SÖYLEŞİ

Aşk, güç ve ihtiras bale sahnesinde Evren İskender

19.10.2011


Paylaş:

 
'En büyük korku, hayat geçiyor ve yaşlanıyoruz. Sahnede ise unutmaktan her zaman korkarım çünkü o çok büyük bir heyecandır. Aylarca çalıştığınız her şeyi sahneye çıkmadan 10 dakika önce unutursunuz. Her şey gider. Ben son saniyede sahneye adım atmadan evvel her şeyi unutmuş olurum. Hiçbir şey hatırlamıyorum ben ne yapacağım derken vücut hareketleri otomatik olarak yapmaya başlar. Dans içinize işlemiştir ve onu yapmaya başlarsınız. O heyecan dünyanın en güzel şeyi.' 
 
Ekim ayında Antalya Devlet Opera ve Balesi sahnesinde dünya prömiyeri gerçekleşen Salome Balesi, ihtiras ve elde etme duygusunu ön plana taşıyan konusu ve dansçıların güçlü performansıyla izleyenlerin büyük beğenisini kazandı. Binlerce yıl önce Hatay çevresinde geçen bir hikayeden esinlenerek bugüne kadar opera ve tiyatro başta olmak üzere birçok farklı şekilde sahneye taşınan Salome, bale yorumuyla ilk kez seyirci karşısındaydı. Fantastik ve hikayesi olan bale yapıtlarını sevenlerin kesinlikle izlemesi gereken bu eserdeki güçlü karakterlerden biri de Kral Herod yani Evren İskender...  Antalya Devlet Opera ve Balesi'nin kurulduğu ilk günden bu yana sahnede dans eden başarılı baletin sahnedeki ışığı kadar, mütevaziliği, doğallığı ve keyifli sohbeti de oldukça etkileyici…  
 
*Bale hayatına nasıl girdi, ne kadar zamandır Antalya Devlet Opera ve Balesi'nde dans ediyorsun?  
 
Baleyle tanışmam oldukça ilginç aslında. Şu an İzmir Balesi'nde dansçı olan Banu Dağcıoğlu'nun annesinin İzmir Foça'da kampı vardı. Bende onların yanında tatil yaparken dansa karşı bir ilgim başladı. O dönemde ilkokuldayım. Orada iki bale sanatçısı vardı, dans ediyorlardı ve bende ne yaptıklarını merak ediyordum. Benim ablamda tiyatrocu. O kamp karavan kampı gibi bir şeydi aslında ama ilginç bir şekilde oradan farklı jenerasyonlarda sanatçılar çıktı. Sanatçı kampı gibi bir durum oluştu. Baleye başladığımda 10 yaşındaydım sanırım. Daha sonrasında İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi'nde Konservatuvara girdim. Oradan Ankara ‘ya Hacettepe Üniversitesi'nin konservatuvarına geçtim. Üniversite 3'ncü sınıftayken Antalya Devlet Opera ve Balesi kuruluyordu. Sınava girdim ve kazandım. Buranın ilk kadrolu sanatçılarındanım.  
 
*Bugüne kadar Antalya Balesi'nde hangi eserlerde rol aldın?  
 
Bugüne kadar dans etmediğim hiçbir eser olmadı diyebilirim. 1999 yılında Antalya Devlet Opera ve Balesi kurulduğu zaman sahnelediğimiz ilk eser  'Çardaş Prensesi' opereti oldu. Sonrasında birçok eserde solist olarak dans ettim. Son 3 - 4 yıldır ise başrolde dans ediyorum. Askerlik dönemi dışında Antalya Balesi'nde sahnelenen her eserde dans ettiğimi söyleyebilirim.  
 
*Dans etmekten özellikle keyif aldığın eserler var mı?   
 
Başrolde dans ettiğim eserleri tabiî ki çok benimsedim ve sevdim. Ama Carmen ve La Bayadere benim için çok keyifliydi. Ben teatral dansları daha fazla seviyorum. Teknik anlamın dışında, biraz daha teatral dansçıyım aslında. Ben karakteri severim. Örneğin geçtiğimiz günlerde Antalya sahnesinde Salome Balesi'nin dünya prömiyerini gerçekleştirdik. Eserin koreografı olan Uğur Seyrek‘in eserleri de oldukça karakteristiktir. Bundan birkaç yıl önce burada Uğur Seyrek'in 'Kontrast' adlı balesinde dans etmiştim. Benim için çok keyifliydi. Şimdi 'Salome' adlı eserde Herod karakterini canlandırıyorum. Bu karakterde oldukça fantastik. 
 
*Rolü kendine yabancı hissettiğin durumlar oluyor mu? 
 
