ELEŞTİRİ

Heidenheim Festivali dünya açık hava opera festivalleri liginde yükselişte

01.07.2018


Paylaş:

Almanya’nın Baden-Württemberg eyaletinin Bavyera eyaleti sınırına yakın kasabası Heidenheim and der Brenz 1964 yılından bu yana ülkenin en güzel opera festivallerinden birine ev sahipliği yapıyor. OH! logosuyla tanınan Opera Heidenheim kendi opera yapımlarını sahnelemenin yanı sıra koro ve senfoni orkestrası konserlerine de her yıl programında yer veriyor. Festival son yıllarda Haziran ayı ortasından Temmuz ayı sonuna kadar düzenleniyor. 1964 yılından beri düzenlenmesine rağmen Heidenheim Opera Festivali’ni hayli geç tanıdım. Bir festivaller ülkesi olan Almanya’nın pek çok şehri ve kasabası her yıl irili ufaklı yüzlerce klasik müzik festivaline sahne olur. Heidenheim Festivali, içerisinde düzenlendiği önemli bir tarihi eser sayesinde ülkenin en güzel sahnelerinden birine sahip olma avantajını gayet iyi kullanıyor.

Heidenheim and der Brenz yani Brenz nehri kıyısındaki Heidenheim kasabasının en önemli tarihi eseri sayılan, Staufer döneminden kalma Hellenstein Şatosu kasabadan 74 metre yukarıya kondurulmuş. Şato-kalenin şehre hâkim bir konumda bulunması bakımından akla hemen Heidelberg’i getiriyor Heidenheim ama ondan farkı daha yüksek bir mevkiye kondurulması, dolayısıyla tırmandığınızda şehri tepeden izlemenize olanak vermesi. 1130-1145 yılları arasında inşa edildikten sonra 1530 yılında çıkan bir yangında nerdeyse kül olan şato sonraki yıllarda yapılan tadilat ve eklemeler neticesinde bugünkü görünümünü kazanmış. Yangının ardından Kont Friedrich I. von Wittemberg, yuvarlak kuleleri ve burçlarıyla, Rönesans stilinde yeniden inşa ettirmiş şatoyu. 1837 yılında başlatılan restorasyon çalışmaları ilginçtir bugün bile sürüyor. Şatonun ilginç köşelerinden biri de Binek Araçları Müzesi. Dört kata yayılan müzede güney-batı Almanya’nın 18’inci ve 20’inci yüzyıllar arası binek araçları tarihini gözlemlemek mümkün. Müzenin en değerli parçalarından biri, 1898 yılında üretilmiş, tüm Almanya’nın en eski taksisi.  

Şatonun içinde yer alan ve yangında büyük zarar gören Şövalyeler Salonu (Rittersaal), Heidenheim Opera Festivali’nin ana sahnesi olarak seçilmiş. Burası eskiden bir ‘salonmuş’ belli ki ama artık değil zira binanın yüksek duvarlarından sadece bir kısmı günümüze kadar kalabilmiş. Şövalyeler Salonu’nun üstü sonradan örtülmemiş dolayısıyla Heidenheim’ın her yıl ev sahipliği yaptığı opera şöleni aslında bir ‘açık hava festivali’. 2014 yılında ellinci yıldönümünü kutlayan Heidenheim Opera Festivali, Almanya’nın en eski dört opera festivalinden biri.




Heidenheim 2010 yılına gelinceye kadar kendi halinde bir opera festivaliyken, bu şehirde 1969 yılında dünyaya gelmiş günümüzün önemli orkestra şeflerinden Markus Bosch’un o yıl göreve gelmesiyle birlikte, ‘yazlık opera festivalleri ligi’nde üst sıralara doğru tırmanışı başlıyor. Stuttgart Filarmoni 2013 yılından bu yana festivalin ana opera yapımının orkestrası olarak görev yapıyor. Brünn Filarmoni Korosu ise festival korosunu oluşturuyor. 2018 yılında 13 Haziran ve 29 Temmuz günleri arasında düzenlenen Heidenheim Opera Festivali uluslararası bir marka olma yolunda hızla ilerleyen seçkin bir açık hava etkinliği. Markus Bosch da Heidenheim’ın başına geçmesiyle birlikte dünya sanat kamuoyundan alınan olumlu tepkilerin artmasından, festivalin bilet gelirinin yükselmesinden, Heidenheim’ın isminin artık sıklıkla Glyndebourne, Bregenz ve diğer ünlü açık hava festivalleriyle birlikte anılmasından gayet hoşnut. Bosch, kendini vakfettiği ‘memleketindeki’ opera festivalini 2025’e kadar yönetecek kontratına göre. Göreve geldiğinden bu yana festivale olan sponsorluk desteği ikiye katlanmış bulunuyor.  

