oluştu?
Orkestra ve içerisinde yer alan öğrenci ve profesyonel müzisyenler arasındaki sinerjiyi, aile hissini, o saflığı ve macera ruhunu hep hatırlatacak bir kayıt oluşturma fikri uzun süredir aklımdaydı. Çocukluğumuzdan bildiğimiz şarkıların giderek erozyona uğraması, kolay ulaşılabilir olmaması (ki o yıllarda online müzik uygulamaları henüz yoktu) ve oğlum 2012’de doğduktan sonra çocuklara yönelik kaliteli müziklerin eksikliği ile yüzleşmem itici bir güç oldu. Bir araba seyahatinde bile ailece söylenebilecek çocuk şarkıları neden kayıt edilmesin diye düşündüm. Neredeyse hiçbir sanat kurumu bunu ele almamıştı. AGSO için harika bir fırsattı. Konuyu eski dostum Atilla Çağdaş Değer’e ve AGSO’nun yönetimine açtığımda gerçekten benden de çok uğraşmaya başladılar. O zaman AGSO’nun kendine ait gençlerden ve profesyonellerden oluşan bir ekibi vardı. Bu ekip içerisinden bazıları konuyu Çankaya Belediyesi’ne iletmiş ve olumlu cevap almışlardı. Onlara göre başkentimizin adını taşıyan bir gençlik orkestrası ciddi bir kültürel değerdi. Kayıt aşaması bu destek sözü üzerine başladı. Atilla ile repertuvarı netleştirdik. Şüphesiz burada kendi çocukluğumuzun etkisi oldu. Bestecilerle iletişime geçtik, her biri olumlu ve fedakâr davrandılar. Önce düzenlemeler için çalışmalara başlandı. Bir iki tanesi hariç hiçbirinin hazır orkestrasyonu bulunmuyordu. Önce bir takım farklı düzenlemeler denense de çocuk korosu için uygun olmadığı ya da bestecilerin hassasiyetine tam uyum sağlamadığı için başka arayışlara girdik. Yusuf Yalçın, Mesruh Savaş, Erhan Torlular ve ben parçaların orkestrayonunu üstlendik. Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi’nin o zamanki yönetimi kayıtlar için salonunu ve Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Yönetimi o zaman Beşevler’de olan binalarında prova için orkestra prova odalarını tahsis ettiler. Bir soğuk Ocak günü provalarımıza başlarken destek sözlerinin de netliğini kaybetmeye başladığına şahit oldum. Orkestra, koro, düzenlemeyi yapan arkadaşlar ve kayıtları yapmak için bizimle olan Yalçın Tuğsavul Bey’e olası bir desteğin ortadan kalkma olasılığı olduğunu ifade ettim. Bu da kimseye bir ödeme yapamayacağımız anlamına geliyordu. Buna rağmen tek bir kişi bile projeyi terk etmedi. Kayıt süreci böylece başladı ve dört günde elimizden geleni yaptık. 
 
Değerli koro şefi Atilla Çağdaş Değer’in emekleri ile harika seslendirilen çocuk korosu duyuyoruz. Çocuk korosu çalışma süreçleri nasıldı?
Dünyanın en titiz ve kılı kırk yaran insanı olarak Atilla ses dengesini tutturabilmek adına Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı ortaokul ve lise kısmından büyük bir koro toparladı. Zaten onun eli deyince, koro her zaman nefis tınlar. Bir de dışarıdan bir çift kulak olarak hepimizi de harika yönlendirdi. Disiplini ve yönlendiriciliği ile onca kalabalığa rağmen rahat bir kayıt süreci geçirdik.


 
Kayıt döneminde eğlenceli anılardan neler kaldı aklınızda?
Benim için gergin bir proje idi. Gerçekleştirmesi, uygulaması oldukça zordu. Bestecilerin izinlerinden, olmayan orkestrasyonlara kadar karanlık bir tünelde idik. Salon belirsiz, prova mekânı belirsiz, ortak uygun gün ve saatler belirsiz… AGSO her zaman olduğu gibi “bunu da yapabiliriz” ile başladı, ilk düğümlerin çözümleri sonra da yönetimdeki gençlerin azmiyle ilerledi ve orkestraya yayıldı. Tek başıma bu gücü bulamayabilirdim. Hem öğrencilerim hem de arkadaşlarım orkestrada ve koroda idi. Bu kadar insanı bir hayalin içine sürüklemek zaman zaman irademi zorluyordu. Bir de üzerine buharlaşan bir maddi destek belirmişti. İlk provalar bununla başladı. Sanırım en etkili an koronun ilk şarkıyı söylemesi idi. Çocukların seslerinden, o heyecanı, o saflığı, o iyiliği hissetmek o kadar kolaydı ki. Sonra kaydı bitirdik, ilk örnekler elimize ulaştı. Heyecanlı idik. Maalesef sonunda maddi destek sözü tamamen buharlaşınca bendeki “master CD” tek örnek olarak elimde kaldı hem de yıllarca. Şimdi Sea Major Music sayesinde başka çocuklarla buluşabilecek olması ise sevinç kaynağı. AGSO’nun o yıllarının artık bir hatıradan ibaret kalmış olması da bir o kadar hüzünlü. Oysa gençlik orkestraları baz alındığında gerçekleştirdikleri, önemi, atölye olması, bu Çocuk Şarkıları kaydı, kendi genç yönetimi, dinamik icrası ve neredeyse hiç destek görmeden var olması bakımından AGSO dünyada belki de tek örnekti.   
 
