04.01.2026

Milattan sonra 2. yüzyıla tarihlendirilen, 1882-1883 yıllarında Aydın-İzmir demiryolu inşaatı sırasında Tralleis antik kentinde bulunan, yazılmış en eski müzik yapıtlarından biri olarak bilenen, günümüzde Danimarka Milli Müzesi’nde sergilenen, Türkiye’ye geri getirilmesi için çalışmaları süren, hem müzik tarihi hem de antik kültür açısından büyük bir öneme sahip olan Seikilos Yazıtı yaşamın anlamına dair evrensel bir mesaj taşıyor! Orkestra şefi, piyanist ve besteci Orçun Orçunsel’in Seikilos Epitaph adını taşıyan eserine dair merak ettiğimiz soruları sanatçımıza yönelttik.
Seikilos Epitaph eserini besteleme fikri nasıl oluştu? Bu eserinizin anlam ve önemini sizden dinleyebilir miyiz?
Flütist Zeynep Keleşoğlu ile çok eskilere dayanan dostluğumuzu 2016’da Duo Fidelis adıyla konserler vermeye başlayarak taçlandırmıştık. Kendisi, Necil Kâzım Akses’in unutulmuş Flüt Sonatı’nı yeniden gün ışığına çıkarma konusundaki fikrinden bana söz ettiğinde çok heyecanlandım. Aynı şekilde Ekrem Zeki Ün’ün de flüt sonatının kaydının olmadığından bahsetti ve bu iki eserin ilk kaydını gerçekleştirerek bir albüm yapma fikri ortaya çıktı. İki eserin toplam süresi 15 dakika kadardı, projeyi EP olarak çıkartabilir ya da başka eserler ekleyerek tam bir albüm yapabilirdik. Tam albüm yapmayı tercih ettik ve bu iki Cumhuriyet eseriyle bağlantılı eserler düşünürken, Atatürk’ün müzik devrimi sırasında Türkiye’ye davet ettiği iki besteci, Hindemith ve Bartok aklımıza geldi. Ancak hâlâ bir şeyler eksikti ve bu eksik parçayı tamamlayacak olan, ikimizden başkası olamazdı! Biz, bu müzik devriminin bir sonucuyuz. O hâlde kendi ürettiğimiz bir eserle bu albümü benzersiz kılmalıydık. Müzik devriminin ruhunu yansıtmak, kendi coğrafyamızın öz sesini evrensele taşımaktı ve böylece bu topraklarda ortaya çıkmış, tamamı günümüze ulaşabilmiş en eski müzik yazısı olan Seikilos bize ilham verdi.
Seikilos Epitaph eserinizi flüt ve piyano için bestelediniz, bu enstrümanları seçmenizin özel bir nedeni var mı?
Flüt, en eski çalgılardan biridir. İnsanlar iletişimi yeni yeni öğrenirken, hayvan kemiklerinden yapılan flütler ortaya çıkmıştır. And Dağları’ndaki (Siku/Zampoña) yerli topluluklarda kullanılan pan flütlerin genellikle gökyüzü (ruhlar âlemi) ile yeryüzü arasında bir iletişim kurduğuna inanılır ve bazı ritüellerde atalarla bağlantı kurmak için çalınır. Kuzey Amerika’da ise bazı Kızılderili kabilelerinde, kuş veya hayvan kemiklerinden yapılan düdük ve flütler, sadece müzik yapmak için değil, aynı zamanda ruhani rehberleri çağırmak veya mistik vizyon arayışlarında ruhlar dünyasıyla iletişime geçmek için kullanılırdı. Besteci Kazuo Fukushima’nın 1962’de solo flüt için bestelediği Mei başlıklı eseri de bu temayı işler. “Karanlık, loş, dokunulmaz” anlamına gelen Mei’nin orijinal Çince çevirisi “ölüm” kelimesini de ifade edebilmektedir. Eser, trajik bir kazada hayatını kaybeden, önde gelen müzik eleştirmeni ve kültür politikacısı Dr. Wolfgang Steinecke’ye ithaf edilmiştir. Uzak Doğu kültüründe de flüt sesinin yaşamın ötesiyle iletişime geçmede bir araç olduğu inancı mevcuttur.
Seikilos; eşi Euterpe’nin mezar taşı üzerine kazıdığı bu müziği, aşkını zamansız kılmak için bestelemiş, hayatın geçiciliğine vurgu yapmış, kısacık ömrümüzü tasalanmadan, mutluluk odaklı biçimde yaşamamızı öğütlemiştir. Bu yüzden flüt, bu eserin özünü yansıtmak için biçilmiş kaftandır. Piyanoyu ise niçin seçtiğime değinmeye gerek yok sanırım...

