HABER

Hafif eğlenceli bir korku balesi: Kont Drakula

01.12.2013


Paylaş:

Korku filmi olur da, 'korku balesi' olmaz mı? Bal gibi olabileceğini besteci-şef Bujor Hoinic ve Ankara Devlet Balesi 30 Kasım Cumartesi akşamı yapılan dünya prömiyerinde kanıtladı. Değişik toplumların tarihlerinde rastlanan 'vampir' efsanelerinin günümüzde sinemada, televizyon dizilerinde nasıl canlı tutulduğunu, yeni üretimler yapıldığı mâlum... Ama 'Kont Drakula' balesi, bunların ucuz bir sahne uyarlaması değil, kaynağından, Transilvanya topraklarından gelen bir düşüncenin ürünü. 


19. yüzyılda Bram Stocker'in Dracula romanına konu olan efsanenin çıkışı, günümüzde Romanya toprakları içinde bulunan Transilvanya bölgesinde, Osmanlı'da Eflak diye adlandırılan beylikte hüküm süren zalim derebeyi III.Vlad Tepeş'e dayanır. Yağmaladığı yerlerdeki halkı ve esir aldığı askerleri kazıklara oturtmasıyla ünlenen, bu nedenle de Osmanlı tarihinde 'Kazıklı Voyvoda' olarak adlandırılan Tepeş'in, bu insanların kanlarını toplayıp içtiği söylentisi, vampir öykülerinin çoğalmasındaki   etkenlerdendir. Yıllardır Türkiye'de besteci ve şef olarak çalışan Bujor Hoinic de bir Romendir üstelik Transilvanya bölgesinde doğmuştur. Dolayısıyla Kont Drakula'nın Hoinic'in aklına gelmesi, oturup librettosunu yazıp, bestesini yaparak koreografi aşamasına getirmesinden daha doğal bir şey olamaz. 

Yazılmasının üzerinden beş yılı aşkın süre geçen balenin koreografisini Gürcü koreograf Nugzar (Nukri) Magalaşvili ve eşi Media, Serhat Güdül'ün asistanlığında çok kısa bir süre içinde yaptılar. Romen bir koreografın işi baştan kabul edip, sonra affını istemesi nedeniyle Magalaşvililer'in işi üstlenip tamamlaması bir ay gibi çok kısa bir süreye sığdı. Yapıtın sahne tasarımını, adı giderek efsaneleşen ve sanatı yanında alçakgönüllülüğüyle izleyicinin gönlünü kazanan Savaş Camgöz yaptı. Tarih araştırması ile eskizler üzerinde çalışmaya uzun süre ayıran Camgöz, gene öz-biçim ilişkisi bakımından tutarlı bir işe imza atmıştı. Giysi tasarımı İzmir Operası'nın tasarımcılarından Gülay Korkut'a aitti. Bazı ince ayrıntılar hoşuma gitti. Örneğin Hancı'nın kızı Magdalena'nın birinci perdede giydiği beyaz giysinin göğsüne, Balkanlar'da yaygın renkli kanaviçe desenlerin işlenmiş olması, Kont Drakula'nın kırmızı pelerini ve arkadan ürküntülü görünen yüksek vatkalı uzun ceketi çok hoştu. Genel havanın yansıtılmasında ve vampir tiplemelerinde peruka ve makyaj atölyelerinin hayli emek harcadığı anlaşılıyordu. 

Sahne ve giysi tasarımlarının algılanabilmesi için ışık tasarımının önemi büyüktür. Rejisör-koreograf ile ışık teknisyeninin iyi işbirliği yapması, yapıtın genel havasını bozmadan sahneyi izleyiciyle buluşturacak bir ışık tasarlanması gerekir. Tamam, eski şatolar ve han lokantaları loş, konu da hayli karanlıktı ama,  ışık da fazlaca sarı tonlarla bezeli ve zaman zaman yetersizdi. Fuat Gök mutlaka zaman içinde gerekli düzeltmeleri yapacak ve ışık da oturacaktır. Ayrıca libretto ve müziğin içinde bazen gizli, bazen açık mizah ögesinin de yer aldığını, dolayısıyla 19. yüzyıl sonunda bu ne aydınlık şato salonu denilemeyeceğini de düşünmekte yarar var. Kazıklı Voyvoda 15. yüzyılda yaşamıştır ama balenin konusu 19. yüzyıl sonlarında geçiyor.  

