27.12.2025

Antonio Vivaldi’nin (1678-1741) ölümsüz eseri Dört Mevsim’in 300. Yaşı dünyanın dört bir yanında konser ve etkinliklerle kutlanıyor. Dört Mevsim aradan geçen 300 yılda sayısız sanatçı tarafından konserlerde çalınıp kayıt altına alınırken akademik alanda birçok çalışmanın da konusu olmaya devam ediyor.
Antonio Vivaldi’nin 1725 tarihli “Il Cimento dell’Armonia e dell’Inventione” (Uyum ve Buluş Arasındaki Mücadele) başlıklı 12 konçertoluk koleksiyonunun ilk dört eserini kapsayan Dört Mevsim, kendi döneminin belki de en programlı enstrümantal yapıtı. Vivaldi tarafından yazıldığı tahmin edilen sonelere dayanan eserde, sonelerde geçen her ifadenin karşılığı Vivaldi tarafından nota üzerinde gösterilir.
Konçerto Op.8 No.1 Mi Majör RV 269, İlkbahar
Kuşların ötüşünü, akan çeşmeleri duyarken, aynı zamanda gök gürültüsü ve şimşek sesleri de kulaklarımıza çalınır. Bir keçi çobanı uyurken, sadık köpeği yanı başındadır. Kırsal tulumların sesi eşliğinde dans eden perileri ve çobanları hissederiz.
Konçerto Op.8 No.2 Sol minor RV 315, Yaz
Yeri yakan güneşin sıcaklığında guguk kuşu, güvercin ve sığırcıkların şarkıları eşliğinde aynı zamanda gök gürültülü fırtınalar duyulur. Uzaktan gelen fırtına ve böceklerin vızıltısı çobanın uykusunu böler, şimşekler çakar ve olgunlaşmış mısır tarlaları dolu taneleri tarafından dövülür.
Konçerto Op. 8 No.3 Fa Majör RV 293, Sonbahar
Köylüler şarkılar, dans ve içki eşliğinde tatlı bir telaşla hasadı kutlar. Eğlence düşkünleri uykuya dalar. Sarhoşlar hafifçe esen rüzgârda uyuklar. Bir av sahnesi tablosunda boynuz, tüfek, köpek ve avcı sesleri birbirine karışır. Av, kaçsa da sonunda yakalanır.
Konçerto Op. 8 No. 4 fa minör RV 297, Kış
Titreten bir rüzgâr, soğuktan birbirine çarpan dişler… Dışarıdaki soğuk ve yağan yağmur damlalarına karşı ateşin sıcaklığının verdiği rahatlık! Buz üzerinde ayakta kalmaya çalışıp da bir tökezlemenin ardından yere düşmek gibi ve rüzgâr âdeta bir savaş hâli…
Yeniden Dört Mevsim
Birçok sanatçı Dört Mevsim’i çağımızda yeniden ele aldı. Örneklendirmek gerekirse, Hamburg Elbphilharmonie Orkestrası solo tromboncusu Simone Candotto, iklim değişikliklerinden en çok etkilenen yerlerden birisi olan Venedik’e dikkat çekmek için eseri yeniden düzenledi. İklim verilerini kullanarak bunları müziğe yansıttı. Yazılımcıların da dâhil olduğu bir ekiple çalışan Candotto, Venedik’te 300 yıl içinde değişen iklim verilerini tespit etti. Sera gazı karbondioksit artışının da ele alındığı verilerden oluşan yorumda, 300 yılda Venedik’te olan tüm değişikliği duyabiliyoruz. Eserde, mevsimlerin temaları seyircilerin fark etmediği şekilde geliyor, CO2 eğrisinin yükselmesi notaların uzamasına sebep oluyor. Böylece müziğin değişimi, mevsimin değişimini gösteriyor. Bu çalışmada en hoşuma giden şey, fark etmediğimiz ya da alıştığımız iklim değişikliklerinin çarpıcı bir şekilde bize sunulmasıydı. Candotto’nun iklim araştırmasına göre, günümüzde ağaçlarda öten kuş sayısı Vivaldi’nin dönemine göre %15 azalmış ve eserde buna bağlı olarak %15 daha az kuş motifi kullanılmış. Topluluğun yer yer uyumsuzluğu ise iklim değişikliğini tam olarak ortaya koyacak şekilde tasarlanmış.
