SÖYLEŞİ

Müzik eğitimine adanmış bir hayat

30.11.2018


Paylaş:

Klasik gitar eğitiminin ardından kompozisyon eğitimi alan, ülkemizin önde gelen gitar sanatçıları ve eğitmenleriyle çalışmalar yapan Murat Opus, hem besteci hem de eğitmen kimliğiyle çok uzun yıllardır müzik dünyamıza hizmet veriyor.

Akademik eğitimini çift lisansla klasik gitar ve kompozisyon, yüksek lisansını ise çağdaş kompozisyon teknikleri ve caz kompozisyon üzerine tamamlayan, dünyaca ünlü isimlerle Barok Müzik, Klasik Batı Müziği, Modern Latin Amerika gitar müziği üzerine yaptığı çalışmalarının ardından, müzik sanatında kalıplar içerisinde kalmayı istemeyen, deneysel, ilerici ve yeni akımlara olan özel ilgisiyle bu stilleri müziği içerisinde kullanarak, temel uğraşı alanlarını akustik, eloktro-akustik, eloktronik müzik ve avantgard akımlara yönelterek renkli bir yaratım süreci oluşturdu. Bağımsız olarak kurduğu “Rhythm and Mood Orchestra” ile elektro-akustik müzik ve “Live Conduction” tekniği üzerine projeler yarattı ve uzun soluklu performanslar verdi. 

Ülkemizde Güzel Sanatlar Fakültelerinin müzik bölümlerini ve bağımsız müzik akademileri kurulum ve geliştirme çalışmalarını yöneten Murat Opus, tüm bilgi ve birikimini kendi müzik eğitim merkezinde taçlandırmaya hazırlanıyor!.. 


 

Hem her daim işlerinizin yoğunluğundan hem de sanırım ön planda görünmemek üzere olan bir tavırdan dolayı bunca yıldır bir röportaj bile yapamadık desem yanlış olmaz. Müzik için neden bunca emekler? Tanıştığımız lk günden beri her an müziğe hizmetle dolu bir yaşam... Nasıl başladı her şey?

Müzikle tanışmam annem sayesinde oldu, müziğin insan üzerinde bıraktığı hissi annem sayesinde tattığımda sanırım dört yaşlarındaydım, ailemde bulunan diğer müzisyenlerden de etkilenerek müziğe olan sevgim pekişti ve sonra klasik gitar eğitimim başladı. Müzik adına şanslıydım, karşıma hep değerli hocalar çıktı, esas gitar eğitimimi ise Savaş Çekirge'den aldım. Türk klasik gitar dünyası rahmetli hocamı çok iyi bilir, şu an yaşayan büyük hocaların çalıştığı kişidir kendisi, genç sayılacak yaşta aramızdan ayrıldı, toprağı bol olsun!.. Klasik batı müziği eğitimim devam ederken ortaokul dönemlerinde caza da ilgi duymaya başlamıştım. Carlo Domeniconi, Ricardo Moyano, Misak Torosyan, Ahmet Kanneci, Carlos Barbosa Lima, Manuel Barrueco gibi değerli sanatçılar gitar eğitimim ve gelişimimde ilk aklıma gelen önemli isimler. Lise dönemlerimde ise besteciliğe doğru bir eğilim hissediyordum, hocalarıma lisansta bestecilik okumak istediğime dair konuşmalar yapmaya başlamıştım. Önce klasik gitar lisansı aldım, sonra hem klasik batı müziği hem de caz kompozisyon eğitimime başladım. Benim için büyük bir onur, çok uzun yıllar eğitimimi Prof. İlhan Usmanbaş ile sürdürdüm, kendisi diğer hocalarımın açmış olduğu pencerelerin üzerine yepyeni pencereler açarak müziğin sadece müzik değil felsefe ve diğer disiplinler ile de bağlantılı olduğunu bana gösterdi. Benim için yeri çok başka ve saygım sonsuzdur. 

