SÖYLEŞİ

Gewandhaus'un kadrolu kontrbasçısı oldu

02.07.2019


Paylaş:

Genç kontrbas sanatçımız Ertuğ Torun, dünyanın en prestijli senfoni orkestralarından Leipzig Gewandhaus Orkestrası’nın kontrbas grubuna kadrolu üye olarak kabul edildi. Böylece Felix Mendelssohn’un da 13 yıl müzik direktörlüğünü yaptığı 276 yıllık orkestradaki Türk müzisyen sayısı üçü buldu. Serhan Bali, Torun’la halen dünyaca ünlü bir başka kurum olan Bavyera Devlet Operası Orkestrası’nın kontrbas sanatçısı olarak görev yaptığı Münih’te sohbet etti.  

Buraya kadarki hikâyeni dinleyebilir miyiz?

Ben tipik müzisyen ailenin, müzisyen çocuğu olma yolunda ilerledim. İlk başta hobi olarak piyano çalmaya başladım, o şekilde öğrenmeye çalıştım. Ardından sekiz yaşlarımda çelloyla tanıştım. Konservatuvar giriş sınavlarına kadar devam etti bu, hatta sınavda da çello çalmıştım. Sınavı kazandıktan sonra bana “Kontrbas mı, piyano mu?” sorusu soruldu. Çok düşünmeden kontrbası seçtim. Benim aslında konservatuvara girme gibi bir fikrim yoktu açıkçası.  

Müzisyen aileden geldiğin hâlde mi?

11 yaşında bir çocuğun böyle bir seçim yapması çok zor bir şey aslında. Baskı altında da değildim.  

Annenle babanı hatırlatır mısın?

Annemle babam gazi mezunu. Babam çellist, annem kemancı. İkisi de özel kurumlarda müzik öğretmenliği yapıyorlar.  

Hangi konservatuvara girdin?

Hacettepe’ye girdim. 2001 yılıydı ve ben 11 yaşındaydım.  

Babanın yönlendirmesi etkili oldu mu?

Evet, babam o zamanlar çello çalıyordu. Ben de ona biraz özeniyordum. Piyanodan çok keyif alamamıştım, çelloyu çalmayı kendim istedim. 11 yaşıma kadar çelloyla devam ettim ama sonradan kontrbasa başladım. İlk olarak Refik Hacıbeyoğlu’nun sınıfına girdim, yaklaşık üç sene onunla devam ettim. Sonra o ayrılmak zorunda kaldı. O sırada Alper Müfettişoğlu geldi, onunla devam edip 2011 yılında mezun oldum.  

Kontrbası seçme sürecinden biraz bahseder misin? Neden kontrbas ve piyanoyu senin önüne koydular?

Herhâlde beden olarak biraz yaşıma göre iri olmam ve parmaklarımın uygun olması etkili oldu.  

Münih’e geliş hikâyenden bahseder misin?

Ben çok erken yaşta Ankara Operası’nda sözleşmeli çalışmaya başladım. 2014’e kadar orada çalıştım. Hayatım bir şekilde devam ediyordu ama kadro fırsatı olmuyordu. Derken BİFO’nun sınavını kazandım ve İstanbul’a gidip gelmeye başladım. Orada bulunan kontrbas sanatçısı Onur Özkaya da Münih’teydi ve onun da fikirlerini aldım. Beni çok teşvik etti yurt dışında bir şeyler yapmakla ilgili. Tek bir sınav denemek ve tek bir hoca seçmek istedim. 2014’te burada Hochschule’ye başladım ve sonra mezun oldum.  

Akademi’ye ne zaman girdin?

Yüksek lisansımı bitirmeden bir yıl önce, 2015 Kasım’da girdim Akademi’ye. Bir süre sonra da tutti kadro sınavını kazandım.  

Bavyera Devlet Operası Orkestrası’ndaki atmosferden biraz bahseder misin?

Orkestradan bugüne kadar çok fazla Türk geçmemiş. Ben buradaki ilk kadrolu Türküm. Hatta kontrbas grubuna daha önce hiçbir yabancı girmemiş bile olabilir. Geleneklerine çok bağlılar ve bu gelenekler sayesinde kaliteyi çok iyi koruyorlar. Özellikle opera orkestrasında yeni eserleri öğrenmek çok vakit alıyor. Senfoni orkestrası ya da radyo orkestrası gibi değil, her zaman biraz daha karışık repertuvar.  

Solo kariyer yapmayı hiç düşündün mü?

Evet, zaten yapılabilecek her şeyi denedim kontrbasla. En başta keyif almayı denedim. Özellikle kontrbasta orkestracılık ve solo kariyer bir arada yürümüyor pek. Geçen sene burada çalıyorken bir yarışmaya girdim, yeterince hazırlanamadığım için başarılı olamadım ama en azından tecrübe edebileceğim her şeyi ettim. Orkestrada çalmayı çok seviyorum ama hayalim bir gün bir eğitimci olmak. Bir gün böyle bir konuma gelebilirsem, en azından öğrencilerime anlatacak hikâyelerim var.  

Orkestradan ayrılışın nasıl oldu? Sonra ne yaptın?

Bavyera Devlet Operası Orkestrası’nda sezon tutti olarak çalıştım fakat deneme sürecimi birtakım sebeplerle geçemedim ve kontratım bitmeden kendim ayrılmak istedim. Ardından Bavyera Radyo Senfoni Orkestrası’ndan bir sezonluk kontrat teklifi aldım ve orada çalışmaya başladım.  

Leipzig Gewandhaus işi nasıl gelişti peki?

Bu sene içerisinde tekrar yoğun olarak çalışmaya ve sınavlarda şansımı denemeye başlamıştım. Birkaç aylık bir sürecin sonucunda Gewandhaus’daki pozisyonu kazandım.  

Orkestra üyeleriyle tanışma ve birlikte çalışma fırsatın oldu mu şu ana kadar? Leipzig’teki atmosfer nasıl?

Açıkçası henüz çalışmaya başlamadığım için tam olarak tecrübe edemedim ama çok heyecanlı ve keyifli olacağını düşünüyorum. Gewandhaus uzun zamandır merak ettiğim ve üyesi olmak istediğim bir orkestraydı.

BENZER HABERLER

    YORUMLAR


    Akçaağaç Sok. Görhan Apt. No: 1/1A Acıbadem Üsküdar / İSTANBUL | T: 0216 325 27 13 | F: 0216 326 39 20