Dört Mevsim’i yeniden ele alan sanatçılardan bir diğeri ödüllü besteci ve piyanist Max Richter. Richter 2014’te Recomposed by Max Richter: Vivaldi – The Four Seasons ve 2022’de The New Four Seasons - Vivaldi Recomposed adlı Deutsche Grammophon etiketli albümleriyle dikkatleri üzerine çekmeyi başardı.
Keman sanatçısı Daniel Hope’un da solist olarak yer aldığı 2014 tarihli Recomposed by Max Richter: Vivaldi – The Four Seasons adlı albümünde, Richter orijinal eserden kopmadan, müzikteki ana temaları koruyarak, tekrarlayan motifler, katmanlı armoniler ve elektronik dokular kullanarak çağdaş bir yorum sunmuştu. Solist olarak Elena Urioste ve Chineke! Orkestrası’nın yer aldığı 2022 tarihli The New Four Seasons - Vivaldi Recomposed adlı albümünde Richter, bu sefer gut telleri ve dönem enstrümanları kullanarak orijinal enstrümanlara daha sadık kaldı. Elektronik altyapıları analog ses sentezleyicilerle değiştirdi. Böylece daha ince detaylara sahip ve oda müziği dokunuşları taşıyan bir yorum ortaya koydu.
Özetle, Richter’in iki albümü de Vivaldi’nin Dört Mevsim’ine modern çağdan bakışlar sunmakta; ilki radikal ve elektronik unsurlar içeren minimalist bir yeniden düzenleme, ikincisi ise dönem enstrümanları ve organik sesler üzerine kurulmuş daha doğal ve yakın bir yorum. Klasik ve çağdaş dinleyiciye farklı açılardan zengin deneyimler sunan bu iki albüm, eleştirmenlerden değişik yorumlar aldı. 2014 albümü radikal yeniliklere dair karışık tepkiler toplarken, 2022 albümü ise daha temkinli ve klasik unsurlara dönüşüyle olumlu karşılandı, ama zaman zaman ilk albümde sunulan çarpıcılıktan vazgeçmesine dair yorumlarla da karşılaştı.
Almanya’da yaşayan Türk besteci, fagot sanatçısı, Burak Özdemir de Musica Sequenza ile birlikte Dört Mevsim’e muhteşem bir yeni soluk getirmeyi başardı. Özdemir, Vivaldi’nin 39 fagot konçertosundan dört tanesini (RV 484, 497, 481 ve 498) seçerek 2011 yılında Deutsche Harmonia Mundi etiketiyle Vivaldi: The New Four Seasons albümünü yayınladı. Özdemir, seçilen konçertoların birçok yönden son derece nadir olduğunu ve fagotun her türlü rengini ortaya çıkardığının altını çizdi. Kontrtenor Daniel Bubeck’in de yer aldığı albümde özellikle 18. yüzyıl Venedik dönemi enstrümanlarının seçilmiş olmasının da oldukça dikkat çekici olduğunu söylemem gerekir. Vivaldi’nin müziği, insanın özünün doğanın bir parçası olduğunu hatırlatır. Özdemir’in Vivaldi üzerine yaptığı çağdaş çalışma, küresel ısınma konusunda farkındalık yaratarak, dört mevsim arasındaki zıtlıkların artık bildiğimiz gibi var olmadığı, çevresel baskılar altındaki bir ekosistemdeki modern insan yaşamını ele alıyor.
Vivaldi’nin Dört Mevsim’i zihnimizde bir tablo oluşturur. Burak Özdemir’in Vivaldi: The New Four Seasons albümünü dinlerken ise o tablonun bir parçası hâline geliyoruz. Buradaki dört mevsim sanki daha tanıdık geliyor kulaklarımıza. Vivaldi’nin köy hayatının yerine şehir içinde, gri binalar arasında bir yaşamda buluyoruz kendimizi. Ancak bu mekanik bir yaşam değil. Yitirilen bir şeyler olsa da doğa hâlâ canlılığını koruyor. Eserde sadece mevsimler değil, akıp giden yaşam duyuluyor, insanın doğanın bir parçası olduğu hissediliyor. Eser bizi uyarıyor: “Mevsimlerdeki her şey kendi içinizden bir parçadır.”
Geçen 300 yılın ardından anlıyoruz ki ne kadar zaman geçerse geçsin mevsimler var oldukça Dört Mevsim de yeniden inşa edilerek var olmaya devam edecek.