Daha sonra Lawrence Butch Morris ile çalıştım, uzun bir süre asistanlığını yaptım ve çok sevdiğim stillerden biri olan avantgarde'ın gerçekte ne olduğunu öğrendim. Müzikte her zaman ilerici olmak lazım, ilerici olma arzusunun her zaman içimizde olması gerektiğine inanıyorum. Yüksek lisans tez çalışmam yeni bir akım olan “Live Conduction” üzerineydi. 

Ayrıca Bilgi Üniversitesi Müzik Bölümünü kuran sevgili Ali Perret'in hayatımda büyük önemi olduğunu söylemek isterim, kendisiyle armoni ve kompozisyon çalışırken asistanlığını da yapıyordum. Öğrencilik dönemim katılımcı ruhum nedeniyle çok aktif geçti, o yıllarda hep öğrenci-asistan idim, müzik kütüphanlerinin kurumlarını üstlenir, sürekli katkı sağlamaya çalışırdım. 

Devamında ise akademik eğitmenlik sürecimde bağımsız olarak müzik tarihi, birlikte çalım, analiz ve armoni gibi ders başlıkları üzerine sınıf çalışmalarında bulunarak, hazırladığım özel başlıklarla konuk sanatçı programları oluştururdum. 

Yine benim için çok önemli isimlerden biri de filozof-sanatçılarımızdan biri olan rahmetli Hüseyin Alptekin'dir. Kendisi çok büyük bir sanatçıydı ilericiliğin sınırlarını zorlardı. O yıllar sanatın diğer disiplinlerini etüd etmeye başladığım dönemlerdi, ancak Alptekin'le çalışmaya başladıktan sonra interdisipliner çalışmaların nasıl kurgulanacağına dair bir perspektif geliştirmeye başladım. Bu konu onun uzmanlığıydı, görsel iletişim, video-art, enstalasyon gibi yeni yeni pencereler açabilmemde büyük katkısı oldu, gençlik dönemim için üzerimde hakkı büyüktür. Hepsi benim için çok büyük olan bir dolu hocam oldu: Ricky Ford, Aydın Esen, Can Kozlu, Kamil Özler, Neşet Ruacan çok saygı duyduğum isimler arasındadır, ömürleri uzun olsun...


 

Live Conduction” nasıl şekillendi peki?

“Live Conduction” yazılı müzikte kullanılan tüm form bilgilerini, orkestrasyon tekniklerini, genel geçer yapıları belirli bir işaret diline dökmüştür ve bir sembol dili vardır. Bu sembol dili, şef/besteci, icracı/besteci arasındadır. İcracı da bestecinin çizdiği sınırlar dahilinde bir özgürlüğe sahiptir ve öte yandan besteci de odasından çıkmış icracıyla etkileşim özgürlüğü içinde yaratım sürecine katılmıştır. Kısacası müzikte klasik çalışma prensiplerinin ötesine geçme niyetinde olan bu teknik, besteci ve icracı için daha esnek ve bağımsız alanlar yaratmayı amaçlayan, birlikte yaratımı hedefleyen bir teknik olarak müzik tarihi içerisinde yerini almakta... Ancak müzikseverler bunu kollektif doğaçlamayla karıştırmasınlar, çünkü “Live Conduction” sofistike bir içerik ve idareye sahip...


 

Uluslararası pek çok projelerdeki imzalarınız sonrasında bir dönem Brezilya'da da çalışmalar yaptınız, rota nasıl Brezilya istikametine çevrildi?