Festivali ziyaret ettiğim 2017 yılının Temmuz ayında Richard Wagner’in Uçan Hollandalı operası sahneleniyordu. Bu yazıyı kaleme aldığımda elime geçen rakamlara göre Uçan Hollandalı’yı tamı tamına 17,600 kişi izlemiş ki bu, ölçek bakımından Glyndebourne ve Bregenz festivalleriyle kıyaslandığında küçük bir opera festivali sayılabilecek Heidenheim için çok iyi bir rakam. Festivaldeki senfoni orkestrası konserleri de yüzde 99 doluluğa ulaşmış.



Hellenstein Şatosu, 74 metre kadar tepesinde konumlandığı Heidenheim kasabasının güzel bir manzarasını ziyaretçilerin gözleri önüne seriyor. Sağ tarafta görülen büyük endüstriyel kompleks, kasabanın medarı iftiharı sayılan ve alanında dünyanın en büyük kuruluşlarından biri olan Voith kağıt makineleri şirketinin ana üretim üssü. 


Festivalin ana sahnesi konumundaki şatodan bakıldığında zümrüt yeşili ormanın içinden seçilebilen ilerideki beyaz bina, festival konukları için inşa edilmiş olan, benim de ikamet ettiğim Best Western Oteli. 

Bu yaz Heidenheim Opera Festivali’nde hangi yapımlar mı var? Dünyayı ve de özellikle Avrupa’yı son yıllarda derinden etkileyen ‘mülteci’ sorunu bir slogan olarak bu yaz festivalde işleniyor. Nabucco ve I Lombardi gibi iki yeni Verdi yapımının yanı sıra çocuklar için bestelenmiş Moses’ Entscheidung (Musa’nın Kararı) ‘umut, korku, zulüm, yerinden edilme ve her şeye rağmen baskıcı güçlerin mevcudiyetinde ortaya çıkan aşk hikâyelerine dokunan öğeler’in hâkim olduğu anlatıları sahneye taşıyor. 29 Haziran 2018’de prömiyer yapan Nabucco 27 Temmuz’a kadar Hellenstein Şatosu’nun Şövalyeler Salonu’nda sahnelenecek. Nabucco’da başrolü önceki yıllarda sahnelenen Verdi’nin Macbeth (2015) ve benim de izlediğim Wagner’in Uçan Hollandalı’sında (2017) sergilediği performansla Heidenheim’da beğenilen Güney Kore doğumlu Antonio Yang söyleyecek. Abigaille rolünü koyu tonlu güçlü soprano sesiyle Avrupa’da iyi işler yapan ve Salzburg’da 2016 yılında uluslarararası ses yarışması Grandi Voci’de birincilik ödülünü kazanan Ermeni şarkıcı Astghik Khanamiryan (Ira Bertmann’la dönüşümlü olarak) söyleyecek. Yüksek rahip Zaccaria karakterini ise bu sezon Leipzig Operası’nda Verdi söyleyen Kanadalı bas Randall Jakobsh (Pavel Kudinov’la dönüşümlü olarak) üstlenecek.

Festival Direktörü Bosch’un, “Harika bir kadroyu bir araya getirdik” sözleriyle tanımladığı Nabucco şu anda Chemnitz’den Bayreuth’a kadar pek çok Alman tiyatrosunda üne sahip olan Helen Malkowsky tarafından yönetiliyor. ‘Koro ustası’ Verdi’nin Nabucco operası, koronun ayrıcalıklı yer tuttuğu bir eserdir. Festivalin çok beğenilen Brno Filarmoni Korosu’na Nabucco’da çok iş düşüyor. Markus Bosch 2017’de izlediğim Uçan Hollandalı’da olduğu gibi Stuttgart Filarmoni Orkestrası’nı bu operada da yönetiyor.