Her türlü insanın olduğu bir yerde yaşıyoruz. Sokakta her çeşit insan var. O yüzden koreografın sizden istediği şey çok da yabancı gelmiyor. Bugüne kadar bana çok da acayip gelecek bir durumla karşılaşmadım. Dans ederken rolü de üzerine giyiyorsun aslında. Rolü hissetmek gerekiyor. Klasik balede çok kalıpsal formlarda dans ediyorsunuz. Çünkü roller çok belli. Bir adam iyidir ya da kötüdür ya da çok açık başka özelliklere sahiptir. Ama modern balelerde ortaya daha farklı şeyler çıkıyor. Karakterin içsel duygusu çıkıyor ortaya. Örneğin  adam büyücüdür bunun yanında sapkındır da. Dansla tüm bu duyguları sahneye taşıyabilmelisiniz.  
 
*Klasik eserleri mi  yoksa modern eserlerde rol almayı mı tercih edersin? Antalya Balesi'nde hangisi daha ağırlıkta? 
 
Antalya Balesi'nde klasik ve modern danslar çok dengeli gidiyor aslında. O yüzden çok şanslıyız. Biz küçük bir topluluğuz ama birbirimize çok bağlıyız. Hepimiz yüzde yüz klasik bale eğitimi almış dansçılarız. Bu yüzden klasik dansın yanı sıra modern dans etmek çok mutlu ediyor. Çünkü klasik bale dansçısının çok kısa bir yaşamı var. Bu yaşam sırasında insan her şeyi dans etmek istiyor. Bu sayede Beyhan Murphy, Uğur Seyrek gibi  çok farklı koreograflarla da dans etme şansımız oluyor.  
 
*Peki modern tarzın  klasik dansa göre, bir dansçıya  daha uzun sürelerde dans edebilme imkanı sağladığını söyleyebilir miyiz?  
 
Aslında her iki tarzda da uzun süre dans edilebilir. Bu kendinize ne kadar iyi baktığınızla ve kendinizi ne kadar iyi yetiştirdiğinizle alakalı bir durum. Yemenize, uyumanıza, hayatınıza ne kadar dikkat ettiğiniz çok önemli. Bu nedenle modern ya da klasik olarak ayırmamak lazım. Klasikte formlar,  modern de ise güncel adımlar var. O yüzden tabiî ki biraz daha uzun sürebilir. Etrafımızda kendine çok iyi bakan ve çok uzun yıllar dans eden insanlar var. Ben de çok ciddi bir sakatlık geçirmezsem uzun yıllar dans edebilmeyi isterim.  
 
*Sen temsil öncesinde nelere dikkat ediyorsun? Role hazırlanırken neler yaşıyorsun?  
 
Kendime çok dikkat ederim. Ama temsilden 1 hafta önce gerçekten çok stresli oluyorum. Heyecan ve her gün tekrar etme duygusu; tüm bu üretme süreci gerçekten çok sancılı olabiliyor. Her şey bir an önce çıksın ve seyirci izlesin istiyorsun. Bu süreçte normal alışkanlıklarımın dışına çıktığımı söyleyebilirim. Uykusuzluk yapıyor mesela. Gece yarısı üçte dörtte uyanıyorum. Gece rüyamda Herod'u görüyorum. Tabi bunda koreografımız Uğur Seyrek'in de rolü var.  Çünkü Uğur Abi ‘Eve git ve Herod gibi davran‘ filan diyor. Kendi kendime çok fazla tekrar yapıyorum. Bazen ister istemez Herod'un sözlerini söylerken buluyorum kendimi. Sanatçının ev hayatı gerçekten çok önemli. Benim sevgili eşim Deniz gerçekten dünyanın en sabırlı kadını. Her konuda 'sen haklısın ve sakin ol ' diyor. Eşinizin size gösterdiği sabır çok önemli. Biz 2007 yılında evlendik. İlk günden bu yana işimi biliyor. Bir gün prova çok iyi geçiyor, ben dünyanın en mutlu insanıyım sonrasında en ufak bir şey beni mutsuz ediyor ve içime kapanıyorum. Bütün gece susuyorum. Eşim bana yardımcı olmaya ve beni anlamaya çalışıyor. Sakatlıklar yaşıyoruz, ağrılar yaşıyoruz.  Bunun dışında duygusal anlamda da inişler ve çıkışlar yaşıyoruz. Kolay bir hayatımız yok. 
 
*Antalya  Balesi'nin yeni eseri Salome'de Herod karakterini canlandırıyorsun. Herod nasıl bir karakter?  
 
Herod felaket bir karakter aslında. Bir kere egoları çok yüksek olan bir adam. Aynı zamanda kral ve paranoyak bir karakter.  O krallığının içerisinde her şeyin onun olduğuna inanan bir adam. Üvey kızı olmasına rağmen Salome'ye aşık. Krallığını verebilecek kadar aşık. Salome'de Herod'a benzer bir karakter aslında. Salome ise Herod'un egosunu kullanarak her şeyi isteyebilecek kadar deli bir kadın. Yahya'nın başını bile istiyor. Herodias her şeyin farkında ve Herod'un kızına olan ilgisinden nefret ediyor. Ama Herod'un gücünü ve iktidarını da çok seviyor. Krallıkta büyük bir güç haline gelen Yahya'nın yok edilmesi ise Herodias'ın işine geliyor. O yüzden Salome'yi kışkırtan da Herodias diyebiliriz. İktidarın elinden gideceğini düşünerek kocasına kızını sunan da Herodias aslında.  
 
