HABER

Feyzi Erçin'in, Fazıl Say'ın sosyal medyada sansürlediği yanıtını yayınlıyoruz

02.08.2018


Paylaş:

Değerli Okurlarımız,

Dergimizin kayıt eleştirmenlerinden Feyzi Erçin'in piyanist Fazıl Say'ın Warner Classics etiketini taşıyan Chopin noktürnleri kaydı üzerine yazdığı değerlendirmeyi geçtiğimiz günlerde portalımızda yayımlamıştık. Metnin yayımlanmasından hemen sonra Fazıl Say sosyal medya hesapları üzerinden söz konusu eleştiri metni ve Feyzi Erçin aleyhinde birtakım yorumlarda bulundu. Erçin de Say'ın en ufak biçimde dahi eleştirilmeyi içine sindiremediği anlaşılan bu tavrı üzerine hem kendi metnini sorgulayıcı hem de metinde yaptığı maddi hatadan dolayı özür dileyen ama aynı zamanda metninde Fazıl Say'ın sanatını ve Chopin'in noktürnlerine getirdiği yorumu, yarattığı özel ''ses evrenini'' aslında takdir ettiğini ama bazı açılardan bir piyanist olarak kendi görüşü ve zevkiyle uyuşmadığını vurguladığı bir cevabi yazı kaleme aldı. Erçin'in cevabi yazısını Fazıl Say'ın hem sayfasında hem de kişisel profilinde ilgili zincirlere eklemesinin üzerinden birkaç saat geçmişti ki Say'ın Erçin'in her iki platformdan cevabını sildiğini ve yerine kendisine ait şu cevabı koyduğunu gördük:
 
Feyzi bey buraya 3 kilometre yorum yazmış. İlk cümleyi okuyup sildim, Silmek iyidir çünkü, görmek istediğimiz burada değil kendi yazısında yapacağı düzeltmedir, şimdi beni okusun Feyzi bey; madem Chopin’in yazdıklarını beğenmiyorsun, Chopin’in notalarının Chopin’in olduğunu bile bilmeden “Fazıl Say eklemeler yapmış kötü olmuş” diye saçmalıyorsun, madem yazdığını konuyu bilmiyorsun , git öğren, yazını geri çek, Chopin severlere de bu gafın için bu rezillik için çare bularak dürüst ol, insanların aylarca ruh ile beden ile verdikleri dünya çapında saygı gören kayıtlarına da “fazıl say önyargını” yenerek cevap ver, biz de karşımızda kibirli bir düşmandan ziyade bir dost görelim, ama her şeyden önce biraz müzik öğren be kardeşim..
 
Niyetimizin Fazıl Say'la yeniden bir polemiğe girmek olmadığının altını çizerek Erçin'in Say'ın profilinden sildiği cevabi metnini yazarımızın cevap hakkını kullanabilmesi amacıyla portalımızda yayımlama kararı aldık. Say'ın İlk cümleyi okuyup sildim cümlesini ise okurlarımızın takdirine bırakıyoruz. Son olarak, Feyzi Erçin'in 19.10.2016 tarihinde Fazıl Say'ın Mozart'ın tüm piyano sonatlarını içeren kayıt seti üzerine Andante'nin portalında yazdığı ve kimi olumsuz yargılarını içermekle birlikte son tahlilde gayet olumlu görüş bildirdiği eleştirisinin ardından Say'la aralarında son derece yapıcı diyaloglar yaşandığı gerçeğini de hatırlatalım. Gerçek sanatçıların haklarındaki olumlu eleştiriler kadar olumsuz eleştirilere karşı da hazımlı olmaları gerektiği gerçeğini hatırlatarak...

Saygılarımızla,
Andante Dergisi



 
Feyzi Erçin'in Fazıl Say'a cevabı:

Yukarıda bahsi geçen eleştiri yazısının sahibi ve Fazıl Say’ın yorumlarının da muhatabı olarak, 4-5 noktada düşüncelerimi özetlemek isterim.

Öncelikle, ne eleştiri de ne de Fazıl Say’ın eleştiriyi takdiminde, kaba ve çirkin bir kelime veya tavır olduğunu düşünmüyorum. Oysa buradaki yorumların bazıları, yazarlarının sosyal medya paylaşımlarındaki cesaret ve tavrı tekrar gözden geçirmelerini gerektirecek kadar ciddiyetsiz. Bu, yorumları yazanların sorunu gibi durabilir, ama mesele şu ki, Fazıl Say’ın ne böyle bir hayran kitlesi peşinde olduğunu düşünüyorum ne de bu nev’i bir taraftarlığın müzik tartışma ortamı yarattığı ya da Fazıl Say’a iyi geldiğini. Say’ın müzikal birikimine yakışmıyor bu yorumlar.

