SÖYLEŞİ

Ayşegül Sarıca ile geçmişten bugüne…

19.07.2013


Paylaş:


Üstün tekniği, titiz yorumculuğu, ödünsüz sanatçı kişiliği ve eğitimciliği ile ülkemizde alanının en saygın kişiliklerinden biri olan Devlet Sanatçısı, piyanist Ayşegül Sarıca ile 24 Mayıs'ta İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası ile gerçekleşecek konseri öncesi, müziğe başladığı yıllardan bugüne uzanan bir söyleşi yaptık. 



Müziğe nasıl başladınız?  

II. Dünya Savaşı sırasında İstanbul'a Almanya'dan birçok profesör gelmiş, bir kısmı Moda'ya yerleşmişti. Bu profesörlerden Alfred Isaac'ın piyano dersleri veren eşi Gertrud Isaac, bir gün evinde küçük bir konser düzenlemişti. Yaramazlığıyla ün salmış bir çocuk olan beni çağırmaya ilk başta çekinmiş olsa da, konsere davet edildim. İki saat boyunca dikkatlice konseri dinleyişim Madam Isaac'ın dikkatini çekince, ailemle görüştü ve kendisiyle piyanoya başladım. Piyanoda hızlı ilerlemem üzerine daha sonra beni Ferdi Statzer'in ellerine teslim etti. Ferdi Bey ile üç sene özel olarak, beş sene de İstanbul Belediye Konservatuvarı'nda çalıştım. Ciddi, disiplinli, çalışkan ve derin bir müzik bilgisi olan Ferdi Bey'den çok şey öğrendim. Ayrıca, ailemde müzik ile ilgilenen büyükannem ve teyzem vardı. Büyükannemin çaldığı Chopin Valsleri ve piyanoya dokunuşunu hiç unutamam. Annem Bedriye Sarıca'nın ise fevkalade bir müzik kulağı vardı. Her zaman benim en kıymetli desteğim ve amansız bir tenkitçim olmuştur.  

İlk konserinizde hangi eserleri seslendirmiştiniz?  

İlk solo konserimi Kadıköy Halkevi'nde 9 yaşında verdim. Oda müziğinden de örneklerin bulunduğu konserde solo piyano eserleri olarak Rameau, Le rappel des oiseaux; J. S. Bach, 6 numaralı Fransız Suiti; Schumann Kinderszenen'den 2 parça, Schubert La bemol majör Impromptu; Albeniz Malagueña; Chopin'den Mi minör Noktürn ve La majör Polonez yer almıştı.   

Paris Devlet Konservatuvarı'na giriş  

Biraz Paris'teki eğitim hayatınızdan söz eder misiniz?  

Paris Devlet Konservatuvarı'nın 19 Ekim 1951'de gerçekleşecek giriş sınavları için 1950 yılında ailemle birlikte Paris'e yerleştim. Beni evinde dinleyen Lucette Descaves, giriş sınavlarını kazanabileceğimi söylemişti. Nitekim yüzlerce aday arasından yabancılara ayrılmış olan 3 kişilik kontenjandan birine seçildim. Descaves, klasik ve romantik repertuvarı rahatlıkla çaldığımı, daha çok Fransız ve modern bestecilerine eğilmemi önerdi. Kendisi ve asistanı olan Louise Clavius-Marius ile çalışmalara başladım. 1953 yılında kurumun piyano bölümünden, 1954 yılında ise oda müziği bölümünden birincilikle mezun oldum. Aynı yıl, Marguerite Long'un Müzik Akademisine başladım ve kendisi ile çalışma fırsatı buldum.   

Katıldığı yarışmalar, aldığı ödüller  

Hangi uluslararası yarışmalara katıldınız?  

1955 yılında Uluslararası Münih Piyano yarışmasında Jüri Özel Ödülü'nü aldım. Ardından, 1959'da Uluslararası Marguerite Long-Jacques Thibaud Yarışması'na katıldım ve Paris Kenti Ödülü'nü kazandım.  

Marguerite Long-Jacques Thibaud Yarışması'nın jüri üyeleri kimlerdi?  

