HABER

Bahar Ayini ve Sahnede İsyan

06.07.2016


Paylaş:

Igor Stravinsky’nin başyapıtı olarak ele alabileceğimiz Bahar Ayini (Le Sacre du Printemps) çağının en yenilikçi eseriydi. 1913’te ilk seslendirilişinde dinleyiciler hiç beklemedikleri bir şeyle karşılaşmıştı; ilkelliği çağrıştıran kostümler ve vahşi müzik, daha önce hiç böyle bir şey deneyimlememişlerdi. Fikirler ayrılığı ortalığın karışmasına sebep olmuştu, bir yanda kuğu gölü benzeri bir eser beklerken hayal kırıklığına uğrayanlar, bir yanda da Stravinsky’nin yeni fikirler arayışında olmasını takdir edenler. Seyirciler isyan etmişti ama, Stravinsky’nin müziği de Nijinsky’nin koreografisi de bir o kadar isyankardı.  


Geçtiğimiz günlerde Ufuk & Bahar Dördüncü piyano ikilisi, 30. Uluslararası İzmir Festivali kapsamında "Sahnede İsyan" adlı bir konser verdiler. Programda Debussy’nin Bir Pan’ın Öğleden Sonrası için Prelüd  ve Oyun eserleri ile Stravinsky’nin Bahar Ayini eseri yer alıyordu. Yalnız, bu konseri diğer konserlerden farklı kılan bir şey vardı: Konser sahneye projeksiyon ile vurdurulan görüntüler eşliğinde yapıldı. Fabrice Arango’nun yaptığı müzikle senkronize giden film, daha önce görmediğimiz bir konser yaşattı bizlere. Özellikle Bahar Ayini’nde perdede gördüğümüz isyan görüntüleri, konserin teması olan “Sahnede İsyan”ı çok iyi yansıttı.  

Bahar Ayini hakkında bildiğim neredeyse her şeyi 2013 yılı Gümüşlük Festivali’nde Fazıl Say’ın verdiği "Kompozisyon Masterclass"ında öğrendim. Beş gün yaptığımız analiz ile her köşesini ezberledim, hâlâ da unutmadım. Bu yüzden Bahar Ayini’ni dinlemekten çok keyif aldım. Ancak eserle tanışma hikâyem bundan da öncesine, 2012’ye dayanıyor.     

“Re-Rite” isimli bir proje, İngiltere, Almanya, Portekiz ve Çin’den sonra 26. Uluslararası İzmir Festivali çerçevesinde Alsancak’taki eski Tekel Tütün fabrikasına gelmişti. Karanlık bir ortamda her tarafa asılmış perdeler, şef Esa-Pekka Salonen’in yönettiği Philarmonia Orkestrası’nın Bahar Ayini icrasıyla donatılıyordu, fabrikanın bomboş olması da müziğin tüm bina içinde yankılanmasına neden oluyordu. Konser 27 farklı açıdan kayıt edilmişti ve binanın her köşesinde farklı bir enstrüman grubu yansıtılıyordu. Bir köşede karşınızdaki kamera aracılığıyla kenardaki çelloyu alıp çellolara katılabilirken, diğer köşede yine kameralar ile şefin yerine geçebiliyor, önünüzdeki ekrandan enstrümanların ses seviyelerini değiştirebiliyordunuz. Fabrikanın arka bölümlerinde yer alan vurmalı çalgıları çalabiliyordunuz. Önünüzdeki bir ekran, fabrikayı inleten müzikle senkronize bir biçimde talimatlar vererek orkestraya perküsyonist olarak eşlik etmenizi sağlıyordu. Yine başka bir köşede bir ekran, müziğin o an çalan kısmının detaylarını açıklıyordu.      

Normal bir konseri izlemeye hiç benzemiyordu. Bir yer seçip bir buçuk saat boyunca oturmuyordunuz, elinize bir bardak kahve alıp, kimseyi rahatsız etme kaygınız olmadan etrafı geziyor, keşif yapmanın verdiği o hoş hissi yaşayabiliyordunuz. "Re-Rite" projesi gerçekten etkileyici bir interaktif enstelasyondu. Ne yazık ki proje 2013 yılında sona erdi, bu projenin tekrar hayata geçip ülkemizi de ziyaret etmesi en büyük dileğim.

Emre Nurbeyler

BENZER HABERLER

    YORUMLAR


    Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1A Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0532 343 9328 | F: 0216 326 39 20