Hemen devamında bir özeleştiri yapmam lazım. Op. 9 No. 2 numaralı noktürndeki süslemelerin Chopin’e ait olduğunu bilmiyordum, evet. Noktürnleri iyi bildiğimi düşündüğüm için, ve eleştiriyi tatilde yazdığım için, yanımda sadece (çok da iyi olmayan) bir İngiliz edisyonu vardı. (Fotoğraflardan anladığım kadarıyla Fazıl Say’ın çalıştığı ve çok da muteber olan) Wiener Urtext/Jan Ekier edisyonu ile Polonya edisyonlarına sahip olduğum halde (meraklısına not; benim için çok değerli oldukları ve üzerleri hocamın işaretleri ve notlarımızla dolu olduğu için) yanıma almamıştım; bir şey olur diye. Keşke yazıyı baskıya yetişme kaygısıyla hemen yollamamış olsaydım ve tatil dönüşü diğer edisyonlardan kontrol etseydim, bu doğru. Fakat şunu da atlamamalı ki bu süslemeler bildiğim hiçbir edisyonda yer almıyor, ve büyük piyanistlerin de büyük çoğunluğu bunları konser ve kayıtlarda çalmıyorlar. Nitekim Wiener Urtext’te bile bu süslemeler Op. 9 No. 2 olarak noktürnler sıralamasında değil, daha sonra, varyant olarak, “2a” numaralanmasıyla, adeta farklı bir esermiş gibi ardından basılmış (bkz. Fazıl Say’ın fotoğrafları). 

Bence burada şunun önemini atlamamalı: Fazıl Say’ın temel eleştirisi ve kendini haklı görüşünün/gösterişinin temeli, şu cümlede düğümleniyor: “eleştirmen Chopin’in yazdıklarını beğenmemiş.” Bu bence yazıdaki temel yanılgı. Zira Say’a göre Chopin’in müziği kutsal, Fazıl Say’ın yorumu da beğenilmek zorunda. Yani eleştirmenin bir tek hatasını bulan Say, buradan yüklenerek bir anlamda haklılığını ortaya koyuyor. Oysa Chopin’in bu noktürnü (önemini ve referans değerini belirtmeme gerek olmadığını sandığım Chopin Enstitüsü’nün resmi sitesinde) “Chopin’in muhakkak ki en güzel noktürnlerinden biri olmayan bu noktürn” diye tarif edilmiş (bkz. http://en.chopin.nifc.pl/chopin/composition/detail/id/154) ve zaafları dile getirilmiş. Chopin’in Op. 9 noktürnlerin varyantlarına dair Polonya edisyonunun şerhinde de, süslemeli varyantların yorumcu tarafından eserlerin iç sadeliğine zarar vermeden kullanılması gerektiğini, bizzat Fazıl Say’ın kullandığı baskının editörü ve çok önemli birisi olan Jan Ekier söylemiş (bkz. https://www.chopin-nationaledition.com/.../nocturnes...). Demek ki, Chopin’in yazımı her zaman kutsal olmayabiliyor ve beğenilmemesi de mümkün. Bir eleştirmen de Fazıl Say’ın Chopin’ini beğenmeyebilir ve bunu gerekçelendirdiyse, bir tanecik hata haricinde de o eleştiri için “bilinçsizlik”, “kibir”, “MUŞ gibi yapmak” ifadeleri kullanılmadan da cevap yazılabilir ve yorumun kalan kısmındaki daha temel bakış açısı tartışmaya açılabilir.

Aslında eleştiriyi ve Fazıl Say’ın cevabını okuyan birisi bence esas anlaşmazlık konusunda dair aydınlanmış olmalı. Fazıl Say, yazısında da belirttiği gibi, Chopin’in müziğinde “hülyalar ve masallar” buluyor ve onları “melankolik anne” olarak tarif ediyor, “sesini yükseltmeden”. Ne ilginçtir ki, eleştirimde bu durumu, iki tanesi “büyülü” ve “meleksi” olan sayısız kelimeyle tarif etmeye çalışıyorum ve “harika bir ses evreni” de diyorum. Burada meramımı anlattığımı ve Fazıl Say ile de anlaşmış olduğumu düşünüyorum. O bu yorumundan memnun ve bu kaydı dinleyen birilerinin de bu yorumu sevmesiyle hiçbir meselem yok. Ben, Rubinstein, Richter, Gilels, Zimerman, Michelangeli gibi piyanistleri seven daha muhafazakar bir beğeniye sahibim. Bu piyanistlerin meselesi kendilerini müziğin önüne koymamak. Herkes öyle olmak/sevmek zorunda değil. Say’ın, kendisinin de dediği gibi “yorumları radikal olabilir, bakış açısı değişik olabilir”. Öyle de. Bence bu noktürnler fazlasıyla Fazıl Say. Benim naçizane fikrim, Chopin’in müziğindeki zenginliklerin bu bakış açısıyla yok olduğu yönünde. Yazımın hiçbir yerinde çirkinliğe atfen bir ifadem yok. Bilakis, çok güzel bir tuşe var. Ama benim Chopin meselem ve beklentim bundan ibaret değil. Ben her noktürnde benzer bir tavır ve tuşe değil, ayrı bir hikaye arıyorum. Ki en çok bu hikayeye izin veren noktürnlerin de bazıları kaydedilmemiş; yani aslında piyanist de eleştirmen de tutarlı, fikrimce. Fazıl Say tam nasıl hayal ediyorsa öyle çalmış, ben de bunu görüp eleştiriyorum.

Sonuç olarak Chopin’in yazdığı notalar da, süslemeler de, onların icrası da ve bu icraya dair eleştiri de tenkit edilebilir. Bunlar üzerine tartışmak da çok zevkli ve zenginleştirici olabilir. Fakat tüm bunların holiganca yapılmaması ve eleştirilebilmeyi kaldırabilmek gerekir.

Saygılarımla,
Feyzi

BENZER HABERLER

    YORUMLAR


    Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1 Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0216 325 27 13 | F: 0216 326 39 20