19.07.2013
1910 yazı Gustav Mahler için sıkıntılı başlamıştı. Taparcasına sevdiği eşi Alma ile ilişkisinde ciddi sorunlar yaşıyor, onun kendisini genç ve başarılı bir mimarla aldattığını düşünüyordu. Saplantılı bir nevroz içinde sürekli kendi geçmişini sorgulayan besteci, sonunda yakınlarının tavsiyesine uyarak bilinçaltının kâşifi, ünlü nörolog Sigmund Freud'la buluşmaya karar verdi...
Yaşarken bir besteciden çok şef olarak ünlenmiş; eserleri zevksiz, eklektik ve müzikal mantıktan yoksun olmakla eleştirilmiş Avusturyalı besteci Gustav Mahler 1911 yılında aramızdan ayrıldığında henüz 51 yaşındaydı. Son yıllarında iç dünyasındaki bunalımlar anlaşılamamaktan kaynaklanan hayal kırıklıkları nedeniyle büsbütün artmıştı. Eşine yazdığı bir mektupta 'Benim de zamanım gelecek,' diye isyan ediyordu besteci. Beklenen zaman geldiğinde ise Viyana'daki Grinzing Mezarlığı'nı mesken edineli yaklaşık yarım yüzyıl olmuştu.
Gergin bir yaşam
Mahler, Geç Romantik dönemin en eğitimli bestecilerinin başında geliyordu. Bitmek tükenmek bilmez bir entelektüel merakı vardı. Üstelik antik dönemden 19. yüzyıl Alman filozoflarına kadar uzanan zengin bir felsefi birikime sahipti. İşinde ise daima çok ciddi ve çalışkan olduğu kadar, orkestra üyelerini kendi çalışma temposuna uyamadıkları için en ağır şekilde azarlayacak kadar da sertti. Sadece işinde değil, özel yaşamında da hep ciddi, disiplinli ve aşırı otoriterdi. Kızı Anna anılarında New York'ta yaşadıkları dönemden bahsederken babasının eve öğle yemeği için geldiğinde çorbasını, kapıyı açtığı an masanın üzerinde hazır bulmak istediğini ve babası evdeyken kendisinin konuşmasına asla izin verilmediğini anlatıyor.
'Gerginlik' Mahler'in yaşamını özetleyecek belki de en doğru kelime. Çocukluk yıllarında başlayan ve ileriki yaşlarda büsbütün artan bu negatif ruh hali eserlerinde de belli ediyor kendini: Farklı hisler, farklı temalar ve farklı akorlar arasında sürekli değişen duygusal bir devinim…
Alma'ya duyduğu tutkulu aşk
Gustav 1902 yılında kendisinden yaklaşık 20 yaş küçük, güzel ve yetenekli bir kompozisyon öğrencisiyle karşılaştı: Alma Maria Schindler. Aslında tatsız bir şekilde başlayan bu karşılaşma kısa süre sonra evlilikle sonuçlandığında Gustav, Alma'ya 5. Senfonisinin meşhur Adagietto'sunu ithaf edecek kadar âşıktı. Eşi artık Gustav'ın en büyük destekçisi, esin perisiydi. (Alma Mahler'in Gustav'ın ölümünden sonra da başka dâhilerin esin perisi olmaya devam etmesinden olacak, bazı kaynaklar onu yüzyılın son femme fatale'i ya da birlikte olduğu sanatçılara gönderme yaparak ‘dört sanatın dulu' [müzik, mimari, resim ve edebiyat] gibi olumsuz yakıştırmalarla anıyor.)
Mahler, Freud'la buluşuyor
1910 yazı Gustav için sıkıntılı başlamıştı. Eşi Alma Mahler'le ilişkisinde ciddi sorunlar yaşıyordu. Alma'nın kendisini genç mimar Walter Gropius'la (1) aldattığını düşünüyor ve sonunda evi terk etmesinden korkuyordu. Çok şüpheci olmuştu. Saplantılı bir nevroz içinde sürekli kendi geçmişini sorguluyordu. Üstelik fiziksel olarak da aşırı yorgundu. Birkaç yıldır kalbinden şikâyetçi olduğu halde yoğun bir şekilde 10. Senfonisi üzerinde çalışıyordu. Sonunda Alma'nın akrabalarından Richard Nepallek, Gustav'a ünlü nörolog Sigmund Freud'la görüşmesini önerdi. Zira Freud'a göre davranışların altında bilinçaltına itilmiş duygu kırıntıları yatıyordu ve serbest çağrışım yöntemiyle bu kırıntılar tespit edilebilirdi. Bu teklifi kabul etmekten başka çaresi kalmayan Gustav hayatında ilk kez bir psikanaliste danışacaktı.
Kısa süre sonra Freud'dan randevu alındı; fakat Gustav'ın kararından vazgeçmesi üzerine hemen iptal edildi. Bunu başka randevular ve başka iptaller takip etti. Görüşme en sonunda Freud'un tatil için bulunduğu Hollanda'da gerçekleşebildi. Aslında Freud prensip olarak tatillerinde mesleki bir etkinlikte bulunmayı reddediyordu ama görüşeceği kişi Gustav Mahler olunca bu kararından vazgeçmek zorunda kaldı.(2)
Mahler ve Freud, 26 Ağustos Cuma günü öğleden sonra bir otelde buluştular, ardından yaklaşık dört saat boyunca konuşarak Leyden sokaklarını arşınladılar. Freud sorular soruyor, Mahler ise uzun uzun cevap veriyordu. Görüşme bittikten sonra Freud tatiline devam etmek üzere kıyı tarafına, Mahler ise Tyrol'e geri döndü.(2,3)
Peki neler konuşuldu bu dört saat boyunca?
