Konser-Opera

Geleceğin Barrenboim'iyle AGSO'lu Festival açılışı

05.04.2016


Paylaş:

Eskiden bir slogan vardı, “Tutum Haftası”nda söylenirdi: “Yerli malı, yurdun malı, herkes onu kullanmalı!” Günümüzde de siyasetçilerin, işlerine geldiği zaman yerleştirmeye çalıştığı “yerli ve milli” sloganı var!
 
Bunların hepsini birleştirin, günümüzün kuşkulu, iç karartıcı ortamında uygulamaya koyun ve işte size, yerli, millî ve parlak bir orkestra: Ankara Gençlik Senfoni Orkestrası.
 
Terör saldırılarının halk üzerindeki korkutucu etkisini sürdürdüğü bir ortamda, 33. Uluslararası Ankara Müzik Festivali’nin açılışı, kimilerinin beklediği gibi sönük değil, aksine, katılımıyla, çoşkusuyla, orkestrasıyla, seçilen eserlerin dinleyici üzerindeki etkisiyle, gayet parlak geçti. Görevini tamamladıktan sonra genel yerlerde görünmeyi pek sevmeyen, ama festival açılışına yapılan daveti her zaman memnuniyetle kabul eden 11. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, tam saat 20:00’de salona girdiğinde her zaman olduğu gibi güçlü bir alkışla karşılandı. Festivalin düzenleyicisi SCAMV’nın Başkanı Mehmet Başman’ın içtenlikli konuşması da uzunca alkışlandı. Başman’ın konuşmanın arasına “Bakalım gelecek sene de yapabilecek miyiz?” sorusunu sıkıştırmasıysa, günün koşullarının gereğiydi.


 
AGSO’nun kurucusu ve genel müzik yönetmeni şef Orhun Orhon (d. 1977), işin içine Ankara’nın yeni ama verimli topluluğu Saygun Filarmoni Korosu’nu da katarak, festival açılışına layık, görkemli bir program hazırlamıştı.


 
Vakıf genel sekreteri Pınar Alpay’ın sunuş konuşmasında Atatürk ve İnönü’den başlayıp tüm yitiklere adandığı vurgulanan korolu iki eserle başladı konser. Önce, Fransız besteci Gabriel Fauré’nin (1845-1924) özgün yazısı piyano için olan ama ezgi güzelliği nedeniyle çok değişik enstrümanlara uygulanan Pavane’ın, bestecinin kendi yaptığı, korolu orkestra versiyonu seslendirildi. Flüt solosunu halen Fransa’da yüksek lisans çalışmalarını sürdüren Simay Aydın yaptı. Ardından W. A. Mozart’ın (1756-1791) dinsel temalı Ave Verum Corpus’u geldi. Saygun Filarmoni Korosu, her iki eserde de amatör bir yapı olmasına karşın profesyonelce, berrak bir tını elde etti. Koronun kurucu şefleri Çiğdem Aytepe ile Atilla Çağdaş Değer’i, orkestralarla çalışacak koro kıtlığında bu yapıyı oluşturdukları ve tınısal kaliteyi yakaladıkları için kutluyorum.


 
Açılış konserinin benim için olmasa da, dinleyici çoğunluğu için sürpriz ismi, halen Londra Kraliyet Müzik Koleji’nde piyano ve klavsen alanında lisans öğrenimini sürdürmekte olan Tolga Atalay Ün’dü(d. 1995).
 
Ün’ü Ankara Devlet Konservatuvarı’nda Sibel Özgün’ün öğrencisi olduğu lise günlerinden beri tanıyor ve izliyorum. Piyanonun yanında şeflik konusunda çok meraklı, öğrencilerden kurduğu bir orkestrayı yöneten, kendini iki alanda birden yetiştirmeye çalışan bir öğrenciydi.
 
Türkiye’de ona en büyük desteği, şef Orhun Orhon verdi. Geçtiğimiz ay AGSO’nun İstanbul’daki Bach ve Mozart konçerto eşliklerinde kürsüyü Tolga’ya emanet ederken, festival açılış konserinde de onu solist-şef olarak programa aldı.
 
