MAKALE

Dadaizmin Felsefi İsyanından Müzikte Rastlantısallığa

21.08.2026


Paylaş:

“Sanat, insanın yaşamayı denediği bir tür deneysel istasyondur.”
- John Cage

 
Dada’nın burjuva değerlerine, savaşa ve geleneksel sanata karşıt duruşu, geleneksel yapıları rededen, doğaçlamayı destekleyen, şans ve gürültüyü kullanan deneysel bir iklim yaratmıştı. Bu; tesadüfilik, kullanıcı seçimi ve doğaçlama gibi unsurlar aracılığıyla çeşitli ve belirsiz bir performansa olanak tanıyarak, yerleşik müzik formlarına doğrudan meydan okuyan açık yapının yolunu açtı. Dadaist sanatçıların gürültü kullanımı, şansa dayalı (aleatorik) davranışlar ve alışılmadık performans tarzları daha sonra açık biçimli müziğin temel özellikleri hâline gelen kavramlara doğrudan katkıda bulunmuştur.
 
Dadaistler, kesme-biçme, parçalama, yeniden bağlamlandırma ve yeniden düzenleme süreçlerini kullanarak geleneksel kültürel bilgiyi anlamsız hâle getirecek kadar karıştırdılar ve çarpıttılar. Onlar, saçmalık, kaos, mantıksızlık ve sezgiyle çalışmayı tercih ederken, akıllarında bir hedef vardı: Birinci Dünya Savaşı’nın dehşetinden sonra, sanatçıların bu yıkıma neden olan mantığa, toplumsal uygulamalara, normlara ve değerlere bir alternatif sunma sorumluluğu olduğu genel noktasını vurgulamak. Dada hareketine katılan görsel sanatçılar, savaşta güçleri harekete geçiren şeyin büyük ölçüde propaganda, gazete, dergi ve benzeri medya olması nedeniyle, bunların ana bileşenleri sözcüklere ve imgelere odaklandılar. Tristan Tzara 1920 yılında Dadaist Bir Şiir Yazmak adlı kitabında, sanatçılara bir Dada şiiri ‘yapmak’ için talimatlar vermişti: “Bir gazete makalesinden rastgele kestiğin kelimeleri bir torbaya koy, çalkala, sonra parçaları torbadan sırayla çıkarıp yapıştır.” Amaç, tüm sahte gerçekleri yok etmekti. Dadaistler boşluğa gülen, sözlük yakan nihilist şakacılardı.


Marcel Duchamp, Erratum Musical 
 
Ressam, heykeltraş ve sanat kuramcısı kimlikleriyle Marcel Duchamp, sanatçının yaratım sürecine doğrudan katkısını ortadan kaldırmayı ve bunun yerine şansın rastlantısallığına teslim olmayı öneren merkezi bir figürdü. Nesneleri orijinal bağlamlarından çıkarıp onları tamamen yeni ve benzersiz bir şey yaratmak için yeniden düzenliyordu. 1913’te üç ses için yazdığı Erratum Musical adlı bestesi, müzikte o zamana kadar yapılanlardan radikal bir sapmaya imza atan ilk çalışmadır.Bir şapkadan rastgele seçilen notalı kağıt parçalarıyla bir kompozisyon oluşturur. Şans eseri belirlenen notalar bir sözlükten -doğrudan- alınan bir metnin hecelerinin sırasına göre söylenir. Geleneksel notasyon sembolleri yerine sayılar ve harfler kullanılır. İcranın ardışıklık sırası keyfî olarak değiştirilebilmektedir. Performansın hızı ve uzunluğu özgür bırakılmakta, hatta parçanın tamamlanmasının gerekliliği bulunmamaktadır. Bu deneme, müzikal materyali belirlemek için şansı kullanmanın erken bir örneğiydi. Aleatorik müziğin temeli olarak kabul edilir. Şans ve rastlantısallığın bu kullanımı daha sonraki deneysel müzik tekniklerini doğrudan etkiledi.


