SÖYLEŞİ

Bülent Evcil ile mistik bir dünya prömiyeri üzerine...

03.10.2018


Paylaş:

Başarılarıyla adından söz ettiren flüt sanatçısı Bülent Evcil’le İtalya’daki başarıları, 4 Ekim’de dünya prömiyeri yapılacak olan Fazıl Say’ın kendisi için bestelediği Flüt Konçertosu ve yakın zamandaki projeleri üzerine söyleştik.  


Öncelikle tebrikler! Yakın zamanda Raffaele Trevisani’yle birlikte kaydettiğiniz Un sollievo all’amicizia adlı CD kaydınız İtalya’da yayınlanan Falaut dergisinin binlerce okuruna bedelsiz olarak dağıtıldı. Bu güzel gelişme hakkında bizi bilgilendirebilir misiniz?
 

Tabii ki, zevkle. Öncelikle Raffaele Trevisani’yle olan dostluğumu biraz anlatayım. Henüz ben 18-19 yaşında Sir James Galway'in ilk kez sınıfına gittiğim zaman Trevisani, Galway'in neredeyse asistanı konumundaydı. Hayranlık uyandırıcı düzeyde bir flütçüydü ve onu hayranlıkla takip ederdim. İlerleyen zamanlarda ben de Galway’in öğrencisi olmayı başardıktan sonra, beni kendisinin vakti olmadığı zamanlarda Trevisani'yle çalışmam için sık sık Milano’ya gönderdi. Trevisani’nin evinde kalıyordum, beni çalıştırıyordu. Beni sabah 7’de kaldırıp akşam 22'ye kadar çalıştıran flüt düşkünü, flütle yatıp kalkan, kendini flüte adamış bir şahsiyettir kendisi. Daha sonraki dönemlerde ilerleyip, büyüyüp, güzel işler yapmaya başlayınca Raffaele Trevisani'yle dostluğumuz mentor ve flütçü ilişkisinden daha çok meslektaş ilişkisine dönüştü. Birlikte konserler vermeye başladık ikili flüt olarak, çünkü aynı ekolden çıktığımız için sound'larımız, flütü öğrenmiş olduğumuz yol aynıydı. Daha sonra birlikte konserler verdik, projeler yaptık, kayıtlar yaptık (radyo kayıtları, konser kayıtları) ve hep “Yahu ne kadar uyumlusunuz, ne kadar güzel, tek flüt gibi çalıyorsunuz!” gibi güzel güzel kritikler aldık. Bunlar hep bize cesaret verdi. Bundan iki yıl önce Rafi (Raffaele Trevisani) bir telefon açtı bana ve “Birlikte bir CD kaydı yapmak istiyorum, ne dersin? Çok güzel bir fikrim var” dedi. Kabul ettim ve “Onur duyarım, her zaman” dedim. “Şimdiye kadar hiç yayınlanmamış, Milano Kütüphanesi’nde kalmış, arşivlerde unutulmuş, Scala’nın eski flütçülerinin ya da Milano Konservatuvarı’nın eski eğitmenlerinin yazdığı çok güzel operatik iki flüt için eserler buldum. Bunları tabii ki seninle kaydetmek istiyorum. Çok tarihi bir şey olacak, bu eserler hiç kaydedilmemiş ve çalınmıyor. Bu eserlere edisyon da yapalım birlikte. Sen bir flütü al, ben de bir flütü alayım; daha güncel ve virtüoz hâle getirelim” deyince çok mutlu oldum ve ilk adımı böylece atmış olduk. Sonra, heyecanla ve büyük tutkuyla bu işe tutunduk, sarıldık.  

Milano’da Verdi’nin yaşlanmış müzisyenlere adadığı Verdi Evi vardır. Milano’nun tam göbeğinde neredeyse. Verdi eskiden bu evde yaşamış ve kendisinden sonra yaşlanmış veya kimsesiz kalmış müzisyenler yaşasın diye onlara adamış. Bu evin çok da güzel bir salonu var. Ayrıca bu evde Horowitz’in adadığı bir piyano var, Horowitz’in orijinal piyanosu; içinde “Horowitz” yazıyor, mükemmel bir şey! Horowitz’in piyanosu, Verdi’nin kocaman bir tablosu ve onun büstü bize bakarken, o salonda bu kaydı gerçekleştirdik. Gerçekten çok zevkli oldu. Yani, şöyle gerçekleştirdik; orada çok güzel bir konser verdik, o konseri olduğu gibi canlı kaydettik ve o konser mükemmel bir şekilde sonuç verdi. Ufak tefek, çok küçük temizlemelerle kaydı canlı bir CD hâline getirdik. Bizçok heyecanlandık, sonra Falaut dergisi bununla çok ilgilendi. Kendileri dinleyince “Biz bu kaydı basmak ve bütün abonelerimize ulaştırmak istiyoruz” dediler. Falaut dergisi İtalya ve İtalyanca konuşulan İsviçre kantonlarında 5,000 abonesi olan, flüte odaklanmış son derece renkli bir dergi ve bu dergi bizimle yıllardır devam eden dostluğumuz, abi-kardeş hatta tamamen bir kardeş hâline gelen dostluğumuzu anlatan bir röportaj ve hatta kapak yapmak istediler; çok mutlu olduk. Hem dergide kapak olduk hem röportajımız yayınlandı hem de dostluğumuzun aynı meslekten olup da birbirini çekemeyen ve birbirini baltalayan yüzlerce insanın olduğu dünyada güzel birörnek olduğunu söylediler. Güzel bir çalışma olduğunu, yıllardır süren dostluğun ve aynı ekolden gelen bir emeğin çok güzel bir sonucu olduğunu söyleyerek bastılar dergiyi. Çok da güzel ses getirdi. Dergi geçen ay, olduğu gibi bütün İtalya’da piyasaya çıktı CD’mizle birlikte.  

