Konser-Opera

Günümüzün Belirsizliğine Geçmişin Dehşetinden Bakan Sıra Dışı Bir Opera Projesi

02.04.2026


Paylaş:

14-15 Mart 2026 tarihlerinde Cenevre’de Grand Theatre du Geneve Operası ile Comedie de Geneve Tiyatrosu ortaklığında sıra dışı bir opera gösterisi gerçekleşti. Tek bir bütün olarak programlanan akşam, iki yapıttan oluşuyordu ve yapıtlar tek bir biletle girilen, şehirdeki iki farklı binada sahnelendi. Yapıtlardan ilki olan Eugene Birman’ın 2021 tarihli En vertu de… (…hükmüne göre) adlı kısa operası Birleşmiş Milletler Ofisi’nin 1937 tarihli Toplantı Salonu’nda (Assembly Hall), onun bitişinden 1,5 saat sonra başlayan, akşamın ikinci yapıtı, Viktor Ullmann’ın 1943 tarihli Der Kaiser von Atlantis oder die Tod-verweigerung (Atlantis’in İmparatoru ya da Ölümün İtaatsizliği) ise şehrin diğer tarafındaki Comedie de Geneve tiyatrosunda seyirciyle buluştu. Akşamı hazırlayan ve iki yapıtı da sahneleyen kişi, 1974 doğumlu Belçika asıllı Lüksemburglu tiyatro/opera yönetmeni Stéphane Ghislain Roussel idi. Müzikoloji ve keman eğitimi almış olan ve tiyatro-opera yönetmenliğinin yanı sıra sergi küratörlüğü de yapan Roussel aynı zamanda En vertu de…’nin libretto yazarı. 
 
Roussel Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne dayanan librettosunda Avrupa’da yükselen aşırı sağ, yabancı/göçmen düşmanlığı, İslamofobi ve ayrılıkçı terörizm biçimlerinde kendini gösteren aşırıcılık karşısında Avrupa Anayasası’nın anlamını ironi dolu bir dille sorguluyor. Besteci Birman’ın librettoya müzikal yaklaşımı da bu ironiyi özellikle yapıttaki tek karakter olan Konuşmacı’nın giderek sarkastik şekilde uzayan, esneyen ve deforme olan sesiyle duyulur hâle getiriyor. 


Atlantis İmparatoru © Bohumil KOSTOHR YZ
 
Roussel operayı Birleşmiş Milletler Ofisi’nin Toplantı Salonu’nda olağanüstü bir oturum formatında kurgulamış; eserin üç üflemeli çalgıdan oluşan müzisyen grubu toplantının podyum tarafında yerlerini alan başkanı ve yardımcılarını, orkestra şefi (ki akşamın ilerleyen dakikalarında Atlantis’in İmparatoru’nu da o yönetiyor olacak) Marc Hajjar salonun ön tarafındaki konumunda ayakta durarak eseri yöneten olarak parlamento katılımcılarından birini, yapıtın tek insan sesi partisini icra eden bariton Michel de Souza da parlamento katılımcılarından söz alarak konuşma kürsüsüne çıkan Konuşmacı’yı canlandırırken, seyircilere de oturumun katılımcıları rolü veriliyor.
 
Besteci Ullmann ile libretto yazarı Peter Kien Atlantis’in İmparatoru adlı operayı, Nazi döneminde ikisi de Terezin Toplama Kampı’ndayken yaratırlar. Yapıtta, dünyanın büyük bir bölümüne hükmeden Atlantis İmparatoru Her Yerde (Almancası “Überall”, İngilizcesi “Overall”) eski müttefiki Ölüm’ün yöneteceği ve dünyadaki herkesin katılarak sonunda kimsenin hayatta kalmayacağı şekilde birbirini öldüreceği bir savaşı ilan eder. İmparatorun küstahlığından rahatsız olan Ölüm başkaldırarak bundan böyle insanların ölmeyeceğini duyurur. Karşıt taraflardan bir asker ile bir kadın asker, savaşmak yerine bir aşk düeti söylerken, dünyada artık ölüm olmadığı için hasta ve acı çekenler kurtuluş bulamazlar. Ölüm tek bir şartla geri dönmeyi teklif eder: İlk ölen kişi imparator olmalıdır. İmparator bunu kabul eder ve veda şarkısını söylerken yapıt sonlanır.
 
