28.01.2015

Babasından yadigâr dört pistonlu trompetiyle Arap müziğinin mikrotonlarını başarıyla caz ve ötesine taşıyan İbrahim Maalouf, 24. Akbank Caz Festivali’nin ilk cumartesi gecesine çığlıklar attıran bir konserle damgasını vurdu.
Karanlık bir sokakta yolunuzu kesip, “Fazla biletiniz var mı?” diye soranların sayısı bir elin parmaklarını geçiyorsa ve gittiğiniz bir caz festivali konseriyse, önemli şeyler yaşanacağını anlamak hiç de güç olmuyor. Nitekim sözünü ettiğimiz, sadık bir Türk hayran kitlesi bulunan Beyrutlu trompetçi İbrahim Maalouf’un ilk büyük İstanbul konseriydi. Tarih 25 Ekim, yer Cemal Reşit Rey Salonu’ydu ve içeride iğne atsanız yere düşmüyordu.
Maalouf; trompette Youenn Le Cam, Yann Martin ve Martin Saccardy; klavyede Frank Woeste, gitarda François Delporte, bas gitarda Laurent David ve davulda Stéphane Galland’dan oluşan bir ekip eşliğinde Fransa’da dört ay liste başı seçilen ve Türk dinleyicisiyle ilk kez geçtiğimiz Şubat ayı Babylon’da buluşan Illusions (2013) albümünde yer alan parçalardan oluşuyordu.
Her ne kadar çoğu parçada albüm kayıtlarına sadık kalınsa da, görkemli bir ışık şovu ve dumanların içinde hard bop, funk, Arap ezgileri, yer yer barok motifleri ve tabii ki rock ve elektronik müziğin basamak basamak yükselişiyle unutulmayacak bir gece yaşandı. Öte yandan Maalouf buğulu doğaçlamaları ve makam hakimiyetiyle adeta Miles Davis’in modal cazını Doğu müziğinin ses aralıklarında yeniden hayata geçirdi; kâh klarnet, kâh ney, kâh kaval, kâh bir gayda oldu, kâh fısıldadı…
Maalouf’un Led Zepplin’i yeni keşfettiği gençlik yıllarında Beyrut sokaklarında dolaşırken yazdığı ve 8 senedir her konserinde çaldığı Beirut, gecenin en merakla beklenen icrasıydı. Maalouf, parçanın şiirsel temasını tüm salona başarıyla söyletti. İki saatlik şölen, artık tüm salonu kaplayan sislerin içinde, son günlerini sayan ve tanıştığı herkese “senden özür dilerim” diyen yaşlı adamın şarkısı True Story ile sona erdi; Maalouf ve ekibi coşkulu bislerle herkesi dans ettirdi.
Cep telefonuyla oynayanların ya da erkenden arabasına koşanların yok denecek kadar az olduğu, bitiminde herkesin fuayede kalıp CD imzalatmak için uzun kuyruklara girdiği gerçek bir konser gecesi yaşandı.
Peki kimdir İbrahim Maalouf? Kendisi trompetçi Nassim Maalouf’un oğlu, yazar Amin Maalouf’un yeğenidir. Daha küçük yaşta Arap müziğini ve makamlarını, dahası Barok, Klasik, modern ve çağdaş dönemlerden eserleri hatmetmiş; 15 yaşında başarıyla seslendirdiği Bach’ın No. 2 Brandenburg Konçertosu’yla müzik kariyerine adım atmış; Gérard Boulanger’nin öğrencisi olmuş; bugüne dek Elvis Costello, Sylvia Schwartz ve Sting gibi isimlerle pek çok projeye imza atmıştır. Şimdi de Rayonnement Régional de Paris Konservatuvarı’nda klasik müzik öğrencilerine doğaçlama dersleri vermektedir.
BABYLON’DA DÜŞ GİBİ BİR JAM SESSION GECESİ: “BLUES FOR MEMO”
Tüm müzisyenlere ve müzik türlerine karşı olumlu yaklaşımı ve hümanizmiyle gönülleri fetheden kadim dost Mehmet Uluğ’u ne yazık ki yakın zamanda kaybettik. Aynı zamanda 23 yıldır Akbank Caz Festivali proje sorumlusu olan Uluğ, 24. Akbank Caz Festivali sırasında 28 Ekim Salı gecesi Beyoğlu’nda Babylon’da düzenlenen dev kadrolu bir jam session gecesiyle anıldı. Moderatörlüğünü İlhan Erşahin’in üstlendiği gece 3 saatten uzun sürdü ve gelenlere en az 2 saatlik kesintisiz, son derece zengin bir doğaçlama deneyimi yaşatıldı. Gecenin gelirleri Mehmet Uluğ adına Düşler Akademisi Kaş bünyesinde kurulacak Müzik Evi’ne bağışlandı.
Düşler Akademisi - Social Inclusion Band’den Çağla Karaali’nin puslu sesiyle açılan gecede Alp Ersönmez, İzzet Öz, İlhan Erşahin, Ali Perret, Mercan Dede, Baba Zula, Bora Uzer, Can Kozlu, Çağla Karaali, Hüsnü Şenlendirici, İmer Demirer, Neşet Ruacan, Okay Temiz, Ozan Musluoğlu, Oğuz Büyükberber, Önder Focan, Şentürk Öztaş, Şenol Küçükyıldırım, Tobumuzikizm ve Volkan Öktem yer aldı.
24. Akbank Caz Festivali kapsamında konser veren Kenny Barron-Dave Holland ikilisi ve Christian McBride Trio gibi ustalarsa cazın en doygun, en rafine hatırlarını yeniden canlandırdı.