MAKALE

Berlin Operası ''hâlâ'' tarihi operetlerimizin notalarını arıyor!

29.06.2018


Paylaş:

Berlin’in üç opera kurumundan biri olan Komische (Komişe) Oper aynı zamanda son yıllarda sergilediği ‘Türk dostu’ kimliğiyle tanınır. Koltuk sırtlarına monte edilmiş üst yazı sistemine Türkçenin de eklendiği dünya üzerindeki yegâne opera kurumudur Komische Oper. Yani diyelim ki, Berlin’desiniz ve şehirde o akşam hangi operaların sahnelendiğini merak ediyorsunuz. Anadili Türkçe olan bir sanatsever olarak tercihinizi Komische Oper’den yana kullanmanız kadar mantıklı bir davranış olamaz. Bibloyu andıran o güzelim oditoryumuna girip de koltuğunuza kurulduğunuz, önünüzdeki üst yazı konsolundan Türkçe seçeneğine bastığınız andan itibaren kendinizi sanki Süreyya Operası’ndaymış gibi hissetmemeniz için bir sebep kalmıyor. Bu duyguyu hissettiren etmenlerden biri Türkçe üstyazıysa öbürü de Komische Oper’de her yıl farklı yapımlarda sahneye çıkan Türk opera solistleri.
 
Komische Oper’e son yıllarda çeşitli vesilelerle gide gele yönetimiyle iyice ahbap olduk. Kurumda dramaturg olarak çalışan Türk kökenli Kreuzberg’li Mustafa Akça’yla bundan birkaç yıl önce yaptığım sohbetten Radikal’de yayımlanan köşe yazımda bahsetmiştim. Akça’nın, ünü ve kapsamı artık Almanya sınırları dışına çıkan ‘Selam Opera!’ adlı son derece yaratıcı projesini Radikal’deki yazımın yanı sıra geçtiğimiz günlerde bein iz kanalında yayınlanmakta olan Batıya Yolculuk adlı programımda da tanıtma fırsat buldum (‘Avrupa’nın Klasik Müzik Merkezi Berlin’ adlı bu yeni bölümün çekimleri henüz bitti, yayın tarihiyle ilgili önümüzdeki günlerde bilgi vereceğim).
 
Bu yazımda Komische Oper’den bir başka vesileyle daha bahsetmek, bizi de epeyi ilgilendiren yeni bir projeyi tanıtmak istiyorum. Birkaç satır daha karaladıktan sonra sözü, kurumun dramaturji şefi Ulrich Lenz’e bırakacağım. Ulrich Lenz, birkaç gün önce bendenize e-posta biçiminde yolladığı, çevirmeye bile gerek bıraktırmayan zira Türkçe yazdığı mektubunda Komische Oper’in – sıkı durun – tarihi Türk operetlerini sahnelemek istediğini söylüyor ve bizden yardım istiyor!
 
Son Berlin ziyaretim sırasında yüz yüze konuşma fırsatı da bulduğumuz bu konu hakkında oracıkta fikrimi sorduklarında, moral bozmak istemeyen ama ümit vermekten de kaçınan bir tavırla bu eserlerin notalarının öyle şıp diye bulunabileceğini sanmadığımı, epeyi bir soruşturmak gerekeceğini ama üzerime düşen ne ise onu mutlaka yerine getirmek istediğimi Lenz ve Akça’ya iletiverdim. Ve şimdi tarafıma iletilen bu önemli mektubu okurlarımla paylaşarak üzerime aldığım sorumluluğu yerine getirmek istiyorum.
 
Son bir not olarak yazımın başlığındaki ‘hâlâ’nın ne anlama geldiğini merak eden okurlarıma: Bu konuyu ilk kez gündeme getirmiyorum. 2016 yılı Mart ayında yine Radikal’de yayımlanan köşe yazımda da konudan farklı bir vesileyle bahsetmiş ve yine bir ‘yardım’ çağrısı yapmıştım. Aslına bakarsanız, aradan geçen iki yıldan uzun süreye rağmen ortaya hiçbir notanın çıkmamasıydı beni bu yıl Komische Oper’cilere karşı ümitvar konuşmaktan alıkoyan. Allah’tan ümit kesilmez, belki bakarsınız bu kez dramaturji şefinin doğrudan yaptığı çağrı yerini bulur da bizler de sadece Berlin’in değil Avrupa’nın bu en başarılı ve yenilikçi opera kurumlarından birinde Muhlis Sabahattin’in operetlerini izleme olanağı buluruz. Yazması bile heyecan verici, kimbilir izlerken bizlere neler hissettirir, hiç düşündünüz mü?
 
İşte Berlin Komische Oper’in dramaturji şefi Ulrich Lenz’in Türk sanatseverlere mektubu:
 
Komische Oper Berlin [Berlin Komik Operası] müdürü Barrie Kosky yönetiminde son altı yıl boyunca, unutulmaya yüz tutmuş 1920’li ve 30’lu yıllardan kalma birçok operete yeniden hayat verdi. Yaklaşık aynı dönem boyunca, kurumumuzda gerçekleştirilen ‘Selam Opera!’ projesiyle, Berlin’deki Türkiye kökenli göçmenlerle aktif olarak ilişki kurmak için çaba sürdürdük. Ünü Berlin sınırlarını aşan bu projemiz son derece başarılı oldu.
 
Ben Komische Oper Berlin’in dramaturji şefi Ulrich Lenz olarak, operet alanında yaptığım araştırmalar çerçevesinde, yanı sıra Türk bestekârlar ve sanatçılarla gerçekleştirdiğimiz ortak çalışmalar bünyesinde, 1920’li ve 30’lu yıllarda bestelenmiş Türkçe operetlerden oluşan geniş bir repertuvarla karşılaştım.
 
Bir yanda unutulmaya yüz tutmuş operetlerin bulunarak titiz çalışmalar sonucunda izleyiciyle buluşturulması, diğer yanda yıllardır özenle sürdürdüğümüz ‘Selam Opera!’ başlığı altında toplayabileceğimiz ve kurumumuzda sürmekte olan bu iki büyük projeyi şimdi bir başlık altında bir araya getirmek ve bir yapıt sergilemek istiyoruz. İnancımız o ki; sadece Berlin’de değil, bütün Almanya’da sanatseverler ortaya çıkacak bu yeni yapıtı dikkatle izleyecek ve emeği geçen herkese minnettar olacaktır.
 
Bu konuda yayınlanmış ve günümüze ulaşmış her türlü malzemeye erişmekten büyük mutluluk duyacağımıza emin olun. 1920’li ve 30’lu yıllarda bestelenmiş Türkçe operetlere ait, özellikle de besteci Muhlis Sabahattin’in ‘Çaresaz’, ‘Asaletmaap’ veya ‘Mon Bey’ gibi yapıtlarına ait piyano notalarına (batı tarzı notasyon) ve kayıtlara (taş plak, bant ve dijital ortam kayıtları olabilir) ulaşmak bizi son derece sevindirecektir. Komische Oper Berlin olarak, bu operetlerden birini, geçmişin tozlu raflarından indirerek muhtemelen günümüze uyarlanmış şekliyle sahneye koyma, böylece geniş bir Türkiye kökenli ve Alman izleyici kitlesiyle buluşturma hayalinin peşinden koşmaktayız.  
 
Bu hayalimizi gerçekleştirmemiz için siz de bize yardımcı olabilir misiniz? Yardımlarınız için şimdiden teşekkürler.
 
Hoşçakalın,
Ulrich Lenz


 

BENZER HABERLER

    YORUMLAR


    Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1 Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0216 325 27 13 | F: 0216 326 39 20