Orçun Orçunsel @ Nathalie Ritzmann
Dünyanın en eski müzik yazıtı olan Seikilos Yazıtı’nın tarihsel ve müzikal önemi hakkındaki görüşlerinizi rica edebilir miyiz?
Müziği yazıya dökme konusundaki çalışmaların başlangıcında Pisagor’un matematiksel dehası durur. Sesin, duygusal bir deneyimden önce kesin bir yasa olduğunu kanıtlamış, tellerin titreşimlerini matematiksel oranlara indirgeyerek müziğin teorik temellerini atmıştır. Ancak bu teorik arayışın çok daha öncesinde, M.Ö. 14. yüzyıla tarihlenen kil tabletlere kazınmış Hurri İlahisi gelir. Bu ilahi, müziğin bir ayin, bir yakarış ve derin bir inanç eylemi olduğunu gösterir; insanlığın en eski müzikal ifadesidir. Ne yazık ki tamamı günümüze ulaşamamıştır.
1. veya 2. yüzyıla tarihlendirilen Seikilos Yazıtı ise bir denklem ya da teorik notasyon denemesi değil, bir mezar taşına işlenmiş, tamamı günümüze ulaşmış ve okunabilir bir melodidir. Hayat kısa, neşelen ve hiç kederlenme, mesajını taşıyan bu ölümsüz melodi, müziğin özünün, kozmik bir kanun arayışından ziyade, fani bir yaşamda kederi aşma çabasıdır ve insanın geçiciliğine dair kadim bir tesellidir.

Seikilos Yazıtı @ Danimarka Ulusal Müzesi
Seikilos Yazıtı’nın mesajını eserinizde nasıl yansıttınız? Sözlerinin evrenselliği ve zamansızlığı sizin müzikal yaklaşımınızı nasıl etkiledi?
Eserimde, yazıtın kendi zamansızlığından başlayıp günümüze uzanan macerasını işledim. Seikilos ile aynı coğrafyada (Aydın) yaşıyor oluşum da empati kurmamı sağladı. Sevdiceğini kaybetme deneyimine çok yaklaşmış biri olarak, canından bir parça kopan Seikilos’un kederiyle baş etme çabasını, o zamanlar değilse bile şu an anladığımı söyleyebilirim.
Seikilos Epitaph’ın melodik yapısını müzik teorisi açısından nasıl değerlendirirsiniz?
Melodi, modern Batı müziğindeki majör/minör sisteminin atası sayılan diyatonik türe (genus) aittir. Bu, müzikte tam ve yarım perdelerin kullanıldığı en yaygın Antik Yunan yapısıdır. Eser, İonya (Iastian) tonosu içinde kabul edilir. Bana göre, taşıdığı mesajı ve duyguları binlerce yıl öteye iletebilmesinde, melodinin yalın ve saf oluşu büyük bir etkendir. Bu esere bakarken anakronik yanılgılara düşmemek için modern kompozisyonlara aşinalığımızı ve müzik alışkanlıklarımızı bir kenara bırakmamız gerekir. Seikilos’un, bir sanat eseri oluşturmaktan ziyade doğal bir yakarışı sonsuzluğa taşıma amacında olduğunu, bunu da ziyadesiyle başardığını düşünüyorum.

