Konser-Opera

Muhteşem Süleyman Operası, dizisinden iyidir!

05.02.2013


Paylaş:

İzmir Devlet Opera ve Balesi, 15 Ocak'ta Tevfik Akbaşlı'nın Muhteşem Süleyman operasınının prömiyerini gerçekleştirdi. 

 
Afişte ve kitapçığın kapağında masmavi bir kadın gözü size bakıyor! Günümüzün dizisel, magazinsel ortamının en popüler kadını olan Hürrem Sultan'ın gözü bu... İzmir Devlet Opera ve Balesi'nin (İzDOB) 30. kuruluş yılı çerçevesinde, yeni sahnelenen Muhteşem Süleyman'ın afişi ve kitapçığının kapağında bizlere bakıyor... Yapıt Kanuni'nin 'yaşamını' anlatıyor ama simge Hürrem'den geliyor. Zaten bu iki kişiliği birbirinden koparmak olanaksız.
 
Öncelikle bu yapıtın TV'deki Muhteşem Yüzyıl dizisinden esinlenmediği, bu dizi daha zihinlerde bile yokken, altı yıl önce besteci Tevfik Akbaşlı'nın ilk ölçüleri yazmaya başladığını vurgulamak gerek. Hemen dikkati çeken bir nokta ise basılı malzemede yapıtın 'hangi türe girdiği' ve kaç perde olduğu konusunda hiçbir açıklamanın yer almaması. Opera mı, bale mi, sahne gösterisi mi, tek bölüm mü, iki veya üç perde mi? Bu durumu, yapıtın genel müdürlükçe kabulü ve sonrasındaki gelişmelere bağlamak mümkün. Besteci, Işık Noyan'ın librettosu üzerine bestelediği yapıtını 'opera' olarak sundu, ancak yapıt Genel Müdürlükteki kuruldan 'sahne kantatı' olarak çıktı! Genel Müdürlük Başrejisörü Yekta Kara'nın bu konuda etkin rol oynadığı biliniyor. Ama besteci de yapıtının 'opera' olduğu konusunda ısrarlıydı. Az kalsın İzDOB Müdürü Aytül Büyüksaraç'ın çok istediği bu yapıt sahnelenemeyecekti! Sonunda besteci görüşünden değil ama yapıta koymayı düşündüğü 'ambargo'dan vazgeçti.  
 
Peki, yapıt kamuoyu önünde çeşitli ağızlarca nasıl nitelendirildi? Genel Müdür Rengim Gökmen, Yeni Asır gazetesinde yayımlanan söyleşisinde, rejisör Mehmet Balkan Hürriyet'de yayımlanan demecinde yapıttan 'opera' diye bahsettiler. Gökmen, prömiyer akşamı sahneye davet edildiğinde de gene 'opera' ve 'sahne eseri' nitelendirmelerinde bulundu. 'Sahne kantatı' nitelendirmesine sadece İzDOB'un web sitesinde rastladım. Bir yetkiliye nedenini sorduğumda 'Besteciyle imzalanmış sözleşmede sahne kantatı yazıyor da ondan' yanıtını aldım. Yâni bu yapıt resmen 'sahne kantatı' ancak fiilen 'opera'... Durum böyle olunca da, afiş ve kitap kapağına hiçbir belirtgeç konulmaması yeğlendi herhalde... Buraya kadar yazdıklarımı işin magazin veya dedikodu faslı olarak değerlendirmeyin sakın, çünkü esasa ilişkindir...  
 
Tarih şeridi görünümünde, 20'den fazla tablo…
 
Yapıtı prömiyer gecesi seyrettim, bu bir 'opera'ydı! Hele hele Ferit Tüzün'ün Güngör Dilmen'in metni üzerine bestelediği, içinde tiyatronun ağır bastığı Midas'ın Kulakları resmen 'satirik opera' diye kabul edildiğine göre, bu haydi haydi opera! Ancak dikkate alınması gereken bir süreç var. Belki de kurulun önüne kağıt üzerinde gittiğinde yapıt 'sahne kantatı' olarak da algılanabilecek yapıdaydı, ama rejisör Mehmet Balkan'ın akış üzerindeki çalışmaları, istediği değişikler, bazı çıkartma ve eklemeleriyle 'opera' haline dönüştü. Böyle düşünmemin nedeni, tıpkı Sabahattin Kalender'in Cem Sultan operasındaki gibi konunun ilköğretimde bir zamanlar pek yaygın olan 'tarih şeridi' anlayışıyla ele alınmış olması ve sahnelemeyi fevkalade zorlaştıracak biçimde, tam sayamadım ama, yaklaşık 23-24 tablodan oluşması... Librettoyu tablo tablo kitapçıkta da bulamadım!    
 
