MAKALE

Ah Mozart Ah!

01.03.2015


Paylaş:

O sonsuz boşluktan süzülüp bin UFO gibi geldi bu dünyaya... Tanrı’nın onu donattığı olağanüstü yeteneğiyle insanlığa dev yapıtlar armağan etti. 35 yıllık kısacık ömrüne 650’ye yakın muhteşem senfoniler, konçertolar, irili ufaklı her tür müzik parçaları, operalar ve dev gibi bir Requiem sığdırdı. Parlak bir kuyruklu yıldız gibi doğup, Tanrı’nın elçisi olarak dünyayı aydınlattı, sonra da yine bir kuyruklu yıldız gibi dünyadan kopup gökyüzünde süzülerek gitti. Onun bestelerini benzersiz yapan, melodi yaratma dehası ve bunları oya gibi işleme ustalığıydı. O eşsiz bir dehaydı. Bütün bunları Tekfen Filarmoni Orkestrası’nın 6 Şubat’ta Lütfi Kırdar’da verdiği muhteşem konserde çaldığı Mozart’ın 21 numaralı Do Majör Piyano Konçertosu’nu dinlerken düşündüm. Mozart’ın gencecik yaşında ölmesine bir kez daha yandım. Ve şuna bütün kalbimle inandım ki, eğer Tanrı Mozart’ı insanlığa biraz daha uzun verseydi bugün müzik dünyamız çok daha zengin olacaktı.

***

Wolfgang Amadeus Mozart’ın babası da müzisyendi ve Tanrı’nın oğluna insanüstü bir yetenek verdiğini o 3 yaşındayken anladı. Evet Küçük Mozart, Tanrı’nın bu dünyaya gönderdiği eşsiz bir dehaydı. Baba Mozart, Wolfgang 5 yaşına geldiği zaman yanılmadığını anladı. Ama dehasının bu kadar çabuk fışkıracağını tahmin edemedi ve su içer gibi besteler yapan oğluna nazar değecek diye yüreğine büyük bir korku düştü. Bu korku yüzünden Wolfgang’ın üzerine titremeye başladı. Her gün Wolfgang’ı koruması için Tanrı’ya dua ediyordu. Baba Mozart’ın korkusu boşuna değildi. Wolfgang 13 yaşındayken onu İtalya turnesine götüren babası, bu korkuyu alevlendiren ve içini titreten bir olay yaşadı. Küçük müzisyenin piyanosunu dinleyen ve ona hayran olan Kardinal Albani, Mozart’lara Vatikan’ın Stanzen denen bölümünün ressam Raffael’in eserlerine ayrılan koridorlarını gezdirirken “Resimlerinde asil bir sadelik ve dingin bir büyüklük vardır.” dedi. Wolfgang bu sözlerle müzikteki hedefinin de Raffael’in resimleriyle örtüştüğünü, onlar gibi bestelerinin de asil ve sade, zarif ve ölçülü, gereksiz ayrıntılardan arınmış ve saydam olduklarını fark etti. Bunu Kardinal Albani’ye de söyledi. Yaşlı kardinal hüzünle elini Wolfgang’ın omzuna atarak “Gel bakalım müziğin küçük Raffael”i dedi ve yavaş adımlarla ona müzeyi gezdirmeyi sürdürdü. Wolfgang, Atilla’nın Papa Leo ile karşılaşmasını betimleyen tablonun önünde durduğunda baba Mozart yavaşça Kardinale ”Saygı değer Kardinal az önce oğluma neden ‘Müziğin Küçük Rafael’i dediler” diye sordu. Kardinal “Ağzıma o an öyle geldi de onun için.  Ama ben de sonradan düşündüm. Oğlunuzun bazı yönleri bana kafamda canlandırdığım kadarıyla Raffael’i hatırlatıyor. Kendi eserlerinden bana bir şeyler çaldığında, Raffael gibi tınlamışlardı. Tabii seslere aktarılmış bir Raffael; onun gibi güzel, saf ve içten. Raffael’in kendisi çok cana yakınmış, tıpkı oğlunuz gibi. Ne mutlu sizin gibi bir babaya! Onu çok yormayın, sağlıklı kalsın! Raffael’in kaderi onda tekrarlanmasın” dedi.

Baba Mozart merakına yenik düşürek sormadan edemedi: “Raffael yaşlılığını göremedi değil mi?”

“Evet... Otuz yedi yaşında öldü... Ve bu erken ölüm insanlığı kim bilir hangi güzelliklerden yoksun bıraktı...”

Yaşlı kardinalin öngörüleri ne acıdır ki doğru çıktı. Wolfgang Amadeus Mozart da daha 35 yaşında sanatının en verimli çağındayken narin vücudunu Tanrı’ya teslim etti. Belki de vücudu Tanrı tarafından ona yüklenen bilgi, beceri ve yeteneği daha uzun bir süre taşıyamadı. İnsanlık ise bu dehanın değerini bilemedi. Onu insafsızca yordu ve tüketti. Bir sanatçı olarak rahat ve huzurlu bir yaşam süremedi. Kendisinin ve ailesinin geçimi için dur durak bilmeden besteler yapmak, konserler vermek için uzun ve zorlu yolculara katlanmak zorunda kaldı. Narin vücudu yıprandı. Ne yazık ki Ressam Raffaeli’nin kaderi Wolfgang’da tekrarlandı.

BENZER HABERLER

    YORUMLAR


    Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1A Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0532 343 9328 | F: 0216 326 39 20