Yapıt müzikal olarak, çeşitli tarzlardan beslenmiştir. Ullmann yapıtında konuşma bölümlerinin yanı sıra, halk ezgilerinden ve ninnilerden esinlendiği melodileri ve dönemin popüler müziklerinden alıntıları Wagnervari aryalar ve kilise koro müziği ile iç içe geçirerek yüksek ile popüler kültürü harmanlayan bir ses peyzajı oluşturmuştur.


Atlantis İmparatoru © Bohumil KOSTOHR YZ
 
… hükmüne göre’de oturum başlamadan önce Toplantı Salonu’na gelerek, önlerde kendilerine ayrılmış koltuklara oturan, 1940’lı yılları çağrıştıran kıyafetler (palto, şapka, kürk) içinde ve makyaj, saç ve sakal biçimleriyle Yahudileri temsil ettiklerini düşündüren kadınlı-erkekli altı figür, Atlantis’in İmparatoru’nun (Nazi toplama kampı ortamını betimleyen)senografisi içinde de önce sahnede seyirci olarak yerlerini alacaklar, “oyun içinde oyun” mantığında sahnelenen yapıtı seyretmeye başlayacaklar ve ilerleyen dakikalarda darp edilerek, yerlerde sürüklenerek öldürülmeye götürüleceklerdir. Dolayısıyla bu altı figür aynı akşamda yan yana getirilen ve içerik olarak birbiriyle paslaşan iki yapıtı fiziksel olarak da birbirine bağlayan ana ögedir. Böylece, (ikinci yapıttaki) geçmişin dehşetleri ile (birinci yapıttaki) bugünün belirsizlikleri arasında güçlü bağlantılar kurulur, ve otokrasi karşısında demokrasinin kırılganlığı, ama bir yandan da acil olarak gerekliliği ortaya serilmiş olur.
 
Marc Hajjar yönetimindeki, Ensemble Contrechamps ile Lüksemburg Oda Orkestrası’nın solistlerinden oluşan orkestra, Atlantis’in İmparatoru’nda sahne üzerinde seyirciye göre sağ tarafta konumlandığı yeriyle; hem yapıtın “oyun içindeoyun” mantığında toplama kampı ortamında sahneleniyor olma mizansenine yer yer bizzat da katılarak katkıda bulundular (ki bu yapıtın yazıldığı tarihlerde toplama kampında sahnelenmesine Naziler izin vermez), hem de yapıtın farklı müzik tarzları arasında gezinen yapısını nüanslı ve başarılı icralarıyla hayata geçirdiler.
 
… hükmüne göre’de Konuşmacı’yı sadece ses oyunlarıyla değil, mimikleri ve beden diliyle de oldukça etkileyici şekilde canlandıran bariton Michel de Souza, Atlantis İmparatoru’nda da İmparator Her Yerde rolünde dengeli icrasıyla tam not aldı. Genç şancılardan; Ölüm rolünde bas Julien Segal ile Palyaço rolünde tenor Benjamin Alunni de gerek teatralyetenekleriyle, gerekse de Ullmann’ın zorlayıcı müzikal dünyasını icra etme konusunda gösterdikleri dinamik ve zengin vokal performanslarıyla övgüyü hak ederken, yapıtın üçüncü sahnesinde birbirlerine düşmanken aşkı seçen Asker ile Bubikopf rollerinde Pierre Arpin ile Sheva Tehoval de ikircikli ruh hâllerinin müzikal icrasında tatmin ediciydiler.


...hükmüne göre © Bohumil KOSTOHR YZ 
 
Bu; müzikal, içerik ve lojistik açılarından cesaretli olduğu kadar güncel ve etkileyici proje için, mimarı Stephane Ghislain Roussel’i, yapıtlar arasında ve yapıtların kendi içlerinde ince ince dokuyarak kurduğu ilişkiler ve ortaya koyduğu bütünsel mizansen dolayısıyla kutlamak lazım. Son olarak, projenin başarısında emekleri olan; gerçekçilik ile hayal dünyası arasındaki ince çizgide dengeli bir şekilde salınan senografi ve kostüm tasarımı için Peggy Wurth’u ve titiz olduğu kadar detaycı ışık tasarımıyla Jean-Pierre Michel’i anmadan geçmemek gerektiğini  belirtmeliyim.
 
 
 
 

BENZER HABERLER


    Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1A Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0532 343 9328 | F: 0216 326 39 20