Marcel Duchamp, 1965 ©️ Eric Sutherland
 
Dadaist fikirler ilk kez 1916’da İsviçre’nin Zürih kentindeki Cabaret Voltaire’de sahne performanslarına uygulandı. Bu performanslar, müzik, şiir, dans ve görsel ögeleri harmanlayarak sürükleyici, kafa karıştırıcı ve isyankar bir deneyim yaratan çok disiplinli bir yapıdaydı. Etkinliklerde yapılandırılmış müzik eserlerinden uzaklaşan, katmanlı, kaotik bir ses deneyimi yaratılıyordu. Bu deneyim, açık biçimli müzikte sıklıkla görülen çok katmanlı, daha az belirgin dokularla paralellik gösterir.
 
Dadaist fikirlere ilgi duyan besteciler, Fütürizm’in “gürültü sanatı”ndan (Bruitizm) etkilenen ‘gürültüyü’ geçerli bir müzik ögesi olarak benimsediler ve müzik ile müzik dışı sesler arasındaki bariyeri yıktılar. (1) Günlük sesler komposizyonlara dâhil edildi. Erik Satie’nin Geçit Töreni (Parade1917) ve Relâche (1924) (2), Darius Milhaud’nun Damdaki Öküz (Le Bœuf sur le Toit, 1919)George Antheil’in Mekanik Bale (Ballet Mécanique1923-24) adlı bale müzikleri ve Stefan Wolpe’un kabare tarzında oda operası Güzel Öyküler (Schöne Geschichten1929), hareketin absürtlük, stillerin kolajı ve ‘bulunan seslerin’ kullanımı gibi özelliklerini bünyesinde barındırır. 
 
1927’de Werner Heisenberg fiziğin merkezindeki temel belirsizliği gösteren “belirsizlik ilkesini” ortaya attı. “Kesinsizlik” ve “belirlenimsizlik” söz konusu belirsizliğin iki temel sebebidir diyerek. Bu, kavramsal olarak Dada’nın kaosu benimsemesine ve kesin sanatsal ve toplumsal düzeni reddetmesine benzer. Heisenberg’in çalışmaları, temel fizik yasalarının mutlak olmadığını gösterirken, Dadaistler sanatın toplumdaki bu kesinliğin çöküşünü yansıtması gerektiğine inanıyordu.


George Antheil, New York, 1927, Ballet mecanique için kullandığı çanlar ve pervanelerle
 
Besteciler, şans, rastgele duraklamalar ve deneysel enstrümantasyon gibi Dadaist prensipleri eserlerine dâhil ettiler. Aleatorik müziğin merkezi figürlerinden biri olan John Cage, Değişimlerin Müziği’ni (Music of Changes, 1951)bestelerken kullanmış olduğu şans işlemleri (I Ching’de bulunanlar), sanat yaratmak için rastgele yöntemler kullanan Dada ruhunu doğrudan yansıtmaktadır. (3) Ancak müzik teorisyeni Robert P. Morgan’a göre bu yöntem, tesadüfi doğasına rağmen, ilginç bir şekilde karar alma sürecini keyfi ve salt kişisel olanın alanından uzaklaştırır. Cage, Hayali ManzaraNo.1 (Imaginary Landscape-11939), Music for Piano 1-84 (1952-56) ve ünlü 4’33" (1952) gibi pek çok çalışmasınıDada’nın deneyselliğinin attığı temeller üzerine inşa etmiştir. (4)
 
Edgard Varèse’in 1956 tarihli elektronik müziği Poéme electronique ise gelecekteki bu tarz çalışmalar için bir model oluşturmuştu: Dadaist çıkışın özündeki “yapısöküm” kavramında sesin yıkımı-bozumu ile, sürrealistlerin tipik özelliği olan zaman ve mekâna meydan okuma girişiminin yan yana gelmesi.
 
