ELEŞTİRİ

İş Sanat sahnesinde bir 'kusursuzluk abidesi'

07.03.2019


Paylaş:

6 Mart Çarşamba akşamı İş Sanat Konser Salonu sahnesinde ülkemizde ender rastladığımız bir konsere tanıklık ettik. Konserin ender rastlanır oluşu, icra edilen eserin Türkiye’deki konser salonlarında çok az dinleyebildiğimiz bir eser olmasından kaynaklanıyordu. Franz Schubert’in Winterreise (Kış Yolculuğu) adlı şarkı dizisini konserde Çinli bas-bariton Shenyang ve Borusan Quartet birlikte seslendirdiler. Bu kurulumdan da anlayacağınız üzere sadece eser değil onu icra edenler de sıra dışı bir birliktelik sergiliyorlardı zira bu eser aslında Schubert tarafından insan sesi ve piyano ikilisi için bestelenmiştir. İş Sanat sahnesinde tanık olduğumuz bu uyarlamanın altındaki imza, Apollon Musagete Quartet'in çellisti Piotr Skweres’e aitti.

İsmi, Çin’de aynı zamanda bir şehir de olan Shenyang harikulade bir ses. Cardiff gibi dünyanın en önemli şan yarışmalarından birinde birinci olduktan sonra dünyanın pek çok önemli opera kurumunun kapıları bu seçkin bas-baritona açıldı. Onu opera sahnesinde henüz izleyebilmiş değilim ama Schubert’in bu ölümsüz başyapıtına getirdiği mükemmel yorumla beni mest ettiğini rahatlıkla söyleyebilirim. Benim de son yıllarda üzerine fazlasıyla eğildiğim, şancılığa kıyısından köşesinden bulaşmış bir yazar olarak icra etmeye gayret ettiğim, hemen her gün bir şarkısı üzerinde mutlaka çalıştığım Winterreise’yi kusursuz bir icracıdan dinlemenin keyfine varabilmek benim açımdan eşsiz bir mutluluktu.

Hiç abartısız bir ifadeyle, ‘mükemmellik abidesi’ olarak karşımızda duruyordu Shenyang İş Sanat sahnesinde bir saati aşkın sürede seslendirdiği Winterreise boyunca. Ses aralığının gayet geniş oluşu dizi boyunca hem tizlerde hem peslerde hiç zorlanmadan, guruldamaya veya çığlığa yol açmadan şarkılarını duyurmasını sağladı. Almanca diksiyon ve telaffuz konularını da halletmiş bir şancı vardı karşımızda. Tam da olması gerektiği gibi, baştan sona kadar son derece lirik, abartıya kesinlikle yer vermeden ama soğuk bir edaya da bürünmeden, her parçanın taşıdığı ruh durumunu bizlere başarılı biçimde aktardı Shenyang. Her şarkının ve barındırdığı nüansların üzerinde çok düşünülmüş, kafa yorulmuş, dizinin başından sonuna kadar türdeşlik barındıran bir yorumdu bu. Yorumlarında sırıtan bir unsur bu yüzdendir ki kesinlikle yoktu.

Elbette Shenyang’ın istisnasız her yorumunu, bu şarkıları kendisi de söylemeye gayret eden, üzerine düşünen ve daha da önemlisi bugüne kadar onlarca değerli şancıdan sayısız kez dinlemiş biri olarak yüzde yüz onaylamam mümkün değil zira her şancının kendine has bir söyleyiş, ifade ediş, tonlama tarzının olması kadar doğal bir şey olamaz. Hepimiz aynı tonlamalarla, aynı nüanslarla mı konuşuyoruz? 'Yorum farkı' dediğimiz de bu değil midir? Ama Shenyang’ın ne demek istediğini iyi bilen, bir şarkıda tercih ettiği yorum stilini bir başka şarkı için bozmayan, ‘her telden söylemeyen’, kendi içinde tutarlı yorumuna da şapka çıkarmak dışında elimden bir şey gelmez.