Tablolardaki öyküler farklı mekânlarda geçtiğine göre, gel çık işin içinden! Ama Mehmet Balkan işin içinden çıkmanın yolunu bulmuş. Yapıta bir 'anlatıcı' monte etmiş. Yıllardır birlikte çalıştığı sahne tasarımcısı Tayfun Çebi, adeta bir mimarlık-mühendislik harikası yaratarak, tablolar arasındaki farklılığı vurgulayacak değişimi kısa sürede sağlayacak, küçük aksesuar ve ışık destekli bir sahne tasarımıyla akışkanlığı sağlamaya çalışmış. Adnan Saygun Konser Salonu'nun sahne tavanına doğru geride yükselen, Selçuklu motiflerinin stilize edilmesiyle elde edilmiş sabit ahşap beyaz fon, ışıkla ve önüne değişik açılarla çekilen kayar platformların yarattığı kesişmelerle, görünümü tekdüzelikten kurtarıyor. Sahnedeki kayar tekerlekli dekorun hareketlerini, sanki Mimar Sinan ile çıraklarını temsil edercesine dönemsel giysiler içindeki elemanlar sağlıyor. Ama gene de tablo değişimleri uzun sürüyor. Buna da dinleyiciyi oyalayıcı çare olarak, değişimler sırasında birinci perdede kanun, ikinci perdede ise ney taksimleri icra edilerek çare bulunmaya çalışılmış. Sevda Aksakoğlu'nun tasarladığı giysiler, ölçülü bir stilizasyon ve kullandığı renklerle sahne üzerinde çarpıcı bir görsellik oluşturuyor. Aksakoğlu, çıtasını hep yüksek tutan bir tasarımcı. 
 
Müziğe gelince, Tevfik Akbaşlı 'film müziği' alanında başarılı bir bestecimiz. Tıpkı daha önce yaptığı Kösem Sultan balesinde olduğu gibi, anlatımcı, kulağı rahatsız etmeyen, makamsallıktan yararlanan tarzını Muhteşem Süleyman'da da uygulamış. Ama müzik, 20'den fazla tablo olunca, aynı sayıdaki bağımsız fragmanların peşpeşe çalınmasına dönüşmüş. Vokal partilerinde, renklendirilmiş resitatifler ağır basıyor. Akılda kalıcı bir arya yok gibi. Koro partilerinin çoğunda hecelemeye ağırlık verilmiş, bu bölümler anlaşılıyor ama diğerlerinde ekrana yansıtılan sözleri izlemek gerekiyor. Salondan çıktığınızda kulağınızda kalan, yapıtın padişahın cenkleriyle ilgili bölümünde kullanılan mehter havası... Müziğin karşılaştırmalı bir değerlendirmesi yapıldığında Kösem Sultan'ın daha başarılı olduğunu söylemek mümkün.
 
Prömiyerde başlıca rolleri İzDOB Müdürü soprano Aytül Büyüksaraç (Hürrem), bariton Gökhan Koç (Kanuni), tenor Levent Gündüz (Pargalı), mezzosoprano Anna Çubuçenko (Hafsa Sultan), soprano Seza Agun (Mahidevran) paylaştı. Anlatıcı rolünde bariton Altuğ Dilmaç şarkı söylemedi ama, sahnesi, tonlaması, vurgularıyla çok iyiydi. Şarkı ve resitatiflerde yıldızlaşan isim, Pargalı'yı canlandıran tenor Levent Gündüz oldu. Anna Çubuçenko da Hafsa Sultan partisinde dikkati çekti. 'Heybet' anlamında tüm sanatçılar sahneyi doldurdu. Selam faslı gene Mehter havası eşliğinde yapıldı. Dinleyici coştu, alkışladı. Selamdaki mehtere hiç gerek yoktu, çünkü yapılan başarılı sahnelemeyi ucuzlatıcı bir etki yarattı... 
 
Şefik Kahramankaptan

YORUMLAR


Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1A Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0532 343 9328 | F: 0216 326 39 20