Morton Feldman’ın nesnel zaman ölçümü ile öznel zaman algısının incelenmesiyle karakterize edilen Dikey Düşünceler III (Vertical Thoughts III1963), Madam Press Geçen Hafta 90 Yaşında Öldü (Madam Press Died Last Week at 90, 1970)ve Sakat Simetri (Crippled Symmetry, 1983) gibi besteleri, Pierre Boulez’in raslamsal ögelerin öngörülemezliği içinde parçalı yapılar oluşturan Patlayan sabit (Explosante fixe1971) yapıtı ve Üçüncü Piyano Sonatı (1955), Karlheinz Stockhausen’ın bir dizi piyano parçası serisinden onbirincisi, açık biçimli Klavierstück XI (1956) kontrollü doğaçlamayı yapılandırılmış özgürlükle harmanlayan Dadaist estetiği yansıtır.


Cage, 4' 33'' Üç bölümden oluşan parça herhangi bir çalgı veya çalgı topluluğu için yazılmıştır. İcracı[lar] performans boyunca sessiz kalır.
 
Dada’nın izolasyon ve düzen karşıtı felsefesi, erken dönem elektro-akustik müziği de etkilemişti. Pierre Schaeffer’in 1948 civarında tanıttığı Musique Concrète’i doğrudan Dada’dan esinlenmemiş olsa da, Dada’nın sıradan ses manzaralarından müzik türetme fikrini temel alır ve Dada’nın ham ses ve müziğin ikili olumsuzlamasını daha da ileri götürür.
 
Charles Ives, Henry Cowell, Iannis Xenakis, Harry Partch, Krzysztof Penderecki ve Witold Lutowslawski gibi isimler de aleatorik ‘şeylerin’ büyük bestecileri olarak kabul edilir.
 
Dada akımından sonra besteciler bu radikal fikirleri sürdürdüler. Dadaizm yerini Sürrealizmin hayal dünyasına bırakırken mirasını da devretmiştir. Gerçeküstücülük, rüyalar yoluyla bilinçaltını keşfetmek ve gizli gerçeklere ulaşmak için oluşturacağı sistemde Dada’nın temellerini temel aldı. İki hareket arasındaki asıl fark niyetteydi: Dada, akıl dışı olanı ortadan kaldırmayı hedeflerken, Gerçeküstücülük akıl dışı olanın kalıntılarından yükselmeyi amaçladı. 
 
Aleatorik müzik hareketi, bu eğilimler doğrultusunda ve soyutlamaya yönelik daha geniş kültürel değişimlerle birlikte ortaya çıktı. Katı seriyalizme bir alternatif sundu ve 20. Yüzyılın sonlarına kadar klasik müziğin ayrılmaz bir parçası oldu. Her durumda ve farklı derecelerde, açık yapı teknikleri müziğin deneyimine katkıda bulundu. Açık form düşünce sistemini ilk Henry Cowell’in 1934’teki Mozaik Dörtlüsü (Mosaic Quartet) yapıtında görürüz. Daha sonra 1950’lerde Earle Brown ve Karlheinz Stockhausen bu biçimi kullanır. Müzikte açık form kavramı Umberto Eco tarafından kuramlaştırılmış olsa da, besteci Earle Brown, özellikle 1962 tarihli Novara gibi yapıtlarıyla bu kavramı kompozisyonda yaygın olarak kullanan ve öncülük eden ilk kişi olarak kabul edilir.


Varèse, Poeme Electronique,mekânsallaştırma şeması
 
Neo-Dada hareketi, 1950’lerin sonlarında Dada’nın ruhunu yeniden canlandırdı. Dada’nın Cabaret Voltaire’deki kaotik ve spontane performansları, 1950’ler ve 1960’ların ‘olaylar’ ve performans sanatının temelini attı. Bu, sanatçıların nihai üründen ziyade izleyici etkileşimine odaklanan aktif bir yaratma ve deneyimleme yollarına yönelecek “açık yapı - açık biçim” stilini keşfetmelerine olanak sağladı. Yeni sanat, bitmemiş sanat eseri, modüler, harekeli veya değişken nesne, şans ve devam eden süreç terimleriyle kavramsallaştı. 
 