Borusan Quartet’in Skweres tarafından yazılan partileri eser boyunca sahnede ne kadar güzel tınladı öyle. Adeta minyatür bir orkestra yaratmış aranjör solistin çevresinde. Borusan Quartet’in işi bu konserde daha da zordu çünkü malum dörtlülerin sahnede bir soliste eşlik etmeleri gibi bir durum nadiren ortaya çıkar. Kendi içlerinde her seferinde bir bütünlük yakalamaya gayret eden bu dört seçkin müzisyen bu konserde aynı zamanda bir şancıyla kusursuz bir bütünleşmenin gayreti içindeydiler. Skweres dörtlü için çok yoğun partiler yazmaktan kaçınıp, doğal olarak şancıyı ön planda tutmaya dönük daha seyreltilmiş partiler yazmış. Bu da dörtlü üyelerini her an teyakkuzda olmaya, hata yapmamaya gayret ettirdi.

Yoğun bir takvime sahip olan Borusan Quartet’in uluslararası düzeyde bir sanatçı olan Shenyang’la çok sayıda prova yapabildiğini sanmıyorum ama buna rağmen sanki bu uyarlamayı yıllardır çalıp söyleyen bir ekibin kusursuzluğuyla karşımızdalardı. Bu da artık her birinin yıllar içinde ulaşmış olduğu profesyonellikle ve işini severek yapmasıyla açıklanabilir herhalde. Shenyang kalitesindeki bir sanatçıyı bundan sonra da sahnelerimizde farklı programlarla izlemek, dinlemek isteriz. Hatta bu programı sadece İş Sanat'ta değil, Kadıköy yakasında ve Türkiye'nin diğer büyük şehirlerinde de tekrarlamalı. Bu akşam da mümkün olduğunca çok sayıda genç şancı adayımızın ve her geçen gün daha fazla şarkı söylediklerini memnuniyetle takip ettiğimiz profesyonel sanatçılarımızın bu ‘kusursuzluk abidesi’ni dinlemelerini isterdim. Bas Zafer Erdaş (O da gelecek sezon Ankara’daki Erimtan’da bu diziyi söylemeye hazırlanıyor) vardı sadece görebildiğim. Özellikle genç şancıların kaçırmamaları gereken bir resitaldi. Gençler, efsaneleri Youtube’dan izlemek, CD’den dinlemekle bu kalitedeki bir şancıyı sahneden canlı dinlemenin arasında inanın bana çok fark var. Ben kendi adıma çok şey öğrendim Shenyang’ın şarkıları söyleyiş biçiminden, nefes tekniğinden, diziye olan bütünlüklü yaklaşımından. Konser çıkışında evime dönerken onun söyleyişini dinledikten sonra hatalı olduğunu fark ettiğim kendi söyleyişimdeki kusurları düzeltmeye çalışırken buldum kendimi.

Konserden önce tahmin ettiğimiz gibi, şarkı dizisinin hemen başlarında şarkı aralarında yapılan alkış çok can sıkıcıydı. Shenyang 3-4 şarkıdan sonra haklı olarak dayanamayıp mimik ve jestleriyle bu durumdan son derece rahatsız olduğunu ifade edince alkış çok şükür kesildi (Shenyang tepki vermeseydi de bu alkışlar sadece ilk birkaç şarkıyla sınırlı kalmayıp toplam 24 şarkının 23'ünden sonra da yapılsaydı? Düşündükçe ürperiyorum). Şimdi sözüm, bizlere bu nefis konseri armağan eden İş Sanat Konser Salonu'nun değerli yöneticilerine... Bu gerginliği başta Shenyang’a ama onunla birlikte, hem şarkı aralarında alkışlanmaması gerektiğini bilen bizlere hem de mahçup oldukları anlaşılan dörtlü üyelerine yaşatmamak gerekirdi. Ne mi yapılması gerekirdi? Bir iki yöntemi var bunun. Bilkent Senfoni’nin konserlerinin program kitapçıklarında yaptığı gibi ilgili sayfada bir alkış ikonuyla birlikte uyarı cümlesi yazılabilir ama şu da var ki programı maalesef herkes okumuyor veya okusa bile bu uyarıyı gözden kaçırabilir.