Festivalin yönetmenliği görevini 2010 yılından bu yana ''kasabanın evladı'' olarak tanınan önemli orkestra şefi Markus Bosch yürütüyor.

Heidenheim’ın bu yılki ‘Verdi serisi’, Stuttgart Filarmoni’nin yanında ikinci festival orkestrası olarak, filarmoni değil oda müziği formatında kurulan Cappella Aquileia’nın orkestra çukurundan eşlik edeceği, bestecinin I Lombardi operasıyla sürecek. Tobias Heyder’in rejisiyle sahnelenecek opera 19 Temmuz’da prömiyer yapacak. Eserdeki iki ana rol, Viyana Devlet Operası’nın uzun yıllardır üyesi olan ve Placido Domingo ve Edita Gruberova gibi seslerle aynı sahneyi paylaşan Marian Talaba (Arvino) ve Basel Tiyatrosu’nda sahnelenen Verdi’nin Kaderin Gücü operasında Calatrava Markisi’ni canlandıran Pavel Kudinov (Pagano) tarafından seslendirilecek. Markus Bosch yönetiminde kaliteli bir orkestra formunu alan Cappella Aquileia’ya sahne üzerinden yine Brno Korosu katılacak. Nabucco’nun açıkhavada yapılacak 10 gösterimine karşın I Lombardi 19 ve 20 Temmuz (Saat 20.00) günleri olmak üzere ve açıkhavada değil aynı mıntıkada yer alan Kongre Merkezi'nin ana salonunda sadece iki kez sahnelenecek. Yukarıda da altını çizdiğim gibi, bu iki operanın rejisinde günümüz dünyasının en yakıcı sorunlarından biri olan ‘mülteciler’ teması işlenecek. Bakalım nasıl görüntüler çıkacak karşımıza?



Yağmurlu akşamlarda ana opera temsilinin transfer edildiği Kongre Merkezi'nin dışarıdan ve fuayeden görünümleri. Uçan Hollandalı'nın zombi kılıklı adamları operanın 15 Temmuz akşamı katıldığım temsili
 öncesinde ve verilen arada fuayede dolanarak etrafa korku salıyorlardı. Üstteki fotoğrafta objektifime gözlerini dikmiş ''lanetli'' denizcilerden birini görüyorsunuz :)
 
Peki hava o akşam yağışlı olduğunda Nabucco nerede sahnelenecek? Her açık hava festivali yönetimini festival başladığında en çok düşündüren sorundur. Avusturya ve Almanya gibi yaz mevsiminde bile yağmurun eksik olmadığı, kimi zaman gökgürültülü fırtınaya bile dönüştüğü bir coğrafyadan bahsediyoruz. Heidenheim Festivali de şiddetli yağmur yağması ihtimaline karşı bu yıl I Lombardi’nin sahneleneceği mekân olduğunu yazdığım Kongre Merkezi'nin ana salonunu her yıl alternatif sahne olarak kurguluyor. Nitekim, festivali ziyaret ettiğim 2017 yazında ben de kaderin sillesini yemiş ve o yaz ilk kez ziyaret etmiş olduğum festivalin ana operası olan Uçan Hollandalı’yı şiddetli yağış yüzünden son dakikada transfer edildiği Kongre Merkezi'nde izlemek zorunda kalmıştım. O gün kötü haberi nasıl aldığımı da söyleyeyim. Festival yönetimi havanın limonileşip yağış ihtimalinin arttığı saatlerde o akşamki temsilin Şövalyeler Salonu’nun açık ortamında mı yoksa 2009 yılında yapılan ve Şövalyeler Salonu’na yürüme mesafesinde bulunan Kongre Merkezi’nin kapalı salonunda mı oynanacağını, kalenin burcuna diktiği bir bayrak yoluyla festival takipçilerine haber veriyor.

