SÖYLEŞİ

İstanbul Flüt Topluluğu

28.03.2018


Paylaş:

Mimar Sinan Üniversitesi, Marmara Üniversitesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi akademisyenleri tarafından kurulan, 13 akademisyenden oluşan 
İstanbul Flüt Topluluğu hem yurtdışında ülkemizi temsil ediyor hem de Türkiye’nin her köşesinde konserlerine devam ediyor.
 
Gelin topluluğun kuruluş hikayesini Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Müdürü Prof. Ayla Uludere’den dinleyelim…
 
İstanbul Flüt Topluluğu nasıl bir araya geldi?
 
Hem klasik müzik bestelerini hem de Türk bestecilerin bizim için yazdıkları eserlerini sadece ülkemizde değil, ülkenin dışında da seslendirerek Türkiye’nin aydınlık yüzü olmak için çalışmalarımıza başladık. Üç üniversite bir araya gelerek bütün flüt çeşitlerini içeren bir ensemble kurma fikriyle yola çıktık. Enstrüman çeşitliliği manasında topluluğumuz Türkiye’de tek!.. Çünkü kontrbas flütlerimiz iki tane mevcut ve başka bir toplulukta bu enstrümanlar yok. Yıldız Teknik Üniversitesi’ndeki arkadaşımız da aramıza katılınca üç üniversite olarak yola çıktık. Bizim yetiştirdiğimiz yüksek lisans ve doktoradan mezun olan arkadaşlarımızı da aramıza davet ettik. Türkiye’nin aydınlık yüzü olmak üzere 2015 yılının Aralık ayında çalışmalarımıza başladık.
 
İlk konserinizi ne zaman verdiniz?
 
Kuruluşumuzdan 3  ay sonra konserlere başladık. Robert Koleji’ndeki ilk konserimizden sonra CRL’ de bir resital verdik ve ardından Kültür Üniversitesi’nde sahne aldık. Eskişehir’e ikinci kez geliyoruz. Çok farklı yerlerden konser talepleri var. Biz de akademisyen rolümüz devam ederken, konserlerimizi ara vermeden sürdürmeye gayret ediyoruz. Şu an 13 kişiyiz ancak duruma göre sayımız değişebiliyor. Konserlerimiz ya da festivale katılma amaçları doğrultusunda hareket ediyoruz. Takdir ederseniz ki, her şey maddiyata dayalı ve genelde her topluluk kendi masraflarını karşılamak suretiyle hareket ediyor. 
 
Çok genç arkadaşımız var ve çoğunun kadrosu yok. Kadrosu olmayan bu arkadaşlarımızı desteklemek amacıyla da bu topluluğu kurduk. Çok istediğimiz ve ulaşamadığımız enstrümanlar var, hepimizin bir gün hayalindeki flütle çalabilmesini arzuluyoruz. Eğer bunu yapabilirsek, herkesin istediği enstrümanla çalabildiği bir topluluk olabilirsek, ne mutlu bize. Bizler için para kazanmak geri planda, ön planda olan her zaman daha çok sayıda müziksevere ulaşmak...
 
Bu yıl Washington’daki Uluslararası Flüt Festivali’ne katılacaksınız, neler söylemek istersiniz?
 
Aldığımız davet bizi onurlandırdı. Festival’in bir kayıt ücreti var ve bizi bu ücretten muaf saydılar. Ayrıca "Sadece Türk bestecileri yorumlarsanız 20 dakikalık sürenizi iki katına çıkarırız.” dediler. Eskişehir’de seslendirdiğimiz parçalara iki eser daha ekleyip Washington’da seslendireceğiz. 
 
Biz varız ve şu an bu düzeyde varız!.. "Ne kadar iyi durumda ve gerçekten birbirleriyle çok uyumlu şekilde müzik yapıyorlar." dedirtebilirsek ne mutlu bize!..



 
İstanbul Flüt Topluluğu'nu biraz da topluluğun üyesi Prof. Ece Karşal’dan dinleyelim, siz neler söylemek istersiniz?
 
Daha önceki bazı konserlerimizde misafir sanatçılara da ihtiyacımız oluyordu. 2015’ten beri yoğun bir tempoyla çalıştığımız için birbirimize artık uyum sağladığımızı düşünüyorum. 
 
Eskişehir’i çok seviyoruz. Daha önce de akademisyen olarak da burada bir çok görevde yer aldık. Geçen sene Anadolu Üniversitesi’nde bir konserimiz oldu. O davetten sonra Büyükşehir Belediyesi’ndeki yetkililerle görüştük. Onlar da bu aydınlık yüzümüzü değerlendirerek bir teklifte bulundular. Biz de çok mutlu bir şekilde hemen organize olduk ve de çok farklı yerlerde ve görevlerde yük taşımamıza rağmen geldik. 
 
Akademik görevlerimizin yanında İstanbul’da akşam saat 20.00 gibi toplanıp 2-3 saat her hafta aksatmadan, hatta bas grubumuz bazen haftada iki defa toplanarak prova yapıyoruz. Bunu mesai dışı düşünerek yapıyoruz. Ayrı ayrı iyi olmamıza rağmen ortak tını diye bir şey var. Onu elde etmemiz için gerçekten birlikte çalıyor olmamız gerek...
 
Türk bestecilerimiz de bizi tanıyarak eserler yazıyor, biz de seslendirerek hem popüler anlamda hem de tanıtıcı anlamda bir görev üstlenmiş oluyoruz. 
 
Biraz da hedeflerinizden bahsedebilir misiniz?
 
Türkiye’de özel bir oluşum ortaya çıkardığımıza inanıyorum. Besteciler de bizi çok destekliyor. Türkiye’de daha önce böyle bir oluşum yoktu. 
Dünyada da profesyonel olarak bu şekilde müzik yapan çok yok. Umarım sürekliliği olan kalıcı bir topluluk oluruz.
 
Uluslararası platformlarda hem bestecilerimizi, hem müziğimizi hem de topluluğumuzu tanıtmak en büyük hedefimiz. Bizim ilk seslendirdiğimiz eserler zeybekti. Zeybek biliyorsunuz bir dans ama bir tanesi ağır bir zeybekti, diğeri hızlı bir zeybekti. Her ikisini de en iyi şekilde yorumlamaya çalışıyoruz. Birlikte uyum içinde hareket edebiliyoruz ve gücümüz de buradan geliyor. 
 
Kariyerini tamamlamış her kadının bir projeye imza atması lazım, çünkü arkamızdan pek çok kadın geliyor. Onlara örnek olmamız lazım. Ne kadar beraber olursak o kadar güçleniyoruz. Birbirimize saygı duyarak hareket ediyoruz. Artılarımızı biliyoruz, her zaman birbirimizi takdir ettiğimiz için bir arada oluyoruz. Herkes gönüllü olarak geliyor. Bu iş zorla yapılabilecek bir iş değil.
 
Can Hacıoğlu, Eskişehir

BENZER HABERLER

    YORUMLAR


    Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1A Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0216 325 27 13 | F: 0216 326 39 20