Bu şarkılar sayesinde çocuklar hangi duygusal ya da sosyal becerileri geliştirebilir?
Kültür mirasımızın eseri olan bu şarkılar ebeveynlerin ve ailedeki her ferdin bildiği şarkılardır. Eski radyo dinleyicileri bile bu şarkıları bir yerlerde mutlaka duymuşlardır. Kendi dilimizdeki bu şarkılar herkesin kolaylıkla ezberleyebileceği, söyleyebileceği eserlerdir. Korolu versiyon yanında bir de sadece orkestra eşliğinin yer aldığı karaoke versiyonları da mevcut. Dinleyici, bir orkestranın eşliğinde dilediği şarkıyı özgürce, doya doya, güle oynaya söyleyebilir. Dans edebilir, canı nasıl isterse öyle eşlik edebilir. Okullarda özellikle daha küçük yaştaki öğrenciler için eğitmenler bu albümü kullanabilir. Böylece müziğin büyülü dünyasına kendi yaşlarına uygun olarak girebilirler. Çoğu orkestrasyonda şarkıları daha da nitelendiren orkestrasyon oyunları da mevcut. Her dinleyişte bunları daha da fark eden çocuklar soyut bir dünyaya ve dile kolayca giriş yapabilir. Müziğin bilişsel gücüne yan etkisiz ulaşabilir.  


 
Albümde sizin orkestrasyonlarınız da bulunuyor. Hangi besteciler var albümde? 
Yusuf Yalçın Bir Dünya Bırakın, Mesruh Savaş Orman ve Yedi Cüce, Erhan Torlular Gel Seninle, Mehmetcan Özer Karga ve Tilki, İstemihan Taviloğlu Haydi Biliniz düzenlemeleriyle katkıda bulundular. Bunun dışında İnatçı Keçi de Muammer Sun hocamız tarafından orkestraya yazılmıştı. Turgut Pöğün’e ait Orman Şarkısı ise albümdeki tek yeni eser. Sözlerini Ekin Büyükşahin yazdı, Pöğün de besteleyip bize yetiştirdi. Diğer düzenlemeleri ben yaptım. Dostlarımızın özverisi, desteği bu noktada da en üst düzeyde idi. Hiçbir beklenti olmadan desteklerini sundular. Bu söyleşide albümün öyküsünü ben anlatıyorum ama kahramanlar çok fazla.
 
Albüm kapağının oğlunuz Deniz Orhon’a ait olması özel bir his olsa gerek. Albümü kendi çocuklarınızla yeniden keşfetmek size nasıl hissettirdi?
Albüm kapağının çocukça olmasını istiyordum fakat tasarım yaptıracak para pul tabi ki yoktu. O sıra Deniz beş yaş civarında idi. Eline tableti verip AGSO logosuna benzer bir şeyler çizmesini istedim. O da bu çizimi yaptı. Bulduğum en kestirme yol bu idi. Kızım Güneş ise bir buçuk yaşındaydı. Tek örneği bende olan kayıtları belki de yüzlerce defa dinlediler. Nasıl oynadıklarını, nasıl dans ettiklerini, nasıl söylediklerini izlerken ne doğru bir iş yaptığımızı teyit etmiş oldum. Yazık ki çok zaman kaybettik. Şimdi bu projeyi diğer çocuklar ve çocukluğunu unutmayanlara ulaştırmak için yol gösteren Mehmet Gökhan Bağcı’ya teşekkür borçluyum. O olmasa idi işler yerinde saymaya devam ederdi. 
 
Karaoke partisinde olsanız hangi şarkıyı söylemek isterdiniz?
Favorim Karga ile Tilki. Sondaki akor evin neşe kaynağı oldu uzun süre.
 
Hayatınızda “inatçı keçi” gibi davranan biri oldu mu?
Çevremde ve bu projede yer alan çok insan “iyi adına” inatçı bir keçi gibi çizgisinden ödün vermedi de bu sayede çağın erozyonuna direnebiliyoruz. 
 
Okuyucularımıza albümle ilgili neler söylemek istersiniz?
Okuyucuların bu şarkıları tüm sevdikleri ve aileleri ile bağıra çağıra söylemesini, ülkemizde bir avuç sanatçı gencin ve genç ruhlu insanın 10 yıldan fazla hayallerinin peşinden nasıl koştuğunun hikâyesini hatırlamalarını dilerim. 

BENZER HABERLER


    Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1A Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0532 343 9328 | F: 0216 326 39 20