Bulgaristan'dan Ventsislav Yankov, Türkiye'den Ulvi Cemal Erkin, Rusya'dan Emil Gilels, ABD'den Julius Katchen, Virgil Thomson ve Aleksandr Çerepnin, Fransa'dan Nadia Boulanger, Samson François, Pierre Barbizet, André Jolivet, İsviçre'den Paul Kletzki gibi birçok ünlü müzisyen jüri üyesiydi. Emil Gilels ve André Jolivet'nin beni birincilik ödülüne layık gördüklerini belirtmelerini güzel bir anı olarak hatırlıyorum.   

Yarışmaya hangi eserlerle katıldınız?  

Yarışmanın ilk elemesinde zorunlu eser olan Chopin'in 2 numaralı piyano sonatının birinci ve dördüncü bölümlerini seslendirdim. İkinci elemede, J. S. Bach'tan bir Prelüd ve Füg, Beethoven'in Op. 101 Sonatı ile Chopin, Liszt, Debussy ve Ducasse'ın etütlerini çaldım. Final programım ise Schumann Op. 17 Fantezi, Ravel Ondine ve Tony Aubin Prelüd, Resitatif ve Final'den oluşturuyordu. Konçerto olarak ise, orkestra ile Beethoven'ın 4 numaralı Piyano Konçertosu'nu icra ettim.   

Katıldığınız piyano yarışmalarından başka, hangi ödülleri aldınız?  

1971 yılında, T. C. Kültür Bakanlığı bana Devlet Sanatçılığı ünvanını verdi. Daha sonra, 1974 yılında Fransız Hükümeti Kültür Bakanlığı, beni Chevalier de l'Ordre des Arts et Lettres nişanı ile onurlandırdı. En son olarak da, 2006 yılında, İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı tarafından Müzik Onur Ödülü'ne layık görüldüm.   

Eğitim hayatınız ve yarışma deneyimlerinizden sonra kariyeriniz nasıl şekillendi?  

Kazandığım deneyimler, dünyanın önemli salonlarında resitaller, tanınmış orkestra ve şefler ile konserler vermeme yardımcı oldu. Konser hayatımın başarılı geçmesine katkıları, sabır ve yardımları olan eşim, Prof. Dr. Nejat Diyarbekirli ile çocuklarım, Osman ve Zeynep'e ne kadar teşekkür etsem azdır.  

Unutamadığı konser anıları  

Konserlerinizden unutamadığınız anılarınız var mı?  

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ile İspanya turnesine çıkmıştık. Madrid civarında, Aranjuez Şatosu önünde açık hava konseri verdik. Adnan Saygun'un Piyano Konçertosunu seslendirdiğim konserde, son akoru basmamla birlikte piyanonun ayağının sahne platformunun içine girmesi bir oldu! Bu kazanın konser sırasında başıma gelmemiş olması büyük bir şanstı. Selam verip sahneden indiğimde görevliler platformu düzeltti ve bis parçası seslendirerek konserin ilk yarısını tamamladım.   

Diğer bir anım ise, 1959'da Saray sinemasında verdiğim, sanıyorum ilk resitaldi. Programın ilk yarısında, J. S. Bach'tan bir Prelüd ve Füg, Beethoven opus 101 Sonat, Fauré'den bir Noktürn ve Impromptu, ve Ravel Ondine vardı. Beethoven'ın Sonatını çalarken elektrikler kesildi. Sahne kapkaranlıktı! Salonun öbür ucunda sadece iki kedi gözü parlıyordu. Çalmaya devam ettim. Çok şükür hiç sorun yaşamadan ilk yarıyı tamamladım. Ondine'i bitirip seyircileri selamlarken, elektrikler geldi. Bu olay da kolay unutamayacağım anılarımdan biridir.  

Türkiye'de ilk seslendirdiği yapıtlar   

Türk bestecilerinin eserleri kariyeriniz boyunca repertuvarınızda sıklıkla yer aldı mı? Hangi eserlerin ilk seslendirişlerini gerçekleştirdiniz?  

