07.02.2012
1 Aralık 2011 tarihinde geçirdiği kalp krizi sonrası henüz 28'inde yaşama veda eden 'viyolonselin dâhi çocuğu' Benyamin Sönmez için 5 Şubat Pazar akşamı Kadıköy Süreyya Operası'nda bir anma konseri düzenlendi. Rahmetli sanatçımızın, Fethiye'den kalkıp gelen annesi Fatma Hanım ve babası Ünal Bey, akrabaları, dostları ve meslektaşlarının yanı sıra 300 kadar dinleyicinin de vefalı katılımıyla, sade ve etkileyici bir anma konserine şahitlik ettik. Hem fuayede hem sahnede duygu dolu anlar yaşandı. Çağ Erçağ'ın piyanist Cana Gürmen eşliğinde seslendirdiği, sağlığında Benyamin'le en çok özdeşleşen parçalardan biri olan Rahmaninof'un 'Vokaliz'iyle açıldı program. Erçağ, o kusursuz pianissimo'larıyla, sevgili dostunun ardından ağladı sessizce. Derken sahnede gri kasketiyle Benyamin'in babası belirdi. Sonradan anladık ki, oğlunun baba ocağına her gittiğinde takmayı adet edindiği kasketle çıkmak istemişti Baba Sönmez. Öylesine içten ve dolaysız konuştu ki; o, sahnede oğlunu anlattıkça onu dinleyenler hüzünlerden hüzün yaşadı. O, oğlunu sevenleri Fethiye'ye davet ettikçe, onun zaman geçirmeyi ve enstrümanına çalışmayı çok sevdiği aile evinin bahçesinde, anısına bir ağaç dikilmesini istedikçe, yüzlerde tebessüm belirdi.
Benyamin'in solo çellosundan dökülen Bach nağmeleri eşliğinde sunulan barkovizyon gösterisinin ardından, meslektaşları sırayla sahneye çıkıp sevgili dostlarının ardından 'konuştular'. İçlerinden bazıları, Benyamin'in onlar için ne anlama geldiğini ayrıca sözcüklere de dökmeye çalıştı. Atilla Aldemir önce viyolasıyla Vieutemps'ın 'Eleji'sini daha sonra da kemanıyla Tuluğ Tırpan'ın 'Tango Macabre'sini bestecisi eşliğinde seslendirdi. O akşam için seçilen parçaların hepsi de, zamansız yitirilen bir dostun ardından dökülen minik ağıtlardı. Tuluğ Tırpan ayrıca Liszt'in 'Harmonie Poetique et religieuses' adlı eserini, kendine has o büyük tonuyla icra etti. Ağabeyi olan, CSO kontrbas sanatçısı Mehmet Sönmez'in Bottesini'den 'Ağıt'ı çalması da anma konserinin etkileyici anlarındandı. Ağabey Sönmez'e eşlik eden, Klasik Türk Müziği'ne vakıf oluşuyla da tanıdığımız piyanist Hakan Ali Toker, Benyamin'in sağlığında, onunla sahnede en fazla buluşmuş meslektaşlarından biriydi. O da, Liszt biçeminde düzenlediği Zeki Müren'in 'Ayrılık Valsi' ile dostunu selamladı. Piyanist Muhiddin Dürrüoğlu'nun, Rahmaninov'un etkili prelüdlerinden Op.23 No.4'ü sunmasının ardından Ayla Erduran çıktı sahneye. Benyamin'in ardından yazdığım yazıda, onun için 'Viyolonselin Ayla Erduran'ı idi' benzetmesinde bulunmuştum. Erduran'ın Sönmez'e neden böylesi bir sıcaklık duyduğunu da anlatıyordu aslında bu benzetme. Bach'ın meşhur 'Arya'sıyla Brahms'ın 3. Keman Sonatı'ndan 'Adagio'yu piyanist Birsen Ulucan ile seslendirdi Erduran. Konserin finalini ise Saygun'un 1. Dörtlüsünden mistik havadaki 'Adagio' ile Borusan Quartet üyeleri yaptı.
Benyamin Sönmez bundan böyle sadece anma konserleriyle değil, Fethiye'deki baba evinde yazları düzenlenecek ustalık sınıflarıyla, anısına bestelenecek eserlerle, biyografi kitabıyla ve halen Şefik Kahramankaptan'ın üzerinde çalıştığı, solo ve konçerto icralarını içeren 2 CD'lik albümüyle aramızda yaşamayı sürdürecek.
Serhan Bali / Radikal Gazetesi