ELEŞTİRİ

Varşova'daki Beethoven Paskalya Festivali'nde 3 Güzel Gün

27.04.2018


Paylaş:

Polonya’nın klasik müzik alanında düzenlenen en seçkin festivallerinden biri olarak öne çıkan Varşova’daki Ludwig van Beethoven Paskalya Festivali bu yıl 16-30 Mart 2018 tarihleri arasında 22’inci kez düzenlendi. Festivalin ardındaki Ludwig van Beethoven Derneğinin kurucu başkanı Elżbieta Penderecka, Kryzsztof Penderecki’nin eşi olmakla kalmayıp festivali de düzenleyen bu büyük organizasyonun her şeyi. Penderecki de bilindiği üzere günümüzün en büyük çağdaş bestecilerinden biridir. Bu festivalden de, dernekten de, Penderecka’dan da önceki yazılarımda çokça bahsetmiştim. Yazılarımın düzenli okurları bu kişi ve kuruluşlardan ve bunların Polonya kültürüne, müzik dünyasına yaptığı katkılardan artık haberdardırlar diye düşünüyorum.
 
Bu yılki 22. Beethoven Paskalya Festivali’nin anlamı Polonya için çok daha büyüktü çünkü ülkenin bağımsızlığını kazanmasının 100’üncü yılıyla örtüşmüştü. Festivalin ardındaki derneğin Beethoven adını taşıması elbette festival programında bu büyük bestecinin eserlerine ayrıcalıklı bir yer verilmesi sonucunu doğuruyor ama Beethoven Paskalya Festivali’nin bu ülkenin yetiştirdiği tartışmasız en büyük besteci olan Frédéric Chopin’in ruhunun en iyi teneffüs edilebileceği klasik müzik organizasyonlarından biri olması (bir diğeri de, yine bu şehirde her yıl Ağustos ayının son iki haftası boyunca düzenlenen Chopin ve Avrupası - Chopin and His Europe adlı müzik festivalidir) elbette şaşırtıcı değil. Öyle ki, yine bu ülkenin günümüze daha yakın bir zamanda yetiştirdiği büyük piyanist, besteci ve aynı zamanda siyasetçi de olan Ignacy Jan Paderewski, yurttaşı Chopin’in müziğini şu sözcüklerle anlatmış: “Sadece onun müziğinde; onun dokunaklı ama fırtınalı, dingin ama tutkulu, lirik ama güçlü ve meydan okuyucu müziğinde yurdumuz Polonya’nın, vatanımızın tempo rubato olarak yaşayıp, hissedip davrandığını görebilir ve duyumsayabilirsiniz.”
 
Bu yıl üç günlüğüne ziyaret edebildiğim festivalin 2018 yılı için seçtiği teması “Beethoven ve Büyük Yıldönümleri” idi. Bu tema altında ölümünün 100’üncü yıldönümünde Fransız besteci Claude Debussy ve doğumunun 100’üncü yıldönümünde ABD’li besteci ve orkestra şefi Leonard Bernstein Varşova’da seslendirilen eserleriyle anıldılar. Sadece bu efsanevi isimler değildi festivalde anılanlar. Polonya müziğinin sansasyonel bestecisi müteveffa Henryk Górecki’nin 85’inci doğum yıldönümüyle yaşamını sağlıklı biçimde sürdüren Kryzsztof Penderecki’nin 85’inci yaşı da kutlandı. Bu iki isim, yıllarca demir perde gerisinde kalan Polonya’nın sanat düzleminde dünyayla iletişimini sağlayan ve bu ülkenin çağdaş müziğini insanlığa tanıtan iki büyük yaratıcı besteci.