Orçun Orçunsel @ Nathalie Ritzmann
Peki, Seikilos Epitaph’ı seslendirirken kullandığınız teknikler ve üslup hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?
Eserde alışılmış besteleme yöntemlerinin yanı sıra modern kompozisyon tekniklerinden faydalandım. Açılışta Seikilos’un melodisinin sunumunda kullandığım, flütün içine ses vererek üfleme tekniği, Euterpe’nin ruhani âlemden seslenişinin izdüşümünü yakalamamı sağladı. Piyanoyu da antik lir çalgısına benzer biçimde kullanarak 2000 yıl öncesinin dokusunu yakalamaya çalıştım. Bunların dışında flüte nota sesi çıkarmadan üflenmesi sonucu oluşan rüzgâr sesleri, armonikler gibi renk kulanımıyla flütün teknik olanaklarını sonuna kadar zorlayan bir eser ortaya çıktı. Sonlara doğru bir kadans benzeri pasajda, piyanonun telleri serbest iken, flütten çıkan seslerin bu tellerden yansımasını kullandım. Böylelikle flütün yakarışı, öte âlemlerden karşılık buluyormuşcasına bir etki oluşturdum. Piyano partisinin de alışılagelmiş eşlik partisinden ziyade virtüoz bir yapıda olması da seslendirme açısından zorluk yaratan bir unsur. Bunu Seikilos’un felsefesiyle ilişkilendiriyorum; zorlukları aşmak, olumsuzlukları geride bırakıp yükselmek...

Orçun Orçunsel ve Zeynep Keleşoğlu @ Nathalie Ritzmann
Seikilos Epitaph’ın mesajını kendi yaşam felsefenizle nasıl ilişkilendiriyorsunuz?
Bana göre hayatın anlamı var olmaktır, yok oluşu aşma çabasıdır. Evren, kendi varlığını mutlak kılmak için kendini algılayabilmelidir ve biz bu yüzden varız. Ancak hücre zayıftır, sonsuz değildir. Kendini daha iyi olana aktararak ölümsüzlüğü yakalamaya çalışır. Sonsuza ulaşma gayesi, bu nedenle doğaldır. Seikilos, bir süreliğine evrene açılan kapıdan içeri baktığımız kısacık hayatlarımızı, olabildiğince negatif duygulardan uzak biçimde geçirmemizi öğütlüyor. Ben de frekansımızı yüksek tutmamız, pozitif titreşimler yaymamız gerektiğine inanıyorum. Bu şekilde Tanrı’ya, evrene, sonsuz olana yaklaşabiliriz. Sevilenin varlığından mahrum kalmak, olabilecek en acı deneyimlerden biridir. Bu durum karşısında karanlığa çekilmek en kolayıdır. Işığa tutunmak ise bizi dibe batmaktan kurtarır. Yakın zamanda hayatıma dokunan bilge bir arkadaşım sayesinde her yaşadığım olumsuzlukta sırtımı iyiliğe ve huzura dayamayı öğrendim. Tıpkı melodi sunumunda flütün içinden geçen ses gibi düşüncelerimin içine işleyen sesi dinliyorum. Seikilos’un öğüdüne artık daha yakın olduğumu hissediyorum.
Eserinizi icra eden müzisyenlere veya öğrencilere ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?
Eserde alışılmadık bazı dengeler mecvut, örneğin zaman zaman piyanonun yoğun partisi flütü bastırabiliyor, bunun verdiği rahatsızlığa kapılmamak gerek! İki çalgının iç içe geçmesine izin verilmeli. Partiler ciddi anlamda zor. Bundan ötürü her iki müzisyenin de birbirine anlayışla yaklaşması gerekir.

Orçun Orçunsel @ Nathalie Ritzmann
Son olarak Seikilos Yazıtı’nın geleceğine dair görüşlerinizi rica edebilir miyiz?
Yazıt taşının ait olduğu coğrafyada huzur bulacağına inanıyorum. Danimarka tarihî değerlere sahip çıkma konusunda titiz bir yerdir, bunu yadsıyamayız. Yine de taş, Ege’nin güneşinden uzakta yalnızlık çekiyor. Müziğin, tiyatronun, sanatın doğduğu topraklarda, Euterpe’nin koynunda durmalı bu taş. Kültür hazinemizin nadide parçasını geri kazanmak için çalışmalar yapılmalı, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın, taşın bize aidiyetiyle ilgili farkındalık yaratmak için sanatçılarımıza destek olup Danimarka’da konser imkânı sağlamasını arzu ediyoruz. Konu sadece arkeolojik bir kazanım konusu değil,taşın yakarışı sonsuzluğa ulaşmalı ve bu bizim görevimiz!