Açık form ve açık yapı sanat dünyası, 1950’li ve 60’lı yıllarda yalnızca müzikal değildi. Aslında, son derece disiplinlerarasıydı. Şairler Charles Olson, Allen Ginsberg ve Robert Duncan, kuramı ilk geliştirenlerden Polonyalı mimar Oskar Hansen, görsel sanatçılar Sol LeWitt (Kavramsal Sanat) ve Yoko Ono (Fluxus) çalışmalarıyla açık yapının üretim ve estetiğinin ayrılmaz bir parçası oldular. Jack Kerouac, Mexico City Blues gibi şiirlerinde cazdan ilham alan ritimler ve bilinç akışı tekniklerini denedi. Allan Kaprow’un Happeningsleri izleyiciyi yaratımına doğrudan katılmaya davet eden, sürükleyici, etkileşimli ortamlar ve performanslardı.
 
Eleştirmenler ve destekçiler, yapıtın sanatsal değerini ve kültürel önemini tartışa dursun, günümüzün modern Dadaistleri sanat dünyasını şekillendirmeye devam ediyor. Dadaist ruh, müzik, performans ve gündelik yaşam arasındaki çizgileri bulanıklaştıran yeni yaratılarda sanatın doğasını sorgulamayı sürdürmekte. 


Meliha Doğuduyal, Aynalar2012
 
Meliha Doğuduyal: Besteci, piyanist, eğitimci ve Multisonant Ensemble’ın sanat direktörü; MSGSÜ Konservatuvarı’ndan emekli akademisyen.
www.melihadoguduyal.com
 

Notlar
1- Bruitizm, müzikte -ve diğer sanat dallarında-, özellikle endüstriyel ve kentsel gürültüler olmak üzere, müzik dışıkaynaklardan gelen seslerin kullanılması anlamına gelir. Bruitizm ile, trafik, makine gibi veya günlük nesnelerden gelen ‘istenmeyen’ seslerin sanatsal kompozisyonlara dâhil edilmesi, deneysel ve öncü-yenilikçi müziğin önünü açtı.
2- Relâche kabaca “Bugün Gösteri Yok” veya “Tiyatro Kapalı” olarak çevrilebilir.
3- Cage “şans ” (şans=beste) ile “belirsiz müzik” (belirsizlik=icra) arasında ayrım yapmıştır. Ona göre şans, kompozisyon sırasında kullanılan rastgele süreçleri ifade ederken belirsizlik, müziğin belirli yönlerinin icracı yorumuna açık bırakılması anlamına gelir.
4- 4’33’’ - Cage, canlı bir müzik performansı sırasında yaşanan rastlantısallığa dikkat çekerek, çalgıcının piyanoya yaklaştığı ve başlamak üzere olduğu anda orada oturup, parçanın tamamı boyunca zamanda asılı kaldığı bir parça besteledi. Parça, herhangi bir alanda hâlihazırda mevcut olan sesleri vurgulayan ve onları performansın odağına dönüştüren kavramsal bir çalışmadır.
 

Kaynaklar
- Bowie, Andrew (2007). Music, Philosophy and Modernity, Cambridge University Press, New York. 
- Huelsenbeck, Richard (1974). Hans Kleinschmidt (ed.), Memoirs of a Dada Drummer, The Viking Pres Inc., New York. 
- Leinz, Gottlieb (1994). Moderne Kunst, R&B, Lisse. 
- Rasula, Jed (2015). Destruction Was My Beatrice: Dada and the Unmaking of the Twentieth Century, Ingram Publisher Services US. 
- Richardson, Tony and Stangos, Nikos (1974). Concept of Modern Art, Penguin Books Ltd. - Harper & Row Publishers.
 

 

BENZER HABERLER


    Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1A Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0532 343 9328 | F: 0216 326 39 20