ELEŞTİRİ

Fazıl Say'ı yorumlarında uysal mı seviyoruz yoksa deli mi?

31.07.2018


Paylaş:

Chopin: Nocturnes
1. Nocturne No.1 in B flat minor (Larghetto), Op.9 No.1 
2. Nocturne No.2 in E flat major (Andante), Op.9 No.2 
3. Nocturne No.3 in B major (Allegretto), Op.9 No.3 
4. Nocturne No.4 in F major (Andante cantabile), Op.15 No.1 
5. Nocturne No.5 in F sharp major (Larghetto), Op.15 No.2 
6. Nocturne No.6 in G minor (Lento), Op.15 No.3 
7. Nocturne No.8 in D flat major (Lento sostenuto), Op.27 No.2 
8. Nocturne No.9 in B major (Andante sostenuto), Op.32 No.1 
9. Nocturne No.11 in G minor (Andante sostenuto), Op.37 No.1 
10. Nocturne No.13 in C minor (Lento), Op.48 No.1 
11. Nocturne No.14 in F sharp minor (Andantino), Op.48 No.2 
12. Nocturne No.15 in F minor (Andante), Op.55 No.1 
13. Nocturne No.19 in E minor (Andante), Op.post. 
14. Nocturne No.20 in C sharp minor (Lento con gran espressione), Op.post. 
15. Nocturne No.21 in C minor, Op.post.

Fazıl Say (piyano)
Warner Classics 0190295821814

 
Fazıl Say’ı uysal mı seviyoruz yoksa deli mi? Bu Chopin kaydı sonrasında onun da bizim de bir karar vermemiz lazım...
 
Fazıl Say, yerine göre beğensek yerine göre beğenmesek de yorumlarının hepsinde kişisellikle bağlantılandırılmış ve bir hikâye oluşturabilmiş bir piyanist. Çoğu zaman da bu hikâye münferit parçalarda kalmayıp tüm CD’ye yayılmış oluyor. Noktürnlerin de bir hikâyesi var ve bu aslında minimalist, başladığı yerin çevresinde ufak daireler çizen, fakat evrilmeyen, aslında bir anlamda büyümeyen, çocuksuluğa ya da gençliğe dair bir hikâye. Gerçekten de bestecinin ilk üç noktürnü çocuksu bir saflık, neredeyse aşırı bir dinginlik ve genele hâkim olan sükûnet içinde yorumlanmış. Say dışavurumcu her nüanstan kaçınmış, yer yer renksizleşmeyi göze alarak, sürekli pianissimo içinde tonlar aramış ve doğruya doğru bulmuş da. İlk bölümün orta kısmındaki tutkuyu bile kendini geri çekerek, kontrollü tarzda ifade etmiş.
 
Serinin ikinci noktürnünde yaptığı (bence stil olarak güzel olmayan ama daha az gelenekçi başka piyanistlerin de bazen yaptığı) emprovize süslemeleri beğenmesem de kendi mantığı içinde barındırdığı naiflikle oyuncu ve şirin bir romantizm katmış ve melodinin akışkanlığını hiç bozmuyor. Setin son noktürnünün habercisi olduğu olgunlaşma hissi, Op. 15 ile birlikte gelecek diye düşünürken, Fazıl Say’ın hikâyesi de yavaştan ortaya çıkmaya başlıyor. Op. 15 No. 1’de sol elin tavrı dikkat çekici; 4. ölçüdeki geçişte kendini ilk kez gösterirken con fuoco orta bölümde forte nüansının sadece sol ele özgülenmesi ve sağ elin sükûneti çok yavaş bir dönüşümün işareti seriler ilerlerken.
 
Derken bir şey değişiyor. Op. 15 No. 2 CD’nin en zayıf yorumlarından. Fazıl Say burada bu eseri hiç sevmiyor gibi çalıyor. Adeta (kendi emprovize etmediği) süslemeleri geçiştiriyor, hızlıca bitiriyor parçayı. Eleştirmeyi bile zor kılacak kadar az müzik var bu yorumda ve önceki dört noktürndeki çok hassas müzikaliteye göre bu aslında şaşırtıcı bir tavır. Ve bundan sonra bir döngünü içine giriyor kayıt. Serinin son noktürnü internetteki bazı videolarından da gördüğümüz şekilde tam Fazıl Say’lık. Bu dünyaya ait olmayan ses evrenleri ilgisini çekiyor ve burada da tam aradığı aşırı sadelik ona yerine göre Satie’ye benzetilebilecek, ya da feminen olarak tarif edilebilecek bir yorum imkânı vermiş. Say’ın yarattığı bu büyülü atmosfer noktürnlerin de bir anlamda sonu oluyor. Bu noktadan sonra anlıyoruz ki tüm noktürnler bu enfes güzellikteki ses evreninin içine hapsolacak.
 
