15.10.2011
Mersin Üniversitesi Devlet Konservatuvarı'nı, görece yeni bir kurum olmasına rağmen, ülkeye örnek olduğu çalgı yarışmalarından, yetiştirdiği iyi öğrencilerden, akademik oda orkestrasının yaptığı kayıtlardan tanıyoruz. Görev anlayışlarını da unutmamak lazım. Bunu özellikle, 16 saatlik bir karayolu ulaşımı sonucu geldikleri Antalya'nın Kaş ilçesindeki antik tiyatroda verdikleri iki konser sonrası özellikle vurgulamak istiyorum.
Antakya'daki etkinlikler, Belediye, Kaş Kültür Evi ve Mersin Üniversitesi dayanışmasıyla düzenlenmişti. İlk akşam, genç öğrenciler Bengisu Gökçe, Simge İster (keman), Ezgi Bilgin (viyola) ve Serçin Yatkın'dan (viyolonsel) oluşan Yaylı Çalgılar Dörtlüsü, yaşlarına göre zor sayılabilecek bir programla dinleyici önüne çıktı. Adnan Saygun'un mistik ve makamsal nitelikleri ağır basan Op. 27 Birinci Yaylı Çalgılar Dörtlüsünü büyük bir dikkatle seslendirmeye çalıştılar. İlk bölümde, heyecanın da etkisiyle olsa gerek, biraz sallandılar ama sonrasında en azından başlangıç ve bitişlerde bir arada, az hatayla eseri tamamladılar. 3 bin yıllık Kaş Açıkhava Tiyatrosu'nda sahne yok, akustik de yok. Birlikte çaldıklarında bile her enstrüman neredeyse ayrı ayrı duyulup algılanıyor. Bu koşullarda dört genç öğrenciyi, Saygun dörtlüsüne cesaret etmeleri, çalışmaları ve seslendirmeleri nedeniyle kutlamak gerek. Onları özendirenleri de unutmamak gerek. Yorumları da giderek olgunlaşacaktır… Dörtlü, ikinci olarak Şostakoviç'in sempatik Op.83, Dördüncü Yaylı Çalgılar Dörtlüsünü seslendirdi. Gene iyi çalıştıklarını gösterdiler, sürdinli bölümlerde, piano'larda dikkatliydiler. Dinleyicinin alkışı, biraz sıkça olsa da, onlar için ödül oldu. Dinleyici dediysek, en az yarısı, çoğu da İngiliz olmak üzere, yabancıydı!
İkinci gece ise, şef Burak Tüzün yönetimindeki Mersin Üniversitesi Akademik Oda Orkestrası, iki bölümden oluşan bir program sundu. İlk bölümde yetkin flüt solisti Halit Turgay, Vivaldi'nin Op.10, Üçüncü Flüt Konçertosunu seslendirdi. Il Cardellino olarak tanımlanmış bu konçertoda flüt bir saka kuşunun çeşitli ötüşlerine öykünür. Halit Turgay, barok yorumdaki becerisini sergiledikten sonra, Piazzolla'nın Oblivion ve anonim bir ezgi olan ve çeşitli bestecilerce yapılmış uyarlamaları bulunan Venedik Karnavalı'nın Briccialdi versiyonunu seslendirdi. Turgay solistlik yeteneğini kanıtlarken, kullandığı enstrümanın yeterince parlak tını vermediğini belirtmeliyim. Turgay, çok daha kaliteli bir enstrümanla çalmaya layık bir solist.
Konserin ikinci bölümünde, MÜ Akademik Oda Orkestrası, CD kaydı alanında da birlikte çalışmak için tercih ettiği şef Doç. Burak Tüzün'ün yönetiminde önce Çaykovski'nin Eleji'sini, ardından Erkin'in Sinfonietta'sını seslendirdi. Konser, Karayev'in Üç Dans'ından ikisi ile tamamlandı ama dinleyici beğenisini o denli coşkulu ifade etti ki, 'bis' olarak bu kez Piazzolla'nın Libertango'suyla dinleyiciyi selamladı, ısrar karşısında eseri yeniden çaldı.
Burada, şef Burak Tüzün'le ilgili bir gözlem iletmek istiyorum. İster CSO olsun, ister İDSO ya da Anadolu Senfoni Orkestrası veya Mersin Akademik Oda Orkestrası, Burak Tüzün kendi öz disiplininden hiç kopmuyor, işini ve karşısındaki topluluğu, çaldırdığı yapıtları hep ciddiye alıyor. Keman ve çello grup şefliklerini konservatuvarın halef-selef müdürleri Selahattin Yunkuş ile Münif Akalın'ın yaptığı 18 kişilik topluluk da, bu ciddi yaklaşıma, aynı ciddiyetle karşılık verince, kimse 'Kaş yaparken göz çıkarmadı', mekânın koşullarına göre iyi bir müzik dinledik.
Şefik Kahramankaptan