Fazıl Say’ın sizin için yazdığı Flüt Konçertosu’nun dünya prömiyeri 4 Ekim’de sezonun açılış konserinde yapılacak. Eseri sizin tasvirinizle tanıyabilir miyiz?  

Bu dört yılöncesine dayanan bir proje. Aslında, Fazıl’la çocukluğumdan da gelen bir dostluğumuz var. O, diğer eserlerinde de sağ olsun her zaman flüt olduğu zaman beni tercih etmiştir. Mezopotamya Senfonisi projesi vardı, orada da bir bas flüt vardı. Bu proje için virtüoz bir bas flütçalınabilir mi diye bir heyecanla aramıştı beni, hiç unutmuyorum. “Vallahi çalarım, yaparız, yani bas flüt hantaldır, çok virtüoz olmayabilir ama denerim, yaparız” dedim ve çok güzel sonuç verdi, Fazıl da çok mutlu oldu. Onun üstüne, “Sana bir eser yazmak istiyorum, bir eser bestelemek istiyorum” diye dudaklarından bir şeyler dökülmüştü. Fazıl Say benim gözümde cumhuriyetimizin yetiştirdiği en büyük müzisyen ve en iyi bestecilerimizden.

Lokomotifimiz derim hep Fazıl için ben. O, açtığı yolda insana çok ilham veriyor. “O bu kadar başarabiliyor, ben de flüt alanında onun gibi başarılı olayım” diye hırsla peşinden gittim. Hem dostum hem meslektaşım, çok kıymetli bir şahsiyettir benim için Fazıl. Hem fikirleriyle hem kişiliğiyle hem de duruşuyla. Ben hemen “Bir flüt konçertosu yazarsan bu, günümüzden 150 yıl kadar önce yazılmış olan Mozart Flüt Konçertosu gibi olacak bundan 150 yıl sonra. Sen bu dönemin Mozart’ısın, eğer bir flüt konçertosu yazarsan ben büyük bir misyonumu tamamlamış olarak görürüm” dedim. Çünkü arkamızda bir flüt konçertosu bırakmayı başarmış olmak; üstelik benim ısrarım ve benim tavsiyemle, benim koşturmamla olacaksa bu benim de arkamda bırakacağım çok mutluluk verici bir belge olacak diye düşündüm. Tabi Fazıl da çok olumlu yanaştı. Sağ olsun Borusan Holding ve Borusan Yönetim Kurulu, Ahmet Erenli, Zeynep Hamedi ve Ahmet Kocabıyık da finansal olarak bu eserin ortaya çıkması için gereken bütçeyi sağladılar; çokçok teşekkür ediyorum hepsine.  

Proje böylece tezgâha konmuş oldu. Eser son derece mistik, son derece folklorik ve son derece bizden; bu topraklardan. Derin bir dinsellik sunuyor. Ritimler ve ritimlerdeki zorluklarla, bizim kendi melodilerimizinörtüşmesini son derece güzel dile getiriyor. Zaten Fazıl, eserlerinde bunu çok güzel başarıyor. Bas flütten de bir Sufî toplantısında, dumanlar içerisinde, ermiş dedelerin, ermiş guru insanların, alanlarında oturmuş dinlendiklerini hayal ettiğiniz bir müzik ortaya çıkartmış. Bu derinlikte, Anadolu’nun güzel topraklarından çıkmış tüm olguları kaynaştıran bir üçüncü bölüm yaratmış bas flütte. Gerçekten adeta dua eder gibi bir bölüm bu bas flüt için. İkinci bölümde mükemmel bir tema var,çok lirik çok akıcı, aksak ve Türk. Birinci bölüm de kendine ait kadansıyla, güzellikleriyle son derece renkli ve zevkli. Çaldığım için de bana büyük gurur veren çok keyifli bir proje, çok keyifli bir eser.  




Konçertoyu ilk defa provada icra ettiğinizde eserin size hissettirdiklerini nasıl tarif ederdiniz?

