20.10.2026

Ayşe Leyla Gencer (10 Ekim 1928, Polonezköy - 10 Mayıs 2008, Milano), Türk opera sanatçısıdır. 20. yüzyılın önemli sopranolarından biri olarak görülür. Batı ülkelerinde “La Diva Turca”, “La Gencer”, “La Regina” olarak ün yapan; Milano, Roma, Napoli, Venedik, Viyana, Paris, San Francisco, Köln, Buenos Aires, Londra, Rio de Janerio, Bilbao, Chicago’da sanatını dinleten; Lucia’nın, Norma’nın, Lady Macbeth’in, Kraliçe Elizabeth’in, Filoria Tosca’nın, Lucrezia’nın, Madam Butterfly’ın, Alceste’nin, Aida’nın, Violetta’nın, Leonora’nın “Leyla la Turca”sı soprano Leyla Gencer, hem seçkin opera sahnelerinde hem resitallerinde hayranlık uyandırmış sanatçılardandır. Opera repertuvarı 23 bestecinin 72 yapıtını kapsamıştır.
CSO, 9 Ekim 2026 günü akşamı Leyla Gencer’in anısına (onun doğum gününe karşılık gelen bir zamanda) “La Diva Turca” başlıklı bir konser verdi. Konserin alt başlığı da “Bel Canto’nu Altın Çağı” idi. Bel kanto, müzik parçası içerisindeki duygusal farklılıkların vurgulanması, notaların daha cazibeli bir şekilde söylenmesi, melodi ve şarkı sözlerinin anlamlandırılması şeklinde bir şarkı yorumlama tekniğidir. İtalyancada "güzel şarkı söyleme" anlamında kullanılır. Genel anlamında formal yapısı içerisinde yetkin bir tını, mükemmel bir legato, messa di voce (ton değişimleri), apojatürler ve portamentolar olarak tanımlanabilir. Koloratür ya da fioritür sesler de süslemeler, biçimden sapmaksızın varyasyonlar yaparken ön plana çıkartılabilir. Önemli bestecileri arasında; Giovanni Battista Bononcini, Galuppi, Cimarosa, Alessandro Scarlatti, Antonio Vivaldi, Gioacchino Rossini, Vincenzo Bellini ve Gaetano Donizetti sayılabilir.
Bu çok kıymetli konserde orkestra şefi Antonio Pirolli, konzertmaister ise Özgür Baskın idi. Pirolli ile konser sonrası yaptığımız söyleşide 1995-2000 yıllarında Ankara Devlet Operası bünyesinde şefliğini yaptığı benim de izleme mutluluğuna nail olduğum pek çok opera temsili için teşekkürler ettim. Bu konserin programının böyle kıymetli bir şefe mi ait olduğunu sorduğumda Pirolli, solistlerin önerilerinin ve örnek performanslarının programın netleşmesinde önemli katkıları olduğunu ifade etti. Program şu eserlerden oluşturulmuştu; Gioacchino Rossini, Sevil Berberi Operası Uvertürü
Gioacchino Rossini, Sevil Berberi Operası’ndan “Largo al factotum”
Gioacchino Rossini, Cezayir’de İtalyan Kız Operası’ndan “Cruda sorte!”
Gaetano Donizetti, Aşk İksiri Operası’ndan “Una furtiva lagrima”
Gaetano Donizetti, Lucia di Lammermoor Operası’ndan “Regnava nel silenzio”
Vincenzo Bellini, I Capuleti e i Montecchi Operası’ndan “Se Romeo t'uccise un figlio”
Giuseppe Verdi, Don Carlo Operası’ndan Düet: "È lui! Desso! L'infante!"
Vincenzo Bellini, Norma Operası Uvertürü Giuseppe
Verdi, La Traviata Operası’ndan "È strano! È strano!"
Georges Bizet, Carmen Operası’ndan “Habanera” ve “Chanson Bohéme”
Jules Massenet, Werther” Operası’ndan “Pourquoi me réveiller?”
Giuseppe Verdi, Don Carlo Operası’ndan "O Carlo, ascolta... Lo morrò, ma lieto in core"
Giacomo Puccini, La Bohéme Operası’ndan “O soave fanciulla”
Giuseppe Verdi, La Traviata Operası’ndan “Brindisi”
Programda dört kıymetli solist yer aldı; Ceren Aydın (soprano), Asude Karayavuz (mezzo-soprano), Bülent Bezdüz (tenor) ve Faik Mansuroğlu (bariton). Her biri uluslararası performanslara, başarılara, ödüllere sahip bu opera sanatçılarını bir arada dinlemek/izlemek bambaşka bir haz kaynağı oldu. Hem orkestranın icra niteliği hem solistlerin kıymetli (ve zor notaların hakkından gelerek yaptıkları) yorumlar her parçanın sonunda uzun alkışlarla karşılandı.
Asude Karayavuz’a konser esnasındaki koreografilerin sanatçıların kendilerine mi ait olduğunu sorduğumda kibar, alçakgönüllü bir gülümseme ile karşılaştım. Gerek Karayavuz gerek Bülent Bezdüz’ün yorumladıkları eserlerde arp ile düetleri gerçekten zirvede tınılarla dinleyicileri büyüledi. Solo, düet ve dörtlü performanslarda her solist pırıldıyordu. Faik Mansuroğlu’nun “Largo al factotum” yorumu salonu neşe ile çınlattı. Konserin ilk bölümünde Karayavuz “Cruda sorte!” yorumu esnasında siyah bir kuğu gibi sahnede süzülürken ikinci bölümde Ceren Aydın "È strano! È strano!" icrasında konser sonrasında da kulaklarda kalan sesi ile gülümsüyordu. Aydın ve Bezdüz’ün “O soave fanciulla” performanslarında sanki operanın içindeydik. Bezdüz’ün sahne kenarından yankılanan sesi muhteşem bir düeti tamamlıyordu. Bu harika melodi ve armonileri çağdaş ve akustiği güzel bir salonda (CSO Ada Ankara) dinlemek de biz müzikseverlerin hem şansı hem gururu oldu.
Doç. Dr. Latif Onur Uğur

Tüm Yazarlar