HABER

ADOB'dan 'Enfes' bir Attila

29.03.2014


Paylaş:

ADOB'dan 'Enfes' bir Attila

Ankara Devlet Opera ve Balesi'nin (ADOB) içinde bulunduğumuz sanat sezonunun en iddialı yapımlarından biri olarak sahneye taşıdığı Attila, 24 Mart akşamı, dördüncü temsilinde büyük başarıyla sahnelendi.

'İddialı' diyorum, çünkü eseri sahnelemesi için ülkesinde büyük başarılara imza atmış olan Letonyalı rejisör Andrejs Žagars; orkestrayı çalıştırması için ise Avrupa'nın birçok ülkesinde pek çok orkestrayı yönetmiş olan, şimdilerde ise Samsun Operası'nda görev yapan Lorenzo Castriota Skanderbeg davet edilmişti. Dolayısıyla seyircideki beklenti fazlaca yükseltildi.

24 Mart akşamı Attila'nın yıldızları başrolde Tuncay Kurtoğlu (bas), Odabella'da Reyhan Görbil (soprano) ve Ezio'da Cem Beran Sertkaya (bariton) idi. Tuncay Kurtoğlu rolüne hem ses hem de oyun açısından fazlaca yakışmıştı. Performansını temsilin sonuna kadar aksatmadan sürdürdü. Odabella'yı söyleyen Reyhan Görbil'in ise açıkça seyirciyi 'büyülediğini' söyleyebilirim. Görbil, aynı anda hem sesini pes ve tiz tonlarda rahatlıkla duyurmayı hem de teatral kabiliyetini kullanarak, beden dili ile 'hırçın amazona' adeta can vermeyi başardı. Ankara seyircisinin, bu 'çetin ceviz' partiyi cebinden çıkarır gibi söyleyen Görbil'i gelecek sezonlarda daha çok sahnede görmek isteyeceğine hiç şüphe yok. Yeri gelmişken, Kurtoğlu ile Görbil'in özellikle prologdaki 'enfes' vokal ve teatral uyumuna da değinmiş olayım. Genç bariton Cem Beran Sertkaya da Ezio'daki başarısıyla Ankara Operası'nın geleceğindeki yerini sağlamlaştırdı. Sertkaya'yı dinlerken -onun için biraz erken olabileceğini tahmin ettiğim halde- içimden sürekli 'keşke Macbeth de söylese' diye geçirdiğimi itiraf etmeliyim. Alman operalarının aranan sesi Ünüşan Kuloğlu da bir İtalyan operası olan Attila'daki rolü Foresto'nun üstesinden geldi. Ülkemizde daha fazla Alman operası sahnelenmesini ve kendisini daha çok 'heldentenor' rollerinde görmeyi dilediğimi belirtmeden geçemem.

Orkestranın, Skanderbeg'in yönetiminde çaldığı provalarda ve diğer temsillerde fazlaca 'forte' ve 'presto' olduğu gözlerden kaçmamıştı. 24 Mart akşamı temsilinde şef Alessandro Cedrone'nin daha derli toplu bir yorum getirdiğini söyleyebilirim. Lyubomira Aleksandrova ve Mustafa Erdoğan'ın çalıştırdığı koronun da temsilin başarısındaki rolü büyüktü. Aldıkları alkışı sonuna kadar hak ettiklerini düşünüyorum.

Açıkçası provaları izlediğim günden bu yana neden bu eseri sahnelemesi için yurtdışından bir rejisör getirildiğini anlayamıyorum. Sahneye her zaman alışık olduğumuz yan paneller ile yine alışık olduğumuz türden, merdiven şeklinde bir kaide ve arka fona -konunun geçtiği atmosferi yansıtması beklenen ve- açıkça buruşuk olduğu görülebilen, kumaş üzerine basılmış resimler yerleştirilmişti. Mantıksal hatalar da yok değildi. Esir alınan diğer amazonlar ve Odabella sahneye kendileri yürüyerek çıktılar; elleri bağlı olmadığı gibi, kıyafetleri ve makyajları da oldukça düzgündü. Yine dans ettirilen esir kızların neden bale grubundan oluşturulmadığı da akıllarda soru işareti olarak kaldı.

Attila'nın orkestra, koro ve özellikle solist kadrosunun gösterdiği bu başarı, -eğer TÜSAK 'tuzağından' kurtulabilir isek- gelecek sezonlarda sahnelenebilecek olan Sour Angelica, La Forza Del Destino ve Cavalleria Rusticana gibi yeni eserlerin müjdecisi niteliğindeydi.

 

Onur Aydın // 29.03.2014


Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1A Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0532 343 9328 | F: 0216 326 39 20