 
Elżbieta ve Krzysztof Penderecki çifti

Maalesef çok istememe rağmen, ne Penderecki’nin Bir Leh Requiem’i adlı eserini ne Górecki’nin 2. Senfoni’sini ne de festivalin açılış konseri olan ve günümüzün en büyük piyanistleri arasında yer alan Polonyalı yorumcu Krystian Zimerman’ın solist olarak Bernstein’ın solo piyano ve orkestra için bestelediği The Age of Anxiety adlı eserini yorumladığı konseri izleyebildim. Bunlar yerine 24 Mart’ta saat 19:30’da 19’uncu yüzyılın Polonyalı bestecisi Stanisłav Moniuszko’nun Widma (Hayaletler) adlı sahne kantatının güzel bir temsiline katıldım. Wroclaw Barok Orkestrası’nı Andrzej Kosendiak yönetiyordu. Seçkin bir solist şancılar kadrosunun sahneye çıktığı konserde iki de anlatıcı vardı. Anlatıcılara fazla görev düşmesi, metinlerin festival kitapçığında yer almaması ve konserde üst yazı imkânı bulunmaması nedeniyle yer yer ve ister istemez konser ortamından kopmakla birlikte, eserin 19’uncu yüzyıl Romantik Leh müziği üslubu ve atmosferinde bestelenmiş yapısı Moniuszko’yu daha çok dinleme gündemime almam sonucunu doğurdu. İşin beni daha da mutlu eden tarafı şuydu: konserden önce hakkında hiçbir şey bilmediğim bu eseri YouTube’daki bir kaydından dinlemiş ve açıkçası hiç beğenmemiştim. Bu yıl Varşova’da izleme imkânı bulacağım üç konserden birinin olduğu gibi bu esere ayrılmış olması, bu yüzden moralimi bozmuştu ama gelin görün ki YouTube kayıtları da yanıltıcı olabiliyormuş demek ki. Çünkü o akşam sahnede dinlediğim Hayaletler adlı kantat, baştan sona insanı içine çeken tonal melodik yapısıyla tanımaktan mutluluk duyduğum bir eser oldu.


 
Elbette her başarılı geçen konserde olduğu gibi, bu konserin aklımda bu kadar yer etmesini sağlayan en temel etmenlerden biri de yorumculardı. Polonya gibi gayet zengin bir yorumculuk havuzuna sahip müzikal bir ülkede dinleyebileceğimiz, alanlarının en iyi sanatçıları sahnede yerlerini almışlardı. Romantik ve Çağdaş dönem müziklerinin yorumlanmasında ustalaşan pek çok kişi ve topluluğun yanı sıra, Polonya’da günden güne gelişmekte olan bir Barok dönem yorumculuğu sahası da var. Wroclaw Barok Orkestrası tıpkı beş yıl önce ülkemize gelip Ali Ufki konserleri veren Capella Cracoviensis gibi alanında çok güzel işler yapan bir dönem topluluğu. Akşamın solistlerinden Szymon Komasa (bas-bariton) Guslarz (Büyücü) rolünde, etkileyici sesiyle besteci tarafından partisi için yazılmış ağır rolün üstesinden başarıyla gelmesini bildi. Diğer solistlerden ise özellikle “Kız” rolünde soprano Natalia Rubis, Hayalet rolünde bas Jerzy Butryn tatmin edici performanslar ortaya koydular. Slav ülkelerindeki güçlü koro yorumculuğu geleneğinin Polonya’da da önemli korolarca sürdürüldüğünü biliyoruz. Bunlardan biri olan NFM Korosu bu icranın başarısını etkileyen en temel unsurlardan biri oldu.
 


Konser sonunda, festival yöneticileri tarafından bendenize armağan edilen ve o akşam sahnedeki tüm yorumcuların daha öncesinden imza atmış oldukları NFM Recordings etiketli Hayaletler CD kaydı ise bu eserin dünya prömiyeri kaydı olması sebebiyle ayrıca önemliydi.
 
Festivaldeki son günüm olan ertesi günün öğleden sonrası, Varşova’nın eski şehir merkezinde yer alan meydana tüm haşmetiyle bakan kraliyet sarayının yaldızlı salonunda katıldığım ikinci konserde bir oda orkestrası icrası dinledim. Anna Duczmal-Mroz yönetimindeki Polonya Radyo Amadeus Oda Orkestrası’nın verdiği bu konserde Beethoven, Dvorak ve Debussy’nin eserlerinin oda orkestrası için yapılmış düzenlemelerine yer verildi. Beethoven’ın Op.27 No.2 Ayışığı başlıklı piyano sonatı, Dvorak’ın Op.96 Amerikan başlıklı yaylı çalgılar dörtlüsü ve Debussy’nin Op.10 L.85 yaylı çalgılar dörtlüsünün oda orkestrası için yapılmış düzenlemeleriydi bunlar. Beethoven’ın eserinin düzenlemesi Jakub Kowalewski’ye aitken, diğer iki yaylı çalgılar dörtlüsünün düzenlemeleri Agnieszka Duczmal’ın imzasını taşıyordu. Yapılan düzenlemeler esasında orijinal eserlerin bir başka formatta reprodüksiyonunun yapılmasından ibaretti. Yani herhangi bir risk almadan veya ikinci bir yaratıcı kimliğine bürünmeden yapılmış; “Beethoven, Dvorak veya Debussy bu eserleri oda orkestrası için kurgulasalardı ortaya nasıl bir şey çıkardı?” sorusunun yanıtlarıydı adeta bu düzenlemeler. Bu gerçek bir yana, düzenlemelerin ustaca, pürüzsüz biçimde Amadeus Oda Orkestrası tarafından yorumlanmasıydı beni bu konserde asıl etkileyen. Mekânın ‘olağanüstü’ diyebileceğim akustiğinin de burada dinlenen konserlerin değerine değer kattığı gerçeğinin altını mutlaka çizelim.