Yurt dışında verdiğim resitallerin programında genelde bir Türk eseri yer alırdı. Çetin Işıközlü'nün Ordu Senfonisi'nin, Ali Darmar'ın Piyano Sonatının ve Prelüdlerinin ilk seslendirilişlerini gerçekleştirdim. Tabii ki, Ulvi Cemal Erkin Piyano Konçertosu ve Senfoni Konçertant'ını, Cemal Reşit Rey'in Kâtibim Çeşitlemeleri'ni ve Adnan Saygun'un 1. Piyano Konçertosu'nu defalarca yorumladım.   

Ayrıca, yabancı bestecilerden 1975 yılında Dohnányi, Bir Çocuk Şarkısı Üzerine Çeşitlemeler'in; 1986 yılında Rahmaninov'un 4. Piyano Konçertosunun ve 1999 yılında, Dvořák'ın Sol minör Piyano Konçertosunun Türkiye'deki ilk seslendirilişlerini gerçekleştirdim.   

Ayla Erduran ile keman-piyano repertuvarının önemli eserlerini kaydettiniz. Konser salonlarında da sizleri sık sık birlikte dinliyoruz. Oda müziğinin kariyerinizdeki yeri nedir? Ayla Hanım ile müzikal beraberliğinizden bahseder misiniz?  

Ayla Erduran ile çok eskiye dayanan bir dostluğumuz var. Yurtiçi ve yurtdışında pek çok konserler verdik. Müzikal açıdan da çok iyi anlaşırız. Kendisi çok takdir ettiğim bir sanatçıdır. Geçmişten bugüne Christian Ferras, André Navarra, Heinrich Schiff, Aleksandr Rudin, Ayla Erduran gibi önemli sanatçılarla da konserler verdim.  

Yaptığı kayıtlar  

Gerçekleştirdiğiniz CD kayıtları nelerdir?  

1991 yılında Hungaroton firması için Cemal Reşit Rey'in Kâtibim Çeşitlemeleri'ni Hikmet Şimşek yönetiminde Macar Devlet Senfoni Orkestrası ile kaydettim. Ayrıca, Gürer Aykal yönetiminde Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ile Beethoven'ın 3 ve 4 numaralı Piyano Konçertolarını, Bilkent Senfoni Orkestrası ile Schumann'ın La minör Piyano Konçertosunu, Ankara Oda Orkestrası ile de Mozart'ın 15 ve 20 numaralı Piyano Konçertolarını kaydettim. Solo piyano repertuvarı olarak Schubert ve Rahmaninov'un Moments Musicaux'ları albümlerim arasında yer alıyor. Ayla Erduran ile de Grieg, Debussy ve Franck'ın keman-piyano sonatlarının CD kayıtlarını yaptık.   

İleriki yıllarda gerçekleştirmeyi düşündüğünüz kayıtlar olacak mı?  

CD olarak kaydetmeyi düşündüğüm birçok eser var. Bunları inşallah gerçekleştirmek istiyorum.   

Türkiye'de piyano eğitimi alanındaki çalışmalarınızdan söz eder misiniz?  

1991 ve 2000 yılları arasında Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi'nde Master ve Sanatta Yeterlilik sınıflarında öğretim görevlisi olarak bulundum. Ayrıca, 1999 yılından beri, İstanbul Teknik Üniversitesi, Dr. Erol Üçer Müzik İleri Araştırmalar Merkezi'nin (MIAM) yüksek lisans ve doktora programlarında piyano dersleri vermekteyim.  

Güray Başol  




Uluslararası basında Ayşegül Sarıca


'Piyano hâkimiyeti olağanüstü. Tüm teknik güçlüklerin kolaylıkla üstesinden geliyor, usta stili ile müzikaliteyi kusursuz bir biçimde birleştiriyor'. –The Daily Telegraph  


'Tekniği kusursuz, tuşesi yumuşak ve tatlı, yorumu berrak'. - Sovyetskaya Kultura  


'Ayşegül Sarıca deneyimli bir konser piyanistinin tüm özgüvenine sahip. Programın ilk yapıtı Schubert'in Wanderer Fantezi'sinde bu özgüvene tanık olduk. Eserin tüm teknik sorunlarının kolaylıkla üstesinden gelerek, renklerini ve derinliğini en doğru bir şekilde sergiledi.' - The Sydney Morning Herald  

YORUMLAR


Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1 Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0216 325 27 13 | F: 0216 326 39 20