30.10.2026

Keman sanatçısı Ayşen Ulucan ile Nisan 2026 tarihinde yayınlanan Horon! adlı albümüne dair keyifli bir söyleşi yaptık.
Albümünüze Horon! adını vermek, sadece bir eserin değil, aynı zamanda bir kültürel hafızanın ve toplu hareketin sembolü. Sizce Horon! müzikte bireysel virtüozite ile topluluk ruhu arasındaki ilişkiyi nasıl temsil ediyor?
Horon, kendi başına virtüoz olduktan, içinde kendi gücünü bulduktan sonra aslında en yüksek mertebenin başkalarıyla elde edilen uyum olduğunu hissettiren bir halk oyunu. Bence dünyanın ihtiyacı olan düşünce biçimi.
Özkan Manav’ın Horon! eserini sahnede defalarca seslendirdiniz. Kayıt ortamında bu eserin enerjisini ve ritmik yapısını korumak için nasıl bir yorum stratejisi geliştirdiniz?
Özkan Manav beni kırmayarak albümümün yapımcılığını üstlendiği için birçok konuda ona sonsuz güvenerek kulak verdim, bu da işimi oldukça kolaylaştırdı sanırım.
Bela Bartók’un Anadolu’daki derlemeleri ve Türk müziğine yaklaşımı sizin için ne ifade ediyor? Onun mirasıyla kişisel bağınızı nasıl tanımlarsınız?
Bartók 1930’lu yıllarda, yani Mustafa Kemal Atatürk’ün kültürel devrim gerçekleştirdiği yıllarda Ahmed Adnan Saygun ile Anadolu’nun köylerini gezip halk ezgileri derlemiş. Bu bize verilmiş bir hediyedir diye düşünüyorum, acaba Macar halk ezgileriyle bir benzerlik bulmuş muydu, merak ediyorum doğrusu. Halk türkülerimiz her ulusa nasip olmayan bir hazine, çoğunun çok derin bir felsefesi var. Batı Avrupa ülkelerinde tüyleri diken diken edecek bir uzun hava bulamazsınız mesela. Bu kültüre ait olduğum için şanslıyım.
Albümün Ada Müzik Classical serisi içinde yer alması sizin için ne anlam taşıyor? Bu serinin vizyonuyla kendi müzikal yaklaşımınız arasında nasıl bir bağ kuruyorsunuz?
Çok mutlu ve onurluyum. Ada Classical’ın Türk kayıt dünyasına taze bir soluk getirdiğini, genç yorumcularımıza destek olduğunu ve cesaret verdiğini düşünüyorum.
Kariyeriniz boyunca Maxim Vengerov, Zakhar Bron, Ayla Erduran gibi isimlerle çalıştınız. Bu deneyimler, Bartók ve Manav yorumlarınıza nasıl bir derinlik kattı?
Müziğe hayatını adamış kişilerle iletişim içinde olmak, onlardan ara sıra da olsa fikir almak şüphesiz küçük yaştan itibaren bana ilham verdi. Fakat çalıştığımız ustalar kadar yaşadığımız hayat da yorumumuzu etkiliyor, hepsi bir bütün. Mesela 2024 yazında yaptığım bu kaydı bugün yapsam oldukça farklı yorumlayabileceğimi hissediyorum.
Bartók’un 80. Ölüm yıl dönümünde kaydettiğiniz bu albüm, Özkan Manav’ın çağdaş besteciliğiyle birlikte Türk müzik sahnesine sizce nasıl bir mesaj veriyor?
Mesaj vermek gibi bir amacım olmasa da müzisyenler olarak, olumlu anlamda belki daha cesur olmak gerekiyor. Fazla çalınmayan eserleri hazırlamak, çağdaş Türk bestecilerimize ilgi göstermek gibi mesela.
Albümün kayıt sürecinde en unutulmaz kişisel anınız neydi?
Anılar bütünü demek belki de daha doğru. Unutulmaz kişisel izlenimim bana tüm bu süreçte gösterilen saygı ve özen. Gökhan’ın kanatsız melek gibi her şeyi organize etmesi, Ada Müzik adına Ali Bey’in stüdyodan fotoğraf çekimine kadar her şeyle ilgilenmesi, Özkan Manav’ın beş gün boyunca titizlikle elinde notalarla bana rehber olması, tonmaisterimiz Özkan Mete’nin sabrı, bunlar yetmezmiş gibi her şey bittiğinde hep beraber Beyoğlu ara sokaklarından birinde müthiş bir Karadeniz lokantasında yediğimiz yemeği sanırım hiçbir zaman unutmayacağım.
Besteciyle görünmez veya görünür bir diyalog kurduğumuzda Bartók ve Manav ile bu diyalog nasıl farklılaşıyor?
Bartók ile bu hayatta karşılaşmam mümkün olmayacağından (annemin doğduğu yıl bu dünyadan ayrılmış) eserlerini yorumladığım başka birçok besteci gibi okuduklarımdan faydalandım. Özellikle toplu mektuplarının olduğu kitap, kişiliği ve iletişim tarzına çok ışık tuttu, bunların arasında Ahmed Adnan Saygun’a yazdığı mektuplarla karşılaşmak çok hoş bir sürprizdi. Diğer taraftan Özkan Manav’ın bana ithaf ettiği Yakamoz adlı eserini çalışmaya başlayacağım yakında, kendisine de danışarak. Eserin bestecisiyle çalışabilmek nadir bulunan bir güzellik ve şans. En büyük fark sanırım bu.
Horon! albümünüzden sonra müzikal yolculuğunuzda hangi yeni adımlar sizi bekliyor? Dinleyicilerinizle paylaşmak istediğiniz en içten dileğiniz nedir?
Dinleyicilerimin müziği ve müzisyenleri sevmelerini, yapay zekânın birçok alanda hâkimiyet kuruyor olduğu bir dünyada insan kafasının ve ellerinin yarattığı güzellikleri hayatlarında yeterince yer vermelerini, canlı konserlerin yerini hiçbir şeyin doldurmayacağının tekrar tekrar ayırdına varmalarını dilerim. Kendim için ise, sevdiğim meslektaşlarımla oda müziğine daha çok vakit ayırmak en büyük dileğim.

Tüm Yazarlar