Aslında Brezilya Hüseyin Alptekin'in bana bir golüdür. (Gülüşmeler...) Bir gün Hüseyin beni Avustralya'dan aradı, “Derse gelemiyorum lütfen tüm derslerimi sen üstlen, çocuklar sakın geri kalmasınlar.” dedi. Bir süre sonra Türkiye'ye Brezilyalı çağdaş sanatçı Camila Rocha ile beraber geldi. Eğitim sürecim boyunca Brezilya müziğine de özel bir ilgim vardı, Heitor Villa-Lobos benim için çok önemli bir besteciydi, samba, bossa-nova, tropikalizm akımlarını çok seviyordum. Üstelik Brezilya'nın sadece müziklerini değil, tüm kültürel yapısı özel ilgi alanımdı ve bu süreçte Brezilya'yı tanımaya anlamaya başladım. Başka Brezilyalı sanatçılarla tanışma ve proje süreçleri derken hayatıma yeni bir sayfa açılmış oldu. 

Hollanda, Almanya, Portekiz, Finlandiya, İsveç, Fransa, Sırbistan, Kosova, Yunanistan, İtalya'da da dans, sinema, fotograf, video-art, edebiyat gibi disiplinlerarası sanatçılarla ortak çalışmalar yaptığım ülkeler arasında...


 

Ülkemizdeki müzik eğitimi hakkında neler düşünüyorsunuz? 

Bu oldukça çetrefilli bir soru... Türkiye tansiyonun çok hızlı çıkıp indiği bir ülke, genel manada düşündüğümde “kol kırılır yen içinde kalır, koşma düşersin, yapma kirlenirsin” gibi kalıpları kırmamız gerekiyor, bu kalıplar işin açıkçası ülkemizi biraz tutucu kılıyor. Kısacası sanat eğitimi alan yeni nesilin daha özgür bir atmosfer içinde gelişmesi taraftarıyım.

Diğer bir yandan baktığımızda ise son derece değerli hocalarımız, harika müzisyenlerimiz var, adeta yoktan var etmişler. Hindemith'lerin, Bartok'ların bu topraklardaki emekleri, dönemin müzisyenlerinin bu isimlerle çalışmaları, ikinci kuşağın öncü fikirleri, İlhan Mimaroğlu, Bülent Arel, Ahmet ve Nasuhi Ertegün'lerin, Arif Mardin'lerin ülke sınırları dışındaki inanılmaz başarıları bağlamında düşündüğümüzde hiç de fena olmadığımızı söyleyebilirim. Rengarenk bir kültürümüz var ve aslında zeki bir milletiz, kendimizi geliştirdiğimiz sürece çağdaş dünyada sanatçılarımız yer almaya devam edecektir.


Müzik eğitimi veren kuruluşlara büyük katkılarınız oldu ve sonunda kendi akademinizin oluşum süreci başladı. Tüm bilgi ve birikiminizi KentSanat Akademi bünyesinde nasıl sunmayı planlıyorsunuz?

 

KentSanat Akademi olarak müziğin tüm disiplinlerini kapsayan çağdaş programlar hazırladık, bu bakış açısında yer alan bir öğretim kadrosu kurduk ve eğitimlerimiz başladı. Müziğe ve sanata ilgi duyan tüm bireyleri içeride görmek bizlere büyük mutluluk verecek...


 

KentSanat Akademi'yi bugüne dek kurmuş olduğunuz müzik eğitim merkezlerine göre öncelikli kılan öğeler nelerdir? KentSanat Akademi'nin kadro, eğitim sistemi ve düzenleyeceğiniz etkinliklerinden biraz bahseder misiniz?

 

Alışılagelmiş ve sıradan eğitim sistemlerinin ötesinde yeni eğitim sistemleri uyguluyoruz ve çağdaş eğitim modellerinin ülkemizde kullanılmaya başlanılmasını sürekli olarak destekleyeceğiz. Kadromuzda bulunan öğretim görevlilerinin bu bakış açısında yer almasına büyük önem veriyoruz. Eğitim programlarımızda kullandığımız metodların bu bakış açısı dahilinde yer alması gerektiği bilinciyle hareket ediyor ve oluşturduğumuz müzik kütüphanesini de bu perspektifle kurguluyoruz.