Sonuç doğrusu çok parlak oldu. Orhun Orhon “Geleceğin Barrenboim’i” diye nitelendirdiği Tolga’ya, sahnede de aynen Barrenboim’in konuçlanma modelini uygulatmıştı. Arkası dinleyiciye, yüzü orkestraya dönük piyanonun başındaydı. Mozart’ın kendi içinde olgunluk dönemi veriminden Do Majör 21 No’lu konçertoyu, orkestraya verdiği ataklarla icrasını çok iyi dengeleyerek, yumuşak bir tuşeyle seslendirdi. Büyük alkış aldı, defalarca sahneye çağrıldı. Orkestra üyelerinin de sonuçtan memnuniyetleri hem yüzlerinden okunuyordu, hem de alkışa kesintisiz katılmalarından...
 
Orhun Orhon’un kehâneti gerçekleşir mi? Şartlar uygun olursa, gerçekleşmemesi için hiçbir neden yok. Çünkü Tolga piyanist ve şef olarak çok yetenekli olduğunu gösterdi.


 
Salonda piyanonun sesi az duyulmuş olabilir. Bunun da nedeni salonun akustik yapısı ve piyanonun Barrenboim usulü konuçlandırılmasıydı. Piyano sahneye yatay konulsaydı, piyanist gene orkestraya ataklarını verebilir ama yarım açık kapakla bile ses salona daha iyi ulaşabilirdi. Alınan kayıtta piyanonun, salona göre çok daha net, ışıltılı duyulduğundan eminim.
 
Açılış konserinin ikinci yarısı için Orhun Orhon, Türkiye’deki klasik müzik dinleyicisinin pek tanımadığı Rus besteci Vasili Sergeyeviç Kalinnikov’un (1866-1901) Sol minör 1. Senfoni’sini seçmişti. Bestecinin 2. Senfonisi’ni şef Gürer Aykal BSO ile seslendirmişti ama 1. Senfoninin Ankara’da çalındığına dair bir bulguya rastlamadım. Dolayısıyla bu belki de bir Ankara prömiyeri oldu. Özellikle birinci ve üçüncü bölümü tam Rus havasını yansıtan, son derece ezgisel, ferah, güzel bir orkestralamaya sahip bu senfoni, AGSO tarafından mükemmel seslendirildi. Dinleyiciyi gözlerini kapattığı zaman, hayalinde aydınlık doğa manzaraları canlandırtan bu güzel senfoni böylece tanıtılmış oldu.
 
AGSO’nun insan kaynağı Bilkent, Hacettepe ADK öğrencileriyle Orkestra Akademik Başkent ve eğitimlerini yurt dışında sürdüren ilk kuruluştaki müzisyenler. CSO’dan ve Opera’dan da birkaç genç takviye var. Orkestranın üyelerinin rotasyonu, aşağıdan gelenlerin azalması nedeniyle giderek zorlaşacak. Mevcutlar da, gene genç olmakla birlikte giderek olgunlaşacak. Bunları da düşünerek, belki de bu yapıyı, “Ankara Festival Orkestrası” olarak düşünmek de mümkün olabilir. Bakalım zaman ne gösterecek?
 
Konserden sonra gençlerin içtenlikleri, başarı sevincini birbirleriyle, aileleriyle ve hocalarıyla paylaşmaları çok hoştu. Bu manzarayı seyrederken, “Onları gelecekte ne bekliyor, Türkiye’de gelecekleri olabilecek mi?” sorusunu kendi kendime sormadan edemedim.


 
Açılışa kimler geldi diye sorarsanız, CHP Ankara Mlletvekili Gülsün Bilgehan, CHP’ye geri dönmeyi bekleyen Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka, Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen, duayen bestecimiz Muammer Sun, 9 günde 7 konser yaptıktan sonra dinleyici koltuğunda olmanın keyfini çıkaran uluslararası piyanistimiz Gülsin Onay, parlak bestecimiz Turgay Erdener, Orkestra Akademik Başkent Müzik yönetmeni şef Ertuğ Korkmaz, bu aralar üstüste Ankara’da konser yönetmekte olan şef Gürer Aykal, Bilkent MSSF Dekanı Kağan Korad, Hacettepe ADK Müdürü Metin Munzur, eski Opera genel müdürlerinden Erol Gömürgen, bazı yabancı büyükelçiler görebildiklerim arasındaydı. Halen AKP’nin üyesi mi, değil mi, bilmiyorum ama eski milletvekili sanat dostu Mehmet Dülger oradaydı. İktidar partisinden, hükümetten kimse çarpmadı gözüme.


 

BENZER HABERLER

    YORUMLAR


    Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1 Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0216 325 27 13 | F: 0216 326 39 20