Bujor Hoinic, içinde yer yer çağdaş yaklaşımlara yer verdiği, simbalom benzeri yerel tambal çalgısının sesini elektronik olarak kullandığı, efektlerin müzikteki dramatik bölümlerle mizahi ögeleri desteklediği, librettosuna adım adım uygun bir müzik yazmıştı. Başlıca karakterler için geliştirdiği 'leighmotive'ler yâni simgesel ezgiler çok hoştu. Koreograf Nukri'nin deneyimli ve bilgili olduğu klasik bale tekniklerinin uygulanması açısından biçilmiş kaftandı müzik. Nitekim, müzik-dans uyumu mükemmeldi. 

Orkestra, dinamik ve parlak bir seslendirme yaptı. Sahnesine göre dramatik ve lirik bölümlerde, şefliği de bestecinin yapmasının getirdiği avantajla iyi sonuç elde ettiler. Başkemancı Tayfun Bozok ve birinçi çello Bekir Dinçer, sololarında ve gruplarını sürüklemelerinde başarılıydılar. Nitekim şef Hoinic, selamda ikisini de yanıbaşında sahneye çıkardı. 

Bujor Hoinic'in librettosu ve müziğinde mizahi ögelerin de yer aldığını belirtmiştim. Bunlardan biri de  vampirler eğlencesinde  La Traviata'dan ünlü 'brindisi' aryasına birebir gönderme yapması, ardından tenor vampire Romence-İtalyanca karışımı sözlü bir şarkıyı söyletmesiydi. Tenor vampir Ruggieri rolünde operadan Oğuz Sırmalı görev almıştı. Sırmalı Birindisi'yi  hayli detone sayılabilecek biçimde söyledi. Bu söyleyişin bir mizansen mi, yoksa tenorun gününde olmayışı ya da bale içinde sahneye çıkmayı yeterince ciddiye almadığından mı kaynaklandığını doğrusu çözemedim. 

Dansçılara gelince, erkek rollerinde tiplemeler yerli yerine oturmuştu. Eren Keleş vampir Drakula, Cankat Özer İngiliz lordu, Kadir Okurer İngiliz uşak, Burak Kayıhan Dük Luksemburg, Hakan Odabaşı hancı tiplemeleri, mimleri ve danslarıyla göz doldurdular. Özellikle Burak Kayıhan'ın solosu fizik ve estetik olarak çok başarılıydı. Hancının kızı Magdalena'da Ankara'nın yeni yıldız dansçısı Özge Başaran Onuk, başrollerin yeni ortağı olarak, balenin gerektirdiği zerafete sahip fiziği, yumuşacık estetiğiyle hem sololarında, hem de  Eren Keleş ve Cankat Özer'le ikili danslarında benden tam not aldı. Özge Onat ile Mine İzgi, iki leydi vampir (!) olarak danslarında kaydadeğerdi. Sanem Subaygil ise prenses vampirde, son dönemde üstlendiği tüm karakter rollerinde olduğu gibi  başarılı bir tipleme çizdi, dansını da gençlere taş çıkartarak ortaya koydu. 

Yapıtın finalinde Londra'ya döndüğümüzü Big Ben'in saatbaşı vuruşlarından anladık.  Drakula Londra'da aniden ortaya çıkarak, kanını daha önce bir kez emdiği Magdalena'yı İngiliz Lorduna bırakmayıp, kaparak göğün derinliklerinde kayboldu. Bu dramatik finalin üzerine perde izleyicinin coşkun alkışlarıyla kapandı.  Kont Drakula balesi, kapalı gişe oynar, gideceği her sahnede beğeni kazanır. Devlet Sanat Kurumları'nın üzerinde sürekli bir Demokles kılıcının tutulmaya çalışıldığı bir dönemde Ankara Devlet Opera ve Balesi'nin başarılı bir yapımla dünya prömiyeri yapması  çok anlamlı... Tabii, anlayana!

Şefik Kahramankaptan // 01.12.2013 //Yansımalar


Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1A Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0532 343 9328 | F: 0216 326 39 20