O yıl büyük bir hayal kırıklığına uğradığımı gizleyemem. Kim uğramazdı ki? Aynı olay daha önce de başıma gelmiş ve ilk kez ziyaret ettiğim ünlü Bregenz Festivali’nde göl üzeri sahnede izlemek için sabırsızlandığım Andrea Chenier operasını, o akşam bastıran fırtına ve yağmur yüzünden festivalin kapalı salonunda izlemek zorunda kalmıştım. O temsilden aklımda maalesef o kadar az şey kalmış ki, muhtemelen yaşadığım hayal kırıklığından mütevellit kendimi sahneye veremeyişim yüzünden. Heidenheim Festivali’ndeki beklenmedik ‘kongre salonu’ deneyimi ise daha az moral bozucuydu, bunda hem ses hem reji yönünden tatmin edici bir temsil izlememin ve ayrıca salonun akustiğinin beklediğimden çok daha iyi olmasının etkisi büyük olmalı.




Heidenheim Opera Festivali'nde 15 Temmuz 2017 tarihinde yağmur engeli yüzünden Kongre Merkezi'nin ana salonunda izlemek zorunda kaldığım Uçan Hollandalı temsilinden bazı kareler.

I Lombardi temsilinde rol alacak Cappella Aquielia için burada bir parantez açalım. Bayreuth, Luzern festivalleri için oluşturulan toplama orkestralar gibi Avrupa’nın belli başlı topluluklarında çalan müzisyenler arasından özenle yapılan seçimle 2011 yılında kurulmuş Cappella Aquielia. Ama ‘Tarihsel Açıdan Bilgilendirilmiş Yorum’ (Historically Informed Performance-HIP) anlayışı çerçevesinde oluşturulması bakımından daha çok aynı kimlikteki Dresden Festival Orkestrası’nı akla getiriyor. Kayıtları da var topluluğun. Coviello Classics markasından çıkan kayıtlarında Schumann’ın 1840’lı yılların başında bestelediği senfonilerini bestecinin yaşadığı dönemde geçerli olan artikülasyon, cümleleme ve vibrato anlayışına göre yorumlamışlar.


Cappella Aquielia 'Tarihsel Açıdan Bilgilendirilmiş Yorum' (Historically Informed Performance-HIP) anlayışı çerçevesinde oluşturulması bakımından daha çok aynı kimlikteki Dresden Festival Orkestrası’nı akla getiriyor. 

Festival programında bu yıl opera temsilleri dışında konserler ve yer alıyor. 24 Haziran’daki ilk konserde dünyaca ünlü piyanist-bestecimiz Fazıl Say’ın Hayyam adlı Klarnet Konçertosu solist Reto Bieri ve Josep Caballe-Domenech yönetimindeki Nürnberg Devlet Filarmoni Orkestrası tarafından Kongre Salonu’nda seslendirildi. Say’ın ayrıca Boşanma adlı yaylı çalgılar dörtlüsü Goldmund Quartet tarafından 25 Temmuz’da seslendirilecek. Say’ın bu yıl festivale davet edilmesinin ‘mülteci’ temasıyla ilişkilendirilmesi ilginç. Fazıl Say elbette mülteci değil ama festival tanıtımlarında sanatçımızdan ‘eleştirel görüşleri nedeniyle kovuşturulan Türk insan hakları aktivisti ve besteci’ olarak söz edilmesi ve yine bu bağlamda Say’ın ülkesinde başını derde sokan tweet’in konusu olan Ömer Hayyam’ın ismini verdiği konçertonun programa alınması hayli manidar.  
 
Heidenheim Opera Festivali özellikle festival turistlerini hedefleyen müzik dışı etkinliklere de yer vermiş bu yılki programında. Blauer Abend (Mavi Akşam), Jazz Breakfast (Caz Kahvaltısı), Verdi Dinner (Verdi Akşam Yemeği) ve ziyaretçilerin ya kendi yiyeceklerini ya da Schlosshotel’den önceden sipariş ettikleri yemek sepetini getirebilecekleri geleneksel açık hava pikniği bu etkinlikler arasında yer alıyor.

Serhan Bali
Heidenheim, Almanya

BENZER HABERLER

    YORUMLAR


    Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1 Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0216 325 27 13 | F: 0216 326 39 20