HABER

Ankara'da yeni konser sezonu

21.10.2016


Paylaş:

Ankara’da yeni konser sezonu açıldı; Bilkent Senfoni Orkestrası ve Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın haftalık konserleri dışında, farklı mekânlarda oda müziği ve solo resitallerin düzenlendiğini, hatta bunların giderek çoğaldığını görüyor, seviniyor, umutlanıyoruz. Lâkin Ankara’da “küçük” salonların bile sayısı son derecede az, neredeyse bir elin parkları kadar. Şehir merkezinde Çankaya Belediyesi’ne ait Çağdaş Sanatlar Merkezi’nin küçük salonunda, keman sanatçısı Mehmet San tarafından Salı Konserleri başlığı altında birkaç yıldır özel çabalarla organize edilen oda müziği konserleri zorluklara rağmen devam ediyor. Henüz çok yeni sayılan muhteşem Erimtan Müzesi’nin konser salonu da düzenli Salı Konserleriyle önemli bir açığı kısmen de olsa kapatıyor. 2013 yılında kurulan Mozarthaus Sanat ve Konser Evi ise solo olsun, ikili, üçlü müzik gruplarının ya da şan/piyano resitalleri, açıklamalı resitaller gibi çeşitli etkinlikleriyle Ankara’lı müzikseverlerin beğenisini kazanan bir mekân.

 

Bu arada eğitimini aldıkları klasik müziğin tutkulusu olan yetenekli gençler, küçük gruplar kurarak, hem dinleyicilerin beklentilerine cevap vermeğe çalışıyor, hem de oda müziğinin çok geniş ve muhteşem repertuarını icra ederek, daha aktif olmak istiyorlar.

 

Geçtiğimiz yıllarda bu gençlerden Cumhurbaşkanlığı Konser Salonu’nda olsun, daha çok Operet Sahnesi olarak bilinen Türk Ocağı Sahnesi’nde olsun, çok güzel oda müziği konserleri izleme fırsatı bulmuştuk. Bu sıraladığımız mekânlar arasında akustik açıdan (ve tabii salonun niteliği bakımından) bir mücevher olan Operet Sahnesi'nin 2014 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından netlik kazanmayan bir nedenden dolayı kapatılmasıyla, Ankara önemli bir etkinlik sahnesinden yoksun kaldı. Salonun neden etkinliklere kapatılmış olduğunu anlamaya çalışaduralım, yeni konser salonunun inşaatının da hâlâ tamamlanamamış olması nedeniyle, gençlerin oradan oraya savrularak, motivasyonlarını da bozmamaya çalışarak, güzel müzikler sunma çabasında olduklarına tanık oluyoruz.

 

Sıraladığımız mekânlardan Mozarthaus Sanat ve Konser Evi’nde sezonun ilk resitalinde piyanist Emre Yavuz’u, baştan sona Schubert’ten oluşan bir programda dinledik. Emre Yavuz geçtiğimiz Ağustos ayında Avusturya’da bu yıl on beşincisi düzenlenen Panmusica Austria Uluslararası Müzik Yarışması’nda hem birincilik ödülüne, hem de en iyi Schubert yorumcusu özel ödülüne lâyık görülmüştü. Schubert’in iki sonatını (D. 664 ve D. 959); Liszt’in uyarlamasıyla iki lied (D. 774 ve D. 911) ile 12 Lændler (Lændler 18. Yüzyılda çok revaçta olan bir danstır) çalan yetenekli piyanist, talep üzerine Czerny’den de bir etüt çaldı. Yarışmada da çaldığı bu küçük parçayla jüri üyelerinin üzerinde beklemediği bir etki yarattığını da açıklayan, henüz 26 yaşında olan piyanistin duyarlı bir Schubert yorumu var; yumuşak bir tuşe, temiz bir icra, iyi bir tekniğe sahip. Avusturya’lı bestecinin tüy kadar hafif ifade tarzını yakalamış, benimsemiş. Geleceği çok parlak yeteneklerimizden.

 

Çağdaş Sanatlar Merkezi’ndeki Salı Konserleri'nin sezon prömiyeri beş parlak gencimizin bir araya gelerek kurdukları toplulukla verdikleri konserden oluşmuştu. Erkin Onay (keman), Özgür Baskın (keman), Ali Başeğmezler (viyola), Gökhan Bağcı (viyolonsel) ve Başar Can Kıvrak (piyano), baş harflerinin bir araya gelmesinden oluşan BEGOA Ensemble adını verdikleri topluluklarıyla Max Bruch, Johannes Brahms ve César Franck’ın piyanolu oda müziği eserlerinden bir seçki yaparak, yorumladılar.

 

Max Bruch’un yetenekli bir klarinetçi olan oğlu için klarinet, viyola ve piyano için bestelediği, sonra daha çok çalınabilmesi için keman, viyola (aynı zamanda viyolonsel) ve piyanoya da uyarladığı “Op. 83 Sekiz Parça”dan dördünü, romantik bestecinin iç dünyasının duyarlılığını çok güzel yansıtarak icra eden Başar Can Kıvrak (piyano), Özgür Baskın (keman) ve Ali Başeğmezler’den (viyola) sonra, Erkin Onay (keman), Ali Başeğmezler (viyola), Gökhan Bağcı (viyolonsel) ve Başar Can Kıvrak (piyano) en büyük romantiklerden Johannes Brahms’ın “Op. 60, do minör 3 numaralı Dörtlüsünü”; son olarak, onlara Özgür Baskın’ın da tekrar katılmasıyla, César Franck’ın “Piyanolu Beşlisi”ni çaldılar. Beş genç müzisyenin bütün eserlerde, özellikle de Franck yorumunda büyük bir uyum, dikkat çeken bir tını bütünlüğü içinde, duygu (2. Bölüm) ve romantizm dolu, aynı zamanda çok yetenekli olduklarına tanık olundu. İlk kez birlikte çaldıklarını sonradan öğrendiğimiz bu gençlerin kurdukları topluluklarının dağılmaması gerektiğine ve birkaç konser daha vererek iyice ısınmaları halinde aranan bir oda müziği topluluğu olarak kendilerini gösterebileceklerine inanıyoruz. Gençlerin kimlikleriyle ilgili bilgi içeren bir broşür, program, herhangi bir belge dağıtılmadığından, yazımız vesilesiyle onlar hakkında bilgi verememenin üzüntüsünü ayrıca duyduk.

Yazımızı bitirirken, konser mekânlarının etkinlik programlarının yakından izlenmesini bu tür müziği sevenlere özellikle tavsiye ederiz.  

BENZER HABERLER

    YORUMLAR


    Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1 Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0216 325 27 13 | F: 0216 326 39 20