*Eserde rol alan bir dansçı olarak seni  bu eserde çok etkileyen sahneler neler? İzleyici bu eserde ne bulacak?  
 
Eserde birçok etkileyici sahne var. Beni en çok etkileyen sahnelerden biri Herod ve Salome'nin ikili diyaloglarında adamın her şeyi verebileceğini hissettiğiniz aşkı. Kendi elindeki en değerli şey olan krallığını bile sunabilecek kadar aşık bir adam. Aynı zamanda Salome'nin Yahya'nın kafasını alması için Herod'u ikna edebilmek uğruna, ondan nefret ettiği halde, onun önünde soyunup her şeyini ona vermeye çalıştığı sahne bence çok etkileyici. Salome'nin Yahya'nın kafasıyla dans ettiği sahnede öyle. Herod bir şeyler kazandığını düşündüğü o anda, aslında kaybettiğini anlıyor. Herod karakterini canlandıran bende, o ana kadar kazandığımı düşünürken aslında o ana kadar kandırıldığımı fark ediyorum.  
 
*Bu karaktere nasıl hazırlandın?  
 
Uğur Abi'nin eserlerinde dans etmek zordur aslında. Tekniğin yanı sıra rolün teatral yönünü çok fazla isteyen bir koreograf. Beni seçmiş olmasından dolayı çok mutluyum. Esere hazırlanırken Salome'nin başka yorumlarını da seyrettim. Ama çok fazla seyretmekten de hoşlanmıyorum çünkü birinin yapmış olduğu şeyler size de yansıyor. Ablamın oyunculuk hocası olması benim çok işime yarıyor. Bu rol öncesi onunla da uzun uzun konuştuk. Karakter nasıl bir ruh hali içerisinde olmalı ya da olmamalı diye. Aslında biz ağırlıklı olarak nasıl olmaması üzerine konuştuk. Çünkü bazen çok büyük oynamamak gerek. Uğur Abi'nin başından beri benden istediği şey de doğallık. Örneğin Herod bazen sanrılar görüyor.   Salome'ye seni seviyorum diyor hemen ardından kuşlar var onları görüyorum, biri şarabımı içti diyor. Karakteri çok çabuk değişen bir adam. Bunu anlatırken çok büyük oynamak yerine tamamen minimalist ve doğal oynamak gerekiyordu. O yüzden doğal olmayı düşünerek  çalışıyorum.  
 
*Sahne ile ilgili korkuların var mıdır?  
 
En büyük korku, hayat geçiyor ve yaşlanıyoruz. Sahnede ise unutmaktan her zaman korkarım çünkü o çok büyük bir heyecandır. Aylarca çalıştığınız her şeyi sahneye çıkmadan 10 dakika önce unutursunuz. Her şey gider. Ben son saniyede sahneye adım atmadan evvel her şeyi unutmuş olurum. Hiçbir şey hatırlamıyorum ben ne yapacağım derken vücut hareketleri otomatik olarak yapmaya başlar. Dans içinize işlemiştir ve onu yapmaya başlarsınız. O heyecan dünyanın en güzel şeyi. Profesyonel hayatta Antalya balesi ile yaşıtım. Ama profesyonel hayatta bile heyecanlanmaktan çok keyif alıyorum. Bu beni genç ve diri tutuyor.  
 
*Antalya'da bale seyircisini nasıl buluyorsun? Bu sanat sezonunda sahnede hangi yeni eserler olacak? 
 
Antalya seyircisinde çok büyük bir gelişim var. Antalya'da eserde rol alan sanatçıya, oynayan esere göre bilet alacak kadar kültürlü ve bilinçli bir seyirci var. Biz 18-19 yaşında bir araya geldik ve küçük bir topluluk olarak dans etmeye başladık. Ve bugün hala dostlukların en sağlam olduğu, hala kimsenin kopmadan bir işi beraber yapmaya çalışan bir topluluğuz. Arkadaşlık ve dostluk olmadığı sürece başarı gelmiyor. Herkes bir işin ucundan tutuyor ve ortaya başarılı işler çıkıyor. Bu sene Mehmet Balkan'ın 'Mevlana Çağrı' ve 'Bir Yaz Gecesi Rüyası' adlı eserlerinde dans edeceğiz. Bunun dışında Armağan Davran ve Volkan Ersoy'un koreografisini üstlendiği 'Notre Dame'ın Kamburu' sahnemizde olacak. 'Anna Karenina' ve 'Güldestan'da bu sezon seyircimizin karşısında olacağımız eserler arasında.
 
Söyleşi : Senem Tekinkoca  
Fotoğraflar : Erhan Damcıoğlu – Emre Akyurt   


Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1A Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0532 343 9328 | F: 0216 326 39 20