 
Festivalde izlediğim son konser, 25 Mart akşamı Junge Deutsche Philharmonie (JDF) topluluğunun David Afkham yönetiminde Varşova’nın Ulusal Filarmoni binasında verdiği konserdi. İngiliz çellist Steven Isserlis konsere solist olarak katılarak Henri Dutilleux’un Tout un monde lointain adlı eserini yorumladı. Bir Fransız bestecileri akşamı olarak kurgulanan konserin ilk eseri ise Messiaen’ın Les Offrandes oubliees adlı orkestra için ‘senfonik meditasyonu’ydu. Konserin son eseri ise ikinci yarıda seslendirilen Berlioz’un Fantastik Senfoni başlıklı rengârenk eseriydi. Orkestranın bu tutkulu Fransız eserlerini nasıl yorumlayacağı merakla bekleniyordu. Isserlis elbette dünyanın en iyi çellistlerinden biri olmanın getirdiği teknik ve ifade alanlarındaki gücünü Dutilleux’un hem icra etmesi hem de dinlemesi hayli zor olan bu eserinde cömertçe sergiledi. Belki sadece tutku yönünden biraz eksik kaldığı söylenebilecek yorumunda başka göze çarpan ciddi bir eksiklik yoktu kanımca. Konserin ikinci yarısında ise Berlioz’un, her orkestra için ustalığını gösterme fırsatı olduğu söylenebilecek Fantastik Senfoni’sinde Alman genç müzisyenlerin virtüozite, coşku, heyecan, tutku adına olağanüstü zengin icralarına şahitlik ettik. Gençlik orkestralarının ‘gençliklerini’ oldum olası çok severim. Çünkü gençlik demek çoğunlukla tazelik, heyecan ve fiziksel güç de demektir. Bu yüzden, kendilerinden katbekat fazla tecrübe sahibi olan profesyonel müzisyenlerden kurulu orkestralarla kıyaslandığında, gençlik orkestralarının bu tecrübe eksikliğini fizik ve heyecan yönünden güçlü olmalarıyla kapattıklarını söyleyebiliriz. JDF de benim gençlik orkestraları hakkındaki olumlu kanaatimi doğrulayan müthiş bir performansla o akşam Varşova’daki Ulusal Filarmoni binasını dolduran Polonyalı müzikseverlere kendisini ayakta alkışlattırmayı bildi. Bizim için mutluluk verici bir hadise de, üyeleri Almanya’da müzik eğitimi gören, Alman ve Alman olmayan gençlerden kurulu bu orkestranın arpistinin bir Türk kızı olmasıydı. Merve Kocabeyler’den sonra arpta çok güzel işler yapmakta olan bir diğer Türk genci olarak tanıyıp alkışladığımız Hızlılar, orkestranın bir üyesi olarak o akşam sahnedeydi.






 
Festivali düzenleyen Ludwig van Beethoven Derneği’nin organizatörlük, emprezaryoluk gibi faaliyetlerinin dışında, bir de asıl önemlisi, müzikoloji alanında yaptırdığı çalışmalar var ki o çalışmalardan birinin güzel meyvesini bu yılki festivalde görmüş olduk. 1930 ve 40’lı yıllarda New York Filarmoni’yi yöneten Polonya asıllı ABD’li orkestra şefi Artur Rodzinski’yle 20. yüzyılın ikinci yarısında aynı orkestrayı hatırı sayılır bir süre boyunca yöneten ABD’li efsanevi orkestra şefi Leonard Bernstein arasında gidip gelen mektupların bir araya getirildiği, çok özenli basılmış bu harika yayını, müzik kütüphanemizde bulunan, festivalin bugüne kadar çıkardığı diğer kitapların yanına katmanın mutluluğunu yaşadık.

Serhan Bali
Varşova, Polonya

Fotoğraflar: Bruno Fidrych

BENZER HABERLER

    YORUMLAR


    Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1 Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0216 325 27 13 | F: 0216 326 39 20