HABER

Ece İdil'in kaleminden görkemli açılış

05.10.2018


Paylaş:

Antalya Devlet Senfoni Orkestrası (ADSO) sezon açılışını 26 Eylül akşamı, son derece düşünülerek seçilmiş bir programla, Carl Orff’un Carmina Burana sahne kantatıyla Aspendos’ta gerçekleştirdi.

Deneyimli solistler, Kültür Bakanlığı Çok Sesli Korosu ve şef Gürer Aykal idaresindeki ADSO, bu büyülü atmosferde eseri mükemmel yorumladılar. Görsel olarak da üç kırmızının buluştuğu resim, şef podyumu, koronun kırmızı şifon üstleri ve solist sopranonun aynı tondaki harika kırmızı elbisesiyle bir tablo gibiydi. Bu çerçeve içinde işlerini mükemmel yapan üç usta yorumcu, üç güzel ses, akşamın büyüsünü daha da pekiştirdi.

 
Tenor Erdem Erdoğan, tek ve zorlu partisini mükemmel söyledi. Kuğuyu şişe geçirip ağır ağır ateşte kızartırlarken ağzından dökülen bu sözleri tizlerde dolaşan zor pasajlara meydan okurcasına, pırıl pırıl yorumladı.
 
“Stradivarius” sesli soprano Nurdan Küçükekmekçi bağlı söyleyişi ve sahne duruşuyla gecenin kraliçesiydi.
 
Esas ana metnin bulunduğu şiirleri üstlenen bariton partisinde her rolün duayeni olan bir ses cambazı Kevork Tavityan metni bize anlattı, oynadı ve yaşattı. Sanatçı, “Gün, Gece ve Her Şey” adlı bölümde aldığı kafa sesi ve göğüs tonlarının renkli zıtlığı, teatral anlatışıyla tüm Aspendos’u büyüledi. Gelen yabancıların, Türk olduğuna inanmamaları da bir başka tatlı anı oldu.
 
Her üç şarkıcının da temiz Latince artikülasyonu, Avrupa’nın herhangi bir yerinde bir festivalde dinliyormuşçasına izletti bizleri. Onlar söylemekten, bizler dinlemekten haz aldık.
 
12. ve 13. yüzyılda yazılmış Benedict papazlarına ait olan bu dünyevi şiirler, gezgin ozanlar ve öğrenci papaz şiirlerini kapsar. Ölüm korkusu, günahlar, zevk ve eğlence, bahar, talih gibi konular içeren bu tekst yedi bölümden ve 25 bölmeden oluşur: Sırayla Talih, Baharda, Çayırlarda, Aşk Bahçesi, Blanziflor ve Helena ve tekrar Talih gelir.



Programın basılmamış olması her zaman olduğu gibi dinleyicinin her bölüm arasında alkışlamasına, sahnedeki sanatçıları tanıyamamasına neden oldu. Harika piyanolara inen koroyu kimin çalıştırdığını merak ettim durdum. Ta ki, selama çıkan Burak Onur Erdem’i görünce koca bir bravo çektim. Böylesine mükemmel bir kadroyla olağanüstü bir yorum, maalesef organizasyonun zayıflığı, sahne düzeninin sahipsiz kalmasıyla talihsiz anlar yaşadı. Sahnede müzisyenler yer almadan uçuşan nota ve sehpalar, rüzgârdan devrilen viyolonseller, yerden kalkan beyaz kum gibi önlemi alınmamış detayları bize bir bir düşündürdü. Acaba yere bir dans muşambası gibi bir malzeme serilemez miydi? Bütün müzisyenlerin ayakkabıları toz içinde kaldı. Bu da yetmiyormuş gibi kuvvetli bir eşek arısı sesli bir dron gökyüzünde 10 dakika uçtu durdu. Ne konsantre olabildik ne de müziği işitebildik. Sonunda maestro ve baş kemancının müdahalesiyle durduruldu ve tüm seyirci huzura kavuştu.

 
Bizim çok iyi orkestralarımız, solistlerimiz, şeflerimiz ve harika korolarımız var. Ne vakit düzenli bir organizasyona kavuşacağız acaba? Müzik ve mekân kolektif bir iştir. Çalan da dinleyen de en iyisini ister haklı olarak. Müzik zaman içinde eksiksiz sunulan, telafisi olmayan bir şölendir.

Ece İdil

BENZER HABERLER

    YORUMLAR


    Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1 Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0216 325 27 13 | F: 0216 326 39 20