İşi şansa bırakmamak için sanat şarkısı (lied vs.) resitallerinde konser başlamadan hemen önce salon yönetiminin 'cep telefonunu kapatma uyarısı' gibi 'bölüm aralarında alkışlamama uyarısı' da yapması gerekir. Bakın ‘yapması yerinde olur’ demiyorum, ‘yapması gerekir’ diyorum çünkü… Senfoni veya oda müziği konserinde, piyano resitalinde de bölüm aralarında alkışlanmaması gerekir ama o konserlerde bölümler çok daha uzun olduğu için arada yapılan alkışlar evet istenmez ama bu kadar ciddi bir rahatsızlık da doğurmaz. Halbuki sanat şarkısı resitalinde söylenen her şarkının ortalama 3-5 dakika sürdüğünü düşünürsek sanki pop müzik konserindeymişiz gibi her şarkıdan sonra alkışlamanın garabeti anlaşılır.



'Yerli yersiz alkışçı izleyicilerimiz' sanatçıya yönelik takdir ve şükran duygularını -masumane biçimde- belki bu yolla ifade etmek istiyor olabilir ama en fazla 3-5 dakika süren şarkıların aralarında yapılan alkışların sanatçıya 'motivasyon kazancı'ndan çok daha fazla 'konsantrasyon kaybı' yaşattığının maalesef farkında değil. Bir başka söyleyişle, Shenyang Schubert’in sevgilisi tarafından terk edilmiş şairinin trajedisini bizlere her şarkıda katman katman derinleşen bir duygu yoğunluğu içinde aktarmaya ve bizleri de o dünyaya dahil etmeye gayret ederken ‘yerli yersiz alkışçılar’ hem Shenyang’ı hem de onun aracılığıyla sahnede yaratılan illüzyon dünyasına girmeye çalışan bizleri o dünyadan her seferinde zorla çıkartmaya çalışıyorlar. Yapmasınlar. Daha doğrusu yapmalarına ev sahibi tarafından müsaade edilmesin. Ev sahibine yükleniyorum çünkü Avrupa'da izlediğimiz konserlerde 'yerli yersiz alkışçılar'ın protesto edilmesi görevi salondaki 'şşşşştttttt'çıların üzerindedir. Onlar her seferinde bu alkışçıları güçlü 'şşşşttttttt'larıyla bastırıp pıstırmayı bilirler ama biz ya çok kibar olduğumuzdan ya da 'aman şimdi tadımız bozulmasın' diye düşündüğümüzden olsa gerek bu etkili yönteme itibar etmeyiz. 

Anonstan da güzeli ve en etkilisi aslında konserin başlamasından hemen önce konser salonunun genel sanat yönetmeninin sahneye çıkıp, kibar bir üslupla, ‘sanatçılarımızın dinleyicilerinden küçük bir ricası var…’ biçiminde uyarıda bulunmasıdır. Bu yapılabilseydi eğer, diğer tüm yönlerden mükemmel geçen bu konser lüzumsuz yere gergin bir havada başlamayacaktı.

Sahnelerimizde bundan böyle bu kalitede daha fazla sanat şarkısı resitali dinlemek isteriz. Yapılması gerekli uyarılar da ihmal edilmediği takdirde, ülkemizde de bu önemli ama maalesef bugüne kadar ihmal edilmiş repertuvara yönelik bilgi, ilgi ve farkındalık düzeyi zaman içinde mutlaka yükselecektir.

Serhan Bali

 

BENZER HABERLER

    YORUMLAR


    Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1A Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0216 325 27 13 | F: 0216 326 39 20