Bu sorunun gerçek cevabını bilenler ne yazık ki bu iki dehanın kendilerinden başkası değil. Sadakatsizlik, aşk, erken çocukluk anıları, orkestra şefliği ve bestecilik üzerine düşüncelerinden, belki de rüyalarından bahsetti Mahler… Biz ise bu buluşma hakkındaki bilgilerimizi bazı ikincil kaynaklara borçluyuz:(4)
Freud, 1935 yılında kendisi de bir Mahler hayranı olan psikanalist Teodor Reik'a yazdığı mektubunda Mahler'in psikolojik anlayış kabiliyetine hayran kaldığını söylüyor ve ekliyordu:(5) 'Mahler'in yaşam hikâyesine yaptığımız bu hayli ilginç yolculukta, onun aşka bakışını ve özellikle de Kutsal Meryem Kompleksi'ni [anne düşkünlüğünü] keşfettik.' Her ne kadar Gustav'ın, Alma'ya ikinci ismiyle (Maria) hitap etmesi −bu aslında Gustav'ın annesinin de ismiydi− Freud'un tespitinde haklı olduğunu düşündürüyorsa da Alma anılarında Gustav'ın bu kompleksi kabul etmediğini söyler. Kesin olan bir şey varsa o da görüşmenin Gustav adına olumlu sonuçlandığı ve evliliğinin hiç değilse hayatının kalan son dokuz ayında –18 Mayıs 1911'de hayata veda edecekti– olağan bir seyre girdiğidir.(6,7)
Freud'un biyografi yazarlarından Dr. Ernest Jones ise kitabının Mahler-Freud buluşmasına değinen bölümünde Freud'un, öğrencisi Marie Bonaparte'a söylediklerini şöyle alıntılıyor:(8,9) 'Bu görüşmenin ardından Mahler, müziğinin engin hislerden ilham alan en soylu pasajlarında bile neden bir türlü zirveye ulaşamadığı ve sıradan, bildik bir melodinin müdahalesiyle bölündüğünü şimdi anladığını söyledi'. Ve devam ediyor: 'Gustav'ın babası [Bernhard], öyle anlaşılıyor ki kaba biriydi, eşine çok kötü davranıyordu ve küçük Gustav da bu üzüntü verici duruma defalarca tanık olmuştu. Sonunda dayanamayarak evden kaçtı. O gün sokakta çalmakta olan laternadan popüler bir Viyana melodisinin (‘Ach, du lieber Augustin') yükseldiğini duydu. İşte bundan sonradır ki müzikte yüksek trajediyle hafif eğlencenin bir araya gelmesi gerektiği fikri Mahler'de adeta bir saplantı haline geldi ve bestelerinde bir ruh hali, kaçınılmaz biçimde beraberinde başka bir ruh halini getirdi.'
Burada anlatılanları doğrulayan örnekleri Mahler'in müziğinde bulmak mümkün. Sözgelimi Mahler 1. Senfonisinin (‘Titan') 3. bölümünde açılış teması olarak meşhur çocuk şarkısı Frère Jacques'ı kullanır ama önemli bir farkla; ezgi bu kez majör değil minör tondadır ve melodinin çocuksu ışıltısı yerini farklı anlamsal katmanlar taşıyan bir cenaze marşına bırakmıştır. Eserin ilerleyen bölümlerinde klezmer ezgilerinin duyulması, dinleyicileri de çelişkili duygulara sürükler.
Mahler-Freud görüşmesinin ilginç bir diğer noktası da Freud'un muayene ücreti talebini bilerek (ya da daha büyük bir olasılıkla unutarak) geciktirmiş olması. Bu fatura ancak Mahler'in ölümünden sonra Alma Mahler'e gönderilecekti.
Kaynaklar
(1) Walter Gropius (1883-1969), 20. yüzyıl mimarisinin en etkili isimlerinden biri ve Bauhaus Hareketi'nin kurucusuydu. Gustav'ın ölümünün ardından Alma Mahler'le evlendi ve ondan Manon isimli bir kızı oldu.
(2) KUEHN, JL. 'Encounter at Leyden: Gustav Mahler consults Sigmund Freud,' Psychoanalytic Review, 52(4), (1965): 345-365.
(3) MITCHELL, D. Gustav Mahler- The Wunderhorn Years: Chronicles and Commentaries. Berkeley: University of California Press, 1980.
(4) Dr. Ernest Jones'un Freud biyografisi: JONES, E. Sigmund Freud: Life and Work (Vol. II). London: Hogarth Press, 1955; Freud'un, öğrencisi psikanalist Marie Bonaparte'a verdiği bilgiler; Psikanalist Theodor Reik'ın Freud'a yazdığı mektubun yer aldığı kitabı: REIK, T. The Haunting Melody. New York: Farrar, Strauss and Young, 1953; Alma Mahler'in 1940'lı yıllarda yayımlanan anı kitabı: MAHLER, A. Gustav Mahler: Memories and Letters. London, 1946.
(5) REIK, T. The Haunting Melody. New York: Farrar, Strauss and Young, 1953.
(6) Bu görüşmenin ardından Alma Mahler'in Walter Gropius'la irtibatını kestiği biliniyor.
(7) Mahler'in ölüm nedeni endokardit (kalbin iç zarının enfeksiyon kapması) idi. Mahler'in kalp rahatsızlığı ilk kez 1907'de tespit edilmişti.
(8) MITCHELL, D. a.g.e.
(9) NEUMAYR, A. Music & Medicine: Chopin, Smetana, Tchaikovsky, Mahler. Bloomington: MEDI-ED Press, 1997.