HABER

Bilkent Müzik Günleri III

18.02.2018


Paylaş:

Başlayalı üç yıl olmuş bile. Geçtiğimiz yıl olduğu gibi, bu yıl da Bilkent ağırlığın oda müziğine verildiği bir dizi konser ve zengin bir programla, bir ayı aşan bir süre için Ankaralı müzikseverlere güzel anlar yaşatacak. Bir festival niteliği taşıyan bu etkinliğin içeriği daha da zenginleştirilmiş bu yıl, bu nedenle de Bilkent Müzik Günleri adını almış. Ama dediğimiz gibi, ağırlık oda müziğinde.  

Açılış konserini Begoa Ensemble ve Ulucan, İlhan, Özhan, Balkız, Özbek Quintet verdiler. Edward Elgar ve Antonin Dvorak viyolonsel konçertolarıyla çoğu zaman, özellikle kayıtlarda adları birlikte anılan iki bestecidir. Bu bakımdan Elgar’ın Piyano ve Yaylılar için la minör Beşlisiyle, Antonin Dvorak’ın la majör, 2 numaralı Piyanolu Beşlisini aynı konsere dâhil etmek iyi bir fikir olmuş.  

Birinci Dünya Savaşı'nın sonuna gelinmiş de olsa, karanlık günlerinin henüz insanların zihinlerinden çıkmadığı 1918 yılında, Elgar’ın şehirden uzakta, kır evinde bestelediği La minör Piyano ve Yaylı Çalgılar için Beşli oldukça karanlık bir eser. Daha doğrusu kendine özgü bir yapısı var: sükûnet içinde, piyanodan çıkan tatlı notalarla başlayan, sonra yoğunluğuyla insanı çarpan, sonra biraz romantik, hayalci ve en sonunda, inişleri çıkışlarıyla son derece etkileyici bir son bölümü olan bir yapıt. Açık denizlerde belli belirsiz yükselip alçalan dalgalar gibi, canlı, enerjik pasajlardan sonra sakinleşen, sonra tekrar canlanan, yine sakinleşen ve çarpıcı bir şekilde biten bir son bölüm. Başar Can Kıvrak (piyano), Erkin Onay ve Özgür Baskın (keman), Ali Başeğmezler (viyola) ve Gökhan Bağcı’dan (viyolonsel) oluşan Begoa Ensemble sıklıkla seslendirilmeyen bu görkemli yapıtı müthiş bir uyum içinde icra ettiler. Eserin gerek lirizmini, gerek dinamizmini yansıttılar. Piyanodan yansıyan yumuşak tınılar esasen kanımca oldukça karanlık olan eserin parıltılı yanlarını aksettirirken, ikinci bölümde viyola solonun yumuşak pasajları, tiz notalarda zarif akorlarda gezinen piyanoyla diyalog halindeki viyolonselin koyu tonlardaki etkileyici tınısı, sonra yaylıların tamamının yarattığı biraz da melankolik hava ve eserin sonunda usulca tüm seslerin pp kaybolması, etkileyiciydi. Artık birbirlerine iyice alışmış, aralarında güzel bir birliktelik olan Begoa Ensemble üyelerinin ifade zenginliğine sahip bu eseri seçmiş olmalarından kişisel olarak memnuniyet duydum.  





İkinci yarıda Antonin Dvorak’ın Op. 81 La majör Piyanolu Beşlisini Özcan Ulucan, Can Özhan (keman), Tayfun İlhan (piyano), Artemis Sis Balkız (viyola) ve Erkan Özbek’ten (viyolonsel) dinledik. Keman ve viyola sanatçısı Özcan Ulucan’ın girişimiyle bir araya geldiği program notlarında belirtilen Ulucan, İlhan, Özhan, Balkız, Özbek Quintet’i, bu eserde, çok kısa arayla Ankara’da ikinci dinleyişim. Aralık sonlarında Türkiye Filarmoni Derneği’nin konserleri çerçevesinde çalmışlardı. Dvorak’ın oda müziği eserleri arasında en olgunlarından biri olan 2 numaralı Piyanolu Beşli dinleyicisine keyifli anlar yaşatan; dinamizmin, melankolinin, romantizmin iç içe girdiği, bu satırın yazarına heyecan veren bir eser. Her bir müzisyenin virtüozluğunu gösterebildiği (Etkileyici giriş bölümünde viyolonsel, sonra piyano, piyano ve viyolonsel, kemanlar) yapıtın en şiirsel bölümü Dumka üst başlığını taşıyan ılımlı hızdaki ikinci bölüm. Viyolaya eşlik eden piyanonun hüzünlü ilerleyişi; sonra canlı kısa bir pasaj ve yeniden melankolik olmasa bile, yaylıların piyanoyu destekledikleri senkoplu bir pasaj ve çok lirik bir bölüme geçiş. Sonraki iki bölümün dinamizmi, canlılığı nefes kesiciydi. Oda müziğinin köşe taşlarından biri olan bu yapıtı uyumları, incelikleri, (virtüozlukları gibi çetrefilli bir sözcük kullanmamak için) ustalıkları, heyecanlarıyla başarılı biçimde icra ettikleri için Ulucan, İlhan, Özhan, Balkız, Özbek Quintet bir kez daha kutlanmayı hak ediyorlar.






Başyapıtlar I: Görkemli Beşliler başlığı konulmuş konsere. Bu sıfata gerçekten de çok uyan bir başlık olmuş. Görkemli yapıtlar ve ona lâyık icralar dinledik.  

Bestecinin Dumka başlığını burada da kullandığı (Dvorak Dumka başlığını başka eserlerine de vermiştir; Dumka Ukrayna orijinli bir danstır.) eserin ikinci bölümünün ana teması bir vakitler bir hafif müzik şarkısına ilham kaynağı olmuştu: Nature Boy. Nat King Cole söylerdi. Nostaljik olarak, bizde ayrı bir heyecan yarattı desek yalan olmaz.  


Fotoğraflar Aydın Ramazanoğlu

 

BENZER HABERLER

    YORUMLAR


    Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1 Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0216 325 27 13 | F: 0216 326 39 20