Tabii eser bana hitap edildi ve yazıldı. İlk kez ben çaldım. Flüt, biliyorsunuz tek sesli bir enstrüman. Partisyona bakıyorsunuz ve canlandırmaya çalışıyorsunuz kafanızda acaba nasıl olacak, nasıl akorlar girecek diye. Fazıl’la provalara başladık ve o piyanoyla çaldı tabii ve çok güzel, çok keyifli oldu. Orkestrayla da 2 Ekim’de ilk provayı yapacağız. Zaten flüt partisi o kadar mistik, o kadar derin, o kadar ritmik, hoş, coşkulu ki… Bunun altını oluşturacak çok güzel bir yatak, çok güzel bir yerin orkestra tarafından yaratıldığını hemen Fazıl’ın piyanosunda duydum. Gerçektençok keyifli olacağını düşünüyorum. Nasıl hissettiğimi soruyorsunuz… Coşturdu, içimdeki topraklarımızdan bana akmış olan bütün DNA’ları; bütün genleri flüte üflediğim sese ve çıkarttığım sesteki kendi sesime yansıtmaya çalıştım.


Daha önce de Mezopotamya Senfonisi, Alevi Dedeler Rakı Masasında gibi eserlerde Fazıl Say’la başarılı iş birlikleriniz oldu. Birlikte çalışmaktan büyük keyif aldığınızı söyleyebiliriz herhâlde…

Tabii ki! Fazıl’la çalışmak çok büyük keyif. Fazıl’la muhabbet deçok keyifli, Fazıl’la maç izlemek de çok keyifli, Fazıl’la dertleşmek de çok keyifli, hayatı arkadaş olarak paylaşmak da çok keyifli. Yani, Fazıl’ın yazdığı bir eseri çalıştığınız zaman ilerliyorsunuz; işinizde, kendi mesleğinizde… Ben flütçü olarak ilerliyorum, ritmik olarak ilerliyorum, bu topraklara dönüş olarak ilerliyorum. Bu topraklardaki bütün güzel renklerin, melodilerin, ritimlerin tekrar içime nüfuz etmesini hissediyorum ve dolayısıyla bu, beni alanımda ve sanatımda ilerletiyor. Fazıl’la defalarca çok güzel konserler verdik, Mezopotamya’yı mesela gittik Dresden Filarmoni’yle birlikte çaldık. Dresden biliyorsunuz Almanya’nın en aşırı sağcı eyaletlerinden, öyle bir yerin şehri. 15 dakika Dresden halkı bizi ayakta alkışladı. Dresden Filarmoni içerisindeki solo flütçü meslektaşım dedi ki “10 yıldır bu orkestrada çalıyorum, ben böyle bir şey görmedim”. Yani Fazıl’ın eserleriyle gittiğiniz, çaldığınız zaman etki bu! Böyle bir enerji, böyle bir Türkiye tanıtımı, müzisyen olarak böyle üst düzey bir seviye gerçekten az yakalanır ve bunu yakalıyorum Fazıl’la çalıştığım zamanlarda. Bu da beni çok mutlu ediyor, yani güzel bir hayali gerçekten elinizde tutuyormuşsunuz hissini yaratıyor. Fazıl’la çalışmalarımız daha devam edecek, ben her zaman o istediği sürece büyük bir zevkle flütten çıkarttığım sound’u, tekniğimi, yeteneklerimi onun eserlerinde göstermeye devam edeceğim. İlerleyen zamanlarda Japonya’ya gidiyoruz, Mezopotamya Senfonisi’ni Japonya’da Yeni Japon Filarmoni Orkestrası’yla Tokyo’da çalacağız. Birlikteliğimiz devam edecek ve bu gerçektençok keyifli benim için.  


Peki, bunun dışında yakın zamanda heyecan verici yeni projeleriniz olacak mı?

İkili enstrümanlarla kayıtlar yapmak istiyorum önümüzdeki dönemlerde. Yurt dışında konserlerim var, Japonya’da ayrıca kendime ait bir resitalim olacak flüt-piyanoyla. Almanya’da değerli dostum arp virtüozu Çağatay Akyol’la bir konserimiz olacak. İtalya’da tekrardan Raffaele Trevisani’yle bahsi geçen CD’miz ve dergideki röportajımızla alakalı iki tanıtım konserimiz olacak. Ustalık sınıfı projelerim var, Yunanistan’da konserim var, Bulgaristan’da konserlerim olacak… Şu anda aklıma gelenler bunlar.  


Yoğun bir çalışma temponuz var gerçekten…

Evet. Ayırt etmeden tüm konserlere yetişmeye, aynı zamanda da İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası ve Borusan Filarmoni’deki vazifelerime de aksatmadan devam etmeye; memleketi, Türk flütçüsünü, Türk sanatçısını yurt dışında en iyi şekilde temsil etmeye çalışıyorum. Zaten hayat tarzım da öyle; çalışarak ve sürekli çalarak kendimi yenileyerek, bir doktor gibi mesleğime sarılmış durumda devam ediyorum hayatıma.  

Bengisu Akdeniz

BENZER HABERLER

    YORUMLAR


    Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1A Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0216 325 27 13 | F: 0216 326 39 20