Klasik Batı Müziği ve Kent Müziği içerisinde bulunan tüm başlıklar bizim için büyük önem taşıyor. Geçmişten geleceğe müzik serüveni içerisinde yer alan ya da oluşan bu stillerin birbirleriyle ilişkilerini ve yarattıkları efektleri tüm öğrencilerimizin tanımasını, duymasını hedefliyoruz. Kadromuzda bulunan Öğretim Görevlilerini bu doğrultuda hem dökuman açısından hem de audio-visual ekipmanlarla donatıyoruz. Müzik öğrenimi içerisinde öğrencilerimizi çalmaya, performanslar vermeye, yaratmaya ve yeni yapılar oluşturmaya doğru motive ediyoruz.


21. yüzyıl içerisinde olduğumuzun bilinciyle öğrencilerimizin dijital ortamda bulunan müzik programlarını tanımalarını ve bu programları kullanarak yaratımlarda bulunmalarını istiyoruz. Ülkemizde henüz eğitimleri oluşturulmamış olan bazı müzik stillerini (DJ programlama, HipHop/Rap, Elektronik Müzik gibi) çocuklar ve gençlerle buluşturmayı hedefliyoruz. Kurguladığımız Ensemble programlarıyla, birlikte çalma duygusunun müzik eğitimi ve gelişimi içerisinde ne kadar önemli olduğunu göstermek istiyoruz.


Ulusal ve uluslararası saygınlığı olan bazı sertifika programlarını bünyemizde bulunduruyoruz. Klasik Batı Müzik eğitimi için Royal Academy (ABRSM) sertifika programı eğitim ve sınav merkezi olup, aynı zamanda Kent Müziği (Urban Music) için geliştirdiğimiz üniversite onaylı sertifika programını öğrencilerimizin almasını hedefliyoruz. Bünyemizde oluşturduğumuz seminerler, workshoplar ve dinletilerle hem öğrencilerimizin kültürel gelişimine destek verip hem de bağımsız katılımcıların bu etkinlikleri takip etmelerini arzuluyoruz.


İnter-disipliner programlara büyük önem vermekteyiz, günümüz çağdaş sanat dünyasının çalışmaları içerisinde bulunan farklı sanat disiplinlerini bir araya getirerek ortak projeler yaratarak ya da etkileşimleri öğrencilerimizin farkındalığına sunarak; müzik sanatıyla birlikte resim, visual art, drama, fotoğraf, şiir gibi diğer disiplinleri bir araya getiren sunumlar yapmayı hedefliyoruz.

Bu faaliyetlerin yanı sıra, öğrencilerimiz için hazırladığımız sosyal sorumluluk projeleri, şehir hayatının bir adım ötesine geçerek toprakla tanışma ve KentSanat Akademi yerleşkesinde bulunan bahçesinde bitki yetiştirme workshopları ile kent ve doğa birlikteliğinin önemini vurguluyoruz.

Bizler için hem öğrencilerimizin hem de velilerimizin mutluluğu çok önem, bünyemizde bulundurduğumuz pedogog desteğiyle birlikte periyodik olarak KentSanat Akademi Ailesi ile bir araya gelip, ihtiyaç duyulması halinde kendilerine büyük bir mutlulukla destek vermekteyiz.

Ülkemiz müzik dünyası için önemli çalışmalarda bulunmuş kurumlar ve müzisyenlerle ortak çalışmalarda bulunmayı da önemsiyoruz. Ülkemizin 16 yıldır tek klasik müzik dergisi olan Andante ile birlikte ortak programlar oluşturduk ve çok yakında bu programları hayata geçireceğiz. Yine ülkemiz müzik eğitimi içerisinde çağdaş metodların paylaşılmasına büyük katkılar sunmuş Notacini ile iş birliği içerisine girerek, ortak çalışmalar ve araştırmalar kurguladık. 


Kısacası mottomuzda dediğimiz gibi: Şehrin tüm sesleri içeride!..



Ahu Ünalp


 

BENZER HABERLER

    YORUMLAR


    Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1 Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0216 325 27 13 | F: 0216 326 39 20