Op. 27 No. 2 güzel tonun ötesinde bir drama arayışını, sadece çok uzaklarda duyabildiğimiz bir örnek. Op. 31 No. 1 ile Fazıl Say’ın tavrından emin oluyoruz ve benim de temel eleştirim geliyor. Say için Chopin’in müziğindeki en cazip unsur bir ses evreni yaratması ve bunun güzelliği içinde kaybolması gibi duruyor. Fazlasıyla güzel bir tuşe, ton ve yumuşaklık aslında bana kalırsa noktürnlere zarar veriyor. Son bahsettiğimiz noktürnde artık dramatik zıtlıkların vurgulanmasına biraz daha ihtiyaç var. Yoksa, mesela Op. 37 No. 1’de olduğu gibi, nerede olduğumuza dair fikrimiz azalıyor, kaybolmaya başlıyoruz. Chopin’in noktürnleri, bence harikulade bir ses evreninden ibaret değil. Her birinin farklı ve bütün olarak daha farklı hikâyeleri var. Yıllar içinde çok değişiyorlar, gelişiyorlar, dramatikleşiyorlar.


 
Nitekim, Op. 48 No. 1’de, her ne kadar orta bölümü beklediğimiz ve öngörebileceğimiz delice Fazıl Say yorumlarından uzak bir uysallıktaysa da o noktaya kadar noktürnün ilk iki sayfası hem fazla kırılgan hem de önceki noktürnlerle tamamen aynı mantık ve ton kaygısıyla kaydedilmiş. Oysa bu noktürn, bu noktürn ve ilk üç noktürn ile aynı ton ve ifade ile çalındığı zaman bir farkı kalmıyor. Orta bölümde bile Say kendini tutuyor, yeterince kızmıyor, ortalığı dağıtmıyor ve şaşırtıyor bizleri. Tüm bu saydığım noktürnlerden herhangi birini, birçok başka piyanistin, örneğin Rubinstein’ın kayıtlarıyla kıyaslarsanız, sadece bir tane bile dinlerseniz ne dediğimi anlarsınız. Bu hafif, yumuşacık, büyülü tuşeden çıkan meleksi sesler Chopin’in müziğindeki “çiçekler arasında saklanmış toplar”ı yok edip bizi hüzünlü bir çiçek demetiyle baş başa bırakıyor. Op. 55 No. 1 CD’deki dikkate değer son noktürn ve yukarıda dediklerimizin özeti gibi. Bundan sonra Fazıl Say, serinin sonundaki en olgun ve ilk ikisi özellikle karmaşık ve güzel olan noktürnlerini kaydetmeyip bestecinin ölümünden önce basılmamış, üç tane gençlik dönemi noktürnüyle kaydı bitirmiş.
 
Bu albüm noktürnlerden sadece bir seçmeyi içeriyor ve bu eksik üç noktürn kaydın tek eksiği olan güzel noktürnler değil, ama belki de en manidarları. İnsan bu durumda düşünmeden edemiyor. Bunca yıl, bazen haklı bazen haksız çok acımasız eleştirilere mazur kalmış olan Say, yorumunda, belki de kontrolsüzlüğe, haşarılığa, kendini en delice ifade etmeye direnmeyi, bastırmayı tercih edip, Op. 9 No. 1’deki noktürnden Op. posth en çocuksu noktürne kadar, kendisini bir masumiyet içine hapsetmiş. Bu sadece kişisel olarak CD’den bana geçen his. Ama eğer bu hissim doğruysa, Fazıl Say’ın (her ne kadar beğenmeyebilecek de olsam) Op. 48 No. 1’de kendini kaybedeceği bir yorumu tercih edebileceğimi düşünüyorum.

Feyzi Erçin

BENZER HABERLER

    YORUMLAR


    Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1 Